29 Aralık 2018 Cumartesi

Yeni Yılımız Kutlu Olsun!

Aralık 29, 2018 6
Sizlerle 1.5 yıldır beraberim ve bu blogu açtığım için çok şanslıyım. Sizlerle iletişime geçmek benim için büyük bir zevk... Küçücük bir blog sayfasından geniş bir kitleye ulaşmak inanılmaz bir şey. Ayrıca yorumlarınız için sizlere çok teşekkür ederim. Özellikle Deeptone ' a...

Sevgi bestesinin melodilerini yüreğinizde hissedeceğiniz, hüzünlerinizin dostluklarla silineceği, ümitlerinizin ve gülücüklerinizin hiç bitmeyeceği, sağlık, mutluluk, başarı, barış ve huzur dolu bir yılı sevdiklerinizle birlikte geçirmeniz dileğiyle. Neşe dolu bir yıl geçirin. Mutlu yıllar...

23 Aralık 2018 Pazar

2019'da Zinciri Kırma!

Aralık 23, 2018 31
2 yıldır yapmış olduğum ''Zinciri Kırma'' etkinliğini sizlerle paylaşmak istiyorum...

Tam olarak 2 yıl önce YouTube'da gezinirken Barış Özcan adlı bir YouTube kanalına rast gelmiştim. O günden bu güne kadar takip ettiğim bir kanaldır. Barış Özcan diğer YouTube kanallarından kesinlikle çok farklı. Videoları bilgilendirici ve bittiği zamanda 'Vayy...'' dediğiniz bir türden. Takip etmenizi şiddetle tavsiye ederim... 

Bir gün yine Barış Özcan'ın videolarını izlerken ''Zinciri Kırma!'' adında bir videosuna denk geldim. Başlık çok ilgimi çekti ve videoyu baştan sona kadar izledim. Video bittikten sonra da yazıcıdan hemen çıkarttım. Hedefimi de ''Her Gün Kitap Okuyacağım!'' olarak yazdım ve odamın bir köşesine astım. Birkaç hafta geçti ve ben kitaplarımı çok hızlı bir şekilde bitirmeye başladım. Baktım ki işe yarıyor, arkadaşlarıma söyledim. Onlar da yaparak kitap okuma alışkanlıklarını arttırdıklarını ve kitapların daha seri bir şekilde bitirdiklerini dile getirdiler. Ve benim de 2 yıldır yaptığım Zinciri Kırma serüveni böyle devam etti...

Ben, okuduğum günleri çarpı atarak, okumadığım günleri de boyarak devam ettim. Tabi ki bu günlerde okumadığım zamanlarda oldu. Ama hiç pes etmenden devam ettim. Zaten bunun amacı da o. Pes etmemek... Pes edersen kaybedersin. Bu etkinliği yaparken de sabırlı olmayı ve disiplinli olmayı da öğreniyorsun. Çünkü her zaman duvarında onu görüyorsun. Sen istersen başka hedefler de koyabilirsin. Her gün değil de her hafta veya her ay gibi... O sana kalmış. Ama bu etkinliği kesinlikle denemeni tavsiye ederim.

2002 yılında yapılan bir araştırmada yılın başında alınan kararlar, yılın başka bir zamanında alınan kararlara göre 10 kat daha fazla uygulanıyormuş. İşte bu yüzden sen de katıl. Bu yıl, yeni yılın doğum günü senin de doğum günün olsun... 

Takvimlere buradan ulaşabilirsiniz!


20 Aralık 2018 Perşembe

Son 48 Saat | Simon Kernick

Aralık 20, 2018 8
Kızını Kurtarmak İçin Ne Kadar İleri Gidebilirsin?
Biliyorsunuz ki gerilim ve cinayet kitaplarını okumayı çok seviyorum. Bu kitabı da arkadaşımın önerisiyle paylaşıyorum. Siz de kitap önerilerinizi yorumlar kısmına yazabilirsiniz, iyi okumalar...

