28 Kasım 2019 Perşembe

Alacakaranlık | Stephenie Meyer

Kasım 28, 2019 24
Herkese yeniden merhaba. Evet bir nesil bu akımdan etkilenerek geçirdi; Twilight. Önceden okumama ve filmlerini milyonlarca kez izlememe rağmen tekrardan okumaya karar verdim. Okudukça anılarım canlandı diyebilirim. :)

Alacakaranlık Bella Swan ağzından anlatılıyor. Ama Edward Cullen' dan dinlemek de istiyorsanız pdf olarak internetten okuyabilirsiniz. Geceyarısı Güneşi olarak sadece sanal ortamda pdf olarak yayınlayan yazar, bu kitabıyla da çok konuşuldu. Kesinlikle Edward' ın ağzından okumanızı da tercih ederim. Gizli sırları da öğreniyorsunuz...

Üç şeyden kesinlikle emindim: Birincisi, Edward kesinlikle bir vampirdi. İkincisi, onun ne kadar güçlü olduğunu bilmediğim bu vampir yanı benim kanıma susamıştı. Üçüncüsü, ona koşulsuz ve geri dönülemez biçimde aşıktım! Tutkulu ve tüyler ürpertici... Alacakaranlık acıtan bir aşk hikayesi Isabella Swan' ın Washington eyaletindeki küçük ve daima yağışlı Forks kasabasına taşınması yaptığı en sıkıcı şey olabilirdi. Fakat gizemli ve cezbedici Edward Cullen’la tanıştığında hayatı ürkütücü ve tehlikeli bir hal aldı. Edward kimliğini bu küçük kasabada daha fazla gizli tutamazdı ve artık herkesin hayatı tehlikedeydi, özellikle de Isabella' nınki. Aşıklar kendilerini tehlike ve arzunun amansız çekişmesinin ortasında bulmuşlardı. Edward ve Isabella tutkularına yenik mi düşeceklerdi yoksa içgüdülerine karşı mı koyacaklardı?

Yine alacakaranlık, başka bir son daha. Günün ne kadar mükemmel olduğunun önemi yok, her zaman sona ermek zorunda.

Sana kimse söylemedi mi? Hayat adil değil. 

Ve aslan kuzuya aşık oldu. Ne aptal bir kuzu. Ne mazoşist bir aslan.

Nasıl öleceğimi hiç düşünmemiştim. Ama sevdiğin birisi için can vermek, ölmek için güzel bir yol gibi görünüyor. 

Yüzünde çarpık gülümsemesiyle bana bakıyordu. Kalbim duracak sandım. Melekler bile ondan gösterişli olamazdı. 

27 Kasım 2019 Çarşamba

Ağaç Ev Sohbetleri #13

Kasım 27, 2019 16
Herkese yeniden merhaba. 13. haftadayız!!! Ne kadar da hızlı geçti değil mi? Bu haftanın da konusunu ben belirledim. Eğer sizlerin de merak ettiğiniz sorularınız varsa yorumlar bölümünden bizlerle paylaşabilirsiniz.

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Bu haftanın konusu: En beğendiğiniz ya da size yakın gelen süper kahraman var mı? Peki süper kahramanınızın en sevdiğiniz özelliği nedir? DC mi Marvel mı daha iyi?

Tabi ki bütün süper kahramanlar benim için apayrı bir yerde. Fakat içlerinden en beğendiğim Marvel evreninden Captain Amerika, Iron Man, Thor, Loki, Hulk, Flash... Daha çok var ama önde gelen favorilerim bunlar. DC evrenine gelince de Joker, Harley Quinn, Superman, Batman, Batwoman, Catwoman, Aquaman, Wonder Woman... Maalesef sınıflandırma yapamam. Hepsi benim için apayrı bir yeri var. Özellikle şu günlerde Batwoman ve Batman aşığım. 2021' deki Batman filmini dört gözle bekliyorum. Robert Pattinson kesinlikle çok iyi bir karar olmuş. Batman rolüyle düşünemiyorum. Kesinlikle İNANILMAZ olacak. Bir de Joker' i unutmayalım!

Süper kahramanlarının bütün özelliklerini çok beğeniyorum. Ama en çok da görünmez ve akıl okuma yeteneği beni benden alıyor diyebilirim. DC ve Marvel seçimi asla yapamam. Çünkü ikisi de birbirinden iyi. DC' nin dizi evrenini daha hoş buluyorum. Sinematik evreninde de biraz daha karanlık olsa kesinlikle Marvel' i geçebilir diye düşünüyorum. Çünkü süper kahramanları gerçekten çok iyi. Ben daha çok orojin hikayeleri hoşuma gidiyor. Joker, Batman, Batwoman ve Wonder Woman orijin hikayeleri kesinlikle çok iyi. İzlemenizi kesinlikle öneririm. İyi İzlemeler!!!

23 Kasım 2019 Cumartesi

Irkçılığa Son Ver!

Kasım 23, 2019 20
Herkese yeniden merhaba. Farkındalık Kuşağı' na son hızla devam ediyorum. Sizlerden gelen konularla ilgili yazmaya devam ediyorum. Siz de bu konuyla ilgili düşüncelerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. Çünkü bilgi paylaştıkça çoğalır. Sizlerden olumlu görüşler almam, bu etkinliğin devamı için bana bir görev düştüğünü hissettim. İyi ki varsınız!

Maalesef son zamanlardan bırakın, Dünya' nın var olduğundan beri devam eden ırkçılık hakkında konuşmak istedim. Hatta bu konuyu kitabımda da yer verdim. Spoiler vermeyim! :) Malcom X' in de dediği gibi ''Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.'' Malcom gibi binlerce düşünür, bilim insanı, siyasetçi belki de sizler bile tarihe iz bırakacak cümleler kurmuşsunuzdur. Evet, bunu düşünmek ve bu yargının yanlış olduğunu söylemek kesinlikle yapılması gereken bir davranış. Fakat neden biz yanlış olduğunu savunup da bu hastalıklı düşünceyi savunacak davranışlarda bulunuyoruz? 

Ben her zaman şuna inanırım; insan ırkını yok edecek olay ırkçılığı ve açgözlülüğü olacak. Neden mi? Çünkü teknoloji geliştikçe, doymak bilmez bir ırk olacağız. Şu an da öyleyiz zaten. Ama açgözlülükten öte ırkçılık ön planda bana göre. Cinsiyeti, ırkı, dini ve rengine göre insanları seçiyoruz. ''A kişisi beyaz değil, ben onunla arkadaş olmam!'' ya da ''B kişisi Hristiyan mı Müslüman mı?'' diye sorgulayanlara ben şahit oldum. Açıkçası bu ve bunun gibi ''insanları'' sosyal medyada da görmek mümkün. Bu psikolojik hastalık bütün dünyayı esir almış durumda. Sağlıklı düşünemiyoruz maalesef. 

İnsanoğlu farklılıklarıyla ön planda değil mi? Kimisi çok iyi bir sanatçı kimisi de çok iyi bir bilim insanı. İnsanları özellikleriyle ayırmamalı onlarla iç içe olmalıyız. Dışarıdaki seslere değil içimizdeki sese odaklanmalıyız. Maalesef birkaç olay oluyor, konuşuluyor ve sonra unutuluyor. Bu ırkçılık yüzünden Dünya Savaşları da çıkmadı mı? Belki de gelecekteki Dünya Savaşları da yine ırkçılıktan doğabilir. Çünkü insanoğlu unutkan bir ırk. Yaptığı hatayı tekrarlayan ve acımasız bir ırk. Belki içimizde istisnalar vardır ama yüzde seksenden fazlamız böyle. Diyenler ya da böyle düşünenler olacaktır; ''Şimdi bu kız nasıl böyle düşünüyor ya da nereden biliyor, yaşı kaç ki?'' Bilmiyorum bu benim özelliğim gibi. İnsanları okumayı seviyorum. Onlar konuşmasa da yüzlerinden, davranışlarından anlıyorum. Tabi ki yanıldığım zamanlar oluyor çünkü kimse ''mükemmel'' değil. 17 yaşındayım ve büyüdükçe insanların gerçek yüzlerini, menfaatları için neler yaptıklarını hepimiz görüyoruz bence. Bir de büyüdükçe farklı bakış açılarıyla karşılaştırıyorsun. Belki çoğumuz büyümek istemememişizdir. Aynı Küçük Prens' deki gibi; ''Büyüdükçe kirlendi Dünya!'' kesinlikle öyle.

Umarım anlatmaya çalıştığımı sizlere geçirebilmişimdir. Çünkü bu devirde yanlış anlaşılmak çok kolay oluyor. Her hafta Farkındalık Kuşağı' yla sizleri blog sayfama beklerim. Daha ne konular var... Hepsi sizleri bekliyor. İyi Okumalar!

İnsanlık tarihinin en büyük problemi, ırkçılığın aslında bir hiç olduğu, sadece bir istisna olduğudur. Erik Hansen

Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik Ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk; kardeş olarak yaşamayı... Martin Luther King 

Barışta evlatlar babalarını, savaşta babalar evlatlarını toprağa verirler. Herodot 

Birisi barışı başlatmalı, tıpkı savaşı başlattığı gibi. Stefan Zweig 

22 Kasım 2019 Cuma

Denizde Bulunan Çocuk | Jules Verne

Kasım 22, 2019 12
Herkese yeniden merhaba. Evet klasiklerden asla vazgeçmiyorum. Jules Verne' nin kitaplarına olan aşkım asla bitmiyor. Denizde Bulunan Çocuk da beni en çok etkileyen kitaplarından biri. Eğer yazarın kitaplarını okumadıysanız okumaya başlamanızı öneririm. Şu an beni derinden etkileyen ve filmini yüzlerce hatta milyonlarca defa izlediğim Alacakaranlık serisi de yakında ayrıntılı olarak sizlerle paylaşacağım. Sizleri bilmem ama beni seri sımsıkı bağlamıştı kendine.

Bir balıkçı Norveç kıyılarında, can simidine bağlanmış bir beşiğin içinde bir bebek bulur. Bebeğin üzerinde pahalı kıyafetler ve altın bir oyuncak vardır. İyi kalpli balıkçı ve karısı bebeği kendi çocuklarıyla birlikte büyütürler. Üstün zekası ve Norveçlilerden farklı görünümüyle dikkat çeken çocuk, 15 yaşına geldiğinde hakkındaki gerçeği öğrenir. Cesur delikanlının artık hayattaki tek amacı geçmişinin gizemlerini çözmektir. Tüm Avrupa’ nın en tanınmış simalarından biri olan Doktor Schwaryencrona, Norveç’ te ziyaret ettiği ilkokulun öğrencilerinden biri olan Erik’ in tavırlarından ve çocuğun pek çok farklı bilgi birikiminden etkilenir. Çocuğu biraz daha yakından tanıyınca Erik’in denizde bulunduğunu ve o günden bu yana kendisini bulan balıkçının ailesi tarafından himaye edildiğini öğrenen doktor, Erik’i de yanına alır ve çocuğun daha geniş eğitim imkanlarından yararlanabilmesi için birlikte Stockholm’ e giderler. Aradan zaman geçip de Erik’ in yaşı ilerleyince, Doktor Schwaryencrona ve Erik birlikte büyük bir maceraya atılacak ve bu genç adamın gerçek ailesini bulmaya çalışacaktır.

Aileni hiçbir zaman unutma! Onurlu ve mert bir insan ol! Asla yalan söyleme! Elinden geldiği kadar çok çalış! Senden zayıf olanları da daima koru!

Bir anne, çocuğunun cesedini gözleriyle görmedikçe, ölümü kabul edemez ve buna inanmayı reddederdi. Tanıklar yanılmış olabilirlerdi. Bir anne, umulmadık bir dönüşün mümkün olacağına daima inanırdı. Bekler, her zaman beklerdi. 

Bir sırada kuru ekmeği paylaşarak sevmeyi öğrenmiş olanlar için bu yürekte her zaman küçük bir köşe kalıyor! 

21 Kasım 2019 Perşembe

Farkında Ol!

Kasım 21, 2019 12
Herkese yeniden merhaba. Farkındalık Kuşağı' nın ilk yazısıyla sizlerle birlikteyim. Bütün konuları hazladım ve sizlere sırasıyla paylaşmak için can atıyorum. Bu haftanın konusunu da hayranı olduğum Joker' den geliyor. Konumuz bizlerle ilgili. Tabi alıntılarda Joker' den...

Joker' in çıkan yeni filmini izleyenler bilir. Gerçekten çok güzel ve etkileyici bir Joker izledik bence. Filmi izledikten sonra Joker' e hak verdim doğrusu. Aslında DC sinematik evreninde kötü bir karakter olmasına rağmen bu filmde anlatılan onun geçmişi ve nasıl Joker' e dönüştüğüne tanık olduk. Tabi ki bu filmden bir sürü mesaj vardı. Filmin her sahnesinde Joker' i kendi yerime koydum ve onu kesinlikle anladım. Tabi ki sonradan delirmeye başlıyor ama asıl konu onu Joker' e dönüştüren etkendi. 

Arthur -bildiğimiz Joker' in kendisi- geçmişinde yaşadığı aile içi şiddetten etkilenmesi ve ona kalıtsal bir hastalığa sürükleyen bu olayın onu derinden etkilemesiyle başlıyor. Gülme hastalığından dolayı hayatla başa çıkmak, insanlarla olan ilişkileri giderek azalıyor. Yani kısacası toplumdan dışlanmış bir Arthur görüyoruz. Hayallerinin peşinden gitmek isteyen fakat onunla dalga geçilerek, küçümseyerek ve toplumdan dışlanması onu git gide uçuruma götürüyor. Filmdeki beni en çok etkileyen olaydı. Ne kadar insanlara nazik davransa da hastalığı onu geri çekiyor. Filmi kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. Çünkü yazdıklarımı daha iyi anlamanız için filmi didik dikik incelemelisiniz. Arthur' un günlüğü de dikkatimden kaçmadı. Bana göre Joker, çocukluğunu yaşayamamış bir yetişkin. Toplumda onu dışlanmasıyla içine kapanık bir ruh haline bürünüyor ve geri döndürülemez bir Joker' e dönüşüyor. Filmdeki dönüşler gerçekten çok güzeldi. 

Benim Arthur' dan yani Joker' den öğrendiğim bir sürü şey var. Gerçekten kendinizi sorguluyorsunuz. Hiç tanımadığınız birisinin nasıl toplumu ele geçirdiğini görüyorsunuz. Hastalığı olan birisini toplumdan ayırmamalı, onu daha yakından tanımamız gerektiğini, dışlanmamayı öğretti. Ne kadar iyi birisinin nasıl kötü birisine dönüştüğünü... Joker tam olarak bir ikon haline geliyor Gotham şehrinde. Haksızlıkları, açlığı, ırkçılığı ve baş kaldırmayı Gotham şehrinde izliyorsunuz. Tabi bunun öncüsü de bir nevi Joker oluyor. Ne kadar kötü bir karakter olsana bana göre filmde nasıl iyi bireyi Joker' e dönüşmesine tanık oluyorsunuz. Arthur' dan Joker' e geçişte de inanılmaz ruh değişimi, dansları ve düşünce yapısına hayran kalıyorsunuz. 

Şunu asla unutma gülerken kaybettiklerini ağlayarak geri kazanamazsın.

İnsanlar, dünyanın onlara izin verdiği ölçüde iyidirler. İşler çığırından çıktığında, sözde medeni geçinen bu insanlar, birbirlerini yiyecek. 

Bu şehir daha klas bir suçluyu hak ediyor ben de onlara bunu vereceğim. 

Bu dünyada hayatta kalmanın tek mantıklı yolu, kural tanımamaktır. 

Eskiden hayatımın trajedi olduğunu düşünürdüm, aslında komediymiş. 

19 Kasım 2019 Salı

Ağaç Ev Sohbetleri #12

Kasım 19, 2019 12
Herkese yeniden merhaba. Karşınızda 12. haftadayız. Günler, haftalar, aylar su gibi geçip gidiyor. Bu etkinliğin de durmayıp ilerlettiğimiz Sade ve Derin' e Sessiz Gemi' ye Kağıttan Dünyam' a Momentos' a ve diğer yanıtlayan arkadaşlarıma çok teşekkür ederim!

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Sonraki hafta için konu önerim: En beğendiğiniz ya da size yakın gelen süper kahraman var mı? Peki süper kahramanınızın en sevdiğiniz özelliği nedir? DC mi Marvel mı daha iyi? 

Bu haftanın konusunu da Sessiz Gemi' den geldi! Gerçekten çok güzel sorular geliyor. Herkese çok teşekkür ederim! Gelelim bu haftanın sorusuna: İnsanların ruhlarının rengi ve bir formu olduğunu düşünüyor musunuz? Örneğin, gün ışığı gibi veya pembe kiraz çiçeği gibi. Öyleyse sizin ruhunuz nasıl bir forma ve renge sahip olurdu?

Aynen, ben insanların ruhlarının bir rengi ve formu olduğunu düşünüyorum. Bilimsel olarak kanıtlanmasa da gerçekten de aynı burçlar gibi insanların enerjisine inanıyorum. Benim ruh rengim bence kırmızı, mavi ve kahverengi tonları olabilirdi. Zaten en sevdiğim renklerdir. Mevsimlerden de sonbahar benim için apayrı bir yere sahip olduğundan dolayı çok seviyorum. Özellikle sonbahar aylarında kahverengi, kırmızı kurumuş yapraklar beni benden alıyor. Bir forma sahip olsaydım da kesinlikle çıta olurdu. Çıtalara karşı apayrı bir ilgim var ve belgesellerini kaçırmadan izlemeye çalışıyorum. En hızlı hayvan olmaları ve enerjik olmaları beni tamamlıyor diyebilirim. 

Peki sizlerin ruh rengi ve formunuz neler? Sizlerin de bu eşsiz etkinliğe katılmanızı çok isterim. Her hafta, blog ailesi olarak ağaç evimize çıkarak düşüncelerimizi paylaşıyoruz. Sizleri de aramızda görmekten çok memnun oluruz. İyi Okumalar!

16 Kasım 2019 Cumartesi

Farkındalık Kuşağı

Kasım 16, 2019 16
Herkese yeniden merhaba. Yazmak, söylemek ve blogumda paylaşmak istediğim, nasıl desem? Unuttuğumuz veya üç maymunu oynadığımız olaylarla ilgili konuşmak ve sizlerin fikirlerini de merak ettiğimden dolayı Farkındalık Kuşağı adlı bu seriyi başlatmak kararı aldım. Eğer siz de katılmak istiyorsanız, herhangi bir konuda düşüncelerinizi karşınızdakini aydınlatmak ve farkındalık yaratmak istediğiniz her konuda yazabilirsiniz. Yeter ki asla susmayın...

Her hafta yeni bir farkındalıkla ilgili yazıyı paylaşmayı umuyorum. Her hafta olmasa da sık sık bu konuda sizleri bilinçlendirmek ve aynı zamanda da kendimi bilinçlendirmek istiyorum. Bu kuşağın temel konusu insanın öz eleştiriye açık olması. Yani konuşmak istemediğimiz ya da konuşup da bir iki gün sonra unuttuğumuz konuları konuşmak istiyorum. Bana göre şu an insanoğlu üç maymunu oynuyor. Ne kadar ülkeler toplansa ve barış içerikli sözler söylese bile gerçekler çok apaçık durumda. Konuya hemen girmek istemiyorum. Çünkü her hafta dünyevi konularla sizleri blog sayfamda bekliyor olacağım. 

Sizlerin görüşleri, fikirleri ve destekleriniz benim için çok önemli. Çünkü yalnız olmadığımı, benim gibi düşünen milyonları gördükçe çok mutlu oluyorum. Ve her zaman dediğim gibi iyi ki bu blog macerasına atılmışım. Sizler de iyi ki varsınız! Sizlerin de bu Farkındalık Kuşağı' na katılmanızı çok isterim. Sizlerin düşüncelerini çok merak ediyorum açıkçası. En yakın zamanda konuyu başlatmış olacağım. Sizlerin de farkındalık yaratmak istediğiniz konular varsa yorumlar bölümünden yazmanız yeterli. İyi Okumalar!

Fahrenheit 451 | Ray Bradbury

Kasım 16, 2019 16
Herkese yeniden merhaba. Karşınızda bilim kurgunun en güzel örneğine şahit olacaksınız. Gerçekten okuduğum en iyi bilim kurgu romanı. Eğer bu eşsiz kitabı okumadıysanız veya okumayı düşünüyorsanız kesinlikle başlamanızı öneririm. Aksi halde çok pişman olabilirsiniz.

Bilim kurgu türünde beni yazmaya çeken yazar Ray Bradbury sadece bilim kurgunun değil fantastik edebiyatın ve korkunun da yirminci yüzyıldaki ustalarından biri. Bilim kurgunun iyi edebiyat da olabileceğini kanıtlayan belki de ilk yazar. Yayımlandığı anda klasikleşen, distopya edebiyatının dört temel kitabından biri olan Fahrenheit 451 ise bir yirminci yüzyıl başyapıtıdır. Kitabımla ilgili bilgilere buradan ulaşabilirsiniz. 

Guy Montag bir itfaiyeciydi. Televizyonun hüküm sürdüğü bu dünyada kitaplar ise yok olmak üzereydi zira itfaiyeciler yangın söndürmek yerine ortalığı ateşe veriyordu. Montag’ ın işi ise yasa dışı olanların en tehlikelisini yakmaktı: Kitapları. Montag yaptığı işi tek bir gün dahi sorgulamamıştı ve tüm gününü televizyonla kaplı odalarda geçiren eşi Mildred’ la beraber yaşıyordu. Ancak yeni komşusu Clarisse’ le tanışmasıyla tüm hayatı değişti. Kitapların değerini kavramaya başlayan Montag artık tüm bildiklerini sorgulayacaktı. İnsanların uğruna canlarını feda etmeyi göze aldığı bu kitapların içinde ne vardı? Gerçeklerin farkına vardıktan sonra bu karanlık toplumda artık yaşanabilir miydi? Fahrenheit 451, yeryüzünde tek bir kitap kalacak olsa, o kitap olmaya aday.

Yazılmış en iyi bilim kurgu romanı. İlk okuduğumda, yarattığı dünyayla kabuslar görmeme sebep olmuştu. Margaret Atwood

Öyle bir eser ki, hakkında ne söylesem eksik kalır. Neil Gaiman

Mutlu olmamız için gerekli her şeye sahibiz, ama mutlu değiliz. Bir şey eksik. Etrafa bakındım. Ortadan kaybolduğunu kesinlikle bildiğim tek şey, on-on iki yıldır yaktığım kitaplardı.

Kitaplar, aptal olduğumuzu bize hatırlatmak için var.

İyi yazarlar genellikle hayatın gerçeklerine dokunuyorlardı. Bu bakımdan kitaplardan neden bu kadar nefret edildiğini, korkulduğunu anlıyor musunuz? Hayatın gerçek yönlerini veriyorlar. 

15 Kasım 2019 Cuma

Ağaç Ev Sohbetleri #11

Kasım 15, 2019 6
Herkese yeniden merhaba. Evet bu hafta baya geciktim. Ama neyse ki sınav haftamız sonunda bitti. Bu bir hafta boyunca bol bol sizlerle birlikte olacağım için çok mutluyum. 

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Evet Ağaç Ev Sohbetleri son hızla devam ediyor. Bu haftamızın da konusu Momentos' dan geldi. Bu haftanın konusu da şöyle: Ergenlik döneminizde rol model aldığınız biri var mıydı, kimdi? Yetişkin biri olduğunuzda bu rol model hakkındaki fikriniz aynı mıydı?

Tabii ki ilk önce annem ve babam benim için asıl rol modeller. İkisini de çok seviyorum. Benim için apayrı bir yeri olan ve ülkemizin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk de benim için en büyük rol modellerinden birisidir. Bu konu dışında olarak rol model aldığım kişileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Sadece ergenlik dönemi değil, yaptıklarıyla hayatıma bakış açısı kazandıran, şarkılarıyla her zaman yanımda olan Taylor Swift benim için rol modellerden birisi. Kitaplarıyla beni benden alan Stephen King, Dan Brown, Stephen Hawking ve daha fazlası... Onları yakından takip ediyorum ve yaptıklarıyla beni büyülüyorlar. Kitap yazma sürecimin de başlamasına neden olan yazarlar. Peki sizin rol model olarak aldığınız kişi veya kişiler var mı? Yorumlar bölümünden bizlere görüşlerinizi yazmayı unutmayın! Seviliyorsunuz!!!

13 Kasım 2019 Çarşamba

Dede Korkut Hikayeleri

Kasım 13, 2019 6
Herkese yeniden merhaba. Ağaç Ev Sohbetleri' ni hafta sonu yanıtlayacağım. Sizlerden gelen çok güzel mimler ve öneriler var. Hepsini yanıtlayabilmem için biraz zaman alabilir. Ama bütün sorularınızın da cevapları olacak. Sizlere çok özel bir sürprizim de var...

Destan döneminden halk hikayeciliğine geçiş döneminin en önemli ürünü Dede Korkut Hikayeleridir. Bu hikayeler, Orta Asya' da şekillenmeye başlamış; Türklerin Müslüman olmalarından ve Anadolu'ya gelmelerinden sonra din ve çevre motiflerine göre bazı değişikliklere uğramıştır. Dede Korkut' un hikayeleri, parça parça ve değişik versiyonlarda Anadolu'nun çeşitli yerlerinde yaşamaktadır. Bugün Türkiye' de en yaygın olarak bilinen hikayeler, 15-16. yüzyıllarda meçhul biri tarafından yazıya geçirilmiştir. Toplam 12 hikaye ve bir ön sözden oluşmuştur.

1) DİRSE HAN OĞLU BOĞAÇ HAN
Toy edilirken Karatağ'a oturtulan ve çocuğu olmayan Dirse Han'ın bir oğlu olur ve Bayındır Han'ın boğasını öldürdüğü için Dede Korkut tarafından "Boğaç Han" olarak adlandırılır, bey olur. Dirse Han'ın 40 yiğidi, oğlanı babasına kötüler. Babası avda oğlunu oklar. Annesinin sütü ve kır çiçeği oğlanın yarasına derman olur. Oğlan, kırk yiğit tarafından kaçırılan babasını kurtarır. Dirse Han oğluna taht verir.

2) SALUR KAZANIN EVİNİN YAĞMALANMASI
Salur Kazan,oğlu Uruz Han'ın uyarısına rağmen, Oğuz beyleriyle ava çıktığı sırada, evine üç yüz yiğidi ve Uruz'u bırakmasına rağmen düşman gelir. Eşini, gelinini ve oğlunu esir alır. Gördüğü rüya üzerine avdan dönen Salur Kazan, düşman ellerine gider. On bin koyununu düşmana vermeyen çoban da (o istemese de) kendisiyle gelir. Oğuz beyleriyle birlikte düşmanı yener ve yurtlarına dönerler.

3) KAM BÜRE BEG OĞLU BAMSİ BEYREK
Bayındır Han'ın Oğuzları topladığı sohbete tüm beylerin oğullarıyla gelmesi üzerine, Büre Bey üzülür. Oğuz beyleri, Büre Bey için bir oğul, Bican Bey'e de doğacak oğlana vermesi için bir kız dilerler. Doğan oğlan büyüdükten sonra kendisine hediye getiren bezirgânları kafirlerden kurtarır ve "Bamsi Beyrek" adını alır. Banı Çiçekle evleneceği gece kafirler düğünü basarak Bamsi'yi esir alır. Banı Çiçek'in abisi Deli Karçar'a Yalancı oğlu Yaltacık'ın kanlı bir gömlek getirip "Bamsi öldü." demesiyle Banı Çiçek Yaltacık'a verilir. Düğün gecesi esir bulunduğu kaleden, tekürün kızının yardımıyla kaçan Bamsi, yaşadığını Bani Çiçek'e bildirir. Sonra düğün yapılır.

4) KAZAN BEYİN OĞLU URUZ BEYİN TUTSAK OLMASI HİKAYESİ
Kazan Bey, oğlunun henüz bir kan akıtıp, baş kesip isim sahibi olamayışına üzüldüğünü bildirir. Oğlu da babasından nasıl savaş edildiğini, kan döküldüğünü kendisine öğretmesini ister. Kazan Han bunun üzerine oğlunu ava çıkarır, bu sırada düşman gelir ve Kazan Han savaşmaya başlar. Oğluna sadece izlemesini söylemesine rağmen oğlan babasına fark ettirmeden savaşır. Babası, oğlunu bulamaz; evde de göremeyince düşmanla savaşılan yere gelir. Oğlunun kılıcını görünce onun esir düştüğünü anlar. Düşmanla tek başına savaşa giden Kazan Bey, yenilir. Bunun üzerine Hatun kırk kızla ve diğer Oğuz beyleriyle kafirleri yener. Oğuzlar yurtlarına dönerler.

5) KOCA DUHA OĞLU DELİ DUMRUL HİKAYESİ
Duha Koca oğlu Deli Dumrul, bir kuru çayın üstüne köprü diker, geçenden de geçmeyenden de akçe alır. Bunun sebebini de erliğinin, yiğitliğinin yayılması olarak açıklar. Köprü üstünde birinin ölmesi üzerine Deli Dumrul, bu yiğidin canını alan Azrail'in gelip kendisiyle savaşmasını ister. Bu başkaldırı üzerine Allah, Azrail'i Deli Dumrul'un canını alması için yollar. Deli Dumrul, Azrail'i bir türlü yakalayamaz ve Allah'ın birliğine iman eder. Bir can getirmesi şartıyla canı bağışlanacak olur. Annesi de babası da can vermeyi kabul etmez.Artık öleceğine inanan Deli Dumrul, karısıyla helalleşmeye gider. Karısının kendisine canını vermesini istemesi üzerine Allah'a "Ya ikimizin canını de canını al ya ikimizi de yaşat." der. Allah ikisine de 140'ar yıl ömür verir.Annesi ve babasının da canını alır.

6) KANLI KOCA OĞLU KAN TURALI HİKAYESİ
Kanlı Koca adında bir Oğuz eri kahraman oğlu Kan Turalı'ya onu evlendirmek istediğini söyler. Ancak oğlan, aradığı kadar kahraman, gözü pek bir kız bulamaz.Babası arar ve Trabzon tekürünün kızının tam oğlunun istediği gibi bir kız olduğuna kanaat getirir.Bir aslanı, bir boğayı ve bir deveyi öldürmek şartıyla verilecek olan kızı, Kan Turalı bu şartları gerçekleştirerek alır. Evlendikleri gece kafirlerin saldırısına uğrar ve savaşırlar. Savaş devam ederken Selcen Hatun eşini arar, bulamaz. Bulduğu yerde de yardım eder. Selcen Hatun'un düşmanı yendiği için övüneceğini düşünen Kan Turalı, Selcen'i öldürmeye karar verir. Ok çekerler; ancak Selcen, okunun başındaki demiri çıkartmıştır. Selcen'i böylece deneyen Kan Turalı ve Selcen, yurtlarına dönerler.

7) KAZICIK KOCA OĞLU YİĞENEK HİKAYESİ
Bayındır Han'ın İç Oğuz beylerini sohbete çağırdığı bir gün, aralarından Kazılık Koca denilen bir bey Bayındır Han'dan akın ister. İzin alınır, Kazılık Koca yararlı ihtiyarlarla birlikte Karadeniz kenarındaki bir kaleye gider. Kalenin Tekürü Kazılık Koca'yı aklar ve esir alır. 16 yıl esir kalan Kazılık Koca'nın 16 yaşına gelmiş olan oğlu Bayındır Han'a giderek babasını kurtarmaya gideceğini söyler. Yanına 24 sancak beyini de alır. Yola çıkmadan gördüğü rüyada Dede Korkut'tan öğütler alan Yiğenek, Allah'a sığınıp dualar ederek tekürü yener. Babasını kurtarır.

8) BASAT'IN TEPEGÖZÜ ÖLDÜRMESİ HİKAYESİ
Basat, Uruz Bey'in Oğuzlar'ın göçü sırasında düşürülüp bir aslan tarafından büyütülen oğludur. Uruz'un çobanı Oğuzlar'ın yaylaya göç ettikleri sırada bir peri kızıyla çiftleşir. Peri kızı, bunun acısını Tepegöz'ü (çobandan olan çocuğu) Oğuzlar'ın içine salarak çıkarır. Tepegöz, çocukların kulaklarını, burunlarını yer; adamları yiyerek öldürür. Basat'ın kardeşi Kıyan Selçuk da Tepegöz yüzünden ölmüştür. Basat gider ve kardeşi uğruna Tepegöz ile savaşır. Önce gözünü yok eder; sonra da öldürür.

9) BEGİL OĞLU EMREN'İN HİKAYESİ
Bayındır Han, Gürcistan'dan haraç olarak bir kılıç, bir çomak, bir at geldiğini görünce kızar. Bunları yiğitlere, boylara veremeyeceğini söyler. Dede Korkut, bu üç haracın da bir yiğide verilmesi yönünde akıl verir. Begil Yiğit, bunları kabul eder. Haraçları alan Begil Yiğit, Gürcistan sınırına yerleşir. Oğuz'a geldiğinde Kazan Bey'in Begil Yiğide avda hünerli olduğunu; ancak bu hünerin ata bağlı olduğunu söylemesi üzerine darılır. Oğuzlara başkaldırışından onu ancak karısı döndürür ve ava çıkmasını söyler. Av sırasında sağ uyluğunu kıran Begil, bunu bir süre saklar. Açıklaması üzerine Tekür bunu duyar ve Oğuz üstüne yürür. Begil oğlu Emren direnir. Allah ona kırk er gücü verir, böylece kafirler yenilir.

10) UŞUN KOCA OĞLU SEĞREK HİKAYESİ
Uşun Koca adında birinin Eğrek ve Seğrek adında iki oğlu vardır. Eğrek, bir gün beyleri çiğneyip Kazan Bey'in karşısına gelir, oturur. Ters Uzamış adında bir bey ona baş kesmediğini, kan dökmediğini, aç doyurmadığını, burada ne aradığını sorar. Eğrek, baş kesmenin, kan dökmenin hüner olduğunu öğrenince Kazan Han'dan akın diler. Kazan Han, kabul eder; üç yüzer verip gönderir. Bu akın sırasında esir düşer. Kardeşi Seğrek, onu kurtarmaya gider. Kafirler, Eğrek kardeşini tanımadığı için bir tuzak kurmak isterler. Seğrek'in bir deli olduğunu, yoldan geçenlerin ekmeğine el uzattığını, bunun üstüne yürürse onu serbest bırakacaklarını söylerler. Eğrek gidince bu kişinin kardeşi olduğunu öğrenir. Kafirleri yenerler. Yurtlarına dönerler.

11) SALUR KAZANIN TUTSAK OLUP OĞLU URUZ'UN ÇIKARDIĞI HİKAYESİ
Tarabuzan Tekürü Salur Kazana bir şahin gönderir. Salur Kazan şahincibaşına haber vererek ava çıkacağını söyler. Av sırasında şahin, Taman'ın Kalesine iner. Şahinin arkasından gittiği sırada Salur Kazanın uykusu gelir, 7 gün uyur. Taman, Salur Kazan'ın Oğuz beyi olduğunu öğrenince onu esir alır. Taman'ın eşinin isteği üzerine esir edildiği kuyudan çıkarılan Salur Kazan'dan kafirleri övmesi istenir, ama o övmez. Kardeşi ve oğlu olduğu için de öldürülemez. Oğlu Uruz, Salur Kazan'ı kurtarmaya gelir. Kazan ile oğlu savaştırılır ve Uruz babasını yaralar. Tam bu sırada Kazan Bey Uruz'a babası olduğunu açıklar. Uruz, babasının elini öper, yurtlarına dönerler.

12) İÇ OĞUZ DIŞ OĞUZ ASİ OLUP BEYREK'İN ÖLDÜĞÜ HİKAYESİ
Kazan 3 yılda bir İç ve Dış Oğuz beylerini toplar, helalini alır, nesi var nesi yoksa yağmalattırdı. Yine Kazan'ın evini yağmalattığı bir zaman Dış Oğuz beyleri gelmez, İç Oğuz beyleri yağma eder. Bunun üzerine Dış Oğuz beyleri Kazan'a düşman olur. Kılbaş adında bir bey Dış Oğuz beylerinden Aruz'un evine gider ve Dış Oğuz beylerinin Kazan Han'a kin beslediğini öğrenir. Kıbaş gittikten sonra Dış Oğuz beyleri yemin eder, Beyrek'in bu yemine katılmasını yoksa öldürüleceğini söylerler. Beyrek, kabul etmez, ancak Dış Oğuz beyleri de Beyrek'e kıyamaz. Aruz Bey, Beyrek'in sağ uyluğunu keser. Beyrek öleceğini anlayınca Kazan Han'a kanını yerde bırakmamasını vasiyet eder. Kazan Bey bunun üzerine İç Oğuz beylerini toplayarak Aruz'un evini yağmalar, kendisini öldürür. Kazan, Dış Oğuz beylerini affeder.


9 Kasım 2019 Cumartesi

Hakkımda Bilmediğiniz 11 Şey Mimi

Kasım 09, 2019 12
Herkese yeniden merhaba. Yeni bir mimle karşınızdayım. Evet, böyle güzel mimleri yanıtlamayı çok seviyorum. Bu mimin öncüsü de Sade ve Derin! Thestoriesfromthestars da çok güzel yanıtlamış. Görüşlerinizi bizimle yorumlar bölümünden paylaşabilirsiniz. Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Okuyan herkes bu güzel mimi yanıtlasın! İşte hakkımda bilmediğiniz 11 şey;

1) Kendinde sevmediğin özelliğin nedir?
Kendimde sevmediğim bir özelliğim bazen çok olumsuz olmam. Evet bazı anlar geliyor ve işler yerinde gitmediği zaman olumsuz olabiliyorum. Ama bu özelliğimi kaybetmek istiyorum.

2) En büyük takıntın nedir?
En büyük takıntım eğer birisi defterimdeki yazıları eliyle sürtmesi sonucunda yazımın okunamaması ve kitapları büken insanlara takıntılıyım. Defteri bükmek, kitabın sayfalarını bükmek için en büyük takıntım. Böyle yapan insanlara da acayip uyuz oluyorum. Bu özelliğimden dolayı çoğu kişiyle de tartıştığım vardır.

3) Kimsenin bilmediği bir sırrın var mı?
Tabi ki herkesin vardır. Ama iki kişinin bildiği bir sır, sır değildir diyerek diğer soruyla ışık hızıyla gidiyorum. :)

4) Hayattaki en büyük başarın ne?
Hayattaki en büyük başarım, tabi ki akademi alanını saymıyorum, bu bloga başlamam ve kitap yazıyor olmam. Özellikle kitap yazma sürecine girmem bana göre en büyük başarılarımdan birisi. Buradan kitabımla ilgili bilgilere ulaşabilirsiniz.

5) Seni mutlu eden şey ya da şeyler nelerdir?
Saymakla bitmez. Beni en mutlu eden şey öncelikle ailemle birlikte olmam. Tabi ki öncelik sağlıklı olmak. Çünkü sağlıklı bana göre en önemli şey. Sağlıklı değilsen mutlu olmak nedir ki?

6) En sevdiğin ünlü kim?
En sevdiğim ünlü kesinlikle Taylor Swift. Onu 2012 yılından beri takip ediyorum ve gerçekten tapıyorum. Sözleri, hayata bakış açısı, şarkılarındaki duygu beni benden alan özelliklerinden biri. 

7) Şansa inanır mısın? Şans getirdiğini düşündüğün bir eşyan var mı?
Şansa inanırım. Çünkü bilmiyorum ama eşyaların bir enerjisinin var olduğunu düşünüyorum. Bana şans getiren bir eşyam da var. Bir tavşanım var. Bebekliğimden beri yanımda olan ve yıllara karşı dayanıklı oyuncaklarımdan birisidir.

8) Hayalindeki meslek ve nedeni?
Hayalimdeki meslek psikolog. Evet, buna karar vermek zordu. Çünkü kendimi tanıyana kadar çok meslek değiştirdim. Karar veremiyordum ya da iklimde kalıyordum. Ama okuduğum bir kitap mesleğimi seçmemde rol oynadı. Kitabın tam adını hatırlamıyorum ama bir psikologun hastalarıyla ilgili anılarını anlatıyordu. Ondan sonra bu meslek çok hoşuma gitti ve kararımı verdim. Gerçekten de buradan sesleniyorum: Eğer meslek seçiminizde kararsız kalıyorsanız ilgilendiğiniz bir alanı ilk önce araştırın. Kendinizi tanıyın ki meslek için bir yol gözüksün. Ondan sonra da onunla ilgili kitapları okursanız ikilemde kalmayacağınızı temenni ederim.

9) Kafan bozukken yaptığın şeyler nelerdir?
Kafam bozukken yaptığım şeyler kitap okumak, müzik dinlemek ve özellikle uzun maratonlara katılmak iyi geliyor. Peki siz neler yapıyorsunuz?

10) En sevdiğin dizi ya da film?
En sevdiğim dizi şu son aralar See adlı dizi. Gerçekten İNANILMAZ! Buradan See' ye ulaşabilirsiniz. Dark, Blacklist, Billions, Homeland, Seal Team, American Horror Story ve daha fazlası... Filmler için de tabi ki Marvel ve DC vazgeçilmezlerimdir.

11) Kendine hangi sorunun sorulmasını isterdin ve cevabın ne olurdu?
Şu an mutlu musun sorusunu yanıtlamayı çok istiyorum. Çünkü ülkemizdeki ekonomik sıkıntılar nedeniyle intihar haberleri art arda geliyor ve bu ben gerçekten çok üzüyor. Bu hayat pahalılığı ne zaman bitecek? Daha kaç kişi ölecek? Sizlerin de düşüncelerini çok merak ediyorum...

Ağaç Ev Sohbetleri #10

Kasım 09, 2019 6
Herkese yeniden merhaba. Evet geciktim. Sınav haftası da başladığından dolayı sık paylaşım yapamıyorum. Ama günler çok hızlı geçiyor. 10. haftayı da geride bırakıyoruz...

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Bu haftanın konusu önceki Ağaç Ev Sohbetlerinde de yanıtladığım soruydu. Fakat ben yine de farklı hikayelerimle sizlerle paylaşmak istedim: Sizin de korkunç veya anlamlandıramadığınız olaylar yaşadınız mı? Biraz da korkalım!

Önceki sohbetteki düşüncelerimi okumak istiyorsanız buradan ulaşabilirsiniz. Almanya' dayken Cadılar Bayramı yürüyüşleri, evlere gidip komşuları korkuttuğumuz günleri hatırlıyorum da çok hızlı geçmiş. Hala yapıyorum. Cadılar Bayramı benim için çok özel bir bayram. Makyajlar, maskeler, kostümler derken beni benden alıyor. Ben anlamlandıramadığım olaylar yaşamadım. Amerika' dan bütün dünyaya yayılan bu bayram, uluslararası ün kapmış durumda. Gerçi biz de pek yaygın olmasa bile o güne özel etkinlikler yapılmakta. Ben en çok bu bayramda korku içerikli filmler ve diziler izlemeyi tercih ederim. Peki siz neler tercih edersiniz? Bu bayramı nasıl buluyorsunuz? Yorumlar bölümünden görüşlerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.