31 Aralık 2019 Salı

Hoş Geldin 2020!

Aralık 31, 2019 22
Herkese yeniden merhaba. 2019' u da geride bıraktık. Acısıyla, tatlısıyla geride bıraktığımız yılın son günündeyiz. Belki bu yıl senin yılın olmamıştır ama 2020 senin için yeni başlangıçlar için bir ışık olabilir. 

Umarım 2020 herkes için çok mutlu, huzurlu ve en önemlisi sağlıklı bir yıl olur. Ben en son 2013 yılını hatırlıyorum nedense. Ne kadar da hızlı geçiyor yıllar. Su gibi akıp gidiyor. 2020 için hedeflerimi yazdığım bir mimle de devam edebilirsin. 

Blogger hayatında 3. yılımı tamamlayacağım. 3 yıl... Ne kadar da uzun bir zaman. Başladığım ilk günü hatırlıyorum, ilk paylaştığım kitabı. Ne kadar da heyecanlıydım. ''Acaba yapabilecek miyim?'' diye birçok soru soruyordum. Kendimden emindim ve başaracağımdan da şüphem yoktu. Sizler sayesinde blog sayfam geniş kitlelere ulaştı. Aynı zamanda web siteleri kurarak bu işe daha da çok odaklanmak istedim. Sitelerimiz olan kelime-bul.com ve calisma-saati.com sizler sayesinde daha üst kademeye ulaştılar ve hala çıkmaya devam ediyor. Ziyaret etmeyi unutmayın! :)

2019 benim yılım olmasa da 2020 benim yılım olacağından eminim. Sizlerin güzel yorumları ve her daim destekleriniz beni daha da çok heveslendiriyor. İlk kitabımı çıkaracağım ve kitapla ilgili birçok yorum alıyorum. Bu kadar ilgi çekeceğini hiç düşünmemiştim. İyi ki varsınız! Daha ne diyebilirim ki? Sevgi bestesinin melodilerini yüreğinizde hissedeceğiniz, hüzünlerinizin dostluklarla silineceği, ümitlerinizin ve gülücüklerinizin eksik olmayacağı, sağlık, mutluluk, başarı, barış ve huzur dolu bir yılı sevdiklerinizle birlikte geçirmeniz dileğiyle. Neşe dolu bir yıl geçirin. Özellikle kitaplarla dolu bir yıl geçirelim değil mi? Konsepten de kaçmayalım. :) 

28 Aralık 2019 Cumartesi

2020'de Zinciri Kırma!

Aralık 28, 2019 28
Herkese yeniden merhaba. Yeni bir Zinciri Kırma etkinliğiyle beraberiz. Yeni yılın gelmesinin bende yarattığı en çok sevinç; zincirimi tamamlamam ve yeni bir zincire yani yeni bir hedefle ilerlemektir. 2019'de Zinciri Kırma yayınıma baktığımda zamanın ne kadar hızlı geçtiğini anlıyorsunuz. 

Zinciri Kırma, artık benim için bir alışkanlık oldu. Hedefim her zaman ''Her Gün Kitap Okuyacağım!'' olarak ilerledi. Bazı günler işler ters gitti, bazı günler sınav haftası derken zincir bir kırıldı bir kırılmadı. Ama asla pes etmedim. Bu etkinliğin de amacı bu; pes etmemek. Zincir mi kırıldı, vazgeçme. Hedefin küçük olabilir. Önemli olan hedefini sürdürebilmek. 

Zinciri Kırma etkinliğini önceki yayınında da belirttiğim gibi uzun bir süredir takip ettiğim ve her videosunu kaçırmadan izlediğim Barış Özcan'dan keşfettim. Tam olarak 3 yıl önce başladığım bu eşsiz etkinliği halen devam etmekte ve ettirmeyi düşünüyorum. Yıl sonunda baktığınız zaman ne kadar ilerlediğinizi, önceki yılın Zinciri Kırma etkinliğiyle karşılaştırıyorsunuz. En azından ben öyle yapıyorum. Örneğin; bu yılın üçüncü ayının herhangi bir gününde kitap okumadıysam önceki etkinliğin o ayına bakarak karşılaştırma yapıyorum. Ne kadar kitap okuduğum, neleri bitirdiğimi yazıyorum ki eğer okumak istediğim kitapları okumadıysam o görüntü yani boşluk olan günler beni rahatsız etsin. 

Yazma kısmı da en önemlisi. Beynimiz bir şeyleri görmekten hoşlanır. O yüzden hedeflerinizi hem yazmalı hem de bu çizelgeleri gözünüzün görebileceği bir yerlere koymalısınız. Çalışma masanıza asabilir ya da kitaplığınızın bir köşesinde bulundurabilirsiniz. Ben çalışma masama asarak kendimi, eğer okumadıysam beni rahatsız etmesi için bulunduruyordum. Gerçekten de çok işe yarıyor diyebilirim. Özellikle alışkanlık kazanmasını istediğiniz şeyle ilgili hedefinizi yazın. Ya da bırakmak isteyeceğiniz kötü alışkanlıklarınızı. Yıl sonu göreceksiniz ki ne kadar da disiplinli bir şekilde o alışkanlığı bıraktığınızı veya edindiğinizi. 

