Her cümlenin altı defalarca çizilmiş, notlar alınmış, üzerine düşünülmüş ve tamı tamına 86 alıntıyla (1000Kitap hesabımda kitabı okurken alıntılarımı paylaşıyorum) o kadar güzel bir kitap okudum ki sizlerle Profesör Doktor Selçuk Şirin'in Yetişin Çocuklar kitabını paylaşmak için sabırsızlanıyordum.
Yetişin Çocuklar kitabı her ne kadar ebeveynlere yönelik yazılmış bir kitap olarak gözükse de herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Detaylara geçmeden önce aramızda daha önce Profesör Doktor Selçuk Şirin'in Yetişin Çocuklar kitabını okuyanlar varsa aşağıdaki yorumlar bölümünden kitaba dair görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz. Yorumlarınızı dört gözle bekliyor olacağım. O zaman kitap incelememize hemen geçelim!
Yetişin Çocuklar Kitabının Konusu
Modern dünyada çocuk yetiştirmek hiç olmadığı kadar zor. Ekranlar, sosyal medya, eğitim baskısı ve sürekli değişen dünyada ebeveynler çoğu zaman “Doğru mu yapıyorum?” sorusuyla baş başa kalıyor. İşte Profesör Doktor Selçuk Şirin'in Yetişin Çocuklar kitabı tam da bu noktada devreye giriyor.
Çocuk yetiştirmenin ABECE'sinden erken çocukluk dönemine, okul döneminden ergenlik çağına, yoksulluk döngüsüne mahkum çocuklardan mülteci çocukların durumuna kadar kitabın her bir bölümünde hem akademik çalışmalar hem de Profesör Doktor Selçuk Şirin'in sahadan gözlemleri yer alıyor.
Yetişin Çocuklar, yalnızca çocuk yetiştirme üzerine bir kitap değil; aynı zamanda çocukların dünyasını anlamaya çalışan ebeveynlere, öğretmenlere ve eğitimle ilgilenen herkese yeni bir bakış açısı sunuyor.
Bebeklikten Ergenliğe Çocuk Yetiştirme Kılavuzu!
Selçuk Şirin, önsöz niteliğindeki giriş kısmında neden bu kitabı yazma ihtiyacı duyduğunu şu sözle anlatıyor: "Hayatta çocuk yetiştirmekten daha mühim başka bir uğraş varsa ben bilmiyorum. Anne babalar için bir insanı hayata en iyi şekilde hazırlamaktan daha önemli bir iş yok. Öyle olduğu için de insanlık tarihi boyunca çocukların nasıl yetiştirileceği hep dert edilmiş. Orhun Yazıtları'ndan Eflatun'un söylevlerine kadar her devirde yeni kuşakların yetiştirilmesi konu olmuş. Bu kitap, işte bu temel insanlık kaygısına ortak olmak için yazıldı."
Şirin, 0-18 yaş arası çocuk yetiştiren anne-babalara mükemmel olmaya çalışmak yerine çocuklarını anlamaya odaklanmaları gerektiğini anlatıyor. Bebeklik döneminden ergenliğe kadar uzanan süreçte; çocuklarla sağlıklı iletişim kurmanın, onların duygusal gelişimini desteklemenin ve özgüvenlerini güçlendirmenin yollarını sade ve sürükleyici bir dille ele alıyor.
Kitabın kapsadığı konular bölümleriyle şu şekilde sıralanmakta:
1. Bölüm: Çocuk Yetiştirmenin ABECE'si
İlk bölümde Selçuk Şirin akademik kavramların en yalın dille kuramsal bir çerçeve sunuyor. Çocuk yetiştirirken dikkat edilmesi gereken noktalar, ekolojik gelişim modelinin sundukları, çocuk yetiştirme tarzları, babaların çocuk gelişimindeki kritik önemi gibi kritik konular yer almakta.
2. Bölüm: Erken Çocukluk Dönemi
Selçuk Şirin ikinci bölümü "Erken çocukluk yıllarının önemini anlatmak mümkün değil!" başlığıyla çocuk gelişim sürecinin en önemli basamağı olan erken çocukluk yıllarına vurgu yapıyor. Bu bölümde okul öncesi dönemde bilişsel gelişimin önemine, kelime dağarcığının nasıl artırılması gerektiğine, diyalogun önemine, okul öncesi dönem kitaplarında bulunması gereken kriterlere, diyaloğa dayalı okumanın nasıl yapılması gerektiğine, duygusal gelişimin temellerine, ekran bağımlılığıyla başa çıkma kılavuzuna kadar geniş bir konu yelpazesinde Şirin hem deneyimlerini hem de uluslararası yapılan çalışmaların çıktılarını biz okurlarla paylaşıyor.
