30 Ekim 2019 Çarşamba

Halloween Week

Ekim 30, 2019 9
Herkese yeniden merhaba. Bugünle beraber bizim bildiğimiz meşhur şu Cadılar Bayramı! Her yıl iple çektiğim bu günlerde arkadaşlarımı korkutmayı, birbirimize korku dolu anlar veya hikayeler uydurduğumuz, filmler diziler izlediğimiz ve birbirimize korkutucu makyajlarla ''Şeker mi şaka mı?'' diye kapı kapı dolaştığımız bir gün. Özellikle Cadılar Bayramında yurt dışındaysanız size güzel günler diliyorum!

Evet, ülkemizde az da olsa bir bayram ya da parti olarak olarak kutlanmaktadır. Eğer Cadılar Bayramında yurt dışındaysanız sizi tebrik ederim. Kesinlikle çok eğlenceli saatler geçireceğinize temin ederim. Özellikle meydanlara çok dikkat edin. Her zaman arkanıza bakmayı unutmayın çünkü cadılar sizi alıp götürebilir. :) 

Evet bu haftada size önerilerim bol. Ama bu önerilerim Cadılar Bayramını evde geçirenlere gelsin. Tabi ki kitaplara gelecek olursak kesinlikle Stephen King' i tercih ederim. Ya da sizin cinayetlerle dolu bir kitabınız varsa o da olur. Dizi ve film önerilerim American Horror Story, Korku Seansı Serisini ya da Joker' i tercih ederim. Diğerleri çok yapmacık geliyor bana. Özellikle bu haftayı çok eğlenceli geçirmenizi sağlayacak bir ipucu da arkadaşlarınızı hiç tahmin bile edemeyeceği korkunç şakalar yapabilirsiniz. Tabi bu şakaların da bir ayarı olsun. 

Herkesin Cadılar Bayramını kutluyorum. Peki sizin de bu haftada yaptığınızı görmek isterim. Yorumlar bölümünden görüşlerinizi, önerilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. Bu hafta size ve sevdikleriniz için iyi geçmesi dileğiyle...

28 Ekim 2019 Pazartesi

Ağaç Ev Sohbetleri #9

Ekim 28, 2019 16
Herkese yeniden merhaba. 9. haftaya girmiş bulunmaktayız. Evet Sade ve Derin ile birlikte Ağaç Ev Sohbetleri' ni sürdürmeye çalışıyoruz. Sizlerin de katılmasını öneririm. Bu hafta iki soruya da yanıt vereceğim. 

Cumhuriyetimizin 96. yılını kutladığımız bu günlerde, geleceğe büyük bir ümit, inanç ve gayretle yürümek azmi ve de kararlılığı dileğiyle. Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun!

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Taha' nın da dediği gibi bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Bu haftanın konusu ise Sessiz Gemi üstlendi: Rüya görüyor musunuz? Görüyorsanız, ne tür rüyalar görürsünüz? Rüyalarınızı hatırlıyor musunuz? Sürekli olarak gördüğünüz rüyalar var mı?

Benim bu haftaki öneri sorum da şöyleydi: Bu haftayla birlikte Cadılar Bayramı haftasına girmiş bulunmaktayız. Peki sizin de korkunç veya anlamlandıramadığınız olaylar yaşadınız mı? Biraz da korkalım!

Rüya görmek gerçekten çok ilginç bir konu. Benim en çok merak ettiğim ve hayran kaldığım organ beyindir. Çünkü beyin her şeyi kontrol ediyor ve onun sırlarını çözebilmek çok zor. Hatta en karmakarışık ve çözümü bulunamayan organ. Düşünüyoruz, hayal ediyoruz, duygularımızı kontrol ediyor. Peki rüya görmek? Rüya hakkında kelime-bul' da yazdığım makaleler vardı. Bu konuda detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Hatta sitemizde bulunan Rüya Tabirleri bölümünden de gördüğünüz rüyanın anlamına kolayca ulaşabilirsiniz. Evet sık sık rüya görürüm. Gördüğüm rüyaları da unutmam. Hatta çok özel bir rüya gördüğüm zaman onu detayı detayına günlüğüme yazarım. Benim rüyalarım bazen garip olabiliyor. Örneğin hayranı olduğum Taylor Swift benimle Türkçe konuşması gibi. Çok ilginçti doğrusu. :) Bazen rüyalarımda okyanusun içinde bazen de uçtuğumu görüyorum. Ama aralarında korktuğum ve beni tedirgin eden rüyalar daha doğrusu kabuslar oldu. Kimde olmadı ki? Özellikle korku filmi izledikten sonra? 