Barış Özcan'ın da dediği gibi bu etkinlik aslında bir oyun. Buna ''Zinciri Kırma Oyunu'' diyor. Sizce de öyle değil mi? Ama kuralları çok basit;

  • Kendinize bir hedef belirliyorsunuz.
  • İsterseniz bu hedefi ikiye bölerek kolaylaştırıyorsunuz.
  • Hedefe ulaşmak için hiçbir hamle fırsatını kaçırmadan her gün bir adım ilerliyorsunuz.
  • Her hamlenin sonunda takviminize bir çarpı atıyorsunuz.
  • Bu noktadan sonra bahsettiğim o daha derin yeni oyun başlıyor. Yan yana gelen çarpılardan oluşan zinciri kırmama oyunu.

Sizce de basit değil mi? Artık attığınız her bir çarpı, gittikçe bir desene dönüşüyor. ''Çarpıların Deseni'' diyebilirsiniz. Attığınız her bir çarpı size umut veriyor, motivasyon kaynağınız oluyor. Hedefinizi istediğiniz kadar genişletebilir ya da birden fazla hedef koyabilirsiniz. O size kalmış. Önemli olan hedefe uygunluk. Eğer 100 sayfa kitap yerine 50 sayfa yaparak hedefinizi küçükten büyüğe doğru ilerletmek en iyisi.

Aşağıda pdf'li olarak zinciri kırma takvimlerine ulaşabilirsiniz. Bu yıl, yeni yılın doğum günü senin de doğum günün olsun... Unutma; Her Gün Yeni Bir Renk Kat Hayatına!

2020 Zinciri Kırma Takvimleri: http://bit.ly/2EOtnjv

2020 Hedeflerim Mimi

Aralık 28, 2019 10
Herkese yeniden merhaba. Yeni yıla sadece 3 gün kaldı. Ne kadar da hızlı geçti. 2019 benim senem değildi doğrusu. Ama 2020' ye umutla bakıyorum. Merak etmeyin, Zinciri Kırma bölümümüz geliyor. 2020 herkes için huzurlu, mutlu ve en önemlisi sağlıklı bir yıl olsun... Bu yıl hepimizin olsun!

Farklı Diyarlar' a bu güzel mimi benimle paylaştığı için çok teşekkür ederim. Bu mimi okuyan herkesin yanıtlamasını istiyorum. Sizlerden gelen sorularla ilgili mimleri çoğaltmayı planlıyorum. Çünkü sorulan sorular çok etkileyici. En kısa zamanda paylaşmayı umuyorum. :) 2020 hedeflerimi kabataslak olarak sıralayacağım. Sizlerin hedefini de çok merak ediyorum. Yorumlar bölümünden görüşlerinizi veya blog için önerilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. Seviliyorsunuz!!!

1) Herkesin bildiği gibi ilk kitabımı yazıyorum. 8 Dakika' yı üç ay içerisinde bitirmeyi ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Daha ilk kitabım olduğum için yanlış bir şey yapmak istemiyorum ve içime sinecek şekilde tamamlamak istiyorum. 2020 yılının ilk hedefini 8 Dakika' yı raflarda bulundurmak olacak. Umarım sizlerin de beğeneceği bir bilim kurgu olmasını temenni ederim. Destekleriniz ve önerileriniz için de çok teşekkür ederim. O kadar güzel fikirler ve yorumlar geliyor ki... İyi ki varsınız!

2) Eğitim açısından kendimi daha da çok geliştirmek. Olmak istediğim mesleğe daha fazla yönelmek istiyorum. Yabancı dilimi daha da çok geliştirmek ve ilerletmek istiyorum. 

3) Web sitelerimiz olan kelime-bul.com ve calisma-saati.com' u ilerletmek ve yeni fikirlerle farklı web siteleri açmak. Kelime-bul'a blog bölümünden yazılarımızı paylaşmaya devam ediyoruz. Bence yazılarımızı kaçırmayın. Benden söylemesi...

4) Zinciri Kırma etkinliğimi bu yılda en güzel bir şekilde tamamlamak istiyorum. Bu yılla birlikte 3 yıldır devam etmekte olan Zinciri Kırma etkinliğine katılmanızı öneririm. Gelecek olan yazımda sizler için pdf''li olarak paylaşacağım. Nasıl başlarsan öyle biter diyerek diğer maddeye geçiyorum. :)

5) Galiba sıralayabildiğim hedefler bunlar. Aslında çok var ama mimi uzatmak istemedim. Önceliklerim bunlar diyebiliriz. Herkesin mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir yıl geçirmesini, savaşların değil barışın olduğu bir yıl olsun. Peki sizin hedefleriniz neler? Yorumlar bölümünden bizlerle veya blog sayfanızdan bu mime katılırsanız çok mutlu olurum. Mutlu Yıllar!!!

