9 Şubat 2021 Salı

Veronika Ölmek İstiyor | Paulo Coelho

Herkese yeniden merhaba! Kısa bir aradan sonra tekrar güzel bir kitap ile birlikteyiz. En son yaptığım kitap alışverişimde aldığım kitaplardan birisi olan Veronika Ölmek İstiyor yine o muhteşem yazar Paulo Coelho'nun kaleminden...

Paulo Coelho'nun Simyacı ve Portobello Cadısı adlı kitaplarını okumuştum. Bu kitaplara ek olarak Veronika da eklendi. Kendisi hızlı ve sürükleyici bir hikaye olmakla beraber aynı zamanda sorgulatan bir kitap da. Kitapta altını çizdiğim yerler, empati kurduğum bölümler olsun tam anlamıyla içe işlenen bir kitaptı. Dana Goodyear'ın da dediği gibi Coelho, sevecen ama etkili bir öğretmen. Eğer Coelho'nun herhangi bir eserini okuduysanız ne dediğimi kolayca anlayabilirsiniz. Kitaba gelecek olursak dediğim gibi çok sürükleyici bir kitaptı. Dili olsun, işlenen konu olsun merak uyandıran bir tarafı vardı. Kitabın ismiyle önyargım şuydu; ''Galiba sadece Veronika'nın hayatından bahsedecek.'' demiştim ilk görüşte. Fakat öyle bir yanıldım ki... Kitap Veronika'dan başlayarak diğer hayatlara da değiniyor. Değindiği gibi de birçok sosyal problemi de gün yüzüne çıkarıyor. İşte altını çizdiğim kısımlar da bunlardı.

Veronika, her istediğine sahip görünen, renkli bir yaşam süren, yakışıklı erkeklerle gezip tozan genç bir kadın olmasına karşın mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Başarısız bir intihar girişiminin ardından, kendine geldiği zaman bir akıl hastanesindedir. Üstelik çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenir. Zaten ölmek isteyen Veronika bu süreçte, başka dünyaların insanlarını tanırken kendisini de keşfetmeye başlar. Kaldığı akıl hastanesinde -Veronika'nın deyimiyle deliler hastanesi- hem kendini tanımaya başlar hem de çevresindeki insanlara ilham kaynağı olur. Kitap Zedka, Mari, Doktor Vitgor ve Eduard'ın bakış açısıyla anlatılıyor. Veronika'nın verdiği ilhamı onlarla keşfediyoruz. Hepsinin hayatlarında birtakım sorunlar var. Onlar kendi hayatlarını anlatıyor. Akıl hastanesine yani Vitriol'e gelmeden önceki hayatlarına da değiniliyor.

Örneğin Veronika arka kapaktaki tanıtım yazısındaki gibi genç ve güzel bir kız. Kütüphanede çalışıyor ve renkli bir yaşama sahip bir genç kız. İlk başta diyorsunuz ki bu Veronika nasıl bu hallere düştü. Ama hayat hikayesine şahit olduktan sonra her şeyi anlayabiliyorsunuz. Veronika hastanede olduğu ve son zamanlarını geçirdiği vakitte piyano çalmasıyla herkesi şaşırtıyor. Buna Eduard da ekleniyor. Aslında piyano çalmasını isteyen kişi de o. Veronika'nın hikayesine gelecek olursak; Aslında Veronika piyanist olmak için dünyaya gelmiş. On iki yaşından beri piyano dersleri alan ve öğretmeni tarafından yeteneği keşfedilmesiyle bu yönde onu yüreklendirmiştir. Fakat annesi tarafından bu yeteneği sadece sanatsal açısından olması ve erkekler eşlerinin yetenekli olmasından hoşlanırlar diyerek bu yeteneği köreltir. Tabii Veronika küçük olduğundan bunu anlayamaz ve annemin bir bildiği vardır diyerek bu olağanüstü yeteneğini göremez. Ama sonradan mezun olup bir kütüphaneden çalıştığı zaman ''Onlara aldırmayıp delice davranmalıydım.'' diyerek hayıflanır. Fakat artık iş çoktan geçmiştir onun için. Sadece bundan bile birçok ders çıkarılıyor bence. Yetenekleri sadece hobi olarak değerlendiren ve ''Ondan mı hayatını kazanacaksın. ''Deli misin sen?'' diyenlere cevap niteliğinde.

