9 Eylül 2022 Cuma

Çatı Katı | Işıl Işık

Eylül 09, 2022 17

Herkese yeniden merhaba! Bugün çok beğendiğim ve zevkle okuduğum, Işıl Işık'ın  Beyaz Ev üçlemesinin final kitabı olan Çatı Katı'nı sizlerle inceleyeceğiz. Biliyorsunuz ki Beyaz Ev üçlemesinin üçüncü kitabı Çatı Katı 22/08/2022 tarihinde okurseverlerle buluşmuştu. O günden bugüne kadar heyecanla okumayı bekliyordum ve final kitabını da dün bitirdim. 

Beyaz Ev üçlemesini okumayanlar için söylüyorum; çok şey kaçıracağınıza eminim. Eğer korku - polisiye gerilim türünde bir kitap arıyorsanız bu seriyi kesinlikle tavsiye ederim. Hem son kitabıyla beraber tamamlanan seride benim gibi bir sonraki kitabın ne zaman çıkacağına dair beklemenize de gerek yok. Bunu belirtmek istedim. Çünkü böyle serilerde geriden okumak yani serinin tamamlandıktan sonra okunması kitaptaki yaşanan olaylara daha yakından bakmanıza olanak sağlıyor.

Eğer bana gelip bu seriyi bir cümleyle anlat deseler bunu derdim: ''Tüm hikaye bodrum katında başladı, çatı katında bitti''. Kitabın çıkmasına üç gün kala sizlerle paylaştığım haberde belirttiğim gibi bu final kitabıyla açıklanamayan bir sürü şey gün yüzüne çıkıyor. Zaten kitabın konusu da yani ona ilham olan yer Cemil Molla Köşkü olduğu kitap çıkmadan önce yazarın YouTube kanalında bahsetmişti. Açıkçası bunu öğrendikten sonra hemen araştırmaya başladım ve kitapta geçen o meşhur tünelden önceki beyaz evi buldum. Fotoğraflara bakarken okuduğum satırlar geldi gözümün önüne. Bire bir hayal ettiğim gibi bir köşktü. Zaten serinin anlatım tarzı olsun, karakterlerin dış görünüşü olsun mükemmel bir şekilde satırlara dökülmüştü. Okurken siz de fark edeceksiniz.

Çatı Katı, diğer iki kitabı bir bütün olarak birleştiren hikaye diyebiliriz. Serinin ilk kitabı olan Tünelden Önceki Beyaz Ev'de yaşanan olaylar, sonra ikinci kitap Bodrum Katı'nda devam eden ve ilk kitapla paralellikle beraber bambaşka bir karakterler üzerinden sürdürülen olaylar ve finalle beraber gelen olayların çözümü olarak sıralayabiliriz. Seri bir kitap olduğu için kitapla ilgili pek bilgi veremiyorum. Çünkü olaylar son kitapla beraber bir kısmı çözüme kavuşuyor. Zaten Çatı Katı'nın özetini birazdan sizlerle paylaşacağım. Bu kitapla ilgili tek söylemek istediğim şey diğer iki kitaba göre daha aksiyonlu ve duygusal diyebilirim. Zaten kitap boyunca Arden kovalamacısı, sırlar, Beyaz Ev'in tarihi ve birçok çözülemeyen olaylar bu son kitapla açığa çıkıyor.

Çatı Katı'nın özeti ise şöyle: Tüm ülkenin gündemine oturan ve büyük sırlarla dolu Beyaz Ev soruşturmasını yürüten Başkomiser Emris, kendisine ulaşan yeni delillerin ardından araştırmayı derinleştirmeye başlar ve İnterpol'ün desteğiyle yurt dışına taşır. Beyaz Ev'in yeni sahibi Eren ve daha önce Beyaz Ev ile bağlantılı cinayetleri çözen Atlas, Demir ve Ala üçlüsünün de dâhil olduğu özel bir ekip kurar. Daha önce ortadan kaybolan Arden'i bulmak, soruşturmanın devamı ve uluslararası suç örgütünün deşifre edilmesi için kilit rol oynamaktadır. Ancak Arden'den hiçbir iz yoktur. Başkomiser Emris, Arden'i bulmak için uğraşırken Eren için ise eski sevgilisi Arden'e yaklaşmak kendi içinde büyük iç çatışmalara neden olacaktır.


Bu ihtişamlı Beyaz Ev'in gerçek hikayesi nedir? Arden'in hayatındaki gizem nedir? Kendisini, çok sevdiği Eren'e Arden olarak tanıtan kişi gerçekte kimdir? Bunun gibi daha pek çok sorunun cevabı final kitap Çatı Katı'nda. Soluk soluğa okunan bir polisiye roman ve iliklerinize kadar hissedeceğiniz o korku hissi olmasına rağmen içinde çok güzel bir aşk hikayesi de bulunmakta.

Tünelden Önceki Beyaz Ev serisinin başarılı yazarı Işıl Işık'tan her bölümünde ayrı bir heyecan ve merak duyacağınız bir polisiye roman... Beyaz Ev üçlemesinin final kitabı Çatı Katı isimli romanla, hikâye sona yaklaşırken kendinizi bir yandan soluk soluğa bir uluslararası soruşturmanın içinde bulacak, öte yandan Beyaz Ev'deki yeni gizemli olaylarla korku ve gerilimi iliklerinize kadar hissetmeye devam edeceksiniz. Peki siz bu maceraya hazır mısınız? Cevabınız ''Evet!'' ise uzun soluklu bir macera sizleri beklemekte.

Seriyi merak edenler için aşağıdaki linklerden ilk kitap Tünelden Önceki Beyaz Ev'i, ikinci kitap Bodrum Katı'ını hem özetlerine hem de kitap yorumlarına kolayca ulaşabilirsiniz.

Beyaz Ev Üçlemesi 👻

Birinci Kitap: Tünelden Önceki Beyaz Ev için buraya tıklayabilirsiniz. 
İkinci Kitap: Bodrum Katı için buraya tıklayabilirsiniz. 
Üçüncü Kitap: Çatı Katı

Peki siz Beyaz Ev üçlemesini okudunuz mu? Eğer okumadıysanız okumayı düşünüyor musunuz? Çatı Katı'nı okuyanlar için seri sizin için nasıl bitti? Farklı bir son yazmak ister miydiniz? Ya da siz hikayeyi nasıl bitirirdiniz? Yorumlarınızı merakla bekliyorum!

Belki başka bir hayatta...


Asıl korkularının üzerine gitmemek insana en çok zararı verir.


Tüm hikaye bodrum katında başladı, çatı katında bitti.


Beyaz Ev gerçekten insanda alışkanlık yapıyor.


Belki de aşk, ava giderken av tarafından avlanmaktı.


Keşke şu an akan ben olsaydım Eren. En azından nereden geldiğim ve ne yöne gideceğim belli olurdu.


Her daim inandığı; kader denilen şeyin kendi yalanlarıyla yazılan bir kitap olduğuydu. Ama şimdi kendini, kaderin gerçeklerle yazdığı bir kitap gibi hissediyordu. Gerçeklerle kaleme alınmış bir kitabın içindeki kocaman bir yalandı. Tıpkı bir kitabın kayıp bir bölümü gibi...


Ama benim gerçekliğim de bu... Yalanlar.


Temiz kalpli, iyi niyetli insanların aşkları hep imkânsızlıklarla örülüdür Eren. Tıpkı senin gibi. Çünkü aşkın bir adaleti yoktur...



5 Eylül 2022 Pazartesi

2022 Hugo Ödülleri Kazananları Açıklandı!

Eylül 05, 2022 15
Herkese yeniden merhaba! Edebiyat dünyasındaki bilimkurgu ve fantastik türlerindeki eser ve yapımların ödüllendirildiği, en prestijli ödüllerden birisi olan Hugo Awards 4 Eylül akşamı kazananlar açıklandı. Geçtiğimiz yıl 18 Aralık'ta verilen ödül yine yılın en çok konuşulan olaylardan birisi olmuştu.

Hugo Ödülünü kazananları açıklamadan önce ödülün bir tarih aşamasına bakalım, ne dersiniz? Ödülün ismi olan Hugo, öncü bilimkurgu dergisi Amazing Stories'in kurucusu Hugo Gernsback'ten gelmektedir. İlk olarak 1953 yılında verilen ödül, 1955'ten beri aralıksız her yıl sahiplerini bulmaktadır. Hugo Ödülü adayları ve kazananları Worldcon sırasında kurultaya katılan üyeler tarafından belirlenmektedir. İlk zamanlarda toplam yedi kategoride verilen ödüller, zaman içerisinde değişikliğe uğraşmıştır. Hugo Ödülleri şu anda toplam on yedi dalda ödül dağıtılmaktadır ve "bilimkurgu türünün en önemli ödülü" olarak kabul edilmektedir. Bundan dolayı bilimkurgu türünde yazan yazarlar arasında en prestijli ödül diyebiliriz.

2022 Hugo Ödülleri için adaylar nisan ayında duyurulmuştu. Nisan ayında beri merakla beklenen sonuçlar da geçtiğimiz gün ABD'nin Chicago eyaletinde 80. WorldCon'daki tören eşliğinde duyuruldu. Açıkçası en çok merak ettiğim Dune oldu. Dune, film kategorisinde ödülleri kucaklarken dizi alanından da The Expanse'ın Nemesis Games bölümü oldu.