27 Aralık 2019 Cuma

Faust | Goethe

Aralık 27, 2019 4
Herkese yeniden merhaba. 2019' da geride bırakıyoruz. Peki Zinciri Kırma nasıl gidiyor? Yeni yıla yeni hedefler koymayı unutmayın. 2019' un Zinciri Kırma tablosunu da sizlerle iki gün içerisinde paylaşmış olacağım. Gelelim kitabımıza...

Johann Wolfgang Von Goethe. Daha ne denilebilir ki! En iyi yazarlardan birisi. Kitaplarındaki derin düşünceler, üslubu ve bakış açısı beni en çok etkileyen özelliklerinden birisi. Hatta yazar hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız buraya tıklayarak Goethe' nin ilginç hayatına tanık olabilirsiniz.

''Sanatta hiçbir zaman kusursuz yoktur, en iyi sayılabilecek bir yapıt ancak oldukça iyidir.'' sözleriyle sanat anlayışını belirten Goethe, sadece Almanya' nın değil, bütün Avrupa' nın en önemli dehalarından biridir. Yaşamı boyunca şiirden romana, felsefeden bilime kadar farklı alanlarda sayısı yüzlerle ifade edilen yapıta imza atmıştır. Faust, Goethe' nin yazarlık yaşamının altmış yıllık emeğini alarak, haklı bir üne kavuşmuş en önemli yapıtıdır. Ruhsal özgürlüğe ulaşmanın maddi arzulardan sıyrılmak ve bencil olmamakla mümkün olabileceği fikrini işlediği bu yapıt, yazarın sanatının da doruk noktasıdır. İnsanın şeytanla vardığı bir anlaşma ve bunun sonuçları üzerine kurulu bu yapıtıyla Goethe' ye yeniden hayranlık duyacak ve bu yapıtının yazarın elli yıllık emeğine değdiğini göreceksiniz. Milli Eğitim Bakanlığı' nın da 100 Temel Eser arasında yerini alan Faust' u okumanızı kesinlikle öneririm. İyi Okumalar! 

Kuvvete dayanamayan adalet aciz, adalete dayanamayan kuvvet zalimdir.

Yapabileceğini veya yapabileceğine inandığını düşünüyorsan, başla. Eylemin içinde sihir, zarafet ve güç var. 

Öbür dünya umurumda bile değil! Benim sevinçlerimin kaynağı, yaşadığım bu dünyadır. Acılarımın çok üstüne ışıldayan, bu dünyadaki güneştir. 

Yaşamaya olduğu gibi hürriyete de, onu her gün yeniden fethetmek zorunda kalanlar layıktır.

Bilgi ve tecrübe! Bunlar köpük ve sis gibidir. Zekaya denk değildir. 

Okuduğum yüzlerce kitap bana ne kazandırdı? Acizliğimi, cehaletimi, insanların her yerde azap çektiklerini öğrendim.

26 Aralık 2019 Perşembe

Ağaç Ev Sohbetleri #17

Aralık 26, 2019 14
Herkese yeniden merhaba. Ne kadar da hızlı geçiyor haftalar. 17. haftanın da sonuna geliyoruz. Diğer hafta da olduğu gibi yine geçikme yaşandı. I'm so sorry. :) Şu sıralar kelime-bul.com' dan ilerliyorum. Oradaki yazılarımı da okursanız sevinirim. Sizler de blog bölümünde yazar olabilirsiniz. Şimdiden çok teşekkür ederim...

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Bir sonraki hafta için (yeni yıla özel) konu önerim: 2019 senin için nasıl geçti, zor veya kolay bir yıl mıydı? 2020 yılı için beklentilerin neler?

Bu haftanın konusunu da Barış Doğan belirledi: Lisedeki aşk meşk olayları ve lisede sevgili yapmak hakkında ne düşünüyorsun, sence yapılmalı mı?

Bu konu beni ucundan bile ilgilendirmese de farklı bir soru olmuş. Katılımlarından dolayı Barış' a çok teşekkür ederim. Şu an ben de lisedeyim. Bu durum bana biraz saçma geliyor açıkçası. Yaşayacağın bir ömür var ve bunu sadece lise olarak kısıtlamak? Benimle aynı fikirde olmayan kesinlikle vardır. Ben sadece düşüncelerimi paylaşıyorum. Sizlerin de düşüncelerini çok merak ediyorum. Yorumlar bölümünden görüşlerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın. Bence zamanı lise değil. Yani bana göre öyle. Ben açıkçası aşk meşk olaylarını da pek hoşuma gitmiyor. Saçma geliyor, bilmiyorum. En iyisi arkadaş veya dost olarak kalınması en iyisi. Bu konuda fazla bir şey yazamayacağıma emindim ve öyle de. Sizin düşüncelerinizi daha çok merak ediyorum. Bu hafta sizlerindenim diyebilirim. İyi Okumalar!

