3 Aralık 2020 Perşembe

Zeugma Darbesi | Adnan Gökçe

Herkese yeniden merhaba. 2020 yılının son haftalarında doğru bu yılda okuduğum en iyi beş romanı sizlerle paylaşacağımı söylemek isterim. Bu sıralamanın içinde olan ve geçen günlerde de aynı yazarın kitabını paylaştığım Yazgı Tutsakları'nı eğer okumadıysanız buradan yazıma ulaşabilirsiniz.

Adnan Gökçe'ni bir diğer kitabı olan Zeugma Darbesi, Yazgı Tutsakları'ndan apayrı bir tür. Zeugma Darbesi aksiyon ve bilim kurgu türünde yazılmış bir kitap. Açıkçası yine bu eserde de altını çizdiğim birçok yer oldu. Bunları aşağıdaki alıntı bölümünde görebilirsiniz. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın...

Peki nedir bu Zeugma? Zeugma Antik Kenti, İskender'in generallerinden biri olan Selekos Nikotar tarafından kurulmuştur. Nikotar kente Selekos Euprates adını vermişti. Daha sonra kent Roma hakimiyetine geçmiş ve adı Zeugma olarak değiştirilmiştir. Zeugma, köprü anlamına geliyordu. Roma döneminde kentin nüfusu o gün için çok yüksek olan 80 bine ulaşmıştı. Kent, tapınaklarıyla ve Fırat'a bakan yamaçlardaki villalarıyla o dönemin en görkemli kentlerinden de birisidir.

Toplam 125 sayfadan oluşan kitap, sade ve akıcı bir dile sahip olmasından dolayı bir oturuşta bitirebileceğiniz bir eser. Zeugma Darbesi'nin konusu da ODTÜ mezunu genç bir bilim insanının, yüksek teknolojiyi kullanarak dünyanın yönetimini ele geçirmek isteyen bir tarikatla yaptığı mücadeleyi konu almaktadır. Zeugma'dan Los Angeles'e uzana süreç de 'bilim kurgu' formunda anlatılmaktadır. Bu heyecanlı serüveni okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. (Aşağıdaki alıntılar kitaptan alınmıştır.)

Osmanlı, Sanayi Devrimi'ne ayak uyduramadığı için koca bir imparatorluk kaybedildi. Ancak önümüzde yeni bir süreç var. Türkiye Cumhuriyeti bu süreçte geri kalmamalıdır. Bilimde, teknolojide, tarımda bu yeni sürece ayak uyduramazsak, Cumhuriyetimizin büyük bir tehditle karşı karşıya kalabilir. (sy. 38)


Geçmişte bir tarım ülkesi olan ve kendi kendine yeten ülke olmakla öğünen ülkemiz günümüzde birçok tarım ürününü ithal eder hale düşmüştür. Buna hayvancılığı da ekleyebiliriz. Bugün ne yediğimizi bilmez haldeyiz. Daha kötüsü bu ürünlerin insanlarımıza ne gibi kalıtımsal etkileri olacağını da bilmiyoruz. Politika konuşmayı ve tartışmayı çok seviyoruz. Oysa bilim ve teknolojinin olmadığı yerde politika havanda su dövmekten başka bir şey değildir. (sy. 38)


Çağdaş bilim ve teknolojide söz sahibi olmamız zor ama imkansız değil. Bilimde çağı yakalamak daha kolay. Çünkü günümüzde bilgiye ulaşmak çok kolaylaştı. Ancak önemli olan edinilen bilgiyi hayata geçirebilmek; yani üretim yapmak. İşin zor olan yanı bilimi teknoloji kurmakta kullanmak. Bunun için gerekli altyapı ve deneyimli personel stokumuz oldukça yetersiz. Yetişmiş elemanlarımızı da ülkede tutamıyoruz. Çünkü bu elemanlar masa başında ömür tüketmek istemiyorlar. (sy. 39)


Politikacılar bilimsel ve teknolojik gelişmeleri kendilerine mal etmek için büyük bir çaba içinde. Ancak gerçek şu ki politikacılar bilimin önündeki başlıca engellerden biri. Bilim dışı hurafeleri toplumda egemen kılarak kendi etkinliklerini sürdürmekse en büyük amaçları. Ama bilimsel gelişmelerin ivmesi her engeli aşacak güçte... (sy. 55)



4 yorum:

  1. Güzel bir kitaba benziyor. Alıntılar gerçeğin ta kendisi:)

    YanıtlayınSil
  2. alıntıları okuyup bu kitabı almaya karar verdim, yorumuna sağlık :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için çok teşekkür ederim. Ayrıca Adnan Gökçe'nin bir diğer kitabı olan Yazgı Tutsakları'nı da tavsiye ederim.

      Sil

Yorumun için çok teşekkür ederim.