16 Eylül 2021 Perşembe

Doğum Günüm Kutlu Olsun! | Ve 19...

Eylül 16, 2021 13

Ne kadar da hızlı geçiyor günler? 18 gelip geçti bir meltem rüzgarı gibi. Haruki Murakami'nin Doğum Günü Kızı'nda da dediği gibi: ''Yaş almak ya da almamak değil konu; doğum günü senin için yılda sadece bir gün, gerçekten de güzel bir gün o; ona gereken önemi vermelisin. Ve bu biricik eşitliği kutlamalısın.''

Yaş almak ya da almamak değil konu gerçekten. Konu; o yaşın hakkını verebilmekte. Çünkü zaman göz açıp kapayıncaya dek bir çırpıda yok oluyor. Ne kadar o zamanı geri almak, o güzel yaşlarda kalmak için uğraşsak da boşuna. İşte o kıymetli zamanını Murakami'nin de dediği gibi ona gereken önemi vermelisin. Vermelisin ki o yaşın hakkı ödensin.

2017 yılında çıktığım bu güzel yolculukta birçok Blogger arkadaşım; sosyal medyadan desteğini asla esirgemeyen sevgili dostlarım ve her zaman yanımda olan ve beni bugünlere getiren koca yürekli kahramanlarım annem ve babam, biricik ailem iyi ki varsınız.

18 yaşımda birçok ilklerime imza attım sizler sayenizde. İlk kitabım 8 Dakika raflardaki yerini aldı, ailemize birçok kişi katıldı. Öncelikle gösterdiğiniz ilgiden dolayı çok teşekkür ederim. Yorumlarınız olsun, destekleriniz olsun her daim yanımda olduğunuz için çok teşekkür ederim. Dediğim gibi 18 güzel yaştı. Acısıyla tatlısıyla heyecanıyla gelip geçti. Şimdi önümüzde daha upuzun bir yol var.

Evet, bu güzel ve anlamlı gün için Sabahattin Ali'nin ünlü eseri Dağlar ve Rüzgar'dan alıntı ekleyerek geleceğe gönderiyorum!

'' Göklerin yüzü güldü mü
Dünyaya geldiğin zaman?
Azgın sular duruldu mu
Dünyaya geldiğin zaman?

Güneşler gibi tek miydin?
Ay ışığından ak mıydın?
Böyle nazlı çiçek miydin?
Dünyaya geldiğin zaman?

Yıldızlar halini sordu mu?
Bulutlar selâm durdu mu?
Yerlerin kalbi vurdu mu
Dünyaya geldiğin zaman?

Aşkını candan duymuşum,
Canım yoluna koymuşum.
Tam dokuz yaşındaymışım.
Dünyaya geldiğin zaman.

Kim bilir nasıl güzeldin,
Göklerden yere süzüldün...
Benim alnıma yazıldın.
Dünyaya geldiğin zaman. ''

Kendinize çok iyi bakın, seviliyorsunuz!

12 Eylül 2021 Pazar

Tünelden Önceki Beyaz Ev | Işıl Işık

Eylül 12, 2021 7

Herkese yeniden merhaba! Bugün çok özel bir kitabı sizlerle paylaşıyorum. Aslında ilk kitabı Paranormal Hikayeler'i sizlerle bu yılın başında paylaşmıştım. Onun da yorumunu okumak isteyenler buradan ulaşabilir. Işıl Işık'ın ikinci kitabı Tünelden Önceki Beyaz Ev, Haziran ayında raflardaki yerini alır almaz koşa koşa kitabı almaya gittim. Tabii ki bu gidiş geçen hafta oldu. Zaten Işıl Işık'ı YouTube üzerinden takip ediyorsanız ikinci kitabı ile ilgili bilgileriniz vardır. Açıkçası polisiye korku türünde okuyanlar kaçırmasın bence. Çünkü okuduğum en iyi polisiye korku türündeki kitaplar arasında diyebilirim. Detaya inmeden önce eğer Tünelden Önceki Beyaz Ev'i okuduysanız yorumlar bölümünden görüşlerinizi yazmayı unutmayın. Bakalım kimler okumuş? O zaman geçelim gerilim dolu kitabımıza...