25 Aralık 2019 Çarşamba

Hayvan Hakları

Aralık 25, 2019 10
Herkese yeniden merhaba. Farkındalık Kuşağı son hızla devam ediyor. Sizlerden gelen konu önerileriyle ve sosyal medyada paylaşarak vermiş olduğunuz destekten dolayı çok teşekkür ederim. İyi ki Farkındalık Kuşağı adlı bir seriye başlamışım. Çünkü hem sizin o güzel yorumlarınız hem de biraz da olsa farkındalık yaratabildiğimiz bir serüven oldu. Yorumlar bölümünden siz de hayvan hakları hakkında neler düşündüğünüzü bizlere paylaşabilirsiniz.

Bu haftanın konusu da: Hayvan Hakları. Keşke böyle bir yazı yazmamış olsaydım, keşke hayvan hakları adı altında farkındalık yaratmasaydım. Zaten hep öyle değil midir? İnsan Hakları, Hayvan Hakları, Kadın Hakları neden var? Eğer insana, hayvana, kadına hakları tanınsaydı zaten duymazdık. Peki hayvan hakları neden var?

İnsanoğlunun bir tanımını yapacak olursam; açgözlü, sınır tanımaz, bencil gibi bir sürü kötü sıfatlarla doldururum sayfaları. Peki beni bu düşünceye sürükleyen ne gibi olaylarla karşı karşıya geldim? Haberlerde, sosyal medyada veya çevrenize bir baktığınız zaman görürsünüz. Özellikle ülkemizde hayvana merhamet yok. Sadece birkaç olay sosyal medyada ses getirince bir işlem görüyor. Yoksa yok! Hayvan Hakları neymiş ki??? Bir de böyle düşünenler var aramızda. Merak etmeyin. Belki yanınızda belki de çevrenizde böyle düşünenler var. İnsanoğlu var olduğundan beri yıkıp harap etmekten başka bir şey yapmayan iki ayaklı bir hayvan. İnsanları hayvanlardan ayıran en önemli özelliği nedir diye sorsak düşünme yeteneğimizin olduğunu söylerler. Bence insanlarda olan beyin hayvanlarda var. Buna kesinlikle eminim. 

Peki hayvanlar bize ne yaptı ki biz hayvanlara şiddet uygulamaya başladık? Traktörle ezmek, organlarına zarar vermek, günlerce hatta yıllarca aç susuz bırakmak, arabanın arkasına bağlayarak ona işkence etmek... İnsanoğlu bu kadar acımasız bir varlık olmayı nasıl başardı? Ne kadar ''Hayvan Hakları'' denilen bir yasa bile olsa işlem gördüğünü pek söyleyemem. Çünkü yaşananlar unutuluyor. Bizim ülkemizde de bir türlü ''Hayvan Hakları'' yasası geçmiyor. Her seçimde sözü ediliyor ve unutuluyor. 

Kötü insanlar varsa iyiler de var. Hayvan severler, barınaklara, sokakta gören köpeği, kediyi besliyor ve elinden geldiğince koruyor. Hayvan barınaklarına bağışlar yapılıyor. Hayvan dostlarımızı unutmuyor ve unutturmuyoruz. Ne kadar unutulmaya yüz tutmuş olsa bile. Çünkü bizim nasıl yaşama hakkımız varsa, hayvanların da yaşama hakkı var. Kimse kimsenin yaşama hakkını ele alamaz, kimse kimsenin yaşamanı kısıtlayamaz. Yasa bunu gerçekleştiremiyorsa biz gerçekleştirmeliyiz. Onları korumalıyız. Okullarda eğitim vermeliyiz. Öncelikli eğitim. Çünkü eğitimli bu cahilliği yenebiliriz. Bu dünyada sadece biz olmadığımızı, diğer canlıların da yaşamaya hakkı olduğunu öğretmeliyiz. Haydi bir kap da sen ver! Onları aç, susuz bırakma. Çünkü onlarsız bir hayat yaşanamaz.

23 Aralık 2019 Pazartesi

Eyfelde Karnaval | Mehmet Akif Ak

Aralık 23, 2019 4
Herkese yeniden merhaba. Okumaya son hızla devam derken, kitaplarımın arasında yıllar önce okuduğum ve hoşuma giden bir kitabı sizlere paylaşmak istedim. Mehmet Akif Ak' ın yazmış olduğu Eyfelde Karnaval' ı okumanızı tavsiye ederim. Eğer bir seriye başladıysanız veya şu sıralar ne okusam diye düşünüyorsanız bu kitap tam da size göre. Gelelim kitabımıza...

