30 Temmuz 2018 Pazartesi

Trendeki Kız | Paula Hawkins

Temmuz 30, 2018 6
Çok fazla sayıda polisiye roman okuyanlar genelde bu tarz kitapların klasik gidişini bilirler. Ortada gizemli bir cinayet vardır ve yazar tek tek şüphelileri şüpheli olduklarının üzerine basa basa okurlarına sunar ve sonunda katil onlardan biri çıkmaz. Böylece okuyucuyu şaşırttıklarını sanırlar. Bir de en sonuna katil ile işi çözenin karşılaşmasını koyarlar. İşte Paula Hawkins’in Trendeki Kız romanı böyle klasik bir polisiye roman...

Öncelikle belirtmek isterim ki kitabın ilk yarısı gerçekten çok sıkıcı. Alkolik bunalımda olan bir kızın sürekli tekrarlanan tren seyahatlerini okuyoruz. Tamam, kurbana olan ilginç bağını göstermek için gerekli fakat fazla uzatılmış diyebiliriz. İkinci yarısı ise hızlanıyor ve merak artıyor ama yazar da bu kısımda klasik polisiye roman taktiklerini kullanınca bu tarz kitapları okuyanlar katilin kim olduğunu ve sonunda ne olacağını biliyor.

Rachel adındaki kız her gün tren ile yolculuk ediyor ve tren yolunun kenarındaki bir evdeki çift sürekli onun dikkatini çekiyor. Yaşadıkları huzurlu hayat o kadar ilgisini çekiyor ki onlara takma isim bile veriyor. Bunun en büyük nedenlerinden biri ise o çiftin yaşadığı evin hemen yakınında kendisinin de bir zamanla hayalini kurduğu ev yer alıyor. Rachel bir zamanlar evlidir fakat çocuğu olmayacağı öğrenince bunalıma girer ve içmeye başlar. Bunun üzerine kocası onu aldatır ve aldattığı kadın ile evlenerek çocuk sahibi olur ve Rachel’in hayalini kurduğu evde oturur. Bu yüzden bu çifte baktıkça onlarda bir anlamda kendi geçmişini, kendi hayalini görür. Fakat bir gün kadını başka bir adam ile görünce şaşırır ve hayal kırıklığına uğrar.

Rachel bir gün karşılaştığı haber ile daha da şoka uğrar. Sürekli izlediği çiften kadın kayıplara karışmıştır ve kocası şok içindedir. Böylece Rachel çiftin gerçek adlarını da öğrenir. Şüpheli kocadır fakat Rachel buna inanmaz. Bir kaç gün önce gördüğünü kocaya iletmek üzere evin yoluna gider. Adamın ona inanması için de eşinin bir dostu olduğunu ve trenden gördüklerini adama anlatır. Aynı şekilde bildiklerini polise de aktarır fakat alkolik olması ve eski kocasını sürekli rahatsız etmesi nedeni ile söyledikleri dikkate alınmaz. Dahası Rachel kadının kaybolduğu gece yine kocasını rahatsız etmek için sarhoş bir halde o bölgededir ama o gece yaşananları hatırlayamaz. O geceden kalan tek şey bir şekilde yaralandığı ve kaybolan kadının eski sevgilisinin yeni eşine çok benzemesidir. 

Polis sonunda kaybolan kadının cesedini bulur ve kadının hamile olduğu ortaya çıkar. Tüm şüpheler kocanın ve kadının kocasını aldattığı sevgilisinin üzerine çevrilir. Rachel de olayı çözmek, sempati duyduğu kocayı kurtarmak için araştırmalarına devam eder. Fakat ölen kadının kocası Rachel’in eski bir dost olmadığını dahası alkolik olduğunu öğrendiğinde ona şiddet uygular. Bunun üzerine Rachel onun da katil olabileceğine inanır. 