İlk olarak gerçekten muazzam bir kitap diyebilirim. Okurken hiç sıkılmıyor adeta olayın merkezinde hissediyorsunuz. Özellikle de Işıl Işık'ın kullandığı üslubu ve konunun aktarım tarzı hiç yabancı bir yazardan okuyormuşum gibi bir hissiyat vermedi. Aksine sanki King'in bir korku dolu sözcüklerinde ya da Harlan Coben'in o gizem dolu maceralarında hissetim kendimi. İlk kitabında daha çok YouTube kanalında anlattığı olaylar teker teker anlatılıyorken ikinci kitabının bambaşka ve olayın olduğu var olduğu bir romana dönüşmesi çok güzel diyebilirim. Çünkü Işıl Işık'ın videolarını izleyen kişiler ne demek istediğimi anlayacaklardır olayları anlatırken kurduğu cümlelerle birlikte daha gizemli oluyor. Bunu ikinci kitabında da görmek mümkün.

Kitabımız çocukluğundan beri yurt dışında yaşamını sürdüren Eren, dedesinin ölüm haberiyle birlikte İstanbul'a gelmesiyle başlıyor. Cenaze işlemlerini bir an önce bitirip geri dönmeyi planlamaktadır. Ancak hiçbir şey planladığı gibi gitmez. Çünkü çocukluğunun geçtiği, içerisinde annesini kaybettiği ve dedesinden miras kalan Beyaz Ev'e yıllar sonra ilk adımını atmıştır. İstanbul'a geldiği ilk gün dedesini uğurlarken Arden adında bir kadını tanır ve hisleri onu bambaşka bir tarafa sürükler. Eren'i Beyaz Ev'de birçok gizemli olay beklemektedir. İlk olarak evin sınırlarındaki bir ormanda insan parçaları bulunur. Hemen ardından ise evin içerisinde doğaüstü ve açıklanamayan olaylar yaşanır. Günden güne karmaşıklaşan olaylar dizisine, 162 odalı Beyaz Ev'in lanetli olduğu ve zaman içerisinde kendiliğinden büyüdüğü dedikoduları eklenir. Üstelik Eren, soruşturmayı yürüten Komiser Emris tarafından da baş şüpheli ilan edilmiştir. Eren, Sedat ve Emris için tüm bu gizemli olayları çözmek kolay olmayacaktır. Çünkü hiçbir şey tahmin ettikleri gibi değildir ve olayların sonunda çok büyük bir sürpriz onları beklemektedir.

Kitap çok ilginç bir sonla bitiyor fakat devamı gelecek. Çünkü ortada birçok soru işaretleri var. Bunlardan birisi Arden bence. Daha fazla detaya inmeden, polisiye gerilim hatta bunun içinde korku da sevenler için birebir. Kesinlikle alıp okumanızı bir şans vermenizi isterim. Çünkü bir çırpıda biten, sürükleyici bir kitap. Devam kitaplarını da dört gözle bekliyorum.

Peki sizler korkularınızla yüzleşmeye ve gizemli olayları çözmeye hazır mısınız?

Korku hikâyelerinin başarılı anlatıcısı ve araştırmacısı Işıl Işık'tan her sayfası merak ve heyecan dolu bir polisiye roman sizleri bekliyor. Kaçırmayın!

Başkasına akıl vermek kolaydı. Verdiği aklı uygulamak ise daha zordu.


Onlar kaçtıkça peşimdeler, onların peşinden gittikçe yok oluyorlar? 


Aşk, insanoğluna kurulmuş en büyük tuzaktır. 


En büyük hata insanın sürekli olarak kendisini suçlamasıdır. 


Kibrini okşayacak bir süs yerine koyuyor benim ruhumu, bir yaz gününde kullanıp atılacak bir süs. 


Sadece çocuklar ne aradıklarını biliyorlar. 


Açıklayamadığın her şeyin şakası olur. 


Birçok mistik ve gizemli hikâyede ortak bir kurgu vardır: Şehre veya kasabaya yabancı bir adam gelir, ardından kaos başlar...