Ak' ın romanında soruların zihninde dizi dizi sıralamasıyla boğulan, bocalayan kahraman, kendisini de sorgulamadan edemiyor. "Hayat ve ben, birbirimize ne kadar uzak, ne kadar yakın, ne kadar ayrı, ne kadar iç içeyiz" diye düşünüyor ve soruyor.

"Yüzümüzü döndürmüşüzdür gün batımı vakitlerinde, güneşin battığı ufuklara. Sırtımız doğudan yana. Fevc fevc Eyfel' e yönelmişiz. Güneşin batarken ki bakır sarısı ışıklarıyla pırıl pırıl görünen Eyfel' e! Koşmuş, koşmuşuz. Ama yakalayamamışız o ışıkları. Güneş kızgın bir kor gibi. Atlas Okyanusu' nun derinliklerinde sönerken biz Eyfel' in karanlıklarında açmışız gözlerimizi. Göz gözü görmez dehlizlerde, Eyfel şeytanlarının madenî uğultularıyla beyinlerimiz uyuşmuş. Eyfel zangoçlarının çağrılarına uyarak Promete' nin Balo' suna gitmişiz, Eyfel' deki karnavala. Ah Eyfel! Sen ancak Everest' ten bakıldığı zaman parıldayan bir tapınakmışsın. Şeytan adına dikilen kulelerin en sonuncusu! Seni yapanlar önce Babil' i dikmişlerdi, gökleri yere indirmek için. Sonra çelik devrinin simgesi olsun diye seni yaptılar kendi kutsallarına sıkılmış hırçın yumruk gibi, senin dibinde insanlığı kurban ediyor itaatkar kulların. Doymaz bir dev gibi yutuyor, tüketiyorsun insanlığı Eyfel! Oraya vardığımızda bizi ardından koşturan altın sarısı ışıklar çoktan kaybolmuştu. Kopkoyu bir karanlığa dalıyordu kalabalıklar. Ben durdum. Ötesinde aydınlık olmayan bir tünele dalıyor gibiydi girenler. Ama girenlerden daha çok çıkanlar vardı. Koca mabedin içinde neler olmaktaydı ki?"

Ne bekliyorum hayattan, hayat benden ne bekliyor ve ben kendimden ne bekliyorum? 

21 Aralık 2019 Cumartesi

Love Always Wins!

Aralık 21, 2019 8
Herkese yeniden merhaba. Farkındalık Kuşağı son hızla devam ediyor. Sizlerin de konu önerileriyle her hafta farklı içeriklerle sizlerle konuşuyoruz. Yorumlar bölümünden siz de konu önerisinde bulunabilirsiniz.

Bu haftanın konusu da: Sevgi her zaman kazanır! Maalesef ülkemizde ve dünyada da eş cinselliğe karşı bir tutum var. Ne kadar ''Herkes özgürdür.'' diyebilsek de bu konuda bir şey söylenemiyor. Neden? İnsanların artık siz ne derseniz yönelimi veya tercihi sizi neden ilgilendiriyor? Ülkemizde de bu konuda yine cahil. Yok şeytanmış, şeytanın elçisiymiş falan filan. Ne kadar saçma sapan ve absürt düşünceler. Size ne?

Bu konuda gerçekten çok doluyum. Özellikle ''klavye cesaretlileri'' sosyal medyada çok alçakça paylaşımlarda bulunuyorlar. Sonuçta bu seçim veya yönelimi ona kalmış bir şey. Neden saygı göstermiyorsun da hakaret ediyorsun? Sana bu hakaret hakkı nereden geldi? Sen kimsin ki bir kişinin seçimlerini veya hayatını sorguluyorsun? 

LGBT ya da GLBT; lezbiyen, gey, biseksüel ve transgender sözcüklerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltma. 1990' larda LGB kısaltmasından sonra ortaya çıktı ve 1980' lerin ortaları ile sonlarından itibaren gey sözcüğü yerine kullanılarak LGBT topluluğunu temsil etmeye başladı. Farkındalık Kuşağı' nı oluştururken ilk başlığım bu yazıydı. Çünkü görüyorum ki her yerde bu artık ne desem bilemiyorum. Özellikle BİZ başkaların hayatlarına karışmayı çok seviyoruz. Ya sizi ne? Tercihlere saygılı olacaksın. YouTube' da bir videoya denk gelmiştim ''Çocuğunuz LGBT' li olduğunu söylerse siz ne yaparsınız?'' diye. Soruyu yanıtlayanların yüzde yetmiş beşi ''onu kabul etmem, gerekirse evlatlıktan da saymam veya onu öldürürüm'' gibi saçma sapan cümleler kurmuşlar. Pardon???