2022 Hugo Ödülleri Kazananları

En İyi Roman Dalında

  • Kazanan: A Desolation Called Peace - Arkady Martine
  • The Galaxy, and the Ground Within - Becky Chambers
  • Light From Uncommon Stars - Ryka Aoki
  • A Master of Djinn - P. Djèlí Clark
  • Project Hail Mary - Andy Weir
  • She Who Became the Sun - Shelley Parker-Chan

En İyi Novella Dalında

  • Kazanan: A Psalm for the Wild-Built - Becky Chambers
  • Across the Green Grass Fields - Seanan McGuire
  • Elder Race - Adrian Tchaikovsky
  • Fireheart Tiger - Aliette de Bodard
  • The Past Is Red - Catherynne M. Valente
  • A Spindle Splintered - Alix E. Harrow

En İyi Novelette Dalında

  • Kazanan: Bots of the Lost Ark - Suzanne Palmer
  • Colors of the Immortal Palette - Caroline M. Yoachim
  • L’Esprit de L’Escalier - Catherynne M. Valente
  • O2 Arena - Oghenechovwe Donald Ekpeki
  • That Story Isn’t the Story - John Wiswell
  • Unseelie Brothers, Ltd. - Fran Wilde

En İyi Öykü Dalında

  • Kazanan: Where Oaken Hearts Do Gather - Sarah Pinsker
  • Mr. Death - Alix E. Harrow
  • Proof by Induction - José Pablo Iriarte
  • The Sin of America - Catherynne M. Valente
  • Tangles - Seanan McGuire
  • Unknown Number - Blue Neustifter

En İyi Seri Dalında

  • Kazanan: Wayward Children - Seanan McGuire
  • The Green Bone Saga - Fonda Lee
  • The Kingston Cycle - C. L. Polk
  • Merchant Princes - Charles Stross
  • Terra Ignota - Ada Palmer
  • The World of the White Rat - T. Kingfisher

En İyi Grafik / Çizgi Roman Dalında

  • Kazanan: Far Sector, yazan N.K. Jemisin, çizen Jamal Campbell
  • DIE, vol. 4: Bleed, yazan Kieron Gillen, çizen Stephanie Hans, kaligrafi Clayton Cowles
  • Lore Olympus, vol. 1 - Rachel Smythe
  • Monstress, vol. 6: The Vow, yazan Marjorie Liu, çizen Sana Takeda
  • Once & Future, vol. 3: The Parliament of Magpies, yazan Kieron Gillen, çizen Dan Mora, renklendiren - Tamra Bonvillain
  • Strange Adventures, yazan Tom King, çizen Mitch Gerads and Evan “Doc” Shaner

Bilimkurgu ve Fantezi Türlerine Dair En İyi Çalışma Dalında

  • Kazanan: Never Say You Can’t Survive - Charlie Jane Anders
  • Being Seen: One Deafblind Woman’s Fight to End Ableism - Elsa Sjunneson
  • The Complete Debarkle: Saga of a Culture War - Camestros Felapton
  • Dangerous Visions and New Worlds: Radical Science Fiction, 1950 to 1985 edited - Andrew Nette and Iain McIntyre
  • How Twitter can ruin a life - Emily St. James
  • True Believer: The Rise and Fall of Stan Lee - Abraham Riesman

En İyi Dramatik Sunum Dalında (Uzun)

  • Kazanan: Dune
  • Encanto
  • The Green Knight
  • Shang-Chi and the Legend of the Ten Rings
  • Space Sweepers
  • WandaVision

En İyi Dramatik Sunum Dalında (Kısa)

  • Kazanan: The Expanse: Nemesis Games
  • The Wheel of Time: The Flame of Tar Valon
  • For All Mankind: The Grey
  • Arcane: The Monster You Created
  • Loki: The Nexus Event
  • Star Trek: Lower Decks: wej Duj

En İyi Editör Dalında (Kısa Eserler)

  • Kazanan: Neil Clarke
  • Oghenechovwe Donald Ekpeki
  • Mur Lafferty & S.B. Divya
  • Jonathan Strahan
  • Sheree Renée Thomas
  • Sheila Williams

En İyi Editör Dalında (Uzun Eserler)

  • Kazanan: Ruoxi Chen
  • Nivia Evans
  • Sarah T. Guan
  • Brit Hvide
  • Patrick Nielsen Hayden
  • Navah Wolfe

En İyi Profesyonel Sanatçı Dalında

  • Kazanan: Rovina Cai
  • Tommy Arnold
  • Ashley Mackenzie
  • Maurizio Manzieri
  • Will Staehle
  • Alyssa Winans

En İyi Semiprozine Dalında

  • Kazanan: Uncanny Magazine
  • Beneath Ceaseless Skies
  • Escape Pod
  • FIYAH Magazine of Black Speculative Fiction
  • PodCastle
  • Strange Horizons

En İyi Fanzin Dalında

  • Kazanan: Small Gods
  • The Full Lid
  • Galactic Journey
  • Journey Planet
  • Quick Sip Reviews
  • Unofficial Hugo Book Club Blog

En İyi Fancast Dalında

  • Kazanan: Our Opinions Are Correct
  • Be The Serpent
  • The Coode Street Podcast
  • Hugo, Girl!
  • Octothorpe
  • Worldbuilding for Masochists

En İyi Hayran Kurgusu Yazarı Dalında

  • Kazanan: Cora Buhlert
  • Chris M. Barkley
  • Bitter Karella
  • Alex Brown
  • Jason Sanford
  • Paul Weimer

En İyi Hayran Kurgusu Sanatçısı Dalında

  • Kazanan: Lee Moyer
  • Iain J. Clark
  • Lorelei Esther
  • Sara Felix
  • Ariela Housman
  • Nilah Magruder

En İyi Genç Yetişkin Ödülü Dalında

  • Kazanan: The Last Graduate - Naomi Novik
  • Chaos on CatNet - Naomi Kritzer
  • Iron Widow - Xiran Jay Zhao
  • Redemptor - Jordan Ifueko
  • A Snake Falls to Earth - Darcie Little Badger
  • Victories Greater Than Death - Charlie Jane Anders

En İyi Yeni Yazar Ödülü Dalında

  • Kazanan: Shelley Parker-Chan
  • Tracy Deonn
  • Micaiah Johnson
  • A.K. Larkwood
  • Everina Maxwell
  • Xiran Jay Zhao
2022 Hugo Ödülleri'ni kazan isimleri yayınımızda yer verdik. Peki sizler neler düşünüyorsunuz? Siz hangi dalda ödül alan sanatçıları tanıyorsunuz? Aralarında şaşırdığınız ya da tahmin ettiğiniz isimler var mıydı? Yorumlarda buluşalım!

1 Eylül 2022 Perşembe

Alman Edebiyatında Okunması Gereken Kitaplar

Eylül 01, 2022 26

Hallo nochmal an alle! Diğer serilerimiz içinde en beğenilen ve ilgiyle takip edilen ülkelerin edebiyatlarını incelediğimiz serimizde bu hafta Alman edebiyatını inceliyor olacağız. Önceki yayında gelen yorumlar doğrultusunda seçilen ülkelerin edebiyatlarını siz sevgili okurlar için altı adet kitap önerisiyle sunacağız. Bir önceki ülkenin edebiyatı için buraya tıklamanız yeterli.

Açıkçası çok merak ettiğim ve hakim de olduğum bir edebiyatı inceliyor olacağız bugün. Bugün birbirinden özel ve değerli eserleri siz okuyucularımıza sunacağız. Aralarında okuduğunuz kitaplar varsa aşağıdaki yorumlar bölümünden bize görüşlerinizi yazabilirsiniz. Ayrıca kitap önerilerinizi de bekliyor olacağız. Bir sonraki ülke seçimini de sizlere bırakıyorum. Hangi ülkenin edebiyatını merak ediyorsanız yorumlar bölümünden belirtmeniz yeterlidir. Öyleyse geçelim Alman edebiyatının tarihçesine.

Alman edebiyatı, Orta Avrupa'da yaşayan Almanca konuşan toplulukların edebi yaratısıdır. Almanya, Avusturya, İsviçre ve bunların yanındaki Alsas, Bohemya ve Silezya gibi bölgelerdeki çalışmaları kapsar. Bu durum tarihle de paralel gitmekte. Naziler döneminde sınırları olmayan Almanya ile beraber bu durum edebiyat için de geçerliydi. Birçok Avusturya ırklı yazar bu dönem için Alman bir yazar olarak kabul gördü. Zaten sizlere öneride bulunacağım kitapların yazarları arasında Avusturyalı birçok yazar olacak. 

Ayrıca diğer Avrupa edebiyatlarıyla karşılaştırıldığında Alman Edebiyatı diğerlerine oranla daha fazla yerel farklılık gösterir. Çünkü Almanya uzun süre ayrılıklar ve bölünmeler yaşamıştır. Örneğin; Reform, Doğu-Batı Almanya, soğuk savaş gibi. Tarih bir kenarda dursun, Alman edebiyatı çok köklü bir edebiyata sahiptir.

Faust - Johann Wolfgang Goethe

Faust, ünlü Alman ozanı ve oyun yazarı olan Johann Wolfgang von Goethe'nin dünya klasikleri arasında önemli bir yer tutan eserdir. Goethe'nin neredeyse tüm yaşamı boyunca yazarak tamamladığı bir yapıttır.

Sanatta hiçbir zaman kusursuz yoktur, en iyi sayılabilecek bir yapıt ancak 'oldukça iyidir'" sözleriyle sanat anlayışını belirten Goethe, sadece Almanya'nın değil, bütün Avrupa'nın en önemli dehalarından biridir. Yaşamı boyunca şiirden romana, felsefeden bilime kadar farklı alanlarda sayısı yüzlerle ifade edilen yapıta imza atmıştır.

Faust, Goethe'nin yazarlık yaşamının altmış yıllık emeğini alarak, haklı bir üne kavuşmuş en önemli yapıtıdır. Ruhsal özgürlüğe ulaşmanın maddi arzulardan sıyrılmak ve bencil olmamakla mümkün olabileceği fikrini işlediği bu yapıt, yazarın sanatının da doruk noktasıdır. İnsanın şeytanla vardığı bir anlaşma ve bunun sonuçları üzerine kurulu bu yapıtıyla Goethe'ye yeniden hayranlık duyacak ve bu yapıtının yazarın elli yıllık emeğine değdiğini göreceksiniz. Kaçırılmamalı!

