15 Mart 2020 Pazar

Suçluyorum | Emile Zola

Herkese yeniden merhaba. Klasiklerden devam ediyorum bu aralar. Emile Zola'nın herhangi bir kitabını hiç okudunuz mu? Gerçekten okuduğum en iyi, kalemi kırılmaz yazarlardan birisiydi benim için. Suçluyorum da öyle bir başyapıt. Direnmesi, bir avukatmış gibi savunmalar yapması ve derin düşünceleri kitabı okuduğumda beni kendi dünyasına alıp götürdü. Peki siz şu an neler okuyorsunuz? Yorumlar bölümünden görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

19. yüzyıl sonları Fransa'sında, Yahudi kökenli bir subayın, Yüzbaşı Alfred Dreyfus'ün haksız yere casuslukla suçlanmasıyla patlak veren Dreyfus Davası, yalnızca bir hukuk ve ayrımcılık skandalı değil, aynı zamanda başta ordu ve yargı olmak üzere ülkenin tüm kurumlarını temellerinden sarsan bir toplum olayıydı. Tam 12 yıl sonra Dreyfus'ün aklanmasıyla sonuçlansa da, Üçüncü Cumhuriyet ve çağdaş Fransa'nın tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Bu dava çevresinde gelişen çalkantıların keskinleştirdiği güçler dağılımı, kilise ve devlet işlerinin ayrılması gibi sarsıcı önlemlerin alınmasına, sağdaki milliyetçiler ile soldaki antimilitaristler arasında uzun sürecek bir bölünmenin doğmasına yol açtı. Büyük romancı Emile Zola da, 13 Ocak 1898 günü bir gazetede yayınladığı Suçluyorum başlıklı açık mektubuyla, Dreyfus'e yapılan haksızlığın karşısına dikilen Fransız aydınlarının sözcüsü oldu. Artık bir klasik niteliği kazanan ve onurlu aydın başkaldırışının görkemli bir örneğidir Suçluyorum. 

Tıpkı günümüzdeki gibi bir olay değil mi? Birkaç kişinin asılsız suçlamalarla yanan hayatlar yok mu? Suçluyorum başlıklı açık mektubunda da Emile Zola bu sistemi eleştirmiş ve o zamanın Fransa'sını derinden eleştirmiştir. Bu eleştirme de hükumetin derin çatlakları yüzüstüne çıkmıştır. Sırf Yahudi diye istenmeyen Yüzbaşı'nın hayatıyla ilgili de bir araştırma yapmadan okumayın bence. Sizi derinden sarsacak...

Kendi kendilerinden, kendi türlerinden utanacaklar. Onlar da gerçek adalet özlemini duyacaklar.

Ağızları kapatıyorlar, kafaları saptırıyorlar. Ben bundan daha ağır bir suç bilmiyorum. 

Gerçek toprağa gömüldüğü zaman, orada öyle bir toplanır öyle bir patlama gücü kazanır ki, patladığı gün her şeyi kendisiyle birlikte havaya uçurur. Yıkımların en gümbürtülüsünün hazırlanıp hazırlanmadığını göreceğiz ileride. 

Kamuoyunu şaşırtmak, onu çileden çıkartmak ağır bir suçtur. Sıradan ve gösterişsiz insanları zehirlemek, gericilik ve hoşgörmezlik tutkularını körükleyip azdırmak, suçların en ağırıdır! 

Tüm baskılara tüm aldatmacalara tüm saptırmalara karşın, dürüst insanlar tükenmez. 

Borçlar ve suçlar altında ezilmiş kişiler suçsuz ilan ediliyor; buna karşılık, onurun ta kendisi, yaşamı lekesiz bir adam cezalandırılıyor. Bir toplum bu noktaya geldiği zaman, artık çürümeye başlamış demektir. 

6 yorum:

  1. Okuyalı çok olmadı, çok güzel kitap.

    YanıtlaSil
  2. Zola'nın Meyhane'sini sevmiştim ben. Eski basım Cemal Süreya çevirisi çok sevdiğim bir kitap. Ve sevdiğim her kitap hüzünlü bitiyor sanki :) Genç Yetişkinler için Hayat Becerileri'ni okuyorum ben

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun ve önerin için çok teşekkür ederim.

      Sil
  3. okudum müthişli yaa, dreyfus davası, j'accuse :)

    YanıtlaSil

Yorumun için çok teşekkür ederim.