İnsanların yönelimi veya tercihi ne olursa olsun saygı duymalıyız. Taylor Swift' in de dediği gibi ''Cause shade never made anbody less gay!'' Gerçekten dünyada da özellikle bazı ülkelerde çok katı kurallar var LGBT ile ilgili. Gerçekten ben bu dünyayı anlamayı bıraktım. Çünkü ne derseniz deyin bir fark yaşanmayacak. Örneğin avaz avaz ''Küresel Isınma Is Coming!'' denilmesine rağmen dalga geçenler mi dersin, ''Biz dünya için her şeyi yaparız. (Rant varsa dünya ***) '' diyenleri de gördük. Birleşmiş Milletler' e bakıyoruz, bir kişi bile dünya umrunda değil. Gerçi bu konu haftanındı. Gerçi her gün her yıl ve her zaman bu konuyla tartışıyor olacağız biz şimdi konumuza geri dönelim. 

Gerçekten yok LGBT şeytan işiymiş diyenlerin akıl hastanesine yatırılması gerekildiğini düşünüyorum. Bir birey, reşit olduğu zaman bütün düşünceleri, hakları, özgürlükleri kendisine aittir. Kimse ona karışamaz. Yok geymiş, yok lezbiyenmiş kimseyi ilgilendirmez. Sen sadece saygılı olmayı bileceksin. İnsanların seçimlerine veya yönelimlerine hakaret hakkına sahip olmayacağını bileceksin. Sen ne düşünürsen düşün, o sende kalmalı. Uygun bulmuyor musun, bulmayabilirsin. Ama bunu da hakaret edici, kırıcı sözlerle söylememelisin. Saygı her şeyin tohumu bence. Biz ne kadar birbirimize saygılı olursak, bu dünya daha da güzelleşeceğine inanıyorum. Fakat maalesef bu umudum da her geçen gün azalmaya devam ediyor. Gökkuşağının renkleri sizlerle olsun!

20 Aralık 2019 Cuma

Ağaç Ev Sohbetleri #16

Aralık 20, 2019 6
Herkese yeniden merhaba. Evet baya bir geçikme oldu bu haftada. Sınav haftası, okul, kitap derken kendimi zor buldum. 16. haftadan herkese merhaba. Zaman çok hızlı, yetişebilmek mümkün değil açıkçası. Yeni yıla da az kaldı. Yeni yıl ile ilgili sizleri çok güzel ve anlamlı yazılarım yakında! Sizler de gelecek haftanın konusu belirleyebilirsiniz. Yapacağınız sadece bana ya da Sade ve Derin' e gelecek haftanın konu başlığını yazmanız olacaktır. Şimdiden teşekkürler!
Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Bu haftanın sohbet konusu Yürüyen Balık' tan geldi: Eline seyahat etme fırsatı geçti, bunu hangi ülke ile değerlendirirsin?

Çok güzel bir soru. Dünya' yı dolaşmak ve kültürlerle tanışmayı o kadar çok istiyorum ki... Aslında ben her ülkeyi ziyaret etmek istiyorum. Çünkü oradaki insanların yaşayışları, kültürleri, iklimi beni çok etkiliyor. Elime seyahat etme fırsatı geçse her ülkeyi gezmek isterdim açıkçası. Maalesef bir sınırlandırma yapamıyorum. Ama ilk beşi söyleyebilirim. Yurt dışında gezdiğim ve orada doğduğumdan dolayı Almanya' yı bu listenin dışında tutarak hazırladım. :)

Birincisi; Norveç, İsveç, Kuzey Kutbu, Antarktika ve Finlandiya çevresi diyebilirim. Özellikle Coğrafya dersindeki gördüğüm o muhteşem manzaralar beni benden alıyor. Soğuk ülkelere karşı bir ilgim var. Özellikle kar yağdığı zamanki çam ağaçlarının görüntüsü, nehirler ve havası... Gerçekten muhteşem bir yer. Kuzey Işıklarını çok merak ediyorum. Onları sabaha kadar izlemek istiyorum. Umarım bir gün gezme fırsatı yakalayabilirim.

İkincisi; Küba. Evet, Küba. İzlediğim dizilerden, filmlerden ve özellikle sosyal devlet hizmeti beni çok büyülüyor. Eğitimden, sağlığa her şey çok düzenli bana göre. Oranın sokaklarını çok merak ediyorum. Küba' ya karşı bir ilgim var.

Üçüncüsü; Herkesin hayali Amerika. Turkish girl in New York!!! Birinciye alamadım fakat Amerika' da görmek istediğim yerlerin başında geliyor. Özellikle Forks (Alacakaranlığı okuyanlar anlar :)), Los Angeles, New York gezmek istediğim yerlerden sadece birkaçı. Umarım en kısa zamanda bu istediğimi gerçekleştirebilirim.

Dördüncüsü; Yeni Zellanda. Küçük bir ülke olmasına rağmen dikkatimden kaçmayan bir yer. Özellikle oranın mağaralarını çok merak ediyorum. (See' yi izleyenler bilir.) 