Benim bu haftaki öneri sorumu isteyen cevaplaya bilir. Bu hafta Cadılar Bayramı haftası olduğundan ek bir soru eklemek istedim. Almanya' dayken Cadılar Bayramı yürüyüşleri, evlere gidip komşuları korkuttuğumuz günleri hatırlıyorum da çok hızlı geçmiş. Hala yapıyorum. Cadılar Bayramı benim için çok özel bir bayram. Makyajlar, maskeler, kostümler derken beni benden alıyor. Ben anlamlandıramadığım olaylar yaşamadım. Ama sizin varsa yorumlar kısmından yazarsanız çok mutlu olurum. Biraz da korkalım değil mi? 

Kızıl Nehirler | Jean Christophe Grange

Ekim 28, 2019 17
Herkese yeniden merhaba. Birkaç ay önce kitap alışverişlerimde canım babamın önerisiyle yeni bir yazar tanımıştım; Jean Christopher Grange. Yazarın tam olarak üç kitabını aldım. Fakat onlardan sadece birinci kitabını okuma fırsatını yakalayabildim. Aslında cinayet veya polisiye gerilim kitaplarını kış aylarında okumayı tercih ettiğimden biraz beklettim. Fakat iyi ki de bekletmişim. Dışarıda yağmur, yıldırım, fırtına derken hikayeye dalmak daha kolay oluyor. Size de tercih ederim. Gelelim Kızıl Nehirler' e. Gerçekten inanılmaz bir kitaptı. Yazar, olayı çok sürükleyici bir şekilde anlatmış. Olayı çözmek için kafa yoruyorsunuz fakat gerçekler sizi sonsuzluğa sürüklüyor. 

Biz Efendileriz, Biz Köleleriz. Biz Her Yerdeyiz, Hem de Hiçbir Yerde. Biz Karar Verenleriz. Kızıl Nehirlerin Hakimiyiz. Kalbinize güvenmiyorsanız ya da ocakta yemeğiniz varsa, bu kitabı okumaya başlamayın. Grange' nin sınır tanımayan hayal gücü, sürekli artan gerilim, etkileyici karakterler, birbirinden korkunç cinayetler; hepsi daha ilk satırlardan itibaren size hükmedecek. Kızıl Nehirler sadece Fransa' da 450.000 sattı ve 20 dile çevrildi. Soluk kesen bir tempo. İnsanı hemen saran bir hikaye. Çok gerçekçi şiddet sahneleri. İki sıradışı insanın çevresinde gelişen olaylar: biri enerji dolu, tecrübeli bir polis, diğeri sokaklardan gelme Mağripli bir çaylak. Sizi sıkı sıkı saracak...

Mutluluğu yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer, Ve bilirsin, o nehir asla durmaz.

İnsan kendi karanlıklarda boğulurken, başkasına nasıl ışık dağıtır? Nasıl? Nasıl?

Her vadide, dağ yamacında, ormanda sanayi siteleri kuruldu, yer altı sularını, toprağı kirlettiler, soluduğumuz havayı zehirlediler! 

26 Ekim 2019 Cumartesi

Ağaç Ev Sohbetleri #8

Ekim 26, 2019 13
Herkese yeniden merhaba. Evet 8. haftayı da geride bırakıyoruz. Maalesef ben de çok yoğun olduğumdan dolayı sık sık paylaşım yapamıyorum. Ama sizi çok özledim...

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Taha' nın da dediği gibi bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar... 

Sonraki hafta için konu önerim: Bu haftayla birlikte Cadılar Bayramı haftasına girmiş bulunmaktayız. Peki sizin de korkunç veya anlamlandıramadığınız olaylar yaşadınız mı? Biraz da korkalım!