Böyle Buyurdu Zerdüşt - Friedrich Nietzsche

Friedrich Wilhelm Nietzsche, edebiyatın hatta felsefenin babası olarak anılır. ''Tanrı öldü!'' sözleriyle tanınan Nietzsche Nihilizm akımının önemli temsilcilerinden biridir. 19. yüzyılda yaşamış olmasına rağmen eserleri kendisinden sonraki zamanlarda ve tüm dünyada etki bırakmıştır.

Nietzsche'nin, fikir dünyasının zirvesine yerleştirdiği eseri Böyle Buyurdu Zerdüşt, düşünürün olgunluk çağını temsil eder. Anlatmak istediği her şeyi, son kitabı olan bu eserde özetlediğini söyler: ''İyi olan nedir?'' Nietzsche'nin ''herkes ve hiç kimse için'' yazdığını söylediği bu başyapıtı kaçırmamanızı öneririm.

Kurduğu kendi felsefesini yarattığı karakter Zerdüşt'ün ağzından aforizmalarla aktaran Nietzsche,  otuz yaşındayken dağa çekilen ve dağda geçirdiği on yıl boyunca ruhunu dinleyen Zerdüşt'ün içsel yolculuğunu anlatır. Nietzsche'nin en derin eseri olarak anılan Böyle Buyurdu Zerdüşt, "üstinsan" ve "Bengi dönüş" kavramları üzerine kuruludur. İnsanı, hayvan ile Üstinsan arasında gerili bir ip olarak tanımlayan Zerdüşt, kişinin sürekli olarak "Üstinsan" a doğru kendisini aşması gerektiğini söyler.

Katharina Blum'un Çiğnenen Onuru - Heinrich Böll

1939'da İkinci Dünya Savaşı'na katılan yazar, esir düştü ve 1945'e kadar özgürlüğüne kavuşamadı. Savaştan sonra hem üniversite öğrenimini sürdürdü hem de ağabeyinin marangozhanesinde çırak olarak çalıştı. 1950'den sonra yaşamını yazar olarak Köln'de sürdüren yazar Heinrich Böll, 1972 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü.

Almanya'da 70'li yıllardaki ünlü Baader-Meinhof çete olayından yola çıkılarak yazılan Katharina Blum'un Çiğnenen Onuru adlı bu romanda, medyanın haber oluşturma özgürlüğü ile bireyin özel yaşamının çatışması teması işlenir. Görünüşte tek suçu bir anarşistin sevgilisi olmak olan Katharina Blum'un bu anarşistle ilgili olaylar ve araştırmalar bağlamında giderek tüm kişisel değerlerinin ayaklar altına alınması, en yakın çevresi karşısında da bütün bir toplum karşısında da savunmasız bırakılması, kitabın ana konusudur. 

Romanın günümüze kadar güncelliğini yitirmemiş, tersine, belki de gittikçe daha güncel konuma gelmiş olmasının temel nedeni ise, ''özel yaşam karşısında medyanın sorumluluğu'' konusunun güncelliğini -ne yazık ki- yitirmemiş oluşudur. Kaçırılmamalı!

Dönüşüm - Franz Kafka

Yahudi olduğu için Almanlar tarafından sevilmeyen, Almanca konuştuğu içinse Çekler tarafından hor görülen Çek asıllı yazar Franz Kafka, Alman edebiyatının en usta isimlerindendir. Yukarıda da bahsettiğim gibi Alman edebiyatı içinde tarihle paralel olan olaylar neticesinde bazı kaynaklar Franz Kafka'yı Alman edebiyatı içerisinde değerlendirmekte.

Franz Kafka'nın sembolizmin ve soyut düşüncenin dibine vurduğu bir hikaye diyebiliriz. Orijinal adı "Die Verwandlung" olan Dönüşüm Franz Kafka'nın en çok okunan eseridir. Gregor Samsa adlı karakterle böcek metaforu üzerinden mesaj vermeye çalışır yazar bizlere. Sayfa sayısı az olmasına rağmen içerdiği itibariyle güzel ve bir o kadar anlamlı bir kitaptır. Franz Kafka özellikle de bu eserinde sembolizme geniş bir yer vermiş. Açıklamak gerekirse; sembolizmin amacı aktarılmak istenen düşünce veya duyguyu semboller üzerinden anlatılmasına denilir. Kafka da bizlere bunu bir böceğe dönüşen Gregor Samsa tarafından aktarır. 

Ayrıca Kitap çoğu eleştirmene göre babasının Kafka'yı edebiyata olan merakından dolayı ailenin böceği olarak suçlaması, aile tarafından reddediliş hikayesini Dönüşüm ile anlatmasına dayanır. Kitaptaki karakterin de kendisi olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca farklı olanın toplum tarafından dışlandığı, hayatta kalmak için toplumsal kalıpları aşmamak gerektiğini de sık sık vurgulamıştır.

Olağanüstü Bir Gece - Stefan Zweig

Avusturyalı roman, tiyatro, biyografi yazarı ve gazeteci Stefan Zweig, Hitler iktidara geldiğinde savaş karşıtı oluşu ve Nazilerin savaş karşıtı tüm yazarların kitaplarını yakmaları nedeniyle önce İngiltere'ye ardından Brezilya'ya göç etmek zorunda kalmıştır. 

Avrupa'nın içine düştüğü durumdan duyduğu üzüntü ve yaşamındaki düş kırıklıkları nedeniyle 22 Şubat 1942'de Rio de Janeiro'da, karısı Lotte ile birlikte intihar etmiştir. Buna Hitler'in dünya düzenini kalıcı sanmasının verdiği karamsarlığın yanı sıra, kendi dünyasının asla bir daha var olmayacağı düşüncesi neden olmuştur.

Olağanüstü Bir Gece, seçkin bir burjuva olarak rahat ve tasasız varoluşunu sürdürürken giderek duyarsızlaşan bir adamın hayatındaki dönüştürücü deneyimin hikâyesidir. 

Sıradan bir pazar gününü at yarışlarında geçirirken belki de ilk kez burjuva ahlakından saparak ''suç'' işler. Böylece yeniden ''hissetmeye'' başladığını, kötücül ve ateşli hazları olan gerçek bir insan olduğunu fark eder. İçindeki haz dolu esrime, aynı günün akşamında onu gece âleminin son atıklarının arasına, hayatın en dibindeki lağımlara sürükleyecek varış noktası ise ruhani bir uyanış olacaktır.

Büyülü Dağ - Paul Thomas Mann

20. yüzyılın en önemli Alman yazarlarından biri olan Paul Thomas Mann, edebî eserlerinin yanı sıra toplumsal, sosyal ve siyasi eleştirileriyle de dikkat çeken isimlerdendir. Mann, 1929'da İsveç Akademisi üyesi Anders Österling tarafından, özellikle destansı Buddenbrooks, Büyülü Dağ ile popüler başarısının tanınmasıyla aday gösterilmesinden sonra Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür.

Hamburglu genç gemi mühendisi Hans Castorp, üç haftalığına kuzenini ziyarete gittiği bir İsviçre sanatoryumunda, kendisinin de tedaviye ihtiyacı olduğunu öğrenerek yedi yıl kalır. Bu süre içinde doktorlar ve hastalar dünyasını, Batı felsefesinin iki kutbunu, platonik bir aşk serüveninin sarhoşluğu içinde yaşayarak tanır. Sanatoryumda kaldığı süre içinde hastalık ve ölüm gibi deneyimlerin ötesinde hayatın mucizesini kavrayan Castorp'un yalın ruhu bir değişim geçirir. 

Thomas Mann, roman sanatının bütün incelikleriyle yarattığı, ironik bir üslupla sunduğu bu yapıtında; zaman, karşıt kültürler, aşk, hastalık, ölüm gibi evrensel temaları işliyor. Birinci Dünya Savaşı öncesinde çağın dünya sorunlarını, bir uygarlığın çöküşünü inceleyen, burjuva geleneğini ve ahlakını yer yer sertçe, ironik bir dille eleştiren Büyülü Dağ, çağa tutulan bir aynadır.

Peki sizler hangi romanı daha önce okudunuz? Alman edebiyatı hakkında neler düşünüyorsunuz? Alman edebiyatından hangi yazarının kitaplarını daha çok beğeniyorsunuz? Yorumlarda buluşalım. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

29 Ağustos 2022 Pazartesi

Yıllar Önce Bugün'ü İnceliyoruz!

Ağustos 29, 2022 6

Herkese yeniden merhaba! Bugün sizlerle bir inceleme yayını yapacağız. Geçenlerde Instagram üzerinden bana ulaşıp yazdığı hikayeyi okumamı isteyen ve aynı zamanda çok tatlı bir takipçim olan Tansu'nun Wattpad üzerinden yazmış olduğu Yıllar Önce Bugün adlı hikayeyi inceleyeceğiz.

İncelemeden önce belirtmek isterim ki bu sadece bir ön inceleme. Çünkü Tansu Bayram'ın yazdığı Yıllar Önce Bugün adlı hikayesinin daha ilk bölümü tamamlandı. Ondan önceki bölümler de kitapta geçecek olan bölümlerin karakterler üzerinden alıntılarını içeriyor. Kitap hakkında veya karakterler hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız alıntılar kısmını okumanızı öneririm.

Kitabımıza geçmeden önce yazar Tansu Bayram hakkında da konuşmak isterim. Kendisi bu yıl gerçekleşecek olan Lise Geçiş Sınavı yani LGS'ye hazırlanmakta. Bundan da anlıyoruz ki daha ortaokul öğrencisi. Aslında aramızda konuşurken bunu belirttiğinizde çok şaşırdım. Çünkü daha o yaşlarda bu adımı atmak gerçekten emek ve en önemlisi istek gerekiyor. Kendisini bundan dolayı kutluyorum. Bana ulaşıp ricada bulunması, her türlü desteği vermesi gerçekten çok zarifçe. Çünkü Wattpad üzerinden yazılmış eserleri okuyup sizlerle paylaşmıyorum. Ama bu bir istisna olsun. Zaten bu yayında da kendisine bir sürü öneride bulunacağım. Kim bilir günün birinde çok ünlü bir yazar olur. Açıkçası bu yolda ona yardımcı olabildiysem ne mutlu! 

