2 Haziran 2020 Salı

Ağaç Ev Sohbetleri #41

41. haftadan herkese merhaba! 41 haftadır Ağaç Ev Sohbetleri'miz son hızla devam ediyor. Buradan da yine duyurumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Artık Ağaç Ev Sohbetleri'ni her hafta linkleriyle beraber Kayıp Fısıltı yayınlayacak. Onun blog sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki Kayıp Fısıltı aracılığıyla paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Bu haftanın konusunu da Kavanozdaki Beyin'den geldi: Kendi çektiğin ilk fotoğrafı hatırlıyor musun? Neyi fotoğraflamıştın? Bunun için bir fotoğraf makinesi mı kullandın bir telefon mu? Çektiğin fotoğrafı ve o anı anlatır mısın?

İlk olarak çok güzel bir konuyla sohbetimize başlıyoruz. Ben de klasik bir cümleyle başlangıç yapmak istiyorum. ''Nerede o eski kameralar...'' Teknoloji geliştikçe birçok güzel şeyin unutulduğunu düşünüyorum. Bunun en basit göstergesi de fotoğrafçılık. Eskiden yani bu akıllı telefonlar çok gelişmediği zamanlarda her sokakta bir fotoğrafçı bulunurdu. Örneğin biz toplu bir fotoğraf çekilmesi durumunda ve bunu kalıcı bir hatıra bırakabilmek için fotoğrafçılara giderdik. Şimdi öyle mi? Hiç sanmam.

İlk çektiğim fotoğrafı hatırlıyorum fakat daha önceden de çekmiş olabilirim. İlk çektiğim fotoğraflar da hep manzara resimleri olurdu. Bundan 10-13 yıl önceden bahsediyorum. Bir de Instagram daha günümüzdeki gibi popüler olmadığı zamanlar fotoğrafçılar oraya eserlerini paylaşıyorlardı. Hatırlıyorum çünkü ben de fotoğraf makinemi alıp güzel manzaraları çekip çekip atıyordum. Denizin sessizliği, ağaçların güzelliğini... Tabi zamanla popülerliği arttı ve artık öyle paylaşımlar sık yapılmıyor. Instagram sayfama giderseniz en altta görebilirsiniz. Tabi bunlardan başka fotoğraflar da vardı sonradan silmiştim. Güzel zamanlardı ya...

Bu güzel konu için Kavanozdaki Beyin'e çok teşekkür ederim. Bir nostalji filmi gibi oldu. Birkaç yıl olsa bile! :) Sizlerin de yorumlarını aşağıya bekliyorum. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

12 yorum:

  1. İrem yazılarıma bayılıyorum ya anlatımım çol güzell😍,benim ilk resmim ilk yavru kedim pamuğundu çok doğal ve naifti telefonla çekmiştim çok özledim onu😥

    YanıtlayınSil
  2. bence deee manzara ve çiçek fotosu çekmek en güzeliiii :)

    YanıtlayınSil
  3. Ooo bayağı gerilere gitmişsin. Fotoğrafçılarda aile fotoğrafları çekilirdi eskiden evet, bir de tripodlu şipşakçılar vardı, genelde vesikalık çekerlerdi, bazen de "İstanbul Hatırası" yazan bir bez parçasını fon yaparlardı. Genelde de s harfi her zaman ters yazılı olurdu:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için çok teşekkür ederim. Aynen öyle olanlar da vardı. :)

      Sil
  4. manzara çiçek gökyüzü fotoğrafları benim de en sevdiğiim bir de sevdiğim insanların fotileri :) çok güzel cevaplamışsın sen de ne güzel anılar çıktı ortaya herkesi keyifle okuyorum valla :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için çok teşekkür ederim. Ne demek! :))

      Sil
  5. Evet önceden fotoğrafçılık daha değerliydi, eskisi kadar olmasa da yine değerleri biliniyor ama. En azından benim fotoğrafçı arkadaşım var ona iyi müşteri geliyor. Ama bence herkesin kolaylıkla fotoğraf çekmesi de çok güzel:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için çok teşekkür ederim. Aynen bu mesleği hala yaşatan var, iyi ki de var bence. :)

      Sil
  6. Merhaba sevgili deep bahsedince bu konudan, ben de yazdım blogumda..
    Doğa fotoğrafları çekmek en güzeli :)

    YanıtlayınSil

Yorumun için çok teşekkür ederim.