Rachel kendini bir çıkmaz içinde bulduğu anda tren istasyonunda karşılaştığı biri o gece olanlara dair onun hatırlamasını sağlar. Rachel artık gerçeği bilir fakat kimsenin ona inanmayacağını da bilir. Şüphesinde haklı olduğunu öğrendiğinde ise katil ile yüz yüzedir. Eğer bu kitabı okuduysanız yorumlarınızı eksik etmeyin. Benim yorumum ise kesinlikle bu kitabı okumanızdır... İyi Okumalar 😉😉



BKM' den Aldığım Kitaplar #1

Temmuz 30, 2018 11
Merhaba okursever kardeşlerim... Dün Ptt Kargo'dan gelen kitaplarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. 

İlk önce 5 tane kitap aldım. Bunlar : Anna ve Fransız Öpücüğü, Lola ve Komşu Çocuk, Isla ve Mutlu Son, Ben Earl ve Ölen Kız, Son Başlangıç olarak satın aldım. Biliyorsunuz ki Son Başlangıç kitabının çıkmasını sabırsızlıkla bekliyordum. Lauren James'in ilk kitabı olan Bir Sonraki Hayatımız kitabını daha okumadıysanız şiddetler tavsiye ederim. Bu kitapta serinin 2. kitabı olarak okurseverlerle buluştu. İlk olarak kargı geldiğinde çok heyecanlandım, kim heyecanlanmaz ki? BKM'den aldığım kitaplar da baya bir indirim vardı. Unutmayın haziran sonuna kadar kargo bedavaya geliyor. Kargonun içinde 3 tane kitap ayracı çıktı. Zaten BKM'den kitap alışverişi yaptığınızda her zaman içinde kitap ayraçları da bulunmaktadır. Ben daha çok BKM'den kitap alışverişi yapmayı seviyorum çünkü hem indirimler oluyor hem de kitaplar zararsız bir şekilde elime ulaşıyor. Aslında günümüzde internetten kitap alışverişi yapmak biraz sakıncalı. Çünkü ya bir yeri yırtılmış oluyor ya da ürünün özelliklerini tam anlamıyla tamamlamıyor. Ama BKM'den yapacağınız alışverişi rahatlıkla yapabilirsiniz. 

Kitaplara gelecek olursak, benim en çok istediğim kitaplardı. Son Başlangıç' ta çıktığında hepsini birlikte almak istedim. Bütün kitapların içerisinde kitaba ait ayraçları var ama sadece Ben Earl ve Ölen Kız' da ayracı bulunmamaktaydı. Diğerlerinin ayraçları da bir o kadar güzel... :) Sadece BKM'den rahatsız olduğum durumlar tabiki de var. Bu kitaplar 1 haftada geldi. Bilmiyorum belki kitaplar ellerinde yoktur ama 1 hafta uzun bir süre bence. Uzun lafın kısası kitaplar acayip güzel. Sizlerle yaptığım kitap alışverişlerini, yaptığım alışverişlerinin internet sitelerinin nasıl olduğunu vs. birçok soruya yanıt bulacağınıza eminim. Ayrıca yorumlarınızı da paylaşmayı unutmayın sevgili dostlarım... İyi Okumalar...

25 Temmuz 2018 Çarşamba

Lola ve Komşu Çocuk - Anna ve Fransız Öpücüğü - Isla ve Mutlu Son

Temmuz 25, 2018 6
New York Times Çoksatan 2012 YALSA En İyi Genç Edebiyatı 2013 ALA Rainbow Seçkisi 2012 The Inky Awards Silver Inky Ödülü Adayı 2011 Goodreads Choice Award En İyi Genç Yetişkin Romanı Adayı Lola ve Komşu Çocuk, hem tatlı bir aşk hem gerçekçi bir dostluk hem de John Green ve Rainbow Rowell sevenlerin zevkle kucak açacağı bir kendini bulma hikâyesi. 