Bu haftanın konusunu da ben belirledim. Bu haftanın ağaç ev konusu ise; Ölmeden önce yapılacak listende neler var? Ya da sadece bir yıl ömrün kaldığını söyleseler ölmeden önce neler yapardın?

Benim Ölmeden Önce Yapılacaklar diye bir listem var. Bence herkes de bulunması gereken bir liste. Benim listemde neler yok ki. İlk önce dünyanın her yerini gezmek istiyorum. Yani gezmediğim, görmediğim yerlerin olmamasını istiyorum. Ondan sonra ekstrem sporlarla uğraşmak istiyorum. Örneğin; Bungee jumping, yamaç paraşütü, rafting gibi... Öğrenebildiğim her dili öğrenmek ve farklı kültürleri tanımak istiyorum. Özellikle beni yakından tanıyanlar bilir, uçaklara aşığım. Uçakla bir yıl geçirebilirim. Uzun yolculukları çok seviyorum hele de havadayken. 

Gezdiğim yerlerle ilgili bir kitap yazmak istiyorum. Oranın insanlarını, yaşayış biçimlerini, havasını çok merak ediyorum. Özellikle en çok gitmek istediğim yer ise Kuzey Kutbu ve Antarktika. Yani kısacası yapmak istediğim çok şey var. Ama sizlerin de yapmak istediğiniz, ölmeden önce yapılacak listenizi okumak için can atıyorum. Haftaya görüşmek üzere...

19 Ekim 2019 Cumartesi

Adam | Yılmaz Özdil

Ekim 19, 2019 22
Herkese yeniden merhaba. Karşısında Yılmaz Özdil' in en çok satan kitaplarından birisi olan Adam ile karşınızdayım. Kitaptaki en beğendiğim cümleyle başlamak istiyorum: Bu da Adam. Diyebilirsiniz ki kadının karşılığı erkek değil mi? Bence değil. Çünkü, her kadın kadın ama her erkek adam değil. Herifleri yazmamayı tercih ettim!

Eğer siz de Yılmaz Özdil' in bu eşsiz kitabını veya diğer kitaplarını okuduysanız yorumlar bölümünden bizlere görüşlerinizi yazmayı unutmayın. Yılmaz Özdil' in diğer eşsiz kitaplarına buradan ulaşabilirsiniz. Gelelim kitaba...

Elbette memleketin tüm adamlarını sıralayıp, bir kitaba sığdırabilmek imkansızdır. Peki nedir? Farklı zamanlarda, farklı ortamlarda yaşayan, hatta birbirleriyle hiç tanımamalarına rağmen, ortak zihniyetin, ortak karakterin, ortak paydasıdır Adam. Yıkılsın diye karşı devrim kazmalarıyla kolonlarına kolonlarına vurulan Türkiye, bugün hâlâ ayakta duruyorsa, işte bu adamların ortak karakteri, ortak zihniyetinin sırtında durmaktadır.

Ulusal marşın "korkma" diye başlıyorsa ve sen korkuyorsan, sonuç kaçınılmazdır.

Doğruları konuşmak için, en az iki kişi gerekir. Biri doğru söyleyen. Biri de doğru anlayan. 

Cumhuriyet dediğin, korkak babalar tarafından kaybedilir, yürekli evlatları tarafından geri alınır. Mustafa Kemal, ilelebet payidardır. 

İsteyenin istediği kadar konuşma özgürlüğü var. Sadece, konuştuktan sonra özgürlük garantisi yok! 



17 Ekim 2019 Perşembe

Ağaç Ev Sohbetleri #7

Ekim 17, 2019 18
Herkese yeniden merhaba. Günler su gibi akıp gitmekte. 7. hafta ile baş başayız. Bu haftanın konusunu da ben belirledim! Biraz geç oldu fakat yetiştirmeye çalıştım. Bu haftada Taha ve Edischar katılamayacak. Aslında ben de son anda yanıtlıyorum. Okul, kelime-bul.com, kitabımı yazmaya dalmışken kendimi zor buldum.

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Taha' nın da dediği gibi bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar... Sonraki hafta için konu önerim: Ölmeden önce yapılacak listende neler var? Ya da sadece bir yıl ömrün kaldığını söyleseler ölmeden önce neler yapardın?