3. Bölüm: Okul Dönemi
Üçüncü bölümle beraber ilkokul, ortaokul ve lise çağına geçiş yapıyoruz. Bu bölümde çocuk yetiştirmenin önce evde daha sonra okulla devam ettiğini, okulların çocukları yetiştirirken dünyadaki diğer çocuklar ile rekabeti yönetip yönetemediğini, her velinin okuldan talep etmesi gereken altı beceriyi, çocukların bilgisayar okuryazarlığı ve kodlama sürecindeki konumunu, ödevlerin gelişime dair çıktıları, tatilde öğrenme kaybıyla başa çıkma kılavuzu eşlik ediyor.
4. Bölüm: Ergenlik Dönemi
Her ebeveyninin en çok zorlandığı ya da kendini çıkmazda hissettiği ergenlik döneminde Selçuk Şirin ergenlik döneminin buhranını ve ailenin rolünü, ailelerin bu süreçte nasıl bir iletişim kurması gerektiğine, ülkemizdeki gençlerin neden dünya sıralamalarında en mutsuz gençler olduğuna parmak basarken zirveye çıkarken atılması gereken dört adıma kadar 21. yüzyıl becerileriyle geniş bir perspektif sunuyor.
5. Bölüm: Bu Çocuklar da Bizim!
Kitabın son bölümünde de Selçuk Şirin ebeveynlerin sadece kendi çocuklarını dert etmenin tek başına yeterli olmadığını; ülkemizdeki mülteci çocukların da topluma kazandırılmasının önemine vurgu yapıyor. Ayrıca son yıllarda daha da artan yoksulluk döngüsüne saplanan çocuklara da değiniyor.
Okul Öncesi Dönemde Yapılan Yatırımların Geri Dönüşü Çok Yüksek!
Yukarıda da tek tek belirttiğim gibi her bir bölümde farkına vardığımız ya da yeni öğrendiğimiz o kadar çok olgu var ki... Say say bitmez, bundan dolayı bu kitabı kesinlikle kütüphanenize ekleyip iki hatta üç defa tekrar ve tekrar okumakta fayda var.
Hem bölümü öğrencisi olduğumdan hem de çocuğun bilişsel, sosyal, duygusal ve motor becerilerinin gelişimi açısından çok kritik bir dönem olan okul öncesi çağına verilmesi gereken önemi kitap boyunca vurgu yapıyor Selçuk Şirin. Özellikle de uluslararası yapılan çalışmaları da kitaba ekleyerek okul öncesinin ne kadar bir insan hayatı için hatta bir ülkenin geleceği için önemli olduğunu, yapılan yatırımların geri dönüşünün diğer dönemlere kıyasla kat ve kat fazla olduğunu biz okurlarla paylaşıyor.
Okul öncesi dönemde çocuklarımıza yapılan her 1 birimlik yatırım ekonomiye 7 ile 10 kat arasında artışla geri dönüyor.
Ayrıca bu geri dönüş oranının dezavantajlı ailelerden gelen çocuklar için çok daha büyük bir etki sağladığını da görüyoruz. İşte Selçuk Şirin'in de tam da bu noktada bahsettiği gibi her ile hatta her ilçeye üniversite açmak yerine her mahalleye kaliteli bir okul öncesi kurumu açmanın gerekli olduğunun altını çiziyor.
Kısacası Yetişin Çocuklar, çocuk yetiştirmenin kesin kurallardan çok anlayış, sabır ve bilinç gerektiren bir süreç olduğunu hatırlatan bir kitap. Selçuk Şirin, bilimsel verileri samimi bir anlatımla bir araya getirerek ebeveynlere yalnız olmadıklarını fazlasıyla hissettiriyor.
Çocukların potansiyelini keşfetmeye ve onları daha iyi anlamaya odaklanan Yetişin Çocuklar kitabı, modern ebeveynlik üzerine düşündüren güçlü bir rehber niteliği taşıyor. Sadece ebeveynlerin değil herkesin okuması gereken ve en önemlisi de kafa yorup notlar alınması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Peki siz Selçuk Şirin'in Yetişin Çocuklar kitabını okumuş muydunuz? Yorumlarda mutlaka buluşalım!
