19 Mayıs 2024 Pazar

Ayşe Kulin'in Yeni Romanı: 4 Gün 3 Gece

Mayıs 19, 2024 2

Ayşe Kulin okurları burada mı! Sizlere büyük bir haberimiz var. Ünlü yazar Ayşe Kulin'in yeni romanı 4 Gün 3 Gece çıktı! Everest Yayınları tarafından basılan roman, 160 sayfadan oluşuyor. Ayşe Kulin'in son romanı 4 Gün 3 Gece, 27 Mayıs 1960 tarihinde yaşanan askeri darbeyi farklı bir bakış açısıyla ele alıyor.

4 Gün 3 Gece, ülkedeki vatandaşların askerî darbe haberiyle uyandığı bir sabahı ele almaktadır. Sokaklarda tanklar, radyodan yükselen bültenler, düşmeyen telefonlar ve ulaşılamayan dostlar gibi olaylar romanın atmosferini oluşturmaktadır.

4 Gün 3 Gece Romanının Konusu

Romanın arka kapak bilgisi şu şekilde: 27 Mayıs 1960. Ülkedeki tüm vatandaşlar askerî darbe haberiyle uyanıyor sabaha. Sokaklarda tanklar, radyodan yükselen bültenler, düşmeyen telefonlar, ulaşılamayan dostlar...

Gece ertesi sabaha kavuştuğunda Türkiye Cumhuriyeti’nde yeni bir dönem başlamıştı.

Usta romancı Ayşe Kulin, tek mekânda kurguladığı ve dört gün üç gecelik bir zaman dilimini kapsayan romanında, 1960 darbesini, okurunu sıradan görünen ama içinde hiç de sıradan olaylar yaşanmayan bir apartman dairesine konuk ederek anlatıyor. Her ayrıntısı incelikle işlenmiş Dört Gün Üç Gece, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin unutulmaz hadiselerinden birine farklı bir yöntemle, aşkla, ayna tutuyor.

Tarih ve Kurgu İç İçe

Ayşe Kulin, 4 Gün 3 Gece romanında kurgusal karakterleri ve hikayeleri gerçek tarihi olaylarla ustalıkla harmanlıyor. Darbenin atmosferi ve o dönemdeki Türkiye'nin sosyo-politik durumu romanın sayfalarında canlı bir şekilde hissediliyor. Eğer tarihle iç içe geçmiş kurguları okumayı seviyorsanız 4 Gün 3 Gece'yi kaçırmamanızı öneririz.

Romanın kısa olması, okurun ilgisini çekecek ve sayfaları hızlıca çevirmesini sağlayacak bir temponun olacağına işaret. Ayşe Kulin'in usta kaleminden çıkan bu eser, tarihle ilgilenenler ve o dönemi merak edenler için okunmaya değer bir yapıt.

Ayşe Kulin Kimdir?

Ayşe Kulin, 26 Ağustos 1941 tarihinde İstanbul'da doğmuş, Türk yazar ve romancıdır. Kulin, biyografi ve öykü türlerinde 33'ten fazla kitap yazmıştır.

İlkokulu Ankara Koleji'nde tamamlayan Kulin, daha sonra İstanbul'da Amerikan Koleji'nde eğitim görmüş ve Londra'da London School of Economics'te sosyoloji eğitimi almıştır. Edebiyat kariyerine 1984 yılında yayınladığı "Güneşe Dön" adlı öykü kitabıyla başlamıştır. Ayşe Kulin'in eserleri genellikle akıcı ve yalın bir dille yazılmış olup, tarihsel olayları edebiyat aracılığıyla okuyucularıyla buluşturmuştur.

Ayşe Kulin, Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan ve geniş bir okur kitlesine hitap eden bir yazardır.

Peki siz Ayşe Kulin'in yeni romanı 4 Gün 3 Gece için heyecanlı mısınız? Ayşe Kulin'in diğer romanlarını daha önce okumuş muydunuz? Yorumlarda buluşalım!

Üç Yıl | Anton Çehov

Mayıs 19, 2024 1
Durum hikayesinin öncüsü, Rus edebiyatının en önemli isimlerinden birisi olan Anton Çehov'un çok okunan hikayelerinden birisi olan Üç Yıl'ı siz okuyucularımıza paylaşmak istedik.

Eğer olaydan çok bir durumları, karakterlerin hissettiklerini, diyaloglarını okumayı seviyorsanız durum hikayesinin bir numaralı ismi Çehov'un kitaplarını kaçırmayın derim.