Beşincisi; Kanguruların ülkesi Avustralya' ya gitmek istediğim ülkelerden birisi. Özellikle anormal canlıların bulunması ve belgesellerden gördüğüm kadarıyla vahşi ve yahşi bir ülke. Kesinlikle gitmek istediğim ülkelerden biri.

Peki sizin gitmek istediğiniz ülke veya ülkeler var mı? Yorumlar bölümünden siz de görüşlerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. Her hafta Ağaç Ev Sohbetleri' nde görüşmek üzere. Kendinize çok iyi bakın, iyi okumalar!

15 Aralık 2019 Pazar

Romeo ve Juliet | William Shakespeare

Aralık 15, 2019 10
Herkese yeniden merhaba. Klasiklerden asla vazgeçmediğimi biliyorsunuzdur. Defalarca okumama, izlememe rağmen bıkmadığım bir şaheser; Romeo ve Juliet. Nice şarkıların sözlerine anlam kattı nice filmlere ilham kaynağı oldu. Peki size neler kattı? Yorumlar bölümünden görüşlerinizi yazmayı unutmayın. Gelelim William Shakespeare' nin unutulmaz eserine...

Sözlerle anlatılabilir mi, bir acının derinliği... Konuşabilir miyiz, hissedemediklerimizi... Romeo ve Juliet gibi delicesine sevmişsek birini. Tarih boyunca iki düşman aileye mensup, sevgililerin ölümsüz aşkları dolanmıştır dilimize. Aslı ile Kerem, Leyla ile Mecnun misali. Romeo ve Juliet' de ailelerin düşmanlığına rağmen, baş koymuşlardır aşkın yoluna. Bu öyle bir aşktır ki, anlatılmaz. Onlar gönül verseler de birbirlerine, bakalım kader yollarını birleştirecek mi?

Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, Romeo ve Juliet' de birbirinden farklı pek çok toplumda benzerleriyle karşılaşılan trajik bir ilişkiyi, düşman ailelerin çocukları arasında doğan aşkı ele alır. Romeo ile Juliet' in umutsuz aşkını romantik örgüsünün yarı karanlık örtüsüyle sarmalayan eser, buna rağmen insan ilişkilerini gerçekçi bir anlayışla gözler önüne serer.

Juliet: Binlerce kez iyi geceler sana!
Romeo: Binlerce kez beter olsun gece, senin ışığın yoksa...

Gençlerin sevgisi yüreklerinde değil, gözlerindeymiş meğer. 

İç çekişlerin buğusuyla yükselen bir dumandır sevgi. 

En tatlı bal bile tadıla tadıla bıkkınlık verir, aynı lezzet iştahı köreltir. Onun için ölçülü sev de, uzun sürsün sevgin. 

Neden böyle güzelsin hâlâ? Yoksa Ele avuca sığmayan ölüm mü âşık oldu sana? İnanayım mı, o iğrenç canavarın bu karanlıkta Sevgilisi olasın diye seni sakladığına? 

14 Aralık 2019 Cumartesi

Blogger Mimi

Aralık 14, 2019 14
Herkese yeniden merhaba. Farklı bir mim ile birlikteyiz. İnciden Notlar adlı blog sayfasının başlattığı ve Sanat Penceresi' nin yazdıklarını okuduğum zaman çok hoşuma gitti ve ben de bu güzel mimi yanıtlamaya karar verdim. Eğer yanıtlamamı istediğiniz, merak ettiğiniz sorular varsa iletişim ya da yorumlar bölümünden sorularınızı yazabilirsiniz. Böylece gelecek olan mimler sizlerin sorusuyla renk katmış olacak. Geçelim özel sorularımıza!

1) Blog dünyasına nasıl adım attın?
Ben blog dünyasına 2017 yılında katıldım. 7 Haziran 2017, dün gibi hatırlarım o günü. Çok kararsızdım ve nasıl bir yol izleyeceğimi tam olarak bilmiyordum. İlk olarak blog sayfamı iremcan6 olarak daha sonrada hepinizin bildiği :) Konumuz Kitap olarak yeniledim. Tabi her geçen gün daha da çok profesyonel olunuyor. İlk yıllarımdaki paylaşımlarıma baktığımda çok farklı geliyor. Eminim sizlerinki de öyledir.

2) Bloğunu kısaca tanıt desem neler söylemek istersin?
Yeni çıkan kitapları, çok satanları ve kitap özetlerini kolayca ulaşabilirsiniz! Klasik giriş gibi oldu. Evet kitaplar, mimler, öneriler, yazarlar ve bunlar gibi kitaplar hakkında birçok bilgiye erişebilirsiniz. Bu blog sayfamın amacı kitap almak isteyen ya da neyi okumaya karar veremeyenler ve birazda gezelim sayfası. Sizlerin görüşlerini çok önemsiyorum ve blog sayfamı da sizlerin önerileriyle yenilemeye çalışıyorum. 