1. Kitap: Anna Ve Fransız Öpücüğü
Geçmişinde kalan çocuk, gelecekteki aşkı olabilir mi? Henüz kendini geliştirme aşamasındaki tasarımcı Lola Nolan modaya inanmıyordu... O, kostümlere inanıyordu. Kıyafet ne kadar parıltılı, eğlenceli ve farklı, yani etkileyiciyse o kadar iyiydi. Ve Lola'nın hayatı, özellikle de seksi rockçı erkek arkadaşı varken mükemmele gayet yakındı. Ta ki Bell ikizleri olarak da bilinen Calliope ve Cricket mahalleye tekrar taşınıp Lola' nın derinlere gömdüğünü düşündüğü acı verici geçmişini gün yüzüne çıkarana kadar... Stephanie Perkins bizim neslimizin Jane Austen' ı. Hikâyeleri kısa sürede unutamayacağınız kadar büyüleyici.


2. Kitap: Lola Ve Komşu Çocuk
2011 The Inky Awards, Silver Inky Ödülü Adayı 2010 Goodreads Okur Ödülleri, En İyi Genç Yetişkin Romanı Adayı Goodreads, En İyi 100 Genç Yetişkin Romanı 2012 YALSA, En İyi Genç Yetişkin Edebiyatı Adayı Anna ışıklar şehrinde aşkı bulabilecek miydi? Anna' nın Atlanta'da iyi bir işi, en yakın arkadaşı ve sevgili olup olmadıklarından emin olmadığı hoşlandığı bir çocuk vardı. Lisenin son senesi için de sabırsızlanıyordu. Bu yüzden babası onu beklenmedik bir şekilde, Paris' teki bir yatılı okula yollamaya karar verdiğinde pek de mutlu olmamıştı, ta ki Étienne St. Clair ile tanışana kadar. Tek sorun... çocuğun bir kız arkadaşı vardı ve tabii Anna' nın da neredeyse bir erkek arkadaşı... Kıl payı kaçırılan romantik anlarla dolu bir sene, bir Fransız öpücüğü ile sonuçlanacak mıydı? Büyüleyici. Anna ve Fransız Öpücüğü âşık olma hissini kelimenin tam anlamıyla hissettiriyor.


3. Kitap: Isla Ve Mutlu Son
Isla ve Mutlu Son, hem tatlı bir aşk hem gerçekçi bir dostluk hem de John Green ve Rainbow Rowell sevenlerin ellerinden bırakamayacağı bir "ilk aşk" hikâyesi. Aşk onları bir yaz günü, asla uyumayan şehrin sokaklarında yakalamıştı... ama ya ona sahip çıkmak düşündükleri kadar da kolay değilse? Romantizme umutsuzca inanan Isla, lise birinci sınıftan beri kendini çizdiği karikatürler arasında kaybetmiş Josh'a âşıktı. Yaz tatili esnasında Manhattan'da yaşanan tesadüfi bir karşılaşma sonrasında Isla belki de aşkın o kadar da uzakta olmadığını fark etmişti. Ancak yeni okul yılının başlamasıyla Isla ve Josh, her genç çiftin karşılaştığı güçlüklerle yüz yüze gelmek zorunda kalmışlardı: ailevi sorunlar, gelecek kaygısı ve birbirlerinden ayrılmak zorunda kalabilecekleri gerçeği. Bu içinizi ısıtacak, tatlı aşk hikâyesi New York sokaklarını, Paris'in büyülü havasını ve Barcelona'nın ateşli atmosferini yansıtırken, sevilen başka iki çifti de yeniden okurla buluşturuyor: Anna ve Etienne, Lola ve Cricket. "Gerçekçi karakterler, zekice yazılmış diyaloglar ve büyüleyici bir aşk hikâyesiyle Isla ve Mutlu Son yazarın hayranlarının gönüllerini fethedeceği gibi, yazara kesinlikle yeni hayranlar da kazandıracak.


Bu güzel üç kitabı okumadıysanız hemen okumanızı tercih ediyorum. Ben de bu kitapları okumaya başladığım zaman sizlere duygularımı ve düşüncelerimi paylaşırım. İyi Okumalar... :) Ayrıca kitapların sıralaması şöyledir: Anna ve Fransız Öpücüğü , Lola ve Komşu Çocuk , Isla ve Mutlu Son olarak yayınlanmıştır.