İncelemeye geçmeden önce aramızda Anton Çehov'un Üç Yıl kitabını okuyan varsa kitaba dair görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar bölümünden bizlerle paylaşabilirsiniz. Yorumlarınızı dört gözle bekliyor olacağız.

Üç Yıl Hikayesinin Konusu

Üç Yıl hikayesinin konusu, başkahraman Aleksey Fyodoroviç Laptev'in hayatında geçen üç yıllık bir dönemi anlatır.

Aleksey, zengin bir tüccarın oğludur ve Moskova'da rahat bir yaşam sürmektedir. Eserde, Aleksey'in kendisinden genç ve güzellikten yoksun olmasına rağmen içten ve dürüst bir kadın olan Yulia Sergeyevna'ya duyduğu karşılıksız aşk merkezde yer alır. Aleksey, Yulia'ya evlenme teklif eder ve evlenirler ancak Yulia, Aleksey'i sevmemektedir. Bu evlilik, her iki karakterin de kişisel gelişim ve içsel keşif sürecini başlatır.

Çehov, bu eserde aşk, hayal kırıklığı, umut ve insanın kendini anlama süreci gibi evrensel temaları işler. Yazar, karakterlerin iç dünyalarını ve psikolojik derinliklerini ustalıkla tasvir ederken, Rus toplumunun sosyal ve ekonomik yapısını da gözler önüne serer. Üç Yıl, Çehov'un gerçekçilik anlayışını ve insan doğasına dair gözlemlerini yansıtan bir eserdir.

Anton Çehov'un Üç Yıl adlı eseri, Rus edebiyatının önemli bir örneği olup, Çehov'un insan ilişkilerini ve hayatın karmaşıklığını ele almadaki ustalığını gözler önüne serer. 1895 yılında yayımlanan bu kısa roman, Çehov'un daha kısa öykülerinden ve tiyatro oyunlarından farklı olarak, daha geniş bir perspektif ve derinlik sunar.

Bu önemli eser, Çehov'un Rus edebiyatındaki büyük ustalığını ve güçlü yazar kimliğini yansıtan önemli bir eser olarak kabul edilir. Üç Yıl kitabı, genellikle Altıncı Koğuş ve şu anda okuduğumuz Bozkır gibi hikayelerle birlikte değerlendirilir ve okuyucuları etkileyici bir deneyime davet eder.

Çehov'un Aile Kavramı ve Evlilik Kurumu

Üç Yıl eserinde, Çehov bizlere mutluluğun sadece aşkla ilgili olmadığını bir kez daha kanıtlıyor. Aleksey ve Yulia'nın ilişkileri birer örnek niteliğinde. Ayrıca Çehov hikayesinde dönemin hayat şartlarını da çok iyi analiz ediyor ve bunu eserine ekliyor. Dönemin Moskova'sı, ekonomisi, çalışma şartları, halkın geçimi gibi birçok sosyal olayı da eserine ustaca değiniyor.

Anton Çehov'un bu önemli eseri, edebiyat dünyasında önemli bir yere sahip olup, yazarın ustalığını ve derinlikli anlatımını gözler önüne serer. Kitap okuyuculara farklı bir perspektif sunarken, Çehov'un karakter analizleri ve insan psikolojisi üzerine derinlemesine bir bakış sunar. Bu eser, edebiyat tutkunları için keyifli ve düşündürücü bir okuma deneyimi sunabilir. 

Eğer siz de Rus edebiyatına başlangıç yapmak istiyorsanız Anton Çehov'un kitaplarını kesinlikle öneririz. Sade anlatımı ve olaylara bakış açısı siz okurlara çok şey katacağına eminiz. Şimdiden keyifli okumalar dileriz.

Peki siz Anton Çehov'un Üç Yıl hikayesini okumuş muydunuz? Okuduysanız kitaba dair düşünceleriniz neler? Anton Çehov'un başka hangi kitaplarını okumuştunuz? Yorumlarda buluşalım!

Ben sadece yaşamak, düş kurmak, umut etmek, her şeye yetişmek istiyorum. Hayat kısa, değerli dostum. Onu dolu dolu yaşamak lazım.


Sürekli aşk hakkında konuşuyoruz. Bir şeyler okuyoruz lakin sevmeye gelince az seviyoruz.


Ancak sevgili Kostya, âşık olmadığım zamanlarda ben de aşkın ne olduğunu oldukça iyi biliyordum.