“KIZIN ELİMİZDE” Akşam olmuş, geç saatte işten dönmüşsün ve ev karanlıklar içinde. İçeri adım atıyorsun ve telefon çalıyor. Cevap veriyorsun ve dünyan alt üst oluyor. On dört yaşındaki kızın kaçırılmış ve onu kaçıranlar yarım milyon sterlin istiyorlar. Parayı toparlaman için sana 48 saat veriyorlar. Eğer polisi ararsan kızın ölecek. Çaresiz bir şekilde sakin kalmaya çalışırken kocanın –iki yıl önce evlendiğin adamın- da kaybolduğunu fark ediyorsun. Ama o, kızının kaçırılmasına karışmış olamaz. Yoksa olabilir mi? Bu kâbus devam ederken sadece iki şeyden eminsin; kızını canlı bir şekilde geri getirmek için her şeyi yapabileceğinden ve zamanın tükendiğinden... 


Simon Kernick ayağını gazdan hiç çekmeden yazıyor. Sıkı tutunun!  Harlan Coben.


15 Aralık 2018 Cumartesi

Çünkü Biz Karıncayız | Shaun David Hutchinson

Aralık 15, 2018 2
Herkese Yeniden Merhaba... Okuyacak kitaplarınız bittiyse ve biraz merak uyandırıcı bir kitap okumak istiyorsanız Çünkü Biz Karıncayız tam size göre bir kitap! Kapak tasarımından, konusundan sizi hemen sürükleyecektir. Eğer bu kitabı okumak istiyorsanız bu yazımı okumanızı tavsiye ederim...

Henry Denton’ın bildiği bazı şeyler vardı. Fakat bazı şeyleri de bil­miyordu...


Henry, annesinin aileyi bir arada tutmak için çabaladığını ve bu­nunla baş etmek için sigara ardına sigara yaktığını biliyordu. Abisinin üniversiteyi bıraktığını ve hamile bir kız arkadaşı olduğunu biliyordu. Anneannesini yavaş yavaş Alzheimer’a kaybettiğini biliyordu ve erkek arkadaşının geçen sene intihar ettiğini de...

Bilmediği şey ise, uzaylıların onu on üç yaşındayken neden kaçır­dığıydı. Neden hâlâ onu kaçırıp gemilerine götürdüklerini de bilmi­yordu. Dünyanın sonunun neden geldiğini veya uzaylıların ona neden büyük, kırmızı bir düğmeye basarak bunu durdurması için bir fırsat tanıdıklarını da bilmiyordu. Fakat durum böyleydi ve karar vermesi için 144 günü kalmıştı.
Soru, Henry’nin dünyayı kurtarılmaya değer bulup bulmadığıydı. En azından gizemli bir geçmişi olan Diego Vega ile tanışana kadar öy­leydi. Diego, Henry’ye bildiği her şeyi, evrendeki yerini ve bütün bun­ların bir anlamı olup olmadığını sorgulatıyordu. Fakat Henry dünyayı kurtarmadan önce kendisini kurtarmanın bir yolunu bulmalıy­dı ve uzaylılar ona bunun için bir düğme vermemişlerdi.


7 Aralık 2018 Cuma

Çırak | Tess Gerritsen

Aralık 07, 2018 6

Yeniden Merhaba... Bu sıralar Tess Gerritsen'ın kitaplarına bağlanmış durumdayım! 

Bu hafta yeni bitirmiş olduğum kitabı Cerrah, inanılmazdı. Yazın da Gece Nöbeti adlı kitabı ile Tess Gerritsen'i tanımıştım. Son yıllarda okumuş olduğum en sürekleyici cinayet kitabı... Olayın kurgusu, kahramanlar öyle bir sürükleyici bir şekilde ilerliyor ki kitabın bitmemesini istiyorsunuz. Kısacası yazılmaz yaşanır... 

Cerrah Geri Dönüyor... Ve Bu Kez Yalnız Değil...