24 Temmuz 2018 Salı

Karanlık Sular | Paula Hawkins

Temmuz 24, 2018 4
Eminim ki Paula Hawkins' in ilk kitabı olan ''Trendeki Kız'' ' ı bir çoğunuz okumuşsunuzdur. Karanlık Sular' da yine bu yazarın ikinci kitabı. Ama Trendeki Kızla benzer ve farklı yönleri de var. Olay Londra'nın küçük bir kasabası olan Beckford da ünlü, Ölüm Göleti adındaki bir gölet etrafında dönüyor. Gölette 1679 yılında Libby adlı bir kızın ölümünden başlayıp 2015 e kadar o gölete atlayıp intihar etmiş kadınları anlatıyor. Sadece kadınların ölü bulunduğu bir gölet olduğu için "sorun çıkaran, başa bela olan kadınların atıldığı yer" diye anılıyor. Nel Abbot bu kadınlardan biri ve bir gün o gölü çok sevmesine ve gölde yaşanmış intihar olayları hakkında bir kitap yazmasına rağmen gölette ölü olarak bulunuyor. Kardeşi Julia (Jules) ve kızı Lena ve dahil olay 10-11 kişinin ağzından anlatılıyor. 

Ben bu tarz bir çok kişinin görüşünden anlatılan romanları her ne kadar çok sevsem de bu kadar çok kişinin bakış açısıyla anlatılması benim bile kafamı karıştırdı.Trendeki Kız' la ikinci benzerliği ise belirli tarihler arasında gerçekleşmesiydi. Trendeki Kız,1 hafta gibi bir süre zarfında ilerlerken,Karanlık Sular 10-25 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşiyor. Sonra Eylül-Aralık-Ocak ayları arasında hızlı geçişler yapıyor. İki kitapta da son kısma kadar katilin kim olduğunu tahmin bile edemedim.Özellikle Karanlık Sular' da katilin kim olduğunu belirlemek daha zor diye düşünüyorum çünkü oldukça gizem doluydu. Birçok kişinin ağzından yazıldığı için tam olarak bir karakteri çözemiyor, iyi mi yoksa kötü mü anlayamıyorsunuz. İçinde bir çok kişinin sırrını barındırdığı için beni oldukça içine çekti nasıl başladım nasıl bitti anlamadım bile. Her seferinde heyecanla bir sonraki sayfaya geçtim. Oldukça akıcı ve merak uyandırıcı bir şekilde yazılmış. Yazarın ikinci kitabı olmasına rağmen gayet başarılıydı. Ama size tavsiyem bu kitabı kış aylarında okumanız... Çünkü olaylar ve sırlar tam kış aylarına göre... Kışın elinize salep alıp dışarıda da yağmurlu bir gün de okumanız sizi daha fazla içine çekecektir, emin olun... İyi Okumalar... 


21 Temmuz 2018 Cumartesi

Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler 2

Temmuz 21, 2018 2
Uzun süredir tüm dünyada çok satanlar listesinde yer almayı başaran Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler okurlara birbirinden farklı hikayeler sunuyor.

Elena Favilli ve Francesca Cavallo’nun ortak çalışması ile ortaya çıkan kitap dünyanın dört bir tarafından kadınların ilginç hikayelerini bir araya topluyor. Birbirinden farklı olan bu hikayeler her kadının hayatta yaşadıklarını farklı yönleri ile ele alıyor ve bir anlamda kadınları anlatan bir eser haline geliyor. Aslında annelerin çocuklar için bir araya getirmeyi amaçladığı bir kitap çalışması olarak başlayan eser zamanla kadınları anlatan bir esere dönüştü. Bu yüzden 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü hediyesi olarak ön plana çıkan ve çok satan kitap bir annenin kızına hediye edebileceğini en iyi kitap seçilmeyi de başardı. 

Kitap zorluklar karşısında mücadeleyi elden bırakmayan kadınları konu alıyor. Asi kadınları, sanat, edebiyat, bilim, spor, siyaset gibi pek çok alanda başarılı olmuş kadınların dünyalarını okuyorsunuz. Kitapta yer alan çizimler de oldukça ilgi çekici, okurken keyif alıyor, çizimlere hayran kalıyorsunuz. Başarı hikayeleri ile dolu bir kitap. Ders alacağımız, okudukça cesaret bulacağımız gerçek yaşam hikayeleri... Eğer bu kitabı okuduysanız yorumlarınızı lütfen belirtin. İyi Okumalar...