Bir kadında ihtiyaç duyduğunuz şeyin akıl ve zeka  değil de beden, güzellik ve gençlik olması sadece rahatsız edici, acı bir durum.


Hâlâ hakikate ve adalete inandığım için aklını yitirmiş biriyim ben...


İklim, enerji, zevk ve yaş farklılıklarından dolayı insan­lar arasında eşitlik fiziksel olarak mümkün değildir. Lakin kültür sahibi bir insan, nasıl bataklıklar ve ayılarla baş ede­bilmişse bu eşitsizliği de zararsız hale getirebilir.



17 Mayıs 2024 Cuma

Maymunlar Gezegeni | Pierre Boulle

Mayıs 17, 2024 0
Bilimkurgu klasikleri dendi mi akla ilk gelen yayınevlerinden birisi olan İthaki Bilimkurgu Klasiklerinden siz okurlarımıza çok güzel bir kitap seçtik. Beyazperdeye defalarca kurgulanan, çok satan bilimkurgu klasiklerinden birisi olan Maymunlar Gezegeni'ni inceleyeceğiz.

Detaylara geçmeden önce aramızda Pierre Bouelle'nin çok satan bilimkurgu klasiği Maymunlar Gezegeni'ni okuyanlar varsa kitaba dair görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar bölümünden bizlerle paylaşabilirsiniz. Yorumlarınızı merakla bekliyor olacağız. Öyleyse romanımıza geçelim!

Öncelikle bu soruyu cevaplamaya çalışalım: Düşünme yetisinin biz insanlardan, maymunlara verildiği bir gezegen hayal edin. Nasıl olurdu? Sizce insanlar bu rol değişimine nasıl adapte olurlardı?

Maymunlar Gezegeni Romanının Konusu

Pierre Boulle'nin 1963 yılında kaleme aldığı Maymunlar Gezegeni, bilimkurgu türünün en ikonik eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu eser, birçok filme ve diziye de ilham kaynağı olmuştur.

Roman, zengin bir uzay yolculuğu temasıyla başlar. Ana karakter Ulysse Mérou, Profesör Antelle ve Fizikçi Arthur Levain ile birlikte, insan benzeri yaşam formlarını araştırmak amacıyla uzay yolculuğuna çıkar. Ekip, Betelgeuse sistemindeki bir gezegen olan Soror'a iniş yapar. Burada, insanların ilkel bir yaşam sürdüğü ve maymunların gelişmiş bir uygarlık kurduğu bir toplumla karşılaşırlar. Bu karşılaşmayla da olaylar daha ilginç bir hal almaya başlar...

Eser, sadece heyecan verici bir macera öyküsü olmanın ötesinde, insanlığın kibri ve açgözlülüğü üzerine derin bir sorgulama sunmakta. Gezegendeki baskın tür haline gelen maymunlar, insanlığın yok ettiği değerleri ve barışı temsil ederken, insanlar ilkel ve vahşi bir varoluşa sürüklenmiştir. Bu tersine dünya düzeni, okuru insanlığın geleceği ve doğayla olan ilişkisi üzerine düşünmeye teşvik etmekte.

Maymunlar Gezegeni: İnsanlığın Aynası

Romanda en çok dikkatimizi çeken şey Soror gezegenindeki toplumsal sınıflaşma oldu. Soror Gezegenindeki maymun hiyerarşisi, üç ana türden oluşur: orangutanlar, şempanzeler ve goriller. Orangutanlar bilimsel ve dini liderler, şempanzeler entelektüel ve yaratıcı sınıf, goriller ise askerler ve işçiler olarak toplumsal rolleri paylaşırlar. Bu düzen gezegenimizde de yok mu? Yöneten ve yönetilenler.

Saygıdeğer başkan,
Soylu goriller,
Bilge orangutanlar,
Kültürlü şempanzeler,
Ey maymunlar!
Bir insanın size hitap etmesine izin veriniz.

Maymunlar Gezegeni'ni okurken insanlığın zalimliğine, maymunların bilgiliğine şahit olacaksınız. Açıkçası bu gezegen hiç de yabancı gelmedi. Belki bambaşka bir samanyolunda, bambaşka bir gezegende maymun türünün ya da çok farklı ve bizim bilmediğimiz bir türün hakim olduğu bir yer vardır?

Kusursuz Bir Kurgu!