Bu haftanın konusunu da ben belirledim. Bu haftanın ağaç ev konusu ise; Türkiye' nin eğitim sistemi sizce nasıl? Sınav sistemi ve ezberden yana olan bu eğitimi destekliyor musunuz? Siz öğrenciyken en çok neyden zorlandınız?

Öğrenciyim ve eğitim sistemiyle iç içe yaşıyoruz. Yani yaşananlara birinci dereceden tanık oluyoruz maalesef. Bu konu hakkında milyonlarca sayfa yazı yazabilirim fakat sizi de yormak istemiyorum. Ülkemizdeki hem sınav sistemi hem de eğitim sistemi gerçekten de... Maalesef bu konu hakkında iyi düşüncelere sahip değilim. Bence ülkedeki çoğu öğrenci benim düşündüğüm gibi düşünüyorduk. Buna kesinlikle eminim. Ezberle eğitim filan olmaz. Ezber sadece anlık bir kurtuluştur. Örneğin ben ezberlediğim saçma sapan konularını şimdi hiçbir şey bilmiyorum. Neden? Öğrencileri denek olarak kullanıyorlar. Zırt pıt eğitim sistemi değişiyor. Bu konu hakkında kelime-bul.com' da yazmış olduğum blog konularına buradan bakabilirsiniz. 

81 milyon kişiyiz değil mi? Biz 81 milyon içindeki en iyileri seçemiyor, seçtiklerimizi de hayatını sömürüyoruz. Böylelikle beyin göçü son hızla devam ediyor. Neden??? Ben okuldayken şahidim. Ne öğretmenler ne de öğrenciler ne yapacağını bilmiyor. Müfredat ikide bir yenileniyor. Çıkan çıkana giren girene... Ondan sonrada niçin uluslararası sınavlarda başarısız? Özellikle lise ve üniversite sınavlarında da belli oluyor. Sorular iptal ediliyor ya da o soruları çözülebilecek metotları öğrenciler bilmiyor. Hatta öğretmenler bile takılıyor. Maalesef ben de bu eğitim sisteminin kurbanlarından birisiyim. Okullarda laboratuvarlar yok ki öğrenciler deney yaparak öğrensin. Onun yerine tahtaya yaz konuyu anlat, saçma sapan bir sürü test çöz, eee sonra? Ezber, ezber ezber! Öğrenciler neyi bildiklerini bile bilmiyorlar. Okuduğunu anlatamıyor ve yazamıyorlar. Bir de okul saatleri öğrencilerin bir gününü yok ediyor. Ne özel hayatları kalıyor ne de aktivite yapabilecekleri bir vakit. 

Eğitim sistemi ezberden yana. Sizi de bu konuyla ilgili boğmak istemiyorum ama gerçekleri de susarak kapatmak mümkün değil. Çünkü SUSAMAM! En kısa zamanda bu eğitim sistemi değişmezse bizi karanlık günlerin pençesinden kurtulabilmek görünmüyor. Her gün daha kötü her gün daha kötü bir günle karşı karşıya kalacağımız günleri kimse görmek istemez fakat gerçek maalesef bu. Keşke eğitim sistemimiz çok güzel olsaydı da bu yazıyı yazmamış olsaydım... Sizin de bu konudaki düşüncelerini çok merak ediyorum. Sonraki hafta için takipte kalın!

12 Ekim 2019 Cumartesi

Okul Mimi

Ekim 12, 2019 27
Herkese yeniden merhaba. Karşınızda yeni bir mim! Bu mimin konusu da eğitimle ilgili. Yani sizi yıllara geri dönüş yolculuğuna çıkarıyorum. Biliyorum ki bu blog sayfasındaki en çok beğenilen ve soru cevap şeklinde eğlenceli bir etkinlik. Sık sık başka mimleri de blog sayfamda paylaşmak istiyorum. Eğer sizin de ilginç ya da yanıtını merak ettiğiniz sorular varsa bana iletişim bölümünden yazabilirsiniz. 