20 Temmuz 2018 Cuma

Momo | Michael Ende

Temmuz 20, 2018 2
İnsanlar birbirlerine hangi özellikleri yüzünden sempati veya antipati duyar? Momo’yu herkes sessizliği ve insanlara kazandırdığı ilham kaynağından dolayı bu kadar sevilip saygı duyuluyordu.

Momo bulunduğunda harabe bir tiyatrodan arda kalan mağara şekilde ki sığınağın önündeydi. Üstü başı yırtık bir biçimde, orada bulunan birkaç kişi tarafından bulunmuştu. Hepsi ilk başta polise şikâyet edip, Momo’yu çocuk esirgeme kurumlarına yerleştirmelerini isteseler de; Momo’nun itirazları üzerine bu seçeneği gerçekleştirmediler. Çünkü zaten Momo o pencerelerinde demir parmaklıklar olan yerden kaçmıştı ve yaşadığı eziyetlerden dolayı bir daha da orada yaşamak istemiyordu. Ve böylece çevrede yaşayan insanlar Momo’nun bakımının üstlenerek ihtiyaçlarını paylaşmayı karar verdiler. Bir iki gün geçip Momo ile ilişkileri garip bir hal alıp inanılmaz keyifli hale gelmişti. Dilden dile yayılan Momo bir atasözü haline gelmiş ve insanlar, sıkıntılı arkadaşlarıyla karşılaştıklarında “Bir Momo’ya git sen.” diyorlardı. Çocuklar bile evlerinin uzak olmasına rağmen Momo’ nun yanına gelip onunla oyun oynamak istiyorlardı. Onun yanında herkesin aklına bir anda çılgın fikirler gelip ortalığa neşe ve sevinç hakim oluyordu. Ama Momo’nun en yakın iki arkadaşı vardı. İlki ihtiyar olan ama gençlere taş çıkarabilen Beppo’ydu. Kendisi bir çöpçü olup sabahtan akşama kadar kaldırımları süpürürdü. En yakını ise Momo’ydu. Çünkü herkes Beppo’yu deli olarak adlandırmıştır. Bunun nedeni ise Beppo cevap vermeden önce çok uzun düşünmesidir. Kelimelerin anlamlarına çok fazla dikkat eder. Birde hem genç hem de yakışıklı olan Girolamo vardı. Ama herkes ona Gigi derdi. Hayalleri çok zengin olup refah içinde yaşamaktı ve hep eğer bir gün çok paraya sahip olursa; zenginliğin kendisini değiştirmeyeceğini savunurdu. Geçmişten günümüze gelen efsane ve halk hikayelerini kendi yorumlayarak anlatan Gigi, şehrin masalcısıydı ve herkes gibi onunda ilham kaynağı Momo’ydu.

Herkes mutlu ve huzurluydu. Ta ki duman adamlar şehri tek tek fethedene kadar. Zaman tasarrufçusu diye insanların tüm huzurlu ve mutlu anlarını ellerinden alıp onları tamamen robot haline getirip, insanlardan arta kalan boş vakitlerden besleniyorlardı. Ağızlarından hiç eksik etmedikleri sigara ise onların yaşam kaynağıydı. İnsanlardan çaldıkları zamanları bir sis bulutunun üstünde saklayıp, onların yaşam kaynağını saklıyorlardı. Herkesi ilginç matematik işlemleriyle kandıran bu birlik, hedefleri insanları tamamen yeryüzünden yok edip kendileri dünyada hüküm sürmek. Ki amaçlarını da gerçekleştirmişlerdi. Lakin onların önünde koskoca bir Momo engeli vardı. Hissiz insanlara bile gerçek duyguları yaşatan bu küçük kız, duman adamların planlarını bozuyordu. Çocuklar artık ailelerini kaybetmiş ve bu durumdan nefret eden bir hale gelmiştiler. Momo, Gigi, Beppo ve diğer çocuklar birleşip protesto ederken bu durumu; umutları vardı. Oysaki kimse tarafından umursamayıp, kimsenin ilgisini çekemedikleri için son umut tanecikleri yok olup gitmişti. Duman adamlar bu durumdan memnundu ama yine de Momo’nun ortadan kalkması gerekiyordu.

Adamlara şehrin her yerinde aranması için emir verilirken, Momo yeni keşfettiği küçük dostu olan kaplumbağa ile uzun bir yolculuğa çıkmışlardı. Gerçi bu kaplumbağanın düşündüklerini sırtında belirtme gibi özel bir yeteneği de vardı. Her şeyi yarım saat öncesinden gören bu kaplumbağa; Momo’yu sağ salim Hora Ustaya ulaştırabilmişti. Zamanın bekçisi olan Hora Usta, duman adamlarla Momo ile savaşmak zorundaydı. Momo yapayalnızdı çünkü duman adamlar ondan en yakın iki arkadaşını da çalmıştılar. Momo arkadaşlarını ve tüm dünyayı kurtarmak adına Hora Ustanın emniyetiyle zamanı durdurup, duman adaların inine kadar giden Momo, insanlığı kurtarabilecek miydi? 

Toplumumuz ve günümüz insanının zaman algısı ve zamanı okuması üzerine bir masal olan Momo’yla Michael Ende, Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü’ne layık görülmüştür. Pek çok kez sinemaya uyarlanan Momo, kırktan fazla dile çevrilmiş, tüm dünyada 7 milyonun üzerinde satılmıştır.


 Eğer bu güzel kitabı okuduysanız yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum. İyi Okumalar...



17 Temmuz 2018 Salı

Su Adamı | Aleksandr Romanovic

Temmuz 17, 2018 2
Su Adamı, bir bilim kurgu eseri olmasına rağmen içerisinde bilim öğesine bir hayli az yer verilmiş. Hatta kitabın sonlarına kadar fantastik bir kitap okuyormuş gibi hissettim. Ancak kitabın sonlarına doğru biyoloji ve evrim gibi bilimsel konuların devreye girmesiyle yazarın kurgusu tam manasıyla bilim kurguya dönüşüverdi. Yine bir oranlama yapmak gerekirse, bilim %20 - kurgu %80 gibi bir oran ortaya koyabilirim. Bu da demektir ki, Su Adamı bilim kurguya ilk adımı atacak ve bilimle pek içli dışlı olmayan okurlar için başarılı bir ilk adım olabilecektir. 



Her ne kadar kitabın ana kahramanı İhtiandr isimli bir balık adam (hem balık hem insan) gibi görünse de bence İhtiandr'ın yaratıcısı Doktor Salvator kitabın esas kahramanıdır. Zira Salvator isimli cerrah, hayvanlar ve insanlar üzerinde deneyler yapıyor ve onlardan yepyeni türler ortaya çıkarıyor. Mesela iki farklı türdeki hayvanı cerrahi müdahale ile bambaşka bir türe dönüştürüyor ve bambaşka türdeki o yeni hayvan diğer iki türden de daha mükemmel bir hale geliyor.



Salvator'a göre insan da mükemmel bir yaratık değildir ve yapılacak bilimsel deneylerle daha iyi bir hale getirilebilir. Kitapta bunu başarıyor da. Hatta Salvator'un en büyük eseri, (ustalık eseri de diyebiliriz) balık-adam İhtiandr'ın ta kendisi. İhtiandr'a genç bir köpek balığının solungaçlarını transplante ediyor ve böylece İhtiandr hem karada hem de suda yaşama olanağına kavuşuyor. Bu noktada, Salvator'un adeta bir yaratıcı gibi hareket ettiğini de eklemem gerekir.



Konuya gelirsek, Su Adamı, doktor Salvator tarafından üzerinde yapılan bir takım ilginç deneyler sonucunda solungaçlara sahip hale getirilen ve okyanusta yaşayabilen insan-balık karışımı bir canlının (İhtiandr) başından geçenleri anlatıyor. Arjantin'de Bounes Aires yakınlarında okyanusta yaşayan bu yaratık birçok kez çevredeki balıkçılara görünerek onları korkutuyor ve halk tarafından artık "Deniz Şeytanı" olarak adlandırılmaya başlıyor. Zamanla balıkçılar tarafından Deniz Şeytanı' nın yakalanması ve deniz altındaki en değerli incilerin çıkarılabilmesi amacıyla kullanılması fikri, denizcilerin aklına iyice yerleşiyor ve bir takım garip olaylar silsilesi başlamış oluyor...


Kitapta yazar evrim teorisine de sıkça değiniyor ve tüm insanların ortak bir atadan geldiğini, aslında kökenimizin su olduğunu söyleyerek insanın doğasını kitabın merkezine koyuyor. Biyoloji bilimini merkezine alan kurgular okumak isteyen okurların kesinlikle okuması gereken bilim kurgu kitabı bu kitap. Siz de bu kitabı okuduysanız yorumlarınızı bekliyorum... :)

 Eğer insan suda yaşayabiliyor olsaydı, okyanus hakkındaki, onun derinlikleri hakkındaki bilgimiz devasa adımlarla çoğalırdı. Deniz bizim için insanlıktan kurbanlar isteyen korkunç bir güç olmaktan çıkardı. Artık boğularak ölenlerimiz için ağıtlar yakmazdık.

2 Temmuz 2018 Pazartesi

Arabulucuların İletişim ve Çalışma Saatleri

Temmuz 02, 2018 2
 1 Ocak 2018 tarihi itibariyle iş hukukunda zorunlu hale gelen arabuluculuk sisteminin bütün arabulucu avukatlarının adres bilgileri, mail adresleri, cep telefonları ve mesai saatleri artık ÇalışmaSaati' nde siz değerli kullanıcılarımızla... Çalışma Saati kullanıcılarımıza ilk vermek istediğimiz bilgi arabuluculuğa başvurmak ücretsizdir. İlk görüşmenizde ise anlaşamazsanız 2 saatlik ücretini Adalet Bakanlığı ödemektedir. Hayatın içerisinde iyilikler, güzellikler kadar ne yazık ki olumsuzluklar, anlaşmazlıklar da vardır. Gönül ister ki çalışma saatlerinde iş hayatımızda problemler çıkmasın, insanlar maddi konular yüzünden anlaşmazlıklar yaşamasın, aileler dağılıp mal paylaşımı yaparken anlaşmazlıklar yaşamasın.. Ama maalesef bunlar da hayatın bir gereğidir ve böyle sorunlar çözüme ulaştırılmadığı zaman insanların hayatlarında uzun süreli sorunlar yaratmaktadır.
 Bütün bu sorunların çözülmesi için her ülkenin seçtiği bir hukuk sistemi ve sorunların adil bir şekilde çözülmesi ve adaleti sağlamak, insanların haklarının korunması amacıyla kurulan çalışma saatlerindehizmet veren mahkemeler vardır.  Zaman içerisinde mahkemelerin yoğunluğundan da kaynaklı ve sorunların mesai saatlerinde mahkemelere taşınmadan çözülmesini sağlamak için arabuluculuk sistemi geliştirilmiştir. Arabuluculuk, uyuşmazlık yaşayan tarafların bir araya gelerek kendi çözümlerini çalışma saatlerinde bir arabulucu avukat eşliğinde bulmaya çalıştıkları barışçıl bir çözüm yöntemidir. Yani kişilerin arasında örneğin bir alacak verecek sorunu ile ilgili bir dava olduğunda mahkemeye gitmeden seçecekleri bir arabulucu ile mesai saatlerinde bir görüşme sağlayıp anlaşma yapabilecekleri bir ortam oluşturulur ve çözüme gidilir. Alınan karar mahkeme kararı yerine geçer. Arabulucular çalışma saatlerinde kendilerine başvuran taraflar arasında kazananı kaybedeni bulmak yerine her iki taraf içinde en uygun çözümü bulmaya çalışır.  

  Arabulucular özel hukuk alanlarındaki konularda çalışma saatlerinde kendilerine başvuran kişilere aracılık ederler. Yani tarafların kendi özgür iradeleriyle karar verecekleri konularda devreye girebilirler. İşci- işveren, kiracı- kiralayan, marka- patent, her türlü alacak- verecek, maddi- manevi tazminatlar, aile hukukunda mal paylaşımı gibi konular çalışma saatlerinde arabulucuların yardımcı olacağı konulardır.  Ceza hukuku konuları, boşanma, babalığın tespiti, nüfus kaydına ilişkin davalar, çocukların velayeti gibi bir hakimin kararına ihtiyaç duyulan konularda arabulucular görev alamaz.     
  Çalışma saatlerinde başvurulan arabuluculuğun taraflara birçok yararı vardır. Arabuluculukla uzun yıllar süren davalar kısa sürelerde çözüme kavuşur ve masrafları daha azdır. Aynı zamanda mesai saatlerinde arabulucularla alınan kararlar mahkeme kararına eş değerdir. Mesai saatlerinde yapılan arabuluculuk görüşmelerinde bütün süreç gizli tutulacağı için tarafların mahremiyeti ve itibarı açısından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca mesai saatlerinde başvuracağımız arabulucuyu kendimiz seçeceğimiz gibi uyuşmazlığın her aşamasında da başvurmamız mümkündür.  Yani taraflar isterse mahkemeye gitmeden çalışma saatlerinde bir arabulucuya başvurarak, isterse mahkeme sürecinde bir arabulucuya başvurarak iş hukuku, ticari, tüketici, kira, aile, fikri ve sınaî uyuşmazlıklara ilişkin birçok konuda çözüme gidebilir.  Arabulucular, bağımsız ve tarafsız hareket eden ve bu alanda eğitim almış hukukçulardır ve bu süreçte dostane bir çözüme ulaşmak amacıyla yardımcı olurlar taraflara. Herhangi bir dayatmada bulunmazlar yani çalışma saatlerinde kendilerine başvuran tarafların her ikisinin de menfaatlerini eşit şekilde dengelenmesine uygun müzakere ortamınının oluşmasını sağlarlar.      

 Arabuluculuk yönteminin önemli faydalarından biri mahkeme sürecine göre daha masrafsız olmasıdır. Örneğin bir mahkeme sürecinde tebligat, bilirkişi, tanık ve keşif gibi yargılama giderleri olacaktır ancak arabuluculuk yöntemiyle çözüme gidildiğinde sadece arabuluculuk ücreti ödenecektir. Arabuluculuk ücreti taraflar tarafından eşit olarak ödenir. Ödenecek tutarlar arabuluculuk konusuna göre değişir. Örneğin çalışma saatlerinde görüşülen para ile ilgili olan konularda arabuluculuk ücreti yüzde altıdır. Taraflar yüzde üçer şekilde öderler ancak taraflardan biri ücretin tamamını ödemek isterse tamanını da karşılayabilir.  Bütün ilçelerdeki adliyelerde çalışma saatlerinde hizmet veren arabuluculuk büroları yer almaktadır. Arabuluculuk bürosu bulunmayan adliyelerde bu görev sulh hukuk mahkemelerine verilmiştir. Sulh hukuk mahkemelerinin yazı işleri müdürü gerekli atamayı yapar.  

  İş hukuku davalarında ve diğer genel konularda mesai saatlerinde hizmet veren arabulucuların hepsi Çalışma Saati' nde yer almaktadır. Bir arabulucuya ihtiyaç duyup Çalışma Saati' inde arama yaptığınızda ülkemizde hizmet veren arabulucuların hepsinin adres, iletişim ve mesai saati bilgileriyle rehberimizde bulabilirsiniz. Ayrıca yine ülkemizin en kapsamlı rehberlerinden olan Çalışma Saati' nde bütün adliyelerin bilgilerine de ulaşabilirsiniz.   
  
 Yolunuzun mahkemelere, arabuluculara düşmemesi ve sorunlardan uzak olmanız dileğiyle...