Boulle, romanında kusursuz bir kurgu ve sürükleyici bir anlatım dili kullanarak okuru hikayenin içine çekmekte. Bu bağ ile romanla kalkıp romanla uyuyorsunuz. Karakterler özenle işlenmiş ve her birinin hikayeye katkısı çok büyük. Özellikle astronot Ulyses ve dişi maymun Zira arasındaki ilişki, romanın en etkileyici ve düşündürücü yönlerinden biri bizce. Bir İnsan'la bir İnsanımsı'nin ilişkisi!

Maymunlar Gezegeni, ilk kez 1968 yılında sinemaya uyarlanmış ve büyük bir başarı elde etmiştir. Bu ilk filmden sonra dokuz film ve iki dizi daha çekilerek, Maymunlar Gezegeni popüler kültürün önemli bir parçası haline gelmiştir. Çoğu kişinin izlediği Maymunlar Cehennemi de Maymunlar Gezegeni'nden ilham alınarak çekilmiştir.

Ayrıca romana başlarken Kutlukhan Kutlu'nun "Türün Kadar Konuş!" ön sözünü okumadan geçmeyin. Not alacağınız ve romana hazırlık konusunda bilgileneceğiniz önemli bilgiler mevcut. Okumadan geçmeyin, bizden söylemesi.

Maymunlar Gezegeni, sadece bir bilimkurgu romanı olmanın ötesinde, günümüz toplumuna dair önemli mesajlar içeren bir başyapıttır. Eser, okuru insanlığın geçmişini ve geleceğini sorgulamaya teşvik ederek daha iyi bir dünya için düşünmeye ve harekete geçmeye motive etmektedir. Uzun lafın kısası, alın, okuyun. Şimdiden keyifli okumalar dileriz.

Peki siz Maymunlar Gezegeni'ni okumuş muydunuz? Eğer okuduysanız Maymunların ve İnsanoğlunun karşılıklı rol değişikliği hakkında neler düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!

Ben, Ulysse Mérou, kaderin bu gezegene insanları yeniden hayata döndürmesi için yolladığı bir aracı değil miydim?


Zekanın elde edilebileceği gibi, kaybedilebileceğini de görüyorsun.


Zamanında bir fizikçinin dediği gibi: "Tanrı zar atmaz." Evrende tesadüf yoktur. (1927 yılında Solvay Konferansı'nda Albert Einstein'ın Kuantum Kuramı üzerine konuşurken söylediği cümledir.)


Fikirlerimizi paylaşmayı geçtim, acımızı bile dile getiremiyorduk. Tüm konuşma çabalarımız öylesine tehditkar karşılanıyordu ki acı bir sessizliğe razı oluyorduk. Ve üstelik bu varlıklar bizim gibi insandı.


Hiçbirini bir diğerinden ayırt edemiyordum. Hepsi aynı giyinmişti ve yüzlerinde aynı maske, deliliğin maskesi vardı.


Zavallı küçük insan, ne kadar da garipsin!


Sizin güneşiniz de bizimki kadar güzel mi?



13 Mayıs 2024 Pazartesi

Kızıl | Stefan Zweig

Mayıs 13, 2024 2
Konumuz Kitap okurları birer Stefan Zweig hayranlarıdır, desek yanlış bir şey söylemiş olmayız. Kısa ve öz hikayelerin ustası olarak bilinen Stefan Zweig'dan bambaşka bir hikayesini sizlerle paylaşıyoruz.

Kitabımıza geçmeden önce aramızda Stefan Zweig'ın Kızıl kitabını okuyanlar varsa aşağıdaki yorumlar bölümünden kitaba dair görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Stefan Zweig'in Kızıl adlı eseri, yazarın en önemli romanlarından biridir. Ayrıca Kızıl, Stefan Zweig'ın 1911 yılında yazdığı ve ilk romanı olarak kabul edilen eseridir. Zweig, bu eserinde de insanın iç dünyasını ve duygularını ustalıkla işlemiştir.

Kızıl Hikayesinin Konusu

Roman, Viyana'ya tıp eğitimi almak için taşradan gelen genç bir adam olan Bertold Berger'in hikayesini anlatır.

Tıp öğrenimine başladığında tek arkadaşı, hukuk diplomasını almak için uğraşan oda komşusu Schramek'tir. ailesinden uzakta soğuk bir odada yapyalnız bulan bu "çocuksu" genç adam, zamanla girdiği bunalımın etkisiyle hayallerinden, başlangıçta büyük bir hevesle sarıldığı tıp eğitiminden vazgeçme noktasına gelmiştir. Tam da o günlerde kızıla yakalanan ve yardımına ihtiyaç duyan bir kız çocuğu onu hayata geri çağırır.

Berger, büyük şehrin karmaşası ve cazibesiyle boğuşurken, aynı zamanda yetişkinliğe ve aşka geçişin zorluklarıyla da yüzleşmek zorundadır. Kızıl, bir gencin yetişkinliğe geçişinin zorluklarını ve sancılarını anlatan bir romandır. Conrad, roman boyunca kimlik arayışı içindedir ve kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmeye çalışır.

Rahatsız Edici İkilem (Spoiler İçerir!)

Arkadaşlar, biz uyarımızı yaptık. Eğer hikayeyi okumayı düşünüyorsunuz şu an sayfayı kapatabilirsiniz.:) 

Hikayeyi okuyanlar bilir, başkarakterimiz asosyal bir tip. Bu asosyalliği de kızıla yakalanan ve yardımına ihtiyaç duyan bir kız çocuğuyla birlikte bir nevi yok oluyor. Özellikle kitabı okurken, diğer okurların yorumunu çok merak etmiştik. Çoğu kişi "kız çocuğuna yardım" başlığı altında aslında bir istismar olduğunu düşünmekte. Hatta başkarakterimiz Berger'in hasta kız çocuğunu öpme sahnesini pedo*ili içerik olabileceğine dair yorumlar vardı.

Şimdi bu konuya gelirsek, birçok okuyucu bu durumdan rahatsız olmuş ancak Stefan Zweig'ın kalemini tanıyan okurlar da bu durumun dönemin şartlarına göre değerlendirilmesinin doğru olacağını dile getirdi. Bu ikilemi de sizlerle paylaşmak istedik. Çünkü bu konu hakkında detaylı yorumlar yazan, video çeken çok okur var. Biz de bu tartışmayı sizlere sunmak istedik. Okuyanlar varsa bu konudaki düşüncelerinizi çok merak ediyoruz.

Stefan Zweig Kimdir?

Stefan Zweig (1881-1942), Avusturyalı bir yazar, oyun yazarı ve biyografi yazarıdır. Zweig, 1881 yılında Viyana'da doğdu.

Eserleri genellikle psikoloji, insan ilişkileri ve tarih temalarına odaklanır. Zweig, edebi kariyerinde özellikle kısa öyküler, romanlar ve biyografiler yazdı. Eserleri, döneminin Avrupa kültüründe büyük ilgi gördü. Zweig'in en ünlü eserlerinden bazıları arasında "Satranç" "Amok Koşucusu" "Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu" ve "Korku" bulunmaktadır. Yazarın eserleri, genellikle insan psikolojisi ve duygusal derinlik konularına odaklanarak okuyucuları etkilemiştir.

Zweig, Nazi Almanya'sının yükselişi sırasında politik nedenlerle Almanya'dan ayrılmak zorunda kaldı. 1942 yılında, Brezilya'da intihar etti. Zweig'in eserleri, ölümünden sonra da popülerliğini sürdürmüş ve birçok dilde yayımlanmıştır. Zweig, eserleri ve edebi katkılarıyla modern Avusturya edebiyatının önemli isimlerinden biri olarak kabul edilir.

Peki siz Stefan Zweig'ın Kızıl kitabını okumuş muydunuz? Tartışılan konu ile ilgili düşünceleriniz neler? En sevdiğiniz Zweig eseri nedir? Yorumlarda buluşalım!

Incipit vita nuova. (Yeni bir yaşam başladı.)


... Çünkü yaşamı henüz başlamıştı, umutsuz gecede şimdi yıldızlar parlamaya başlamıştı.


Hiçbir şey anlamıyorum, bilmiyorum, yapmıyorum, işe yaramamaktan tükeniyorum. Günlerce hiçbir şey yaşamıyorum, tanıdık bir yüz görmüyorum; binlerce insanın arasında yapayalnız olmanın ne anlama geldiğini bilemezsin.


Binlerce insanın arasında yapayalnız olmanın ne anlama geldiğini bilemezsin...



11 Mayıs 2024 Cumartesi

2023 Yılının En Çok Konuşulan Romanı Tom Lake Türkçede!

Mayıs 11, 2024 2

Ann Patchett'in 2023 yılında yayımlanan son romanı Tom Lake; aile, aşk ve büyüme temalarını işleyen duygusal bir hikaye. Roman, üç kız kardeşin anneleri Lara'nın geçmişinden bir adam olan Tom Lake'i anlattıklarında kendi hayatlarını ve anneleriyle ilişkilerini sorgulamaya başlamalarını konu alıyor.

Dünyanın en büyük okur platformu Goodreads'te "En İyi Roman" dalında yüzbinlerce oy alan, yıl boyunca New York Times Bestseller listesinin zirvesini bırakmayan ve 2023'ün en çok konuşulan romanlarından Tom Lake artık Türkçede! The Kitap Yayınları tarafından basılan Tom Lake'i kaçırmak istemeyeceksiniz.

Tom Lake Romanının Konusu

Hikaye, Lara'nın kızlarının onu kiraz toplamak için ailenin yazlık evine sürüklemesiyle başlıyor. 2020'nin bahar aylarında Lara'nın üç kızı, pandemi nedeniyle ailelerinin Kuzey Michigan'daki meyve bahçesine geri döner.

Anılarını paylaşmaya teşvik edilen Lara, onlara Tom Lake adında bir aktörden ve yaz tiyatrosu topluluğunda geçirdiği romantik yazdan bahsetmeye başlar. Kız kardeşler, annelerinin bu gizemli geçmişine dair daha fazla şey öğrenmek için meraklı hale gelirler ve Lara'nın anlattıklarını kendi deneyimlerinden yola çıkarak yorumlamaya başlarlar.

Patchett, Tom Gölü'nde aile dinamiklerini ustalıkla tasvir ediyor. Roman, ebeveynlerin ve çocukların arasındaki karmaşık ilişkileri, sevginin ve ihanetin doğasını ve geçmişin geleceği nasıl etkileyebileceğini inceliyor. Lara'nın hikayesi, geçmişte yapılan seçimlerin ve bunların aile üyeleri üzerinde yarattığı kalıcı etkilerin üzücü bir örneğidir.

Ancak roman aynı zamanda umut ve bağışlanma mesajı da veriyor. Lara'nın kız kardeşleri, geçmişi olduğu gibi kabul etmeyi ve annelerini affetmeyi öğrenirler. Kendi hayatlarında da hatalar yapmış olsalar da, sevgi ve anlayışın gücüne inanırlar.

Duygusal, Gerçekçi ve Etkileyici...

Tom Lake, duygusal derinliği ve karakterlerinin gerçekçiliği ile etkileyici bir roman. Aile, aşk ve geçmişle hesaplaşma temalarını işleyen, kalıcı bir etki bırakacak bir hikaye.

Ayrıca Tom Lake, Ann Patchett hayranları ve edebiyatseverler tarafından merakla beklenen bir kitap olarak öne çıkıyor. Yazarın başarılı geçmişi ve okurlar üzerindeki etkisi, bu yeni romanın da ilgi görmesini sağlıyor. Eserinde Patchett'in karakterleri ve duyguları işleme ustalığını yansıtan yeni bir eser olarak edebiyat dünyasına kazandırılmış durumda.

Tom Lake, hem umutlu hem de hüzünlü olan bu roman. Şimdiden bu romanı okuyacak okurlarımıza keyifli okumalar dileriz. Kitaba dair görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar bölümünden bizlerle paylaşabilirsiniz.

Ann Patchett Kimdir?

Ann Patchett, çok sayıda ödüllü roman, deneme ve çocuk kitabı yazmış Amerikalı bir yazar. 1963 yılında Los Angeles'ta doğmuştur.

Altı yaşındayken ailesiyle birlikte Tennessee'ye taşınmış ve orada büyümüştür. Yazarlık kariyerine kısa öykü yazarak başlamıştır. Romanları ise kendisini edebiyat dünyasında zirveye taşımıştır. Romanları eleştirmenlerce beğenilmiş ve kendisi birçok ödüle layık görülmüştür.

Bunlar arasında en prestijlisi olan PEN/Faulkner Award ve Kadın Kurgu Ödülü (Women's Prize for Fiction) de bulunuyor. 2012 yılında Time Dergisi tarafından dünyanın En Etkili 100 İnsanından biri olarak da seçilmiştir. 2016 yılında ise ABD Başkanı tarafından Amerikan kültürüne katkılarından dolayı Ulusal Beşeri Bilimler Madalyası ile ödüllendirilmiştir.

Şu anda Ann Patchett Nashville'de yaşamaktadır ve Parnassus Books adında bir kitapçı dükkânının sahibidir.

Peki siz Tom Lake romanını okumuş muydunuz? Goodreads 2023 yılının en çok konuşulan romanı hakkında neler düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!
Tüm telif hakları Konumuz Kitap web sayfasına aittir. İzinsiz hiçbir şey kopyalanamaz, yayınlanamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.