Yazarın yaşından kaynaklı olarak bu hikaye bazı okurlar tarafından beğenilmeyebilir. Bunu öncelikle belirtmem gerekir. Zaten kendisi de her türlü eleştiriye açık birisi. Kitabı okurken 6 sayısıyla ilgili birçok ipucu veriliyor. Bundan da anlıyoruz ki kitabın devamı hatta konusunu 6 rakamı çokça yer alacak. Altınları da okurken fark ettiğim gibi kitabımızın ana konusu bir cinayet. Ve bunu çözmek isteyen bir grup öğrenci var. Şu anlık böyle özetleyebilirim. Çünkü kitabımızın daha ilk bölümü mevcut. İkinci ve diğer bölümler ise Eylül ayında okurlarına sunacak.

Ayrıca Tansu kitabının giriş bölümünde: ''Giriş bölümü benim için çok özel. Çünkü bu başlangıç benim kitabım için en iyi ipucu. Bu yüzden herkesle paylaşıp, yorum yapıp, oy verip, post olarak #yıllaröncebugünkitap etiketi ile bana yardımcı olursanız çok mutlu olurum. Sevgilerle...'' diyerek giriş bölümünden ayrılıyor.

Kendisine ilk önerim yazarken imla kurallarına dikkat etmesi olacaktır. Belki aklına gelen bir fikri hemen ortaya koymak istiyorken hata yapıyordur, bilemem. Ama daha sonra yazdığı hikayeyi bir daha gözden geçirirse ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaktır. Bir diğer önerim de zaten yukarıda da bahsettiğim gibi kendisi bir ortaokul öğrenicisi. Bundan dolayı yolu çok uzun. Bir şeyleri yazı haline getirebilmek, düşüncelerini en iyi şekilde kağıda geçirebilmek için bol bol kitap okumasını tavsiye ederim. Özellikle de kendisine yakın gelen ya da en beğendiği türden kitaplar olur, okuyup bunları yorumlamasını öneririm. Ki bunu yaparken ne kadar geliştiğini rahatça görebilecek.

Okumak isteyenler için: https://www.wattpad.com/user/atansu

Evet okurlarım, eğer sizlerin de Tansu'nun kitabına dair önerileriniz varsa aşağıdaki yorumlar bölümünden yazabilirsiniz. O zaman kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

18 Ağustos 2022 Perşembe

Beyaz Ev Üçlemesinin Son Kitabı Çıktı! | Çatı Katı

Ağustos 18, 2022 12

Herkese yeniden merhaba! Bugün Tünelden Önceki Beyaz Ev serisinin hayranlarına çok güzel bir haberle geldik. Biliyorsunuz ki bu hayran kitlesinin için de Konumuz Kitap okurları da mevcut. Işıl Işık'ın YouTube kanalında açtığı canlı yayınında paylaştığı serinin son kitabını okurseverlerle buluşturdu.

YouTube üzerinden canlı yayın açan Işıl Işık seriye ilham olan gerçek olayı bir sonraki yayınında anlatacağı, ayrıca seriye ait olan üç tane olayı da cumartesi günü paylaşacağını açıkladı. Açıkçası bu seriye ait olayları ve arkasındaki gerçek olayı çok merak ediyorum. Bu seriyi okuyanlara şimdiden duyurmak isterim. Cumartesi günündeki videoyu kaçırmayın derim. Ayrıca Işıl Işık canlı yayınında Çatı Katı'nın diğer satış sitelerinde çıkmasının 22/08/2022 tarihinde olacağını duyurdu. Şimdilik Yediveren Yayınlarının satış yaptığı Butik Kitap adlı sitede ve Trendyol'da mevcut. Ön satış için iki seçenek şu an mevcut. İsterseniz önceden kitabı satın alabilirsiniz. 

Çoğu okurseverin merakla beklediği hatta canlı yayında da yazar Işıl Işık'ın da bahsettiği kitapların maliyetleri konusunda maalesef yayınevinin ve kendinin bir şey yapamayacağını açıkladı. Özellikle de ön satışların bu kadar pahalı olmasının kitap basım maliyetlerinden dolayı olduğunu vurguladı. Ayrıca serinin son kitabı olmasıyla da: ''Ne yazık ki serinin sonuncu kitabı ve sonu da bilmiyorum birazcık üzücü olabilir.'' diyerek serinin hayranlarına göz kırptı.

Çatı Katı'nın özeti ise şöyle; Tüm ülkenin gündemine oturan ve büyük sırlarla dolu Beyaz Ev soruşturmasını yürüten Başkomiser Emris, kendisine ulaşan yeni delillerin ardından araştırmayı derinleştirmeye başlar ve İnterpol'ün desteğiyle yurt dışına taşır. Beyaz Ev'in yeni sahibi Eren ve daha önce Beyaz Ev ile bağlantılı cinayetleri çözen Atlas, Demir ve Ala üçlüsünün de dâhil olduğu özel bir ekip kurar. Daha önce ortadan kaybolan Arden'i bulmak, soruşturmanın devamı ve uluslararası suç örgütünün deşifre edilmesi için kilit rol oynamaktadır. Ancak Arden'den hiçbir iz yoktur. Başkomiser Emris, Arden'i bulmak için uğraşırken Eren için ise eski sevgilisi Arden'e yaklaşmak kendi içinde büyük iç çatışmalara neden olacaktır. 

Tünelden Önceki Beyaz Ev serisinin başarılı yazarı Işıl Işık'tan her bölümünde ayrı bir heyecan ve merak duyacağınız bir polisiye roman... Beyaz Ev üçlemesinin final kitabı Çatı Katı isimli romanla, hikâye sona yaklaşırken kendinizi bir yandan soluk soluğa bir uluslararası soruşturmanın içinde bulacak, öte yandan Beyaz Ev'deki yeni gizemli olaylarla korku ve gerilimi iliklerinize kadar hissetmeye devam edeceksiniz. Peki siz bu maceraya hazır mısınız? Cevabınız ''Evet!'' ise uzun soluklu bir macera sizleri beklemekte.

Seriyi merak edenler için aşağıdaki linklerden ilk kitap Tünelden Önceki Beyaz Ev'i, ikinci kitap Bodrum Katı'ını hem özetlerine hem de kitap yorumlarına kolayca ulaşabilirsiniz.

Beyaz Ev Üçlemesi 👻

Birinci Kitap: Tünelden Önceki Beyaz Ev için buraya tıklayabilirsiniz.
İkinci Kitap: Bodrum Katı için buraya tıklayabilirsiniz.
Üçüncü Kitap: Çatı Katı için buraya tıklayabilirsiniz.

Dediğim gibi serinin son kitabını yakın bir zamanda okuyup sizlerle paylaşacağım. Bundan dolayı çok merak ediyorum konusunu. Eğer aramızda önceden okuyanlar olursa kitaba dair yorumlarını aşağıdaki bölümde bizlerle paylaşabilir.

Peki siz bu seriyi okudunuz mu? Beyaz Ev üçlemesinin son kitabı Çatı Katı hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce hikaye nasıl bağlanacak? Yorumlarınızı merakla bekliyorum!

17 Ağustos 2022 Çarşamba

Koreş | Asher Kravitz

Ağustos 17, 2022 8

Herkese yeniden merhaba! Bugün çok özel bir kitabı sizlerle paylaşacağım. Okurken hem o sıcaklığı hissediyor hem de zulmün en yakından hatta bir köpeğin ağzından dinliyorsunuz. İşte bu köpeğin adı KOREŞ!

Biliyorsunuz ki önceki paylaştığım bir kitap vardı. O karanlık 2. Dünya Savaşı yıllarında, Nazi zulmü, Yahudi soykırımı, insanın kanını donduran kamplardaki insanların yaşadığı o akıl almaz yürek dayanmaz zulüm, açlık, sefalet, gaz odaları, infazlar... Kısacası; insanlığın öldüğü bir yer "Auscwitz". İşte Auscwitz'de geçen Auschwitz Kütüphanecisi adlı kitap da Koreş gibi aynı kaderi paylaşıyorlar. Kitabımıza geçmeden önce Auschwitz Kütüphanecisi'ni okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Asher Kravitz tarafından kaleme alınan ve Yahudi bir ailenin evinde dünyaya gelen özel bir köpeğin yani Koreş'in ağzından anlatılan kitap okurseverlerle buluştu. İlk kez bir köpeğin bakış açısından yazılan kitap olma özelliğiyle dikkat çeken Koreş'i okuyan herkesin hayatta kalma mücadelesi, cesaret, sevgi, nefret, sadakat gibi tüm duyguları yoğun yaşayacağı hem eğlenceli hem de duygusal bir kitap...

Koreş; 1935 yılında Almanya'nın o karanlık günlerinde Yahudi bir ailenin evinde doğan özel bir köpeğin ağzından kahramanlığın ve hayatta kalmanın, korkusuz bir dostluğun ve sadakatin öyküsünü okuyoruz. Kitabın sayfalarında kaybolurken insanoğlunun hakimiyetinin hat safhada olduğu dünyada köpek olmak kesinlikle kolay değildir. Hele de Tanrı'dan kemik dolu bir mama kabı yerine bilge bir köpek olmayı ve insanların dilinden anlamayı dileyen bir köpek olmak?  Soykırım'a tanıklık eden Koreş'in anılarını okurken bir köpeğin gözünden sevgiyi ve korkuyu huzuru ve zulmü hissedeceksiniz. Aynı Auschwitz Kütüphanecisi'nde geçtiği gibi: ''Gerçek dünyaya bakınca tek hissettiğimiz tiksinti ve öfke. Elimizde yalnızca hayal gücü kalıyor.'' 