Umut, çocukların kuracağı dünyada. Yetişin çocuklar!
Yapılan tüm araştırmalar gösteriyor ki toplumsal kalkınmanın ilk hamlelerinden biri, özellikle kadınların eğitim ve istihdamının önünü açmaktır. Formül basit: Daha sağlıklı ve başarılı çocuk yetiştirmenin yolu genç kadınlara daha iyi eğitim vermekten geçiyor.
Dünyada kız çocuklarını eğitmeden, onları ekonomik üretim süreçlerine en iyi şekilde hazırlamadan katma değeri yüksek üretime geçen ülke yok. Dolayısıyla eğer geleceğimize yatırım yapmak istiyorsak ilk başta genç kızlarımızın okul terk sorununa acil bir çözüm bulmalıyız. Aynı şekilde eğer gerçekten dünya ile rekabet etmek istiyorsak genç kadınlarımızı istihdama katmak zorundayız.
Özellikle ergenlik döneminde çocuklarımızın var olan asi ruhlarının kıymetini bilmeliyiz. Onlara ayakları yere basmayan hayallerinde eşlik etmeliyiz. Çünkü yaratıcılığın en yalın tarifi, zamanı ve mekânı yok saymaktır.
PISA verilerine göre gençleri hayata daha sıkı bağlayan üçüncü faktör, ailelerin okulda olup bitenden haberdar olması.
Çocuklarıyla birlikte akşam yemeğine oturan ailelerde yetişen gençler akranlarına oranla hayattan çok daha memnun durumdalar.
Ebeveynlik tarzınız ne olursa olsun, ergenlik döneminde dikkat etmemiz gereken temel doğru değişmiyor: Anne ve baba olarak çocuklarımıza verebileceğiniz en önemli kazanım özgüvendir.
Tatilde öğrenme kaybı en çok dar gelirli ailelerin çocuklarını etkiliyor. Okul farkı kapatıyor, yaz tatili açıyor.
Bu çocuklara yazık! Ödev her ülkede başarıyı pozitif olarak etkiliyor. Türkiye bir de Karadağ hariç. Bizde ödev arttıkça başarı azalıyor. Bunun temel sebebi, ödevde niceliği niteliğin üstünde tutmamız. Proje bazlı ödev yerine ezber bazlı test veriyoruz.
Son zamanlarda yapılan araştırmaların, felsefenin özellikle okul çağındaki çocuklar üzerinde muazzam olumlu etkisi olduğunu gösterdiğini söylüyor.
Çocukların gelişiminde en yüksek geri dönüş aldığımız yatırım okul öncesine yapılan yatırım. Bunu ben demiyorum, Nobel Ekonomi Ödülü alan James Heckman diyor.
Türkiye bu yüzyılda dünya ile rekabet edecekse bunun yolu çocuklara ayak uyduran öğretmenler yetiştirmektir.
Bu bağlamda hem bizim araştırmalarımız hem de literatürdeki farklı çalışmalar gösteriyor ki ailenin ötesinde bu hazırlık seviyesini belirleyen en önemli faktör çocuğun okul öncesi bir eğitim kurumuna katılımı.
Her anne babanın, her eğitimcinin çocuk yetiştirirken en çok sahip olması gereken şey geleceğe olan umududur. Ancak o umut olduğu zaman bugün karşılaştığımız zorlukların aşılmaz bir engel olmadığını anlayabiliyoruz.
Türkiye'nin yeni bir eğitim ve kalkınma hamlesi olacaksa model aramaya gerek yok. Köy Enstitülerinden fen liselerine uzanan muazzam bir mirasın üzerinde yaşıyoruz. Geçmişte yaptık, istesek yine yaparız.
Kim benim çocuğum için daha iyi bir gelecek vaat ediyor? Pek çok gelişmiş ülkede eğitim politikalarının seçim sonuçlarını değiştirmesinin nedeni işte budur.
Türkiye'de çocuk yetişen evlerin çoğunda kitaplık yok, mahallelerin çoğunda kütüphane yok. Okul öncesi eğitime katılmayan çocuklar ekrana mahkûm!

.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)