Sorduğunuz soruları da bu güzel mimler ile yanıtlamış olacağım. Kimleri mimleyeceksin sorusuna yanıtım da; bu mimi okuyan herkesin yanıtlamasını rica ederim! İlk olarak bir insanın çocukluktan gençliğe kadar olan döneminde okul hayatı bir dönüm noktasıdır. İlkler her zaman önemlidir derim ki öyle. İlk arkadaşlıklar, ilk dostluklar bu zamanda kurulur. Hayatımızda her geçen gün tecrübe kazandığımız bu döneme geri dönüş yapalım mı? 

1) İlkokulda nasıl bir öğrenciydin?
İlkokuldayken çok çekingen ve disiplinli bir öğrenciydim. Birinci sınıfa tam geçerken eğitim sisteminin ''yine'' değişmesiyle kardeşimle beraber okul hayatımı sürdürdüm. Yani biz ikiz gibiydik. Eğer bir ikiziniz varsa ve beraber okula gidiyorsanız kıymetini bilin. Ama büyük sizseniz vay halinize. Notları alan hep bendim. Kısacası benden geçinirdi. :) Bizi hep ikiz zannederlerdi fakat öyle değildik. Fakat her zaman diyorum, iyi ki birlikte okumuşuz.

2) Dostluk kavramına inanır mısın?
Evet dostluğa inanırım. Hatta ilkokuldan başlayan bir dostluğum var. Tam olarak 10 yıldır beri arkadaşız. Dostluk çok zor bulunan ve çabuk bitebilen bir süreçtir. Arkadaş çok kolay bulunur fakat dost öyle değil. Duygu, ilkokul sıralarından bu zamana kadar yanımda olan, gülüşüp paylaştığımız birçok güzel anımızın oluşmasını sağlayan dostum. Sen gülünce gülümseyen sen üzülünce üzülen ve o sinirle voleybol topuna vuruşuyla sana aşık olmuş bir ben... İyi ki varsın!

3) Okul hayatınızda en çok zorlandığınız ders veya dersler ya da önerileriniz var mı?
Tabii ki herkesin zorlandığı dersler olmuştur. Benim de en çok zorlandığım ders fizik ve bazen matematiktir. Bazen diyorum çünkü bazen ben bile kendime hayran kalıyordum. Ama fizik için bunu demek mümkün değil. Ama takıldığınız bir konuda kafa yorarsanız çözülemeyen bir problem kalmaz diye düşünüyorum. 

4) Öğretmeninizle yaşadığınız komik bir olay var mı?
Evet yine ilkokuldayken, sınıf öğretmenimiz dersi anlatırken tebeşiri elinden düşürmüştü. Onu almak için eğildiğinde ise pantolonundan bir ''çarttt!'' diye bir sesle sınıf gülme krizine girdi. Sadece sınıf değil öğretmenimiz de gülmüştü. Paltosunu sırtına bağlayıp (ki o zaman sınıf başkanı bendim) dersi ben anlatmaya devam etmiştim. Tabii ben sınıftakilerden büyük olduğum için onlardan daha uzundum. Dersi anlatmaya devam ederken müdür yardımcısı kapıyı tıklatıp içeriye tam giriyordu ki ''Özür dilerim öğretmenim.'' diyerek hemen dışarı çıktı. Sınıfça şoka girmiştik. Evet beni öğretmen sanmıştı. Sınıfta öyle bir kahkalar koptu ki anlatamam. Bunun gibi birçok anım var. İyi ki var...

5) Hiç sınıf başkanı veya başkan yardımcısı oldun mu?
Oooo. Benim seçilmem iki elin parmaklarını geçer bile. Şöyle düşünüyorum da ben baya bir diktatörmüşüm. Sınıfın büyüğü olarak kim başkan olmak isterse ben el atar ve o seçimi kazanırdık. Ama en iyi başkan da ben seçilirdim. Sınıf öğretmenimiz hasta olduğu ve gelmediği zamanlarda dersi ben anlatır veya takıldığımız sorularla ilgili tartışmalar yapardık. Diğer sınıfların öğretmenleri hayran kalırdı. Çünkü o sınıflarda öğretmen olmadığı zamanlarda kıyamet kopardı. Fakat BİZ öyle değildik. 

6) Hiç öğretmen olmayı düşündün mü?
Evet, düşündüm. Hatta oldum bile. Yani ilkokuldayken öyleydim. Fakat yıllar geçince ve farklı bakış açıları eklendikçe fikrim değişti. Ama öğretmenlere hayranım. Ben de bir şeyleri öğretmeyi çok seviyorum, örnek olmayı. Boşuna öğretmenlik mesleği kutsal bir meslek dememişler.

10 Ekim 2019 Perşembe

Ağaç Ev Sohbetleri #6

Ekim 10, 2019 16
Herkese yeniden merhaba. Evet baya bir geçikme oldu. Sizlerden özür dilerim. Aslında Ağaç Ev Sohbetlerini ilk günden yanıtlamaya çalışırım fakat bu hafta böyle oldu. Çok yoğun olarak kelime-bul.com üzerinde çalışıyorum. Oradan da blog yazılarıma ulaşabilirsiniz. Yeni bir haftadayız. İnanabiliyor musunuz? 6. haftayı da geride bırakıyoruz. Çok hızlı geçiyor zaman. Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! İyi Okumalar...

Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Taha' nın da dediği gibi bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Önceki haftanın yazılarına buradan ulaşabilirsiniz. Sonraki haftanın konusu için fikrim: Türkiye' nin eğitim sistemi sizce nasıl? Sınav sistemi ve ezberden yana olan bu eğitimi destekliyor musunuz? Siz öğrenciyken en çok neyden zorlandınız? 

Bu haftanın konusuna gelecek olursak, içimizi yumuş yumuş yapacak, haftanın stresini atmak ve bomboş kağıtlara biraz yazı yazarak içimizi döküyoruz. Bu haftanın sorusu şöyle: Söz, nişan, çeyiz alışverişi, kına gecesi, fotoğraf çekimleri, düğün salonları ve hepsinin arkasındaki şatafat düşkünlüğü… Ülkemizdeki düğün adetleri hakkında neler düşünüyorsunuz?

Ülkemizdeki bazı adetler gerçekten çok abartıcı oluyor. Benim hiç sevmediğim bir konu aslında. Özellikle bu adetler gerçekten çok iğrenç. Ben daha çok yabancıların düğünleri hoşuma gidiyor. Abartısız ve sade. Zaten böyle olması gerekmez mi? Diğer türlü görmemiş gibi oluyor bence. Bunu abartmak çok gereksiz ve boş. Bir de bunu sosyal medyada da paylaşanlar var. Orasına hiç girmeyelim. Bu konuda çok yazacağımı düşünmüyorum. Çünkü şu an gözümün önüne geliyor videolar ve çok iğreniyorum. Bana göre bu şatafata harcayacağı parayı iyi bir şeye harca. Bağış yap ya da sevdiğiniz bir şey yapın. Gösteriş ve görmemişlik maalesef bu yüzyılın en büyük sorunlarından birisi. Özellikle ülkemiz için... Bana bu kadar yeter, sizlerin görüşlerini okumak daha iyi. Gelecek haftaya görüşürüz!

9 Ekim 2019 Çarşamba

Mecburiyet | Stefan Zweig

Ekim 09, 2019 12
Herkese yeniden merhaba. Stefan Zweig serisiyle devam ediyorum. Klasiklere başlamak isteyenlere önerilerim var. Bunlardan birincisi küçük arkadaşlarımıza. Küçük yaşta klasiklere asla başlamayın. Başlamanızı söyleyen birisine kulak asmayın. Çünkü size belki ağır gelebilir ve okumayı bıraktığınızda klasiklere karşı bir ön yargı oluşur. Bana göre başlamak için kendinizi tanımanız ve neyi okumaktan hoşlandığınızı bilmek. Yavaş yavaş klasiklere başlarsanız daha iyi anlayacağınıza emin olabilirsiniz. Eğer bu kitabı okuduysanız yorumlar bölümünden görüşlerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın. Peki siz şu an neler okuyorsunuz?

Mecburiyet' te, ressam Ferdinand eşi Paula'yla birlikte ülkesindeki savaştan kaçarak İsviçre'nin doğasına sığınmıştır. Ne var ki hâlâ içi içini yiyor, her an o malum mektubun gelmesini bekliyordur. İsviçre'de özgürdür, ama bir türlü kendini özgür hissedemiyordur. Günlerden bir gün, ülkesinden gelen askerliğe çağrı tebligatı eline ulaştığında içinde bir mecburiyet hissi belirir. Ülkesinin girdiği bu kirli savaşta o da ölmeye "mecbur" mudur, yoksa İsviçre'de kalıp "özgür" olmaya devam etmeli midir? 