Kitabı okurken her bir satırın altını çizebileceğinize eminim. Çünkü bir köpeğin bakış açısıyla daha doğrusu hiçbir şeyden haberi olmayan, tek istediği mama dolu bir kap olan bir köpeğin ağzından dinliyoruz o vahşi yılları. Kitapta zaten beni en çok etkileyen olayda Koreş'in aile macerası oldu. İlk evi Yahudi bir aile, daha sonra Almanya'nın o karanlık günlerinde ateş topu gibi sıçrayan Yahudi soykırımıyla köpeklerini bir başka Alman aileye vermek zorunda kalıyorlar. Çünkü Yahudilerin köpek yetiştirmesi ya da bir köpeği sahiplenmesi yasaklanıyor. Her ne kadar isimlerini Alman isimleriyle değiştirseler de nafile. Köpeği maalesef vermek zorunda kalıyorlar.

İlk ailesinde de maalesef köpekle ilgili ailede anlaşmazlıklar yaşanıyor. Özellikle de bu bölümde köpeğin kendi içerisindeki kaçmak mı yoksa kabullenmek mi ikilimi arasındaki psikolojisini okuyoruz. Acaba eski evine geri dönecek mi diye beklerken daha bir sürü ev değiştiriyor bizim Koreş. Şimdi size spoiler vermek istemediğim için ilerisini anlatmak istemiyorum. Dediğim gibi kesinlikle okunmanız gereken bir eser. Eğer bu zalim tarihin farklı bir bakış açısından tekrardan okumak istiyorsanız Koreş'i kesinlikle tavsiye ederim.

1935 yılında Almanya'da Yahudi bir ailenin evinde bir Kafkas Çoban Köpeği olarak dünyaya gelen ve hayatı boyunca sahibinden ismine kadar pek çok değişiklik yaşayan Koreş'in hem mutlu hem de yaşam mücadelesiyle geçen günlerini anlattığı hikâyesini okurken hayata dair birçok sorunun da yanıtını bulacaksınız.

Werd ich zum Augenblicke sagen:
Verweile doch du bist shön 
Dann magst du mich in Fesseln schlagen
Dann will ich gern zugrunde gehen! 

Bu anı ölümsüzleştirmek mümkün olsaydı 
Çünkü kuyuya inme vakti bu 
Aşağılayıcı bir gülümsemeyle - köpeğin son silahı
Vaktin dolmadan gitme derdim.

Hiç bir köpeğin hayatını düşünmüş müydünüz? Hayat şartlarının, sahibiyle ilişkisinin, arkadaşlarıyla oynadığı oyunların onu nasıl etkileyebileceğini; sahibine delicesine tutkun ve itaatkâr olmasının nedenlerini düşünmüş müydünüz? Eğer buna vaktiniz olmadıysa Koreş'i okumanızı öneririm.

Peki sizler bu eşsiz ve bir o kadar da yürek parçalayan Koreş'in hikayesini okudunuz mu? Eğer okuduysanız neler hissettiniz? Yorumlarda buluşalım!

Dediğim gibi kaçırmamanız gereken bir kitap. Yorumlarınızı merakla bekliyorum. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

İnsanlar birbirlerini kandırıp ruh durumlarına aykırı davranabilmeyi becerebiliyorlar. Biz köpekler ise gerçekten içlerinden geçeni biliyoruz.


Kış dostundur çünkü günler kısa geceler uzundur. 


Ürkmenin ve iğrenmenin kokusundan daha da keskin olan, var olmamanın kokusuydu. 


Şu anki varoluşumu başka bir varoluşla değiştirmeye değer mi? Kalbimden geçen cevap hayırdı. Hangimiz tanıdığımız kötüyü bilinmeyene tercih etmeye meyilli değil ki? 


Gecenin karanlığı, birkaç saat sonra uyanmaya mahkum edildiğim kara günün yanında sönük kalıyordu. 


Aile fertleri karanlığı ışığa, ışığı da karanlığa dönüştürebiliyor, doğa kanunlarına hükmediyorlardı. Ancak ışık ve karanlık sadece bir örnek. İnsanoğullarının neredeyse her şeye hakim olduğunu söylenebilir.


Yaşasın özgürlük, diye düşündüm içimden koşarken. Yeoşua ve ben diğer esirlerle birlikte yanan kamptan uzaklaştık. 


Biz köpekler kendi başımıza ne kadar zavallı ancak bir sürü içinde ne kadar heybetliyiz. 


Böyle bir dünyanın benim için nasıl bir önemi olabilir? Kuru bir dere, talan olmuş bir göl, ıssızlık...



14 Ağustos 2022 Pazar

İsveç Edebiyatında Okunması Gereken Kitaplar

Ağustos 14, 2022 18

Hej igen alla! Bugün çok özel bir edebiyatı ve aynı zamanda önceki yayında istek alan İsveç edebiyatını konuşacağız. Önceki edebiyat incelemelerimiz için buraya tıklayarak kolayca ulaşabilirsiniz.

Açıkçası çok merak ettiğim bir edebiyatı inceliyor olacağız bugün. İsveç edebiyatından maalesef bir eser okumuş değilim ya da okumuşumdur bilmiyorum ama bugün birbirinden özel ve değerli eserleri siz okuyucularımıza sunacağız. Aralarında okuduğunuz kitaplar varsa aşağıdaki yorumlar bölümünden bize görüşlerinizi yazabilirsiniz. Ayrıca kitap önerilerinizi de bekliyor olacağız.

Biliyorsunuz ki İskandinav bölgesi ve kutuplara yakın olan bölgeleri çok merak ediyorum hatta meraktan öte hayranlıkla takip ediyorum. Bundan dolayı ilk kitabım 8 Dakika'nın konusu İzlanda'da geçmekteydi. Belki bir sonraki araştırma konumuz İzlanda edebiyatı olabilir. Tabii ki istekler öncelikli olacak. Eserlere geçmeden önce bir İsveç edebiyatının özelliklerine bakalım diye düşünüyorum.

İsveç'te ilk edebi eser, MS 800 yılları olan Viking Çağından kaldığı bilinen Rök runik taşından oluşmaktadır. Finlandiya'da tarihi sebeplerden ötürü (Viking) İsveç dili yaygındır ve yazarlar İsveç dili ile de eserler de vermektedir. Bo Carpelan, Christer Kihlman ve Tove Jansson gibi İsveççe konuşan Finli yazarlar İsveç dili edebiyatı için büyük bir öneme sahiptir. Bundan dolayı sizlere önereceğim bazı eserlerde yazarlar Findli olabilir. Önceden belirtmek isterim. Nobel Edebiyat Ödülleri verilmeye başlandığından beri günümüze kadar bu önemli ödüle İsveçli yedi yazar sahip olmuştur.

Keyfi Tavır - Lena Andersson

Lena Andersson İsveçli bir yazar ve gazetecidir. 2013 yılında Willful Disregard romanıyla Ağustos Ödülünü kazandı. Aynı yıl, aynı kitap İsveçli Svenska Dagbladet gazetesi tarafından verilen Edebiyat Ödülü'nü kazanmıştır.

Ester Nilsson şair ve yazar, ilişkisi yolunda giden, aklı başında bir kadındır. Ta ki, bir gün ünlü sanatçı Hugo Rask hakkında bir konuşma yapması istenene kadar. Sanatçının kendisi de dinleyiciler arasındadır ve Ester'in hayranlığından son derece memnundur. Ester'in hayatı, bundan sonra, bu görüşme ve onu takip eden olaylar zinciriyle bağlantılı hale gelir. Önce erkek arkadaşını terk eder ve ardından Hugo ile hayali bir ilişkiye sürüklenir. Ester adama sırılsıklam âşık olur; Hugo, onun düşüncelerini tüketir. Gerçekten de Ester zihninde, Hugo ve kendisinin bir çift olduğundan emindir. Yavaş yavaş ve acıyla Ester, kendi ilişki algısıyla Hugo'nunkinin tamamen farklı olduğunu anlamaya başlar. 

Yirmiden fazla dile çevrilen Keyfi Tavır, aşk arayışında kendimizi nasıl seve seve kandırdığımız hakkında bir roman.

Nisan Cadısı - Majgull Axelsson

Majgull Axelsson İsveçli bir gazeteci ve yazardır. 14 Şubat 1947 tarihinde Landskrona, İsveç'te dünyaya gelmiştir. Nisan Cadısı romanı, Majgull Axelsson tarafından 1997 yılında kaleme alınmıştır. Kitap yazara aynı yıl August ödülünü kazandırmıştır.

1950'lerde spastik bir çocuk olarak doğan Desiree, annesi tarafından Çocuk Bakımevi'ne verilmiştir. Hayatının kırk iki yılını bakımevi ile huzurevi arasında geçirmiş olan Desiree, pek çok bedensel sorununa karşılık, üstün zekalıdır ve bazı doğaüstü yetenekleri vardır; başkalarının vücuduna girip onlar aracılığıyla birçok şey yapabilmektedir. 

Desiree bir Nisan Cadısı'dır. Yazar bu adı Ray Bradbury'nin 1950'lerde yazdığı bir kitaptan aldığını söylüyor. Kendisini hastaneye yatıran annesinin, koruyucu anne olarak bakıp yetiştirdiği üç kızı izlemekte ve ondan çalınan mutluluğa hangisinin sahip çıktığını öğrenmeye çalışmaktadır.

Farklı ve ilgi çekici bir konusu var. Bu tür hikayeleri sevenlere öneririm. Kaçırmayın!

Hanna ve Kızları - Marianne Fredriksson

Marianne Fredriksson 28 Mart 1927 tarihinde Göteborg, İsveç'te dünyaya gelmiştir. Hanna ve Kızları, Marianne Fredriksson tarafından 1994 yılında yazılmış ve yayınlanmıştır. 

Aynı yıl Marianne Fredriksson yılın yazarı ve kitabı da yılın kitabı seçilmiştir.

Marianne Fredriksson Kuzeyli Yaban Kuğuları adıyla haklı bir ün kazanan İsveçli kadın yazarlardan biridir. Üç kuşak kadının yaşamını dile getirdiği "Hanna ve Kızları" yirmi yedi dile tercüme edilerek uluslararası en çok satan kitaplar listesinde bir numaraya çıkmıştır. Arka planda İskandinav göllerinin ve dağlarının gizemli yalnızlığını tasvir eden bu yapıt, sadece büyük annenin, kızının ve torununun öyküsü değildir. 

Toplumsal çevre içinde unutulmuş zamanları, sosyal kuralları ve tarihi belaları yargılayan, kelimenin tam anlamıyla aşk destanını anlatan duygusal bir yapıttır. Kaçırılmamalı!

İsveç Kralını Kurtaran Kız - Jonas Jonasson

Jonas Jonasson bir hemşirenin oğlu olarak 6 Temmuz 1961 tarihinde doğdu. Gothenburg Üniversitesi'nde İsveççe ve İspanyolca okuduktan sonra, 1994'e kadar günlük Växjö Smålandsposten gazetesinde ve İsveç tabloid Expressen'de gazeteci olarak çalıştı. 

Dikkat: Bu hikâye, okuma yazma bilmeyen ama 8645 ile 7421’i saniyeler içinde çarpabilen bir b*k temizleyicisi, kargoyla gönderilen bir atom bombası, aynısından iki tane olduğu için babalarının nüfusa yalnızca birini kaydettirdiği ikizler, patates çiftçisi bir kontes ve tavuk kafası kesen bir kral hakkındadır. 

Nombeko Mayeki, Güney Afrika'da bir kasabada doğduğunda önünde pek fazla seçenek yoktu bu yüzden o da tuvalet temizleyicisi oldu. Fakat şans mı kader mi bilinmez, kendini ülkenin gizli atom bombası projesinin içinde buldu. Bir şekilde İsveç'e kaçmayı başarmıştı ki dünyanın en ürkütücü ajanlarını peşine taktığını fark etti. Ve ah, aşk... Nombeko tutup aynısından bir tane daha olan Holger 2'ye âşık oldu. Peki Holger 1 mi? Aman hiç canım, o da İsveç kralını öldürmeyi planlıyor. Ama bunun için biraz şeye ihtiyacı var... Zekâya!

Jonas Jonasson yine şaşırtıcı ve trajikomik bir hikâyeyle karşımızda. Kapakta yer olmadığı için, bir de biraz merak edin diye her şeyi buraya yazamadık ama okursanız Nombeko Mayeki'ye hayran kalacağınızdan eminiz! Kaçırmayın.

Kardeşlerimi Arıyorum - Jonas Hassen Khemiri

Jonas Hassen Khemiri İsveçli bir yazardır. 27 Aralık 1978 tarihinde Stokholm'da doğmuştur. Khemiri, dört roman, altı oyun ve bir deneme, kısa öykü ve oyun koleksiyonunun yazarıdır. Çalışmaları 25'ten fazla dile çevrilmiştir.

Stockholm'de bombalı bir araç patlatılır. Avrupa'nın olağan şüpheli olarak sınıflandırdığı Ortadoğulu ve Afrikalı göçmenler arasında bir tedirginlik yayılır. Şehir korkunun ve paranoyanın pençesine düşer. Böyle bir atmosferde Amor, ön cebinde bir cep telefonu, arka cebinde bir bıçak taşır. İçinde büyük bir savaş vermektedir. Shavi aradığında telefonunu açacak, Valeria'yı rahatsız etmekten vazgeçecektir. En önemlisi de olabildiğince normal davranması gerekmektedir. 

Toplumsal önyargıları ve kimlik sorununu konu eden yeni bir eser. Pek çok prestijli ödülün sahibi, İsveçli tiyatro oyunu yazarı ve romancı Jonas Hassen Khemiri, bizi yirmi dört saat boyunca başkarakter Amor'un zihninde dolaştırıyor. Bu kısa yolculukta suçlu ve kurban, aşk ve kimya, fantezi ve gerçeklik kavramlarının arasındaki sınırın gitgide bulanıklaştığına, karşıtların birbirine yaklaştığına, hatta iç içe geçtiğine şahitlik ediyoruz. Kaçırılmamalı!

''Büyüleyici bir kitap. Metin seslerle beliriyor: telefon sinyalleri, trafik gürültüsü, sirenler, ayak sesleri. Kitabı yüksek sesle okumak istiyorsunuz. Toplum bizim bedenlerimizde başlıyor, korku orada büyüyor, savaş orada yürütülüyor. Bu küçük kitapta toplumun nabzı atıyor.'' Ulrika Milles

Baba - Johan August Strindberg

Johan August Strindberg 22 Ocak 1849 tarihinde Stokholm'da doğan İsveçli oyun yazarı ve romancıdır. Oyunları, romanları ve kısa öyküleriyle tanınır. 

Yaklaşık yarısı tiyatro oyunu olan 120 kadar eser üreten Strindberg, Avrupa ve Amerikan tiyatrosu üzerinde büyük etkisi olmuş bir yazardır. August Strindberg günümüz tiyatrosundaki bütün modernliklerin öncüsü olarak ünlenmiş bir yazardır. Sayısı kırkı aşan oyunlarında yozlaşmış aristokrasiyi sakat burjuva yaşamını insanlar arasındaki sömürüyü anlatır. Özellikle aile kurumunda kadın erkek ilişkisinin kadınların olumsuz ve uyumsuz davranışları nedeniyle bir ölüm kalım savaşma dönüştüğünü vurgular. 

Tiyatro tarihinin öz yaşamını oyunlarına yansıtan önde gelen yazarlardan biri olan Strindberg'in Baba adlı bu oyunu kendi yaşamından alınmış bir evlilik kurumu içinde gelişen ve karşı iki cinsin ölüm kalım savaşına dönüşüp trajik sonla noktalanan bir öyküyü anlattığı en önemli yapıtlarından biridir.

Peki sizler hangi romanının konusunu daha çok beğendiniz? Açıkçası bana soracaksanız hepsini çok merak ediyorum ama en çok merak ettiğim kitap Kardeşlerimi Arıyorum oldu. Peki sizin favori kitabınız hangisi? Yorumlarda buluşalım. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

31 Temmuz 2022 Pazar

Ataerkil Toplumda Kadın Olmak | Zeynep Erdun

Temmuz 31, 2022 20

Herkese yeniden merhaba. Ağustos ayının ilk kitabını sizlerle paylaşıyorum. Açıkçası bu kitap geçen yazdan beri okunmayı bekliyordu. Malum sınav maratonuyla ilk kitap Kitap Avcısı'nı okuduktan sonra ikinci kitap Ataerkil Toplumda Kadın Olmak rafta kaldı diyebilirim. 

Bu iki güzel kitabı bana Zeynep Erdun göndermişti. Kendisi hem bu iki güzel kitabı derleyen hem de Instagram'da çok güzel içerikler paylaşan bir bookstagram. İki kitapta da birçok kitapsever buluşup ya kendi hikayelerini ya da kendilerinin ürettiği hikayeleri bizlerle paylaşmış. Her bir yazarın bölümü apayrı bir tat, apayrı bir hayat deneyimi sunuyor. Okurken bir yandan da hayat deneyimi kazanmış oluyorsunuz. Bazı hikayeler yürek burksa da yaşanmışlıkları okumak insanı farklı hissettiriyor. Öyleyse Aterkil Toplumda Kadın Olmak bize neyi anlatıyor, konusu nedir öğrenelim.

Ataerkil bir toplum muyuz? Bu otoriteye bağlı bir sistemde mi yaşıyoruz? Eğer cevabınız ''evet'' ise bu kitabın sayfalarına, güçlü kalmaya çalışan her kadının elinin değmesi gerekiyor! Ataerkil Toplumda Kadın Olmak kız çocuklarına ve kadına yönelik geçmişten gelen olumsuz ve bağnaz tutumların gün yüzüne çıktığı bir proje kitabı. Kitaptaki hikayeler acı da olsa çoğu hikayenin sonu umut ile bağlanmış. Okurken göz yaşlarınızı tutamayabilirsiniz. Çünkü hikayeler ilk kitap Kitap Avcısı'na göre daha dokunaklı ve acı gerçeklerle donatılmış. 

Kadınların isteyince neler başarabileceğini de okudum. Her ne kadar acı dolu bir yolculuk da olsa sonu umut dolu hikayelerle bağlanıyor. Özellikle dikkatimi çeken şey kadınlar hakkında oluşan daha doğrusu oluşmuş bir zihniyetin nesiller boyu devam etmesi. Kız çocukların daha okul yaşlarındayken okuldan alınıp görücü usulüyle evlendirilmesi, bağnaz tutumlarla kız çocuklarının okutulmaması... Kitaptaki en acı verici noktalar diyebilirim.

Zeynep Erdun: ''Bu kitaba elini süren her kadın; Şiddet görmüş, imkansızlıklara boyun eğmiş, eğitimini sadece kadın olduğu için tamamlayamamış her kadına kitap hediye etmiş olacak! Siz bu kitabı satın aldığınızda; kadın sığınma vakıflarındaki kadınlar, güvende ve kitaplarla kalacak! Yazarlarımız öyküleriyle hem sosyal sorumluluk projemize destek oldular hem de yaşanmış ve yaralanmış hayatları anlatarak birçok kadının sesi oldular. Böyle bir projeyi yönettiğimiz için çok gururluyuz.'' sözleriyle bu güzel projeyi biz okurlara sundu. Açıkçası kitabı oluşturan her bir yazara ayrı ayrı teşekkür etmek lazım. Çünkü gerçekten müthiş bir projeye dahil olmuşlar.

Kitap Ladin Yayınları'ndan çıkmış. Zaten ilgimi çeken ve bu güzel projeleri bizlere sunan bir yayınevi. Ayrıca belirtmem gerekirse kitabın basımı ve kapak tasarımı çok başarılı. Özellikle de ikinci kitabın dokusundaki farklılık çok güzel dizayn edilmiş. Kitabı okuyanların birçoğu özellikle de kapağın kaliteli olmasına dikkat çekmiş. Yorumlardan da anlaşılıyor ki okurlardan tam puanı almış kapak tasarımı konusunda.

Kitabı tüm seçkin kitabevlerinde satın alabilirsiniz. Ayrıca kitabın yazarlarına da ulaşarak kitabı temin edebilirsiniz. Ben yukarıda da bahsettiğim gibi RüyaKitap yani Zeynep Erdun'dan gelen güzel kargoyla kitabı temin ettim. Kendisine de tekrardan çok teşekkür ederim. Bu güzel kitabı okuyup sizlerle paylaşmaktan dolayı çok mutluyum. Çünkü özellikle de son yıllarda artan kadına şiddet ve kadını hor görme hat safhada. Her ne kadar benim bu kitabı okuyup sizlerle paylaşıp farkındalığı oluşturmaya çalışsam da bu çok küçük bir adım. Ama hep beraber bunu başarabilirsek, işte bu çok büyük bir adım olur. 21. yüzyıl diyoruz ama zihniyetimiz kaçıncı yüzyılda kaldığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Umarım bu kitabı okuyup en önemlisi de okutup ataerkil bir toplumun parçası olmaktan kaçınırız.

Sizlere aktaracaklarım bu kadardı. Zaten kitap birçok yazarın hikayeleriyle donatılmış. Ana konusu ortak ama farklı acı hikayelerle. Kitaplığınızda mutlaka bulunması hatta başköşede konumlandırılması gerektiğini düşünüyorum. Okuduğum çok özel bir kitaptı. Zaten fotoğraflardan da gördüğünüz gibi her bir satırı not aldım. Kitabın içeriğinde milyonlarca ana fikir var. Her bir cümleden aldığım alıntılar ders niteliğinde. Dediğim gibi okuyun, okutun.

İlk kitap Kitap Avcısı'na ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. 55 öykü 55 hayat hikayesi... Kitap Avcısı'nda, kitapla tanışma maceralarını yazan, kendi yolculuklarında kitapları dost edinmiş ''kitap avcılarının'' yola çıkış hikâyelerini okuyacaksınız. Her hikayede kendinizden bir şeyler bulacağımız güzel bir kitap.

Peki sizler bu kitabı okudunuz mu? Eğer okuyanlar varsa kitap hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce ataerkil bir toplumu oluşturan ana unsur nedir? Yorumlarda tartışalım, olur mu?

O zaman kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

Kadın kadının kurdu değildir, her zaman kadın kadının yurdudur.


Şiddet, ahlak seviyesi düşük erkeklere her zaman çekici gelmiştir. 


'Töre' kurban aramaktan sıkılmayan bir canavardı.


Belki de dışarıya çiçek açan kadınlar içinde sayısız solmuş çiçek taşıyordu. 


Haklı bir sebep uğruna yaşamıyor ki o sebep uğruna ölmenin büyüklüğünü hissedebilsin. 


Bir sürü putun kol gezdiği bu çağda, anladım ki yaşamak için alışılmış bir eylemi tekrarlamak yetmiyor. Onlardan biri olmak gerekiyor. 


Güzelim Feza'nın narin vücudu sallanıyordu tavandan aşağıya. Neden kimse engel olamadı bu olaya, sizce bu intihar mı yoksa intihara meylettirenlerin katliamları mı? Siz cevap verin, neden herkes susuyor. Neden kadına şiddeti savunanlar sessiz kalıyor fakat bu sessizlik savunma değildir unutmayın. Toplumun hayata bakış açısı değişmedikçe daha çok Feza'lar ölecek.


Toplumsal yasalar maddenin karşısında ezilmişti. Maddenin bunaltıcı güzelliği bir noktadan sonra insanı makineleştiriyordu. 


Sabah sisi nasıl ki güneşin doğuşuna engel değil ise dikenli yollar da mucizelere ulaşmak için engel değildir. 


Onun gözlerinin içine öyle bir baktım ki, bakamadığım günlere inat, canımı bedenimi yaktığı her saniyeye inat, korkmadan baktım.



30 Temmuz 2022 Cumartesi

Konumuz Kitap Kulübüne Sen de Katıl!

Temmuz 30, 2022 18
Herkese yeniden merhaba! Bugün sizlere üzerinde çokça düşündüğüm ve böyle bir kulübün oluşması için adım atmak istediğim projeyi sizlerle paylaşmak isterim. Açıkçası gönderi olarak paylaşmayı düşünmüyordum. Fakat herkese tek tek açıklamaktansa topluca detaylarıyla birlikte açıklamayı tercih ettim. Ayrıca bu yayın kalıcı olacağından dolayı kulübe girmek isteyen diğer arkadaşlar da kolayca grubumuza girebilecekler.

Konumuz Kitap Okuma Kulübü Instagram üzerinden faaliyet göstermekle beraber hem bir etkileşim aracı olarak hem de kitap önerileriyle dolu bir grup oluşturmak istiyorum. Açıkçası ilk başta Instagram'dan mı yoksa Telegram üzerinden mi grubu açsam diye düşünürken Instagram bana daha sıcak geldi. Çünkü hem gönderdiğiniz gönderilerin etkileşimi açısından hem de aramıza yeni katılan blogger arkadaşlar için daha kolay bir platform olması açısından seçtim. Eğer başka önerileriniz varsa da yorumlar bölümünden düşüncelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Konumuz Kitap Okuma Kulübüne Katılmak İçin

  • Konumuz Kitap'ın web sayfasını takip etmek
  • Konumuz Kitap'ın Instagram hesabını takip etmek
  • Blogger, Bookblogger gibi kitaplarla ilgili bir hesabınız olması
  • Gruba gönderdiğiniz gönderi sayısı günde ikiden fazla olmaması
  • Grup içi takipleşme zorunluluğu
  • Gruba katmak istediğiniz arkadaşlar için Konumuz Kitap'ın sosyal medya hesabına mesaj göndermeniz veya mail göndermeniz
  • Grup içi faaliyetlere katılmanız
  • Zorunlu bir kitap seçerek okumak yerine herkesin kendine seçtiği kitaplarla okuma haftamıza katılmanız
  • Okuduğunuz kitaplarla ilgili gönderi paylaşacağınız zaman atıfta bulunmanız
gerekmektedir. Bu şartlar zaman içerisinde yani grubu kurduğumuz zaman gevşetilebilir. Bu durum tamamen kurulan grup içerisindeki faaliyetlere bağlıdır.

Instagram üzerinden açacağımız okuma grubuna katılmak isteyenler aşağıdaki yorumlar bölümünden belirtebilir ve ayrıca Instagram adreslerini bizlerle paylaşabilir. Açıkçası bu okuma grubuyla ilgili çok güzel fikirlerim var. Detaylar çok yakında diyelim. O zaman sizleri grubumuzda bekliyoruz. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

26 Temmuz 2022 Salı

Japon Edebiyatında Okunması Gereken Kitaplar

Temmuz 26, 2022 28

みなさん、こんにち! Değişik bir girişle bu haftaki edebiyat turumuzu tanıtmak isterim. Gelen yorumlar ve istekler doğrultusunda Japonya'nın edebiyatını konuşacağız. Hem Japonya'nın edebiyata bakış açısını hem de çok güzel kitap önerileriyle sizlere bilgiler vereceğim. İlk edebiyat turumuz Kore edebiyatı ile yapmıştık. Kore edebiyatındaki kitap önerilerimiz için buraya tıklayabilirsiniz.

Bu yazımızda seçki olarak kitaplarını okuyan sevgili okurlarımla iletişime geçerek derledim. Bundan dolayı okuyup onları inleyen okurseverlerle bu yazımızı hazırladık. Eğer Japon edebiyatına ilginiz varsa ya da hangi kitapla bu edebiyat dünyasına adım atmak istiyorsanız çok doğru bir yerdesiniz. Ayrıca aralarında okuduğunuz eserler varsa aşağıdaki yorumlar bölümünden görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Özellikle de Japonya animeleriyle ve mangalarıyla tanınan bir ülke diyebiliriz. Pek o türlere ilgim olmasa da Japonya denilince aklıma ilk gelen iki şeydir. Aramızda kesinlikle ilgilenenler vardır. Bize yorumlar bölümünden hem animeler hakkında hem de mangalar hakkında bilgiler verirse çok mutlu olurum. Öyleyse geçelim kitap seçkimize.

Beni Asla Bırakma - Kazuo Ishiguro

Kazuo Ishiguro 1954 yılında Japonya Nagasaki'de doğmuştur. 1983 senesinde Granta dergisi tarafından en genç ve en iyi İngiliz yazarlar listesinde yer almıştır. 2005 yılında yayınladığı Beni Asla Bırakma romanı ise Time'ın İngilizce yazılmış en iyi 100 roman listesinde yer almıştır. Daha sonra Beni Asla Bırakma romanı da sinemaya uyarlanmıştır. 2017 yılında ise tüm dünyanın en büyük ödülü olan İsveç Kraliyet Akademisi tarafından Nobel Edebiyat ödülüne layık görülmüştür.

Yatılı okul Hailsham'ın öğrencileri, bahçe duvarının arkasındaki karanlık ormandan çok korkarlar. Hafta sonları veya tatillerde evlerine gitmez, Hailsham'dan önceki yaşamlarını hatırlamazlar. Dış dünyayla bağlantıları yoktur. Öğretmenler değil, gözetmenler tarafından eğitilirler. Spor ve sanata büyük önem veren gözetmenler, Hailsham öğrencilerine sürekli özel olduklarını hatırlatır ve bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiğini tekrarlar.