3) Yazarken olmazsa olmazların nelerdir?
Yazarken olmazsa olmazlarım klasik müzik. Mozart daha çok ama. İlham veriyor ve sonuçta da çok özel bir sonuç çıkıyor. Bu da bende yazma aşkını sürüklüyor diyebilirim. 

4) Ne sıklıkta yayın giriyorsun?
Ara vermeden yayın girmeye çalışıyorum. Fakat bazen 3 ya da 4 gün ara verebiliyorum. Ama şu sıralar sık sık yayın paylaşıyorum ve bu gerçekten çok güzel.

5) Değiştirebilme imkanın olsaydı  Blogger da neyi değiştirirdin?
Değiştirebilme imkanım olsaydı Blogger da özellikle alan adı değiştirilmesinden sonraki süreçi hızlı tamamlardım. Yani alan adınızı değiştirdiğiniz takdirde ziyaretçi sayısız azalıyor, fakat gün geçtikçe robotlarda blog sayfanızı taradıkça git gide ziyaretçi sayınız artacaktır. Ama ben bu işlemleri hızlı yapardım.

6) Yazıların içinde en fayda sağlayan yazın ya da yazıların nelerdir?
Kitap okuma alışkanlığı hakkında tecrübelerimi paylaştığım yazım;

Barış Özcan' ın Zinciri Kırma etkinliğini devam ettirdiğim ve sizlere özel tavsiyeler verdiğim yazım;

Her hafta farklı konularla ve bir farkındalık kuşağı adlı yazılarım;

Kitap alışverişlerim, kargolarla ilgili detaylar ve daha fazlası için;

7) Senin sevdiğin blog türleri hangileri?
Sevdiğim bir blog türü tam olarak yok. Çünkü her blog arkadaşımın sayfalarını yakından takip ediyorum. Kitap, kişisel blog ya da film içerikli bloglar olsun benim için fark etmiyor. Ben en çok içeriğine bakarak seçiyorum.

8) Blogunla ilgili içine sinmeyen ya da değiştirmek istediğin bir şeyler var mi?
Her şeyi içime sinerek yaptığım için bir pişmanlığım yok. Değiştirmek istediğim bir şey olduğunda da hemen yaparım. :)

9) Blogunla ilgili hedefin nedir?
Yazmayı ve sizleri bırakmak istemiyorum. Daha fazla kitleye ulaşmak, ilk kitabımı yayınlayarak sizlere hediyeler vermek istiyorum. Şu sıralar kitabım inanılmaz güzel gidiyor. Umarım hedefime ulaşabilirim. 

11 Aralık 2019 Çarşamba

Mark Zuckerberg

Aralık 11, 2019 10
Herkese yeniden merhaba. Yeni bir biyografi kitabıyla sizlerleyim. Biyografi kitapları okumayı çok seviyorum ve herkese de öneriyorum. İlham alacağınız, ufkunuzun açılacağına temin ederim. Özellikle hayranı olduğunuz kişilerin biyografilerini okursanız size daha fazla şey katacağına eminim. Gelelim Mark Zuckerberg' e...

Silikon Vadisi' nde yaşarken başarmak için illa burada olmanız gerekiyormuş gibi bir hisse kapılıyormuşsunuz. Ancak bulunacak tek yer burası değil. Eğer bugün başlıyor olsaydım Boston' da kalırdım. Silikon Vadisi' nde rahatsız edici şekilde kısa vadeli hedeflere odaklanmış durumda. Hatırlıyorum da, Facebook' un ilk versiyonunu yayına aldıktan sonra arkadaşlarımın evinde Pizza yerken birileri gerçekten böyle bir hizmet sunmalı diye düşünmüştük. Ama o 'birileri' nin biz olabileceğimizi aklımıza getirmemiştik. Düşünüyorum da bizim başarılı olmamızın sebebi bu işe en çok önem veren grup olmamızdı. Soru insanlar hakkında ne bilmek istiyoruz? değil, insanlar kendileri hakkında ne anlatmak istiyordur? En büyük risk, hiç risk almamaktır. Hızla değişen dünyada başarısız olması kesin olan bir strateji varsa o da risk almamaktır. Bir amaç belirleme ve iş kurma birlikte olmalıdır. Beni heyecanlandıran şeyin sadece amaç olduğu doğru ama en başından beri ikisini birlikte yürütmemiz gerektiğini biliyorduk. Hacker' ın tarzı sürekli iyileştirme ve geliştirmeyi kapsar. Hackerlar bir şeyin hiçbir zaman tam olarak bitmediğine ve her zaman daha iyisi olabileceğine inanırlar. İnsanlar çok zeki veya çok yetenekli olabilirler ancak bu yetilerine inanmıyorlarsa sıkı çalışmayacaklardı.

Hızlