7 Mart 2021 Pazar

Blogger Gazetesi | 16. Sayı

Mart 07, 2021 0

Herkese yeniden merhaba! Çok uzun bir aradan sonra Blogger Gazetesinin 16. sayısı sonunda çıktı. Zaman olmadığından ve bir haftayı paylaşamadığım için gerisi de gelmedi maalesef. Ama şimdi planlı olarak tekrardan yayınlamayı düşünüyorum. Çünkü Blogger Gazetesini çok beğenmişsiniz. Özellikle de Yazarix'e çok teşekkür ederim. Açıkçası bu hafta yayınlamayı düşünmüyordum ama Yazarix beni teşvik etti. Ben de özlemiştim zaten. 


Bu hafta çoğunlukla blog sayfalarını paylaştım. Gelecekteki gazetelerde yer almak istiyorsanız aşağıdaki yorumlar bölümünden yorum bırakmanız yeterli. Yorumlarınızı dört gözle bekliyorum. Ayrıca aşağıdaki linkten gazetede yer alan sayfaların linkine ulaşabilirsiniz. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!


Blogger Gazetesinin Diğer Sayıları

8 Dakika Tüm Seçkin Kitapçılarda!

Yazarix | Dizi Film Kitap ve Daha Fazlası

Hayat40tansonra | Gezi ve Lezzet Durakları

Aramızda Yeni Arkadaşlar | BilgiLaryum

Duygu'nun Mekanı'na Hoş Geldiniz!

Fenomenolmayangiller'den ReHiTu

Kitap Çıkartmayı Düşünenler Bu Yazıyı Okumadan Geçmesin

Kitap Biti Nedir?

4 Mart 2021 Perşembe

Kitap Biti Nedir? | Kitap Bitinden Kurtulma Yolları

Mart 04, 2021 34

Herkese yeniden merhaba. Bugün hepimizin aklına takıldığı ''Bu kitapların sayfaları neden sararmış?'' sorusunu biraz da olsa gidermeye çalıştım. Kitap biti nedir, onlardan kıymetli kitaplarımızı nasıl koruruz gibi kafaları karıştıran bütün sorular bu yazıda!

Peki kitaplarımı neden ters çevirdim? Açıkçası bu uygulamayı severek takip ettiğim Bookinstagram RüyaKitap sayesinde keşfettim. Kendisini kesinlikle takip edin. Hem kitap önerileri hem de çekilişleriyle göz kamaştıran bir kitapsever. Ben de onun sayesinde bu uygulamayı keşfettim ve sizlere paylaşmak istedim. Çünkü bu konuda birçok soru geliyordu bana. Kitaplar biraz zaman geçtiğinde sayfalarının sararması, kitapların şekillerinde değişmeler gibi fiziksel değişimleri sık sık duyuyordum. Ben de bu vesile ile sizlere bu yazıyı hazırladım. Bakalım sonuçlar nasıl olacak? Ayrıca bu uygulamayı denedikten sonra yorumlar bölümünden deneyimlerinizi de yazın. İşe yaradı mı? Kitapların sararma oranlarında değişiklikler oldu mu? Hep birlikte görürüz böylece. Bunu önceden deneyimleyen varsa aşağıdaki yorum bölümünde yorumlarınızı bekliyoruz.

Kitap Biti Nedir?

Düzenli olarak temizlenmeyen raflarda beliren kitap bitleri değerli kitaplarınıza büyük zararlar verebilir. Kitap biti nemli, sessiz yerleri seven insana zararı olmayan bir böcek türüdür ve düzenli bakımı yapılmayan kütüphanelere ve odalara evlerini kurarlar. Duvar kâğıtlarının ve mobilyaların altına, rafların derinliklerine saklanır ve ortamın uygun olduğunu düşündükleri zaman beslenmeye başlarlar.

Kitap Bitinden Kurtulma Yolları

Gözle göremediğiniz kitap bitleri, kitaplarınıza zarar verir ve sayfalarını sarartan küçük canlılardır. Senede en az 1 kez tüm kitaplarınızı ters çevirip 1 hafta havalanmalarını sağlamalısınız. Bu bir hafta çok değerli. Özellikle de kitaplığınız bir cam kenarına yakınsa bu daha iyi çünkü havalanması daha kolay olacaktır. Kitaplarınızı ters çevirdiğinizde onları daha rahat bir konumda sıralayın. Kitaplarınız sıkışık olmasın. Yoksa bu bir hafta uygulama boşuna gidecektir. Eğer herhangi bir kitabınızın sayfaları sararmış ise bu kitabı diğer kitaplardan ayırın. Ayrılmayan sayfaları sararmış kitaplar diğer kitaplarınıza da geçecektir. Yandaki fotoğrafta da gördüğünüz gibi kitaplarımı ters çevirdim ve aradaki bazı kitapları çıkardım. İkinci rafta sağ taraftaki kitap örneğin sararmış. Kitaplar sadece kitap bitinden değil kaliteli basılmayan kitaplarda bir süre sonra sayfaları sararmaya başlar. Ya da yılların getirdiği karışıklıklar kitaplara da yansır. Kitaplığımı ters çevirdiğimde gördüm ki temizliği iyi yapıyormuşum. Birkaç kitaptan başka diğer kitaplarım hala hayatta. 😄

Evinizde büyük bir temizliğe girişmeden önce kitaplığınızı ters çevirip öyle başlamanızı öneririm. Böylece kitaplığınızı da temizlemiş olursunuz. Ardından kitaplardan toz ve gözle görülmesi zor olan kitap bitleri dağılsın. Zaten kitap bitleri gün ışığı gördüğü an yere düşüp öleceklerdir. Herhangi bir ilaca gerek yoktur. İsterseniz bir gün kitaplığınızı da havalandırabilirsiniz. Araştırdığımda da kitaplıkları temizlerken temizlik suyuna çok az bir elma sirkesi ve karbonat ekliyorlarmış. Bilmiyorum etkisi ne kadardır fakat malum şu günlerde sirkeler ile iç içe yaşarken, sirkenin kokusunu bir kilometre uzaktan alabiliyorken kitaplıklar çoktan sirkelenmiştir bence. Temizlik bitince hemen kitaplarınızı yerleştirmeyin. Birkaç gün kitaplığınız hava alsın. Ondan sonra kitaplarınızı ters çevrilmiş bir şekilde kitaplığınıza yerleştirin. Kitaplarınızın arası çok sıkışık olmasın. Aralardan gerekirse birkaç kitap alın ki iyice havalansınlar.

Ters Çevrilmiş Kütüphane Keyfi

Açıkçası ters çevrilmiş kütüphane görüntüsü çok hoş. Kitapların beyaz sayfaları, temizliğin verdiği keyif anlatılamaz. Sizlerin de yorumlarınızı merakla bekliyorum. Bunu denedikten sonra yorumlar bölümünden deneyimlerinizi yazmayı unutmayın. Kitap biti uygulamasını denerken çok heyecanlandım sizlerle paylaşmak için. Kitapları ters çevirdikten sonra iyice bir temizlik sürecinden sonra kitapların rahat bir nefes aldığını gördüm. Zaten sık sık kitaplığımı temizlediğim için çok uzun sürmedi. Hızlıca yaptım bitti.

Şunu da belirtmem gerekir ki Akdeniz bölgesinde yaşadığımdan dolayı nem de fazla yaz aylarında. Bu yüzden sık sık kitaplarımı kontrol ediyorum. Bir de kitaplarımı arkaya kadar itmiyorum. Arkasında da boşluk bırakıyorum. Belki bundan da dolayı kitaplarım sararmamış olabilir. Çünkü arkadan da havalanıyordu kitaplar. Sizler de kitaplarınızı kitaplığınızın sonuna kadar itmeyin. Boşluk olsun ki kitaplar nefes alabilsin. Fotoğrafı tek bir kitaplıktan çektim. Sonuçları daha rahat görebiliriz diye. Bakalım, bunu her ay yapmayı düşünüyorum ben. Peki siz?

Tekrardan bu uygulamayı bizlerle paylaşan RüyaKitap sayfasına çok teşekkür ederim. Sayfasını da dediğim gibi kesinlikle takip edin. Çok faydalı bilgiler ve heyecanlı çekilişler mevcut. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın. Seviliyorsunuz!

1 Mart 2021 Pazartesi

Unutulmayan Kitap Alıntıları | Etkileşim Etkinliği

Mart 01, 2021 21

Herkese yeniden merhaba. Önceki yayında da dediğim gibi yepyeni etkinliklerle birlikte olacaktık. Bu da bunlardan biri. Amacımız hem okuduğumuz kitapları birbirimizle paylaşmak hem de etkileşimi arttırmak. O zaman haydi başlayalım!

Kitap okurken unutmadığınız ya da altını çizdiğiniz cümleler var mı? Bana soracak olursanız bir sürü oluyor. Öyle ki okuduğum kitapları sizlerle paylaştığım için küçük notlar da alıyorum kitabın üzerine. Özellikle de daha felsefi ve günümüze ait olan sorunlara değinildiği cümleleri kaçırmamaya çalışıyorum. Şu an okuduğum ve birkaç güne sizlerle paylaşacağım Babalar ve Oğullar'da değineceğim çok şey var. Bazı kitaplarda bu etki çok oluyor. Değineceğiniz o kadar çok şey oluyor ki. Ama bazılarında da olmuyor. Bu kitaptan kitaba değişiklik gösterebiliyor.

Konu karışmadan size iletmek istediğim asıl konu ise bu etkinliği bir etkileşim aracı olarak kullanmak istiyorum. Yani yorumlar kısmında paylaştığınız alıntının hangi kitaba ve kaçıncı sayfasına ait olduğunu yazacaksınız. İsterseniz kendi sayfanızda da paylaşabilirsiniz. Aynı mim gibi. Orada biriken yorumlarda da eğer birbirimizi takip etmiyorsak edeceğiz ve sayfasına gidip bir yayınına yorum yazacağız. Pandemi döneminden dolayı etkileşimler bir hayli dalgalanmalar oldu. Bu dalgalanmalar daha çok yeni açılan blog sayfalarında. Bu yüzden yeni gelen arkadaşlarımıza hem bir merhaba demek için hem de destek olmak için bir fırsat olabilir. Sizlerin katılımıyla çok güzel olacağına inanıyorum.

Etkinlik Süreci
  • Paylaşacağınız alıntının hangi kitaba ve kaçıncı sayfasına ait olduğunu yazmak. (Sayfasını yazmak zorunlu değildir. Fakat yazarı kesinlikle belirtin.)
  • İstersen bu yayını kendi sayfanda da paylaşabilirsin.
  • Biriken yorumlarda takip edilmeyen blogger arkadaşlarımızı takip etmek ve onların sayfalarına giderek son yayınına yorum bırakmak.
  • İsteyen herkes bu güzel etkinliğe katılabilir.

Süreci de açıkladığıma göre gelelim benim alıntılarıma. Yorumlarınızı dört gözle bekliyorum. Ayrıca önceki yayınıma soracağınız sorular varsa yazabilirsiniz. Birkaç gün sonra onu da ''Sıkça Sorulan Sorular'' çerçevesinde paylaşmayı düşünüyorum. Aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın. Seviliyorsunuz!


Deli olmak, düşünceleri iletmekten aciz olmak demek. Sanki yabancı bir ülkedesin, çevrede olup biten her şeyi görüyor, anlıyorsun ama istediğini anlatmaktan, dolayısıyla da yardım bulmaktan umutsuzsun çünkü orada konuşulan dili bilmiyor, anlamıyorsun. (Veronika Ölmek İstiyor - Paulo Coelho)


Peter F. Drucker'in sevdiğim bir sözü vardır; 'On dokuzuncu yüzyıla kadar, hiç sona ermeyen zorlu görev, insan soyunun ve çevresinin doğal etkenlere karşı korumasıydı. Ama bu yüzyılda yeni bir ihtiyaç doğmuştur: Doğayı insana karşı korumak.' sözü gerçekten de gerçekleşmekte. İşte bu bir savaş. İnsan ve Doğa'nın savaşı.” Söyledikleriyle beni büyülemişti. Yerden göğe kadar haklıydı. Bu, insanoğlunun bitmeyen savaşıydı. (8 Dakika - İrem Can


Osmanlı, Sanayi Devrimi'ne ayak uyduramadığı için koca bir imparatorluk kaybedildi. Ancak önümüzde yeni bir süreç var. Türkiye Cumhuriyeti bu süreçte geri kalmamalıdır. Bilimde, teknolojide, tarımda bu yeni sürece ayak uyduramazsak, Cumhuriyetimizin büyük bir tehditle karşı karşıya kalabilir. sy. 38 (Zeugma Darbesi - Adnan Gökçe)


Shakespeare'in o kutsal replikleri! Hoş ve duygusal replikler! (Unutulmuş Düşler - Stefan Zweig


Olur, bazen olur... İnsan dedikleri mahlukun, içinde neler kaynaştığını biliyor muyuz? Öyle anlar olur ki, en ummadığımız adam en beklemediğimiz şeyleri yapabilir. (Sırça Köşk - Sabahattin Ali

23 Şubat 2021 Salı

1000Kitap ve Yeni Etkinlikler | Biraz Sohbet #2

Şubat 23, 2021 28

Herkese yeniden merhaba! Biraz Sohbet serimizin ikinci yazısı sizlerle. Nasılsınız, nasıl gidiyor hayat? Aslında bu yazımı daha önce yayınlamayı düşünüyordum fakat konuşacağımız konuların daha fazla olmasını istediğim için bugüne kaldı. Sosyal medyadan sıkça soruyordunuz bu seriyi. Bence çok güzel oldu. Kitap önerilerinden sonra hem gündemden hem de diğer konulardan bolca konuşacağız.

İlk konuşacağımız konu ise blog alemine bembeyaz bir sayfa ile giriş yapan sevgili Yazarix. Eğer beni Instagram sayfamdan takip ediyorsanız orada da sayfasını paylaşmıştım. Şu an da yedi tane yazısı var. Blog sayfası dizi film ve kitap önerileriyle dolacak. Eğer dizi film ve kitap önerilerini takip etmeyi seviyorsanız sayfasını kesinlikle takip etmenizi öneririm. Kendisinin de dediği gibi: ''O anda aklımda ne varsa ne yaptıysam ne olduysa yazacağım. Hatta günlük şeklinde de olabilir bloğum her telden her şeyden yazacağım bazen uzun bazen kısa bazen de resim kafama göre olacak yani...''

Sevgili blog arkadaşımı da sizlerle paylaştıktan sonra sıradaki konumuz 1000Kitap. Aslında 1000Kitap sayfasında uzun zamandır üyeliğim vardı fakat aktif değildim. Geçen hafta itibariyle orada da aktif olmaya başladım. Kitap alıntılarımı, hangi kitabı okuyup hangi kitabı okuma listesine aldığımı kolayca görebilirsiniz. Orada da beni takip etmeyi unutmayın. 100 okur puanına erişmeye çalışıyorum bu aralar. Destek olursanız sevinirim. Buradan hesabıma ulaşabilirsiniz. Ayrıca orada bir yayın paylaştım. Sayfamda sabitledim merak etmeyin. Yayını oradan duyurdum. Birkaç yayın sonrasında 8 Dakika ile ilgili sıkça sorulan soruları; hem Instagram'dan hem bu yayının altına hem de 1000Kitap'dan gelen soruları seçip paylaşmayı düşünüyorum. Sadece 8 Dakika ile ilgili değil yayınevi olur, kitaplar hakkında olur yani merak ettiğiniz her şeyi sorabilirsiniz. Sorularınızı merakla bekliyor olacağım.

İki ay önce ilk kitabım olan 8 Dakika'yı çıkardım. Hala aranızda bilmeyenler varsa buradan detayları okuyabilirsiniz. O yayında 8 Dakika'nın satış noktalarını ekledim. BKM, Kitapseç, D&R, Kidega gibi birçok seçkin kitapçılarda kitabım raflardaki yerini aldı. Oradan istediğiniz sayfadan kitabıma ulaşabilirsiniz. Instagram'dan kitabımı okuyup yorum yapan arkadaşları paylaşıyorum. Bunlardan birisi de sevgili canım arkadaşım Kayıp Fısıltı oldu. Kayıp Fısıltı diyor ki; ''İlk kitabı olan 8 Dakika'yı aralık ayında çıkarttı. Ben de daha bu hafta siparişimi verip heyecanla bekledim gelmesini. Cuma sabahı, yani daha dün, kargom geldi ve kitabı elime almamla bitmesi bir oldu! Bir solukta okuduğum bu kitap neyin nesiymiş bir bakalım...'' Devamı için onun blog sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. Yorumlardan ötürü tekrardan çok teşekkür ederim. Onun blog sayfasını da takip etmeyi unutmayın. Çok güzel kitap önerileri, gezi yazıları var. Bu güzel yolculukta o da bana katıldı. Destekleri için tekrardan çok teşekkür ederim. İyi ki varsın...

Bu aralar blog sayfasında pek aktif olamıyorum ama yorumlarınızı kaçırmadan yanıtlamaya çalışıyorum. Bu serinin ikinci sayısı da burada bitsin. Diğer seride hangi konuların konuşulmasını istiyorsanız yorumlarda belirtmeniz yeterli. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın. Seviliyorsunuz!

9 Şubat 2021 Salı

Veronika Ölmek İstiyor | Paulo Coelho

Şubat 09, 2021 26

Herkese yeniden merhaba! Kısa bir aradan sonra tekrar güzel bir kitap ile birlikteyiz. En son yaptığım kitap alışverişimde aldığım kitaplardan birisi olan Veronika Ölmek İstiyor yine o muhteşem yazar Paulo Coelho'nun kaleminden...

Paulo Coelho'nun Simyacı ve Portobello Cadısı adlı kitaplarını okumuştum. Bu kitaplara ek olarak Veronika da eklendi. Kendisi hızlı ve sürükleyici bir hikaye olmakla beraber aynı zamanda sorgulatan bir kitap da. Kitapta altını çizdiğim yerler, empati kurduğum bölümler olsun tam anlamıyla içe işlenen bir kitaptı. Dana Goodyear'ın da dediği gibi Coelho, sevecen ama etkili bir öğretmen. Eğer Coelho'nun herhangi bir eserini okuduysanız ne dediğimi kolayca anlayabilirsiniz. Kitaba gelecek olursak dediğim gibi çok sürükleyici bir kitaptı. Dili olsun, işlenen konu olsun merak uyandıran bir tarafı vardı. Kitabın ismiyle önyargım şuydu; ''Galiba sadece Veronika'nın hayatından bahsedecek.'' demiştim ilk görüşte. Fakat öyle bir yanıldım ki... Kitap Veronika'dan başlayarak diğer hayatlara da değiniyor. Değindiği gibi de birçok sosyal problemi de gün yüzüne çıkarıyor. İşte altını çizdiğim kısımlar da bunlardı.

Veronika, her istediğine sahip görünen, renkli bir yaşam süren, yakışıklı erkeklerle gezip tozan genç bir kadın olmasına karşın mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Başarısız bir intihar girişiminin ardından, kendine geldiği zaman bir akıl hastanesindedir. Üstelik çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenir. Zaten ölmek isteyen Veronika bu süreçte, başka dünyaların insanlarını tanırken kendisini de keşfetmeye başlar. Kaldığı akıl hastanesinde -Veronika'nın deyimiyle deliler hastanesi- hem kendini tanımaya başlar hem de çevresindeki insanlara ilham kaynağı olur. Kitap Zedka, Mari, Doktor Vitgor ve Eduard'ın bakış açısıyla anlatılıyor. Veronika'nın verdiği ilhamı onlarla keşfediyoruz. Hepsinin hayatlarında birtakım sorunlar var. Onlar kendi hayatlarını anlatıyor. Akıl hastanesine yani Vitriol'e gelmeden önceki hayatlarına da değiniliyor.

Örneğin Veronika arka kapaktaki tanıtım yazısındaki gibi genç ve güzel bir kız. Kütüphanede çalışıyor ve renkli bir yaşama sahip bir genç kız. İlk başta diyorsunuz ki bu Veronika nasıl bu hallere düştü. Ama hayat hikayesine şahit olduktan sonra her şeyi anlayabiliyorsunuz. Veronika hastanede olduğu ve son zamanlarını geçirdiği vakitte piyano çalmasıyla herkesi şaşırtıyor. Buna Eduard da ekleniyor. Aslında piyano çalmasını isteyen kişi de o. Veronika'nın hikayesine gelecek olursak; Aslında Veronika piyanist olmak için dünyaya gelmiş. On iki yaşından beri piyano dersleri alan ve öğretmeni tarafından yeteneği keşfedilmesiyle bu yönde onu yüreklendirmiştir. Fakat annesi tarafından bu yeteneği sadece sanatsal açısından olması ve erkekler eşlerinin yetenekli olmasından hoşlanırlar diyerek bu yeteneği köreltir. Tabii Veronika küçük olduğundan bunu anlayamaz ve annemin bir bildiği vardır diyerek bu olağanüstü yeteneğini göremez. Ama sonradan mezun olup bir kütüphaneden çalıştığı zaman ''Onlara aldırmayıp delice davranmalıydım.'' diyerek hayıflanır. Fakat artık iş çoktan geçmiştir onun için. Sadece bundan bile birçok ders çıkarılıyor bence. Yetenekleri sadece hobi olarak değerlendiren ve ''Ondan mı hayatını kazanacaksın. ''Deli misin sen?'' diyenlere cevap niteliğinde.

Veronika'nın hastanedeki arkadaşı olan Eduard da aynı durumdan muzdarip. Büyükelçinin oğlu olan Eduard çok çalışkan ve yetenekli bir çocuktur. Ama bir o kadar da yalnız ve arkadaşlık ilişkileri kuramaz. Ailesi kara kara düşünür bu durumu. Bazı yanlış arkadaşlıklardan sonra bir kaza sonucu hastanede geçiren o zorlu süreci hemşirenin verdiği kitapla değişir. İyileştiği zaman odasını tuvallerle doldurur. ''Cennet Görüntüleri'' adlı sergisini de hazırlamaya başlar. Fakat ne olur? Tabii ki anne ve babası bu durumdan da şikayetçi olurlar. Babası ilk başta geçici bir heves derse de ressam olmak için doğduğunu itiraf eden Eduard maalesef hayallerine kavuşamaz. Bunun da ilk nedeni tabii ki de annesi ve babasının şöhretidir. Aynı Veronika'da da olduğu gibi. Sonuç olarak da kendisini dışarıya kapatarak konuşamaz olur. Annesi ve babası tedirgin olur ve ünlü Vitriol'e yatırılır.

Paulo Coelho'nun ülkemize yakın bir coğrafyada, Bosna ve Slovenya'da geçen Veronika Ölmek İstiyor adlı romanı, var oluşumuzun her dakikasına yaşam ile ölüm arasında bir seçim olarak yaklaşıyor. Toplumun alışılmış kalıplarının dışına çıkan, farklı düşünceleri yüzünden önyargıları göğüslemek zorunda kalan insanları anlatıyor. ''Deli misin sen?'' kavramını bir kez daha sorgulatıyor Coelho. Özellikle de verdiği örneklerle bunu ispatlıyor. Açıkçası ben hem hikaye açısından hem de yazarın kendini saklamaması çok doğru bir davranış bence. Bilmiyorum, ben daha çok bu tür kitapları okumayı daha çok seviyorum. Sosyal sorunları çekinmeden aktarıp ve bunu alayca bir tavır sergileyerek anlatması bence takdire şayan. 

Peki sizler neler düşünüyorsunuz bu konuda? Yazar, eserde kendini gizlemeli mi? Yorumlarınızı dört gözle bekliyorum.

Eğer Veronika Ölmek İstiyor eserini okumadıysanız kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Çok akıcı ve sade bir dille yazılan bu eşsiz eseri okumadan geçmeyin bence. Coelho'nun en beğendiğim yönlerinden birisi olan ''sorgulatma'' eylemini çok güzel bir şekilde işliyor. Bu kitap da bunun bir örneği. Bence daha fazla konuyu açmadan ve size spoiler vermeden buraya noktayı koyalım. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın. Seviliyorsunuz!

Dünyanın bütün dağlarında, ormanlarında, bir tek yaprağı bile bir başkasının tıpkısı olarak yaratmamıştır Tanrı. Oysa siz farklı olmayı delilik sayıyorsunuz.


Çok yorgunum, ama uyumak istemiyorum. Yapacağım çok şey var, hayatın sonsuza dek süreceğini sandığım günlerde hep ertelediğim şeyler bunlar, sonra hayatın yaşanmaya değmeyeceğine inanmaya başlayınca da unuttuğum.


Deli olmak, düşünceleri iletmekten aciz olmak demek. Sanki yabancı bir ülkedesin, çevrede olup biten her şeyi görüyor, anlıyorsun ama istediğini anlatmaktan, dolayısıyla da yardım bulmaktan umutsuzsun çünkü orada konuşulan dili bilmiyor, anlamıyorsun. 


Yeniden yaşamaya başlamak istiyorum, Eduard. Hep yapmak istediğim ama cesaret edemediğim hataları yapmak... 


Deli olmak ne demek, bilmiyorum, diye fısıldadı. Ama deli olmadığımı biliyorum. Başarısız bir intihar girişimi benimkisi, hepsi bu. Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir. Şizofrenler, psikopatlar, manyaklar. Yani, başkalarından farklı olanlar.