Kathy H. de bir Hailsham mezunu. Otuz bir yaşında ve bakıcılık yapıyor. Hailsham'daki en yakın iki arkadaşının yeniden hayatına girmesi üzerine, onlarla paylaştığı geçmişi gözden geçirmek zorunda kalıyor. Onları özel kılan şeyin ne olduğunu ve bundan sonra hayatlarını nasıl biçimlendireceğini daha derinden anlamaya ihtiyacı var. Şu sorunun cevabını da bulması gerek: Sanat ve aşk zamanı durdurabilir mi? Beni Asla Bırakma, yıkıma götüreceğini bile bile kendi kaderini kabullenenlere odaklanmış görünüyor.

Sahilde Kafka - Haruki Murakami

Haruki Murakami'yi duymayan kalmamıştır bence. Çünkü hemen hemen her kitabıyla ismini taçlandıran Murakami'yi bu seçkide eklemesek olmazdı.

Haruki Murakami 12 Ocak 1949 yılında Japonya'nın Kyoto kentinde dünyaya geldi. 1986 yılında 1995 yılına kadar Avrupa ve Amerika’da yaşadı. Çocukluk yıllarından beri edebiyata büyük bir ilgi duyan yazar birçok büyük yazarın kitaplarını da okumuştur. Haruki Murakami 20. Yüzyılın en iyi yazarlarından biridir. Dünya çapında tanınmasını sağlayan eseri İmkansızın Şarkısı 16 dile çevrilmiş ve çok satanlar listelerinde yer almıştır.

John Updike: ''Sürükleyici, akıl çelen bir roman.'' Kafka Tamura on beş yaşına girdiği gün evden kaçar. Uzun zamandır planladığı bu kaçışın nedeni babasının yıllar önce dile getirdiği uğursuz kehanettir. Ama babasının bir "düzenek" gibi içine yerleştirdiği kehanet gölge gibi peşindedir... Kafka ilk kez aşkı ve tutkuyu yaşarken gizemli bir cinayetle kehanetin ve kaderinin düğümleri çözülmeye başlar. Sahilde Kafka, XXI. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran, kitapları bağımlılık yaratan kült yazar Haruki Murakami'den, hayatın yavan gerçekliğine karşı büyülü bir dünyanın kapılarını açan bir roman. Kaçırılmamalı!

Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın - Cuniciro Tanizaki

Cuniçiro Tanizaki Japonya'nın başkenti Tokyo'da 24 Temmuz 1886 tarihinde dünyaya geldi. Modern Japon edebiyatının en önemli yazarlarından birisi olan yazar Natsume Soseki'den sonra en popüler Japon romancısı olarak görülür.

Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın; Fukuko, tam da kocası Şozo ile yeni bir hayata başladığı günlerde kocasının eski karısı Şinako'dan bir mektup alır. Yuvası dağıldıktan sonra ''kırık bir çanak'' bile almayan bu kadın, duygu yüklü mektubunda tek bir şey istemektedir: Şozo'nun deliler gibi sevdiği kedisi Lili'yi. İlk bakışta, masum bir istektir elbette bu. Ne var ki Lili -tüm kediler gibi- girdiği hayatların en olmadık yerlerine kıvrılmıştır ve dâhil olduğu yaşamların karanlık köşelerinde gezinmeye başlar mektupla birlikte. Biten ilişki için umut, diğeri içinse endişe kaynağıdır.  Böylece, başlı başına bir kavram olmayı hak eden ''kedi sevgisi'' nden çok daha fazlasına dokunur Tanizaki.

Zarif, yumuşacık bir üslupla insan ilişkilerinin girift yapısını, küçücük ayrıntıların -bir nesnenin, jestin veya bakışın- insan ruhunda yarattığı dönüşümleri, yalnızlığın ve sevginin türlü biçimlerini gösterir.

Bir Kutup Ayısının Anıları - Yoko Tawada

Yoko Tawada bir kitapçının kızı olarak 23 Mart 1960 tarihinde Tokyo'da dünyaya geldi. Ağırlık noktası Rus edebiyatı olan edebiyat bilimi eğitimini Japonya'da tamamladı. 1982'de Hamburg'da çağdaş Alman Edebiyatı okudu, doktorasını Sigrid Weigel danışmanlığında Zürih'te tamamladı. İlk kitabı 1987 yılında Almanya, 1992 yılında Japonya'da yayınlandı. Hem Alman hem Japon dilinde denemeler, tiyatro oyunları, düzyazılar ve şiirler kaleme almaktadır.

Ödüllü yazar Yoko Tawada'dan buluşlarıyla benzersiz, yaratıcılığıyla ilham veren bir roman: Bir Kutup Ayısının Anıları. Tawada, düş ile gerçeği ustalıkla iç içe geçiren bu metinde üç kuşak kutup ayısının yaşamlarına bakarak ironiden nasibini fazlasıyla almış, alternatif bir Avrupa resmi çiziyor. Kiev'de yaşayan bir kutup ayısı, yazının sağaltıcı gücünü keşfediyor ve sansürden sürgüne varan insanlık marifetleriyle tanışıyor; Doğu Almanya'da gösteri yapan bir kutup ayısı, bir kadına âşık olup ilk öpücüğünü tadıyor; Berlin Hayvanat Bahçesi'nde dünyanın en meşhur kutup ayısı bebek Knut, ilk adımlarını atıyor ve Bir Kutup Ayısının Anıları, bir otobiyografinin nasıl yazıldığını anlatıyor. 

Kuzey Kutbu'nun ıssız ufuklarından parlak sirk ışıklarına, eski Sovyetler Birliği'nden yeni Berlin'e uzanan bir roman bu; eli kalem tutan üç kuşak kutup ayısının sayfalarında özgürce gezindiği, yazının tüm olanak ve olasılıklarını zarafetle irdeleyen bir roman. Gerçeküstü olanı şaşılacak bir hakikat duygusuyla kuşatan, Kafka ve Bulgakov'un klasiklerine göndermeler yapan Bir Kutup Ayısının Anıları, yazının sonsuz olanaklarını gözler önüne seriyor. Karşınızda: Buz gibi güzel, kalem kadar keskin ve bir kar tanesi kadar eşsiz bir metin. Kaçırılmamalı!

Batan Günes - Osamu Dazai

Osamu Dazai 19 Haziran 1909 tarihinde Aomori'de doğan Japon yazardır. Asıl adı Şuuci Tsuşima'dır. Ailedeki siyasetçi olma geleneğine karşı çıkarak, yazar olmaya karar vermiştir. Dazai, 1948'de metresiyle birlikte suya atlayarak intihar etti. 

Ölümünün üzerinden bunca sene geçmesine rağmen, Japonya'da hâlâ ilgi gören bir yazardır. Eserlerinin çoğunluğunda yalnızlığı ele alır. Yalnızlık ön planda iken insanın arayış içinde olması ve insanın varoluşunu, içe dönüklüğünü yani temelde insanı ele alır.

Batan Güneş, ''Doğan Güneşin Ülkesi'' olarak bilinen Japonya'nın savaş sonrasına dair çarpıcı bir roman. Hem hayatı hem de yazdıklarıyla Japonların en ilginç yazarlarından biri olan Osamu Dazai'nin en karakteristik eseri Batan Güneş; varoluş, birey ve toplum çatışması gibi sorunları unutulmaz karakterleri üzerinden ele alıyor. Arka planda savaştan çıkmış, sosyal düzeni, ekonomisi, insanları alt üst olmuş bir ülke; özelde ise dağılıp giden bir ailenin hüzünlü öyküsüdür anlatılan.

Ölüm Oyunu - Koushun Takami

Koushun Takami 10 Ocak 1969 yılında Japonya'da doğdu. Özellikle ülkesinde bilinen bir gazeteci ve yazardır. 1991-1996 yıllarında çeşitli alanlarda haber yapan Sikoku Shimbum haber ajansı için çalışmıştır. Yazar birbirini öldürmeye zorlanan liseli çocukları resmettiği yazısı nedeni ile edebiyat yarışması tarafından reddedilmiştir. Birkaç yıl sonra reddedilen eseri kitap halinde basıldı ve çok satanlar listelerine girmeyi başardı. Aynı zamanda kitapları sinemaya da uyarlandı. Yazar Battle Royale serisi ile tüm dünyada kült bir eser yaratan yazar olarak anıldı. Battle Royale serisinden sonra başka bir kitap yayınlamadı.

Varoluş ile vicdanın mücadelesi: Bir adaya hapsedilmiş 21 kız ve 21 erkek öğrenci. Şiddet dolu, kâbus gibi bir oyun. Onlarca silah, psikolojik bir savaş ve tek bir kazanan... Totaliter Büyük Doğu Asya Cumhuriyeti, halkı baskı altında tutmak için her sene acımasız bir askerî program düzenlemektedir. Bu doğrultuda ıssız bir adaya götürülen lise öğrencilerine rastgele silahlar verilmekte ve kuralları çiğnediklerinde patlayan tasmalarla, geriye tek kişi kalana kadar birbirleriyle mücadele etmeleri beklenmektedir. Modern Japon edebiyatının klasikleşmiş eserlerinden sayılan ve aman vermez günümüz dünyasında hayatta kalmanın anlamına dair çok güçlü bir alegori olan Ölüm Oyunu, şiddet kavramını baş döndürücü bir gerilimle işliyor.

Ayrıca Stephen King Ölüm Oyunu için: ''Delicesine keyifli ve dehşet dolu bir nükte. Belki de başlı başına delicedir.''  Kaçırılmamalı!

Peki sizler hangi romanının konusunu daha çok beğendiniz? Açıkçası bana soracaksanız hepsini çok merak ediyorum ama en çok merak ettiğim kitap Bir Kutup Ayısının Anıları oldu. Peki sizin favori kitabınız hangisi? Yorumlarda buluşalım. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

Tüm telif hakları Konumuz Kitap web sayfasına aittir. İzinsiz hiçbir şey kopyalanamaz, yayınlanamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.