Boston dedektifi Jane Rizzoli, Cerrahın elinden yeni kurtulmuş, kâbuslarının sona erdiğini düşünmeye başlamıştır ki, yeni ortaya çıkan bir seri katilin peşine düşmek zorunda kalır. Ancak bu yeni katilin yöntemlerinin Cerrah ile olan benzerliği ürkütücüdür. Davayla ilgili herkesten daha çok şey bilen gizemli bir FBI ajanının ortaya çıkışı Rizzoli'nin işini kolaylaştırmaktan çok daha da zorlaştıracaktır. Uzun yıllardır birlikte çalıştığı ortağının yardımı olmadan tek başına savaşmak zorunda olan dedektif, korkularıyla ve kâbuslarıyla yüzleşip Cerrah' a ve "çırağına" meydan okumaya hazırlanmaktadır. İyi Okumalar... 


4 Aralık 2018 Salı

Veri Güvenliği

Aralık 04, 2018 23
Yeniden Merhaba Sevgili Okurlarım... Öncelikle bu makale için babama çok teşekkür ederim...😘
Bu makale de ilginizi baya çekecek. İyi Okumalar...

Sokaktan çevirdiğiniz herhangi birine Google’ın, Twitter’ın, Facebook’un ya da Instagram'ın neden ücretsiz olduğunu sorun. Çoğu kişi cevabı tam bilemese de reklam için diyecektir. Cevap doğru olsa da, olay boş bir alanda reklam göstermek kadar basit değil, keşke öyle olsaydı...

  
1) Adam, mağazadan kızına gönderilen broşürler ve hediye kuponlarıyla adeta deliye dönmüştü, çünkü gelen şeyler hamilelikle ilgiliydi. Oysa kızı daha liseye gidiyordu, değil hamile olması, mağazanın bu ürünleriyle ilgilenmesi bile imkansızdı. Soluğu doğruca mağazada aldı .



2) Mağaza müdürünü bulup, "kızımı hamileliğe mi teşvik ediyorsunuz, o daha liseye gidiyor" diye bağırdı ve ortalığı birbirine katarak evine döndü. Ancak bir kaç gün sonra aynı müdürü arayıp, “kızım hamileymiş, size bir özür borçluyum” demek zorunda kalmıştı.



3) Peki ama mağaza, kızın sadece kendisinin bildiği bu özel bilgiye nasıl ulaşmıştı? Bu sorunun cevabı, çoğu kişi tarafından bilinmeyen, ancak büyük bir sektör haline gelmiş olan gözetleme ekonomisinde yatıyor. Mağaza, müşteri profillerini çıkarmak için özel analizler yapıyordu



4) Bu analizlerden biri de hamilelik tahmin algoritmasıydı. Algoritma, hamile kadınların, özellikle hamileliğin ikinci üç ayından itibaren magnezyum ve çinko içerikli vitamin ürünlerini aldığını, kokusuz losyonlar tercih ettiğini belirlemişti.

5) Bu bilgileri kredi kartı bilgileriyle eşleştiren algoritma, bir kadının hamile olup olmadığını yüksek bir oranla belirleyebiliyordu.Kızın hamile olduğunu da bu şekilde belirlemişti. Amerika’daki Target isimli bu mağaza 2013’de hacklendi ve 110 milyon müşterisinin verisi çalındı



6Kapısına bırakılan satış broşüründeki notu gören Mike’ın canı oldukça sıkılmıştı, çünkü üzerinde “Mike Seay, kızı trafik kazasında öldü” yazıyordu. Kızı gerçekten de geçen yıl geçirdiği bir trafik kazası sonucu genç yaşta ölmüştü. Ancak firma bunu nasıl bilebilirdi?



7) Oysa, ofis malzemeleri satan o firmaya sadece bir defa gitmiş ve yazıcısı için kağıt almıştı. Firmayı arayıp şikayet ettiğinde, yetkili durumu inkar etti. Ancak olay medyaya taşınınca, firma bizden kaynaklanmayan bir nedenle oluşan bu hatadan dolayı özür dileriz demekle yetindi



8) Acxiom, Epsilon, RapLeaf, Flurry, BlueKai... Bunlar muhtemelen çoğunuzun ismini duymadığı şirketler. Yüz milyarlarca dolarlık gözetleme sektörünün arkasındaki bu veri simsarlarının yaptığı iş, verilerimizi toplamak, analiz etmek ve reklamcılara ya da pazarlamacılara satmak



9) Hangi verileri topluyorlar derseniz, bir kişiye dair ulaşabildikleri ne kadar veri varsa hepsini. Bu verileri kişilerin online aktivitelerinden bankalara, kredi kartı hareketlerinden kullandıkları mobil operatörlere ya da üye oldukları yerlere kadar pek çok yerden topluyorlar.

10) Bu firmalardan mesela Acxiom’un arşivinde, tüm dünyadan 700 milyondan fazla kişinin bilgisi var ve her kişiye 13 haneli bir kod atanmış durumda. Bu kodlar, her biri farklı bir profil içeren 70 kümeden birine atanıyor ve kişi o profille tanımlanıyor (bilim kurgu filmi gibi?)



11) Mesela 56 nolu kümedekiler; “30-35 yaş aralığında, üniversite mezunu, boşanmış, 1 ya da 2 çocuğu olan, orta düzey geliri olan, kirada oturan erkekler” gibi. Firma bu bilgileri olduğu gibi satabiliyor ya da kategoriyi daha da daraltmak için başka bir firmaya verebiliyor.



12) Bu durumda diğer firma, aldığı bilgilere ek olarak; “kamuda çalışanlar”, “babası sağ olanlar”,  “şu lokasyonda oturanlar” ya da “alkole düşkün olanlar” gibi daha da detaya inebiliyor. Bazı firmalarsa bu kümelerle ilgili çok daha derin detaylara ve özel bilgilere inebiliyor



13) Mesela “kanser hastası olanlar”, “HIV virüsü taşıyanlar”, “X ameliyatı olanlar” ya da “cinsel saldırıya uğrayanlar” gibi. Büyük veri simsarlarından MEDBASE200 isimli şirket, bu bilgileri çok ucuz bir fiyata (1000 kişi için 79$) isteyen ilaç firmalarına satıyor.



14) Veri simsarlarının topladığı veriler pek çok amaç için kullanılabiliyor. Bunlardan gün yüzüne çıkan en meşhur örnek, çoğu kişinin en azından kısmen bildiği Facebook-Cambridge Analytica (CA) skandalı. CA da veri simsarlarından veriyi alıp işleyen şirketlerden biri



15) Olayı kısaca hatırlatalım. Son Amerika seçimlerinde, Trump lehine çalışan CA firması, milyonlarca Amerikalı seçmeni, yukarıdaki gibi profillere ayırmış ve her bir profile, Facebook’da gösterilmek üzere özel içerikli gösterimler hazırlamıştı.



16) Mesela beyazların olduğu profil grubuna, Meksikalı göçmenlerin karıştığı bir olay gösteriliyor, ardından Trump’ın göçmen karşıtı vaatleri ekrana getiriliyordu. İşsiz gençlerin olduğu gruba ise Trump’ın ekonomi vaatleri ve gençlere yönelik sözleri hatırlatılıyordu



17) Veri simsarlarının topladığı verilerin önemli bir kısmı, bedava diye düşünüp telefona kurduğumuz uygulamalardan geliyor. Mesela Angry Birds, Candy Crush, Fruit Ninja gibi ücretsiz popüler oyunlar neden sizden lokasyona ve temel bilgilere erişim izni ister?



18) Milyonlarca kişinin oynadığı bu oyunları yazan firmalar, nasıl para kazanıyor? Borsadan mı 🙂 Ya da neden Google, yıllarca üzerinde çalıştığı onlarca uygulamayı hiç para almadan herkese bedava dağıtıyor? Peki ya Twitter, Facebook, Instagram, Snapchat ve diğer uygulamalar?



19) Facebook’un, hiçbir geliri olmayan Instagram’ı, 2012 yılında 1 milyar $ gibi oldukça yüksek bir ücret ödeyerek satın almasının nedeni neydi? Instagram’ın doğa üstü güçlere sahip(!) toplam 13 çalışanı mı, yoksa çok süper (!) bir resim paylaşma uygulaması mı?



20) Bu soruların cevabı aslında açık: Ürün onlar değil, sizsiniz. Firmalar geliştirdiği uygulamalardan değil, onları kullanan insanlardan para kazanıyor. 2018 Verilerine göre, Twitter’da bir kişinin değeri 48$, Facebook’da 253$, Google’da 359$, Amazon’da ise 1793$ ediyor.



