28 Temmuz 2019 Pazar

Sıkça Sorulan Sorular 1

Temmuz 28, 2019 20
Herkese yeniden merhaba. Bu ayımızı da bu etkinlikle bitirmek istiyorum. Siz değerli okuyucularım hem sosyal medyadan olmak üzere hem de blog sayfama yazdığınız sorularla ilgili küçük bir etkinlik yaptım. Herkese çok teşekkür ederim. İyi ki sizin gibi güzel insanlar var. Yorumlarınızı kaçırmadan takip ediyorum. Çünkü sizlerin yorumlarını okumaktan çok büyük bir zevk alıyorum. Kitaplar hakkındaki görüşleriniz, diğer arkadaşlarımıza önerileriniz bizi daha büyük bir aileye çevirdi. Bu çok kısa zamanda kitap okuma kitlemizin sayısı baya bir arttı. Kitap okuyacak yeni arkadaşlarımıza yol gösterdiniz. Ben bu blog sayfasını açma amacım hem okuduklarımı sizlerle paylaşmak hem de kitap okuma alışkanlığını diğer arkadaşlarımıza kazandırmaktı. Ve bu amacıma her geçen gün artarak devam ediyor. Gönderdiğiniz yorumları, fotoğrafları kaçırmadan takip etmeye çalışıyorum. Herkese yeniden çok teşekkür ederim. Ve gelelim sizin değerli sorularınıza... Bu yazımda sadece beş soruya yer verdim. Çünkü sorular benzer bir şekilde devam ediyordu. Fakat bu seriyi devam ettirmeyi düşünüyorum. Eğer sonraki serilerde sizin de merak ettikleriniz varsa yorumlar kısmından sorunuzu yazabilirsiniz. 

1) Kitap okuma alışkanlığını nasıl kazandın?
Kitap okuma alışkanlığıma tam olarak 4. sınıftan 5. sınıfa geçerken başladım. Okuldaki kitaplar ilgimi çekmiyordu. Ben de Dikkat! Korkunç Domatesler adlı bir kitabı okudum. Ve kitap okuma alışkanlığıma o günden bu güne kadar devam ediyor.

2) Blog sayfanda bir yayınına iyi ki yazmışım dediğin bir yazın var mı?
Tabi ki çok var. Ama en çok 2019'da Zinciri Kırma! ve Kitap Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazanılır? yayınımı iyi ki paylaşmışım dediklerimin arasında.

3) Kitaplarla ilgili katı kuralların var mı?
Kitap okumaya başladıkça kitaplarına daha çok sahip çıkıyorsun. Kitaplarına değil bütün kitaplara. Bence bu doğal bir tepki. Örneğin kitapları bükerek okuyan insanlara acayip gıcık olurum ve ona bunu söyledikten sonra daha çok yapmaya başlarsa oradan kesinlikle ayrılırım. Ya da ayraç kullanmak yerine sayfayı bükenler... 

4) Arkadaşına okuması için kitaplarını paylaşıyor musun?
Beni tanıyan çoğu insan bu soruyu sormuş. 😂 Ben kitaplarımı paylaşırdım. Çünkü kitaplar eskisi kadar ucuz değil maalesef. Ama yaşadıklarımdan sonra vermemeye başladım. Hatta bu olay bu sene gerçekleşti. İki arkadaşım da kitap okumayı sevmiyorlardı. Ben de onlara göre bir kitap bulup onlara verdiğimde okuma sevdalıları çıktılar. Tabi bu seni kesinlikle memnun ediyor. Fakat kitapları geri aldığımda kitap o kadar açılmış ki açtığın sayfa dümdüz oluyordu. Kapağı ciltsiz olduğundan yan tarafları bükülmüştü. Hatta onun dediğine göre yanlışlıkla üzerine su gelmişti. Üstelik ben kitaba zarar verdim yenisini alıyım da demedi. Tabi ben kitapları öyle görünce sinir krizimi geçirsem ağlasam mı bilemedim ve bir daha onlarla konuşmadım. Bundan dolayı kitaplara karşı titiz olduğum ve katı kurallarım olduğu bellidir. Ve kimse benden kolay kolay kitap alamaz. Galiba içimi döktüm sizlere... 

5) Kitapları okuduktan sonra mı paylaşıyorsun? Ve şu anda okuduğun kitap var mı?
Tabi ki kitapları okuduktan sonra paylaşıyorum. Sadece Yeni Çıkan Kitaplar'da bazen kitabı okuyan kardeşim veya arkadaşlarım varsa onlardan fikirlerini alıyorum. Şu anda okuduğum kitap Yüksek Gerilim. Gerçekten okumanızı tercih ederim.

21 Temmuz 2019 Pazar

Güzel Bir Gün | Elin Hilderbrand

Temmuz 21, 2019 14
Herkese yeniden merhaba. Şu anda bitirmiş olduğum bu güzel kitabı sizlerle paylaşmak istedim. Kitap inanılmazdı ve sürükleyiciydi. Yazarın konusu da farklı ve ilgi çekiciydi bence. Konusunu okuyunca pek sürekleyici olacağına pek inanmamıştım fakat beni yanılttı ki ben böyle yanıltan kitaplara bayılırım. Peki siz bu yaz ayında hangi kitabı okuyorsunuz? Yorum bölümünden bizlere kitap görüşlerinizi ve önerilerinizi paylaşabilirsiniz. Hadi kitaba gelelim!

Açıkçası ben kitaplardaki kahraman sayılarının fazla olmasını pek desteklemem fakat yazarımız taşlarını özenli bir biçimde dizmiş. Kahramanların fazla olmasını avantaja çevirebilmiş bence. Şu anı mazur görün kitabı yeni bitirdiğim için kitaptaki olaylar gözümün önünde ve bittiğine inanmamaktayım. Kitap 464 sayfa ve bu sayfa sadece 4 günde olaylar gelişiyor. Ama ne dört gün diyeceğinizi biliyorum. Kitaptaki ana karakterlerimizden birisi olan Jenna düğününü, ölmeden önce kendisine gelecekteki nikah törenine dair her detaya yer verdiği bir defter bırakan annesinin isteklerine göre yapmaya planlamaktadır. O gün geldiğinde Jenna ile müstakbel eşi Stuart her şeyin yolunda gideceğini düşünseler de aileleri düğüne gelirken karmaşık hayatlarını da beraberinde getirirler. Hal böyle olunca, düğünün yapılacağı mükemmel hafta sonu kusursuz bir fırtınaya dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Annesinin Jenna'ya yazdığı yol gösterici nasihatlar, aile üyelerinin ilişkilerine de ışık tutabilecek midir? Ve ölmüş olan annesinin - Beth'in- eşine yazdığı son sayfayı eşi okuyabilecek midir? 

Kitaptaki karakterler farklı ve her birinin hayatları karmakarışık durumda. Sadece istisna olan Jenna'dır. Çünkü Jenna, Carmichael ailesinin en küçük kızıdır. Benim en çok ilgimi çeken karakter ise Margot yani Jenna'nın ablası. Diğer kardeşleri de var fakat kitaptaki ana karakteri daha çok ablası üstlenmiştir. Çünkü -spoiler vermek istemem- bütün planlamaları eksiksiz ve hatasız tamamlamak için her şeyi yapan bir karakter. Tam bir abla. Onun hayatı da gelgitlerle doludur fakat o hiçbir zaman bu olayı sorun etmeyerek kardeşine ve ölmüş olan annelerinin istediği nasihatları yerine getirmekle yükümlü hisseder. Bu düğün sadece Jenna'yı değiştirmekle kalmaz bütün aile üyelerinin hayatlarına dokunan bir tılsıma benzer. Kısacası karmakarışık hayatları konu alan bir kitap. Fakat güzel bir kitap. İyi Okumalar!


10 Temmuz 2019 Çarşamba

Kalbim Binlere Katıldığında | A. J. Steiger

Temmuz 10, 2019 16
Herkese yeniden merhaba. Birkaç gün önce bitirdiğim ve inanılmaz etkileyici bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istedim. Bu kitabı kesinlikle okumalısınız. Kalbim Binlere Katıldığında çok sürekleyici ve iki genç insanı bir araya getiren, baş etmesi zor bir duygu üzerine etkileyici bir hikayeydi. Aslında ben bu kitabın geçen sene çıktığını bilmiyordum. A101' deyken kitaplar ilgimi çekti ve oradan tam olarak üç kitap aldım. Özellikle bazen büyük marketlerde ucuz kitaplar bulmanız mümkün. Örneğin ben Sherlock Holmes Serisi' ni Migros' dan tamamladım. Eğer bu kitabı okuduysanız yorum bölümünde bizlere görüşlerinizi yazmayı unutmayın.

İki genç insanı bir araya getiren, baş etmesi zor bir duygu üzerine etkileyici bir hikaye. Reşit olmasına bir yıl kalan Alvie Fitz bildiğiniz hiçbir kalıba uymuyor fakat bu umurunda bile değil.  Asperger sendromunu çocukluğundan beri başına bela olmuştur. İçine kapanık, sosyal etkileşimini zorlayan bu sendromla birlikte yaşamak git gide zorlaşmaktadır. Fakat Stanley'le tanışana kadar. Yıllarını ilaç içmekle ve doktorların, sosyal görevlilerin verdiği kötü tavsiyelerle geçirmiştir: "İtaat et, topluma adapte ol ve normalmiş gibi davran." Kulağa çok kolay gelen bu tavsiyeler Alvie için gerçekliliğini yitirmiştir. Onun kulağına fısıldanan tek bir gerçek vardır: "On sekizine kadar dayan, sonra özgür olacaksın." Ve Alvie belki de kendisinden daha tuhaf olan, değnekle yürüyen, her gün yeni bir yaralanma vakasıyla çıkıp gelen, bedeni bir cam kadar hassas görünen Stanley' yle tanışır. Asperger sendromlu bir kız ve kalbinin etrafındaki kabukları kırmak için uğraşan, kronik hastalığı olan bir çocuk... İkisinin de hayatlarında eksik veya yarım kalan bir sevgi vardır. 

İyi ki onu tanımışım. Onunla sohbetlerimin böyle bir hava kazanması ilginçti; hayatıma ne kadar kolay, ne kadar çabucak yerleşmişti...
 Söylediklerine odaklanmaya çalışıyordum fakat hayallere dalmıştım, kendimi sesine kaptırmıştım.
Benim mutlu olmadığımı vurgulamak, açlıktan ölmek üzere olan bir evsize iyi bir emeklilik planı olmadığını vurgulamak gibiydi.

2 Temmuz 2019 Salı

İlk Mimim!

Temmuz 02, 2019 20
Herkese yeniden merhaba. Evet, karşınızda İlk Mimim! Mim yapmamayı tercih ediyordum fakat hoşuma giden veya bilgi içerikli bu mimi görünce dayanamadım. Bi Çay Bi Çaylak'ın blog sayfasından gördüğüm ve beni de etiketlemesinden dolayı sizlere bu mimi paylaşmak istedim. Kesinlikle onunda blogunu takip etmeyi unutmayın! :) Umarım yeni blog arkadaşlarımıza yardımcı olur. Bu mimdeki her cevap kendi deneyimlerimden alıntılardır. İsterseniz Bi Çay Bi Çaylak'ın blog sayfasından da onun tavsiyelerini okuyabilirsiniz. Benimle paylaşmak istediğiniz mimleriniz varsa aşağıya yazabilirsiniz. Ama özellikle kitap içerikli bir mim olursa çok memnun olurum. Herkese iyi okumalar!

1) Blogger temasını değiştirmek gerekli midir?
Bana göre pek gerekli değil. Fakat size göre bir şablon olamasını istiyorsanız değiştirebilirsiniz. Ben de blogger temalarını pek beğenmediğim için kendime özel bir temayla değiştirdim. Kısacası bu size kalmış.

2) Temayı değiştirmenin avantajları ve dezavantajları var mıdır?
İlk olarak temayı değiştirmenin dezavantajları yoktur. Aksine avantajları daha fazladır. Örneğin ne kadar şık, kolay ve anlaşılır bir temayı kullanırsanız size olan ilgi de oranla daha fazla olacaktır. Yani tema önemli.

3) Hangi temaları önerirsiniz?
Benim de kullandığım temalardan birisi olan SoraTemplates'in temalarını tercih ederim. Tasarımları şık ve istediğiniz her kategoriden temaları mevcut.

4) Temalar okuyucular üzerindeki etkisi nedir?
Bence temanın etkisi baya etkili. Örneğin ben güzel bir temayla karşı karşıya kalınca saatlerce o blogda geziniyorum.

5) Sık sık tema değiştirme hakkında siz neler düşünüyorsunuz?
Bence ilk olarak bir içeriğiniz olsun. Ona göre bir tema seçin. Fakat tema seçerken de elemeler yapın. Sonra pişman olacağınız bir temayla devam ettirmek zordur. Kısacası ben sık sık tema değiştirmeyi pek olumlu bulmuyorum.

Bu mim için öncelikle Bi Çay Bi Çaylak'a çok teşekkür ederim. Yorumlar kısmında paylaşmamı istediğiniz mimleri yazabilir aynı zamanda diğer blog arkadaşlarınızı da mimleyebilirsiniz. Sizin de görüşlerinizi çok merak ediyorum. İyi mimler...