Stefan Zweig yine en iyi bildiği şeyi yapıyor ve çelişkilerle dolu insan ruhunu bütün ustalığıyla gözler önüne seriyor. Mecburiyet pasifizme dair şimdiye dek yazılmış en güçlü metinlerden biri olmanın yanında, Stefan Zweig' ın kendi hayatıyla da şaşırtıcı paralellikler içermektedir. Ferdinand her ne kadar “insanlığın ötesinde bir vatanı” olmasa da, “yirmi milyon insanı boğan o zinciri” kıramayacağını düşünür…

Yapman gereken tek şey, karşı koyman. İstediğin şey için ne olursa olsun mücadele etmen.

İnsan kendini kaçak hissettikten sonra hiçbir yerde özgür değildir, içeride ya da dışarıda olmuş hiç fark etmez.

Beni bir koyun gibi gütmelerine izin veremeyeceğim. Hiç acelem yok. 

3 Ekim 2019 Perşembe

Benim Yolum | Aamir Khan

Ekim 03, 2019 24
Herkese yeniden merhaba. Biyografi kitabıyla sizi baş başa bırakıyorum. Biliyorsunuz ki ben biyografi kitaplarını okumaktan çok zevk alırım. Çünkü kendime rol model olarak tanımladığım insanların hayatlarını okumak bana ilham veriyor. Bu kitap da Aamir Khan' ın hayat hikayesini, başarılarını ve nasıl bu dünyaya hakim olduklarını bilmek bence çok etkileyici. Diğer okuduğum biyografi kitaplarına buradan ulaşabilirsiniz. Hiç biyografi kitabı okumadıysanız Aamir Khan' ın Benim Yolum' u tercih ederim. Eğer bu kitabı okuduysanız yorumlar bölümünden görüşlerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. İyi Okumalar!

Aamir Khan' ın İnanılmaz Yolculuğu Hayranları yeteneğini oynadığı filmlerden önce gözündeki ışıktan seziyor, çünkü oyunculuğu da kendisi gibi samimi. “Gözleriyle oynayan adam” lakabını almasının bir sebebi var. Ona sadece sevgi değil saygı da duyuyorlar çünkü ülkesinde yolsuzluk, eğitim sistemi, cinsiyetçilik, çocuk istismarıyla mücadele, insan hakları gibi meselelerde örnek bir aktivist. O, bir zamanların Hintli çocuk yıldızı, sinemanın içinde doğmuş bir aileye mensup, oyunculuktan yönetmeliğe uzanan zirvenin sahibi. Gençlerin kalbinin gümbür gümbür atmasına sebep olan ‘çikolata oğlan’dan, Hint sinemasının dönüm noktası sayılan filmlere uzanan yolculuğuyla parlamış bir yıldız. Çağdaş Hint sineması ona çok şey borçlu. Filmografisindeki yirmi bir filmle kalıplaşmış algısına yenilikler kattığı Bollywood' un göz bebeği, Times' ın seçtiği en etkili 100 isimden birisidir. Amir Khan’ın zirveye yaptığı tutkulu ve olgun yolculuğun, hayata ve sinemaya duyduğu aşkın, Tanrı' ya ulaşma çabasının inanılmaz hikayesi... Sizi etkisi altında bırakacağına eminim.

Eğer bir şeyleri değiştirmek istiyorsak, hepimizin içine dürüst bir şekilde yanlış bulduğu şeyleri düzeltmek için çalışması gerek. O zaman toplum genelinde büyük bir değişim yaşanır. Aamir Khan

Sinematik becerinin kesin kavranmasından bahseden seçkin bir film. Görselliği ve zorlu şiirselliği çağrıştırmasıyla, Raakh çarpıcı bir yapım. The Sunday Observer

Teröristler Hintli, Müslüman ya da Hristiyan değiller. Onlar herhangi bir dinin üyesi değil. Onlar kafadan sakat insanlar ve bu şekilde muhatap alınıp, ilgilenilmeliler. Aamir Khan