21) Bir firmanın envanterinde, ne kadar çok kullanıcı varsa, o kadar çok veri var demektir. Bizlerin kişisel verileri de, firmalar için tekrar tekrar satılacak reklam kaynağı demektir. Bizim paylaştığımız verileri satararak, Google dünyanın en büyük 2.firması haline geldi



22) ”Facebook kullanmıyorum, kapattım ya da gizlilik ayarlarımı en üst düzeye getirdim” diyerek kendinizi rahatlatan bir açıklama yapabilirsiniz ancak bilmediğiniz bir şey var: Facebook, hesabınız olmasa bile reklam ortakları sayesinde sizi izliyor



23) Girdiğiniz bir sitede, Facebook’un o meşhur “beğen” tuşunun olması yeterli, hesabınızın olup olmaması, o tuşa basıp basmamanız önemli değil, kayıt altındasınız. Hatta o sitede “beğen” tuşu da olmayabilir, veri simsarları vasıtasıyla ne yaptığınızı yine takip ediyor.



24) Benzer şekilde Google’ın Gmail’ini de kullanmıyorum diyebilirsiniz, ancak yine bir şey fark etmiyor. Eğer Gmail hesabı olan birine mail attıysanız, bu Google’ın sizin hesabınızı mercek altına alması için yeterli, çünkü Gmail lisans anlaşmasına göre Google’ın buna hakkı var.



25) Google, hem kendi ürünleri (Gmail, Google Docs, Google Drive, Haritalar), hem satın aldığı firmalar (Youtube gibi), hem de veri simsarları vasıtasıyla bizi bizden daha iyi tanıyor. Google’ın CEO’su şöyle demişti: "Şu an nerede olduğunuzu ve az çok ne düşündüğünüzü biliyoruz"



26) Google ve Facebook, bu sektörün en büyük oyuncuları ancak bizi gözetleyerek verilerimizi alan, analiz ederek ya da etmeyerek satan Twitter, Linkedln, Pinterest, Snapchat ve Foursquare gibi irili ufaklı binlerce firma var daha var.



27) Bu firmalara, “konum” bilgisine erişmek için izin vermek bile çok şey ifade ediyor. Çünkü konum bilgisi sayesinde sadece bugün nerede olduğunuzu bilmiyorlar, 1 ay önce nerede olduğunuzu da biliyorlar, daha da önemlisi yarın nerede olacağınızı da biliyorlar



28) Sadece bu kadar mı? Kişinin daha önce gitmediği halde, birden rakip firmanın binasına gitmesi ve ilerleyen günlerde o firmadan birileriyle bir kafede olması, iş değişikliği hakkında o firmalara çok şey söyler.



29) Bir kadının, kadın doğum uzmanına gitmesi, reklamcılar için standart bir konum verisidir. Ancak sonraki süreçte o kadının, bebek ürünleri satan mağazaları ziyaret etmesi, reklamcılar açısından değerli bir veridir, çünkü artık dikkatlerini hamilelik üzerine yoğunlaştırırlar.



30) Tüm bu olanların nedeni, bedava diye bize sunulan uygulamalar, bir şey olmaz diye internete bıraktığımız bilgiler ve buralarda paylaştığımız bilgiler... Ve tüm bu olanlardan şikayet etmeye hakkımız yok, çünkü daha en başta “Hükümleri ve koşulları okudum, kabul ediyorum” dedik



31) Bizler sanal dünya için kullanıcı değil, ürünün kendisiyiz. Ve bize dair bu verileri kullanmak isteyenler sadece reklam firmaları değil, kötü niyetli kişiler, hackerlar ya da organizasyonlar da var. Bu nedenle, şunu hiçbir zaman unutmayın: Hayattaki en pahalı şeyler bedavadır



32) Son olarak, konu hakkında detaylı okuma yapmak isteyenler için kaynaklar(bu floodun da kaynakları):
-Geleceğin Suçları
-Data and Goliath
-Dragnet Surveillance Nation: How Data Brokers Sold Out America



Biraz uzun oldu, kusura bakmayın...