Veronika'nın hastanedeki arkadaşı olan Eduard da aynı durumdan muzdarip. Büyükelçinin oğlu olan Eduard çok çalışkan ve yetenekli bir çocuktur. Ama bir o kadar da yalnız ve arkadaşlık ilişkileri kuramaz. Ailesi kara kara düşünür bu durumu. Bazı yanlış arkadaşlıklardan sonra bir kaza sonucu hastanede geçiren o zorlu süreci hemşirenin verdiği kitapla değişir. İyileştiği zaman odasını tuvallerle doldurur. ''Cennet Görüntüleri'' adlı sergisini de hazırlamaya başlar. Fakat ne olur? Tabii ki anne ve babası bu durumdan da şikayetçi olurlar. Babası ilk başta geçici bir heves derse de ressam olmak için doğduğunu itiraf eden Eduard maalesef hayallerine kavuşamaz. Bunun da ilk nedeni tabii ki de annesi ve babasının şöhretidir. Aynı Veronika'da da olduğu gibi. Sonuç olarak da kendisini dışarıya kapatarak konuşamaz olur. Annesi ve babası tedirgin olur ve ünlü Vitriol'e yatırılır.

Paulo Coelho'nun ülkemize yakın bir coğrafyada, Bosna ve Slovenya'da geçen Veronika Ölmek İstiyor adlı romanı, var oluşumuzun her dakikasına yaşam ile ölüm arasında bir seçim olarak yaklaşıyor. Toplumun alışılmış kalıplarının dışına çıkan, farklı düşünceleri yüzünden önyargıları göğüslemek zorunda kalan insanları anlatıyor. ''Deli misin sen?'' kavramını bir kez daha sorgulatıyor Coelho. Özellikle de verdiği örneklerle bunu ispatlıyor. Açıkçası ben hem hikaye açısından hem de yazarın kendini saklamaması çok doğru bir davranış bence. Bilmiyorum, ben daha çok bu tür kitapları okumayı daha çok seviyorum. Sosyal sorunları çekinmeden aktarıp ve bunu alayca bir tavır sergileyerek anlatması bence takdire şayan. 

Peki sizler neler düşünüyorsunuz bu konuda? Yazar, eserde kendini gizlemeli mi? Yorumlarınızı dört gözle bekliyorum.

Eğer Veronika Ölmek İstiyor eserini okumadıysanız kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Çok akıcı ve sade bir dille yazılan bu eşsiz eseri okumadan geçmeyin bence. Coelho'nun en beğendiğim yönlerinden birisi olan ''sorgulatma'' eylemini çok güzel bir şekilde işliyor. Bu kitap da bunun bir örneği. Bence daha fazla konuyu açmadan ve size spoiler vermeden buraya noktayı koyalım. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın. Seviliyorsunuz!

Dünyanın bütün dağlarında, ormanlarında, bir tek yaprağı bile bir başkasının tıpkısı olarak yaratmamıştır Tanrı. Oysa siz farklı olmayı delilik sayıyorsunuz.


Çok yorgunum, ama uyumak istemiyorum. Yapacağım çok şey var, hayatın sonsuza dek süreceğini sandığım günlerde hep ertelediğim şeyler bunlar, sonra hayatın yaşanmaya değmeyeceğine inanmaya başlayınca da unuttuğum.


Deli olmak, düşünceleri iletmekten aciz olmak demek. Sanki yabancı bir ülkedesin, çevrede olup biten her şeyi görüyor, anlıyorsun ama istediğini anlatmaktan, dolayısıyla da yardım bulmaktan umutsuzsun çünkü orada konuşulan dili bilmiyor, anlamıyorsun. 


Yeniden yaşamaya başlamak istiyorum, Eduard. Hep yapmak istediğim ama cesaret edemediğim hataları yapmak... 


Deli olmak ne demek, bilmiyorum, diye fısıldadı. Ama deli olmadığımı biliyorum. Başarısız bir intihar girişimi benimkisi, hepsi bu. Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir. Şizofrenler, psikopatlar, manyaklar. Yani, başkalarından farklı olanlar.


26 yorum:

  1. ''Çok yorgunum, ama uyumak istemiyorum. Yapacağım çok şey var, hayatın sonsuza dek süreceğini sandığım günlerde hep ertelediğim şeyler bunlar, sonra hayatın yaşanmaya değmeyeceğine inanmaya başlayınca da unuttuğum.''

    Şu kısım için bile okunur. Ellerine sağlık çok güzel yazmışsın. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl ben teşekkür ederim. Dediğim gibi kesinlikle okunması gerekilen bir kitap. 🤩

      Sil
  2. Kişisel gelişim konulu kitapları sevmeyen biri olarak, içeriğinin daha çok o tarz kitaplar şeklinde olduğunu varsayarsam Paulo'yu sevmiş olmam beni hala şaşırtır. Bu kitap benim de zamanında yazardan okuduğum 2. kitaptı, ilki Brida olmuştu. Çoğu güzel dersler verse de tam anlamıyla dolu diyeceğim kitabı Veronika Ölmek İstiyor olurdu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için çok teşekkür ederim. Çok güzel açıklamışsın açıkçası.

      Sil
  3. Ben de merak ediyorum bu kitabı. :)

    YanıtlaSil
  4. Bu yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Gerçekten beğenmiştim:) Ellerine sağlık:)

    YanıtlaSil
  5. Bu yazardan hiiç okumadım ve kendimi şu an en azından gecikmiş hissediyorum ;( En yakın kitap alışverişimde kesinlikle ekleyeceğim bir kitabını. Bu kitaba gelirsek de konusunun böyle olduğunu bilmiyordum, insanı kendine çekiyor gerçekten Veronika ile tanışmak istiyorum <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için çok teşekkür ederim. Aslında gecikmiş değilsin. Yazarı Veronika ile tanımaya başlayabilirsin. Gerçekten de bir solukta biten bir kitap...

      Sil
  6. Okurken ağlamaktan bir hal olmuştum. Harika bir kitap 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için çok teşekkür ederim. Kesinlikle...

      Sil
  7. Okunacaklar listesine ekledim😊

    YanıtlaSil
  8. Yazarın çoğu kitabını okumuşumdur. Özellikle lise yıllarımda. ben de bir numara Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum , Ağladım adlı kitabıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için çok teşekkür ederim. Evet onlar da listemde.. :)

      Sil
  9. Yazar güzel, kitap da güzel anladık. Kitabı anlatım tarzınız ise daha da güzel, güzel bir yorumlama olmuş. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
  10. Henüz bitmeden daha karanlığı yıkmıştım
    Karanlıklar huzur doluymuş zihnimde mavilerin yani hüznün renginin içinde
    Açıklamalarla safranı içime akıttım
    Sokak lambası gibi birer birer damladı
    Nereden gelip neden korkuyoruz
    Bu acının içine yalnız tanrı mı koyuyor bizi
    Yeterince nefesim yok da
    Dağlar neden sönüyor bir sigara gibi yüreğime
    Satırlarla yürekleri parçalıyor
    Gidişin ardında anılar
    Tek bir iz ararsam
    Kalbim parçalanana kadar
    Izdırap büyüyor.
    Izdırap siir kitabım bir gün hayalim gerçek olacak ama ne zaman? Bu da ızdırap seri şiirlerinden bir şiir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için çok teşekkür ederim. Umarım hayallerin en kısa zamanda gerçekleşir. Şiir gerçekten çok güzelmiş....

      Sil
  11. Bu Veronica karakterinin son hikayesini merak ediyorum .. Yorumunuz ilginç.
    Saygılarımızla

    YanıtlaSil
  12. hıhıms saklasın tabii, okudum ama unuttum, simyacı gibi bi kitap daha yazmadı yaaa yazsıın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için çok teşekkür ederim. Evet, yazarın Simyacı adlı kitabını okudum. Gerçekten çok usta bir yazar.. :)

      Sil
  13. Ben de bayağıdır merak ediyorum bu kitabı. Denk gelirsem hemencecik okumaya çalışacağım :)

    YanıtlaSil

Yorumun için çok teşekkür ederim.