8 Nisan 2020 Çarşamba

Ağaç Ev Sohbetleri #33

Herkese yeniden merhaba. 33. haftadan merhaba daha doğru olur sanırım. Günler su gibi akıp gidiyor. Özellikle de karantina altındayken bana daha hızlı geçiyor gibi geliyor. Peki siz neler yapıyorsunuz? Yorumlar bölümünden görüşlerinizi ya da önerilerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Gelecek hafta için konu önerim: Batıl inançlar hakkında neler düşünüyorsun? En ilginç ya da saçma bulduğun inançlar var mı? Eğer varsa nedeni nedir?

Bu haftanın konu önerisini Sade ve Derin belirledi: Müzik, günümüzde her kültürde ve toplumda icra edilmektedir. Bazı insanlar müziğin bireylere ve toplumlara faydalı olduğunu düşünür. Ancak, bireyler ve toplumlar üzerinde olumsuz etkisi olduğunu düşünenler de var. Sizce?

Alman müzisyen Felix Mendelssohn Bartholdy; ''Müzik ruhun gıdasıdır.'' demiştir. Sizce de öyle değil mi? Şu zor günlerde bile örneğin İtalya, balkonlara çıkıp şarkılar söyleyip morallerini düzeltmeye çalışıyorlar. Gerçekten müzik olmasa nasıl olurdu dünya diye düşünüyorum. Bir söz geçerken aklımıza o gelir. Mırıldanmaya başlarız. Ondan sonra da dans etmeye. Vücut hormonlarını üretmeye başlar. Mutlu oluruz, huzurlu oluruz. Müzik önerilerimiz için kelime-bul'dan bakabilirsiniz.

Müzik kültürden kültüre değişir. Batı müziği, Doğu müziği gibi. Ama hepsi de aynı işlevi görüyor. İnsanı rahatlatıyor, kafasını boşaltıyor. Özellikli de müziği en çok canımızın sıkıldığında, bazen sinirlendiğimiz zaman ya da mutlu olabilmek için dinleriz. Mutlu olmak özellikle de şu son yıllarda gittikçe zorlaşmaya da başladı. İş stresi, gelecek kaygısı... İnsan bunları düşündükçe bir umutsuzluğa düşmüyor değil. 

Sade ve Derin'in de değiği gibi bazı insanlar müziğin bireylere ve toplumlara faydalı olduğunu düşünür. Zaten onunla ilgili örnek de verdik. Fakat bazı insanlar da olumsuz etkisinin de olduğunu düşünüyor. Olumsuz olarak hiç düşünmedim. Belki frekanslar üzerinden şifreler falan filandan bahsediyorsa orası ayrı. O konu da çok ayrıntılı. Ses frekanslarıyla bir canlıyı öldürebilme, komut verebilme gibi ilginç başlıkları da var. Bununla ilgili bir belgesel de izlemiştim. Gerçekten çok ürkütücüydü. Onu başka bir yazımda değinmek istiyorum. 

Peki sizler bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Hangi tür müziklerden hoşlanırsınız? Yorumlar bölümünden cevaplarınızı bekliyorum, kendinize çok iyi bakın!

6 yorum:

  1. Müziğin birey ve toplum üzerindeki olumsuz etkisi olabileceğine hala inanamıyorum. İnsan yaşamı boyunca bazı acılar, olumsuzluklar yaşayabilir. Müzik yapan kişiye yansır bu durum, bazen de bu tür müziklere ihtiyacımız olur ruhumuzun daraldığı durumlarda. Müzik yaşamın yansımasıdır bir bakıma. Müziği suç atfetmenin pek bir mantığı yok bence.
    Senin dile getirdiğin ses frekanslarıyla işkence yapmak konusunun müzikle bir ilgisi olduğunu sanmıyorum.
    Ben klasik müzik başta olmak üzere diğer her türlü müziğin kulağıma hoş gelenini, ruhuma hitap edenini severim. Fakat hepsi de yerine göre tabi:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için çok teşekkür ederim. Ben de pek inanmıyorum olumsuzluğuna. Dediğine katılıyorum. Ben sadece genel olarak konuyu almak istedim. :)

      Sil
  2. anneee korkutma bizii, sesle öldürmek miiii amaniin :) konu peki, aklımızda olsun :)

    YanıtlayınSil
  3. heey yeni arkadaşlarımızdan despot hayrat istedi yazayım dedi, yazrın o yazcak, senin konu da haftaya olsuuun :)

    YanıtlayınSil

Yorumun için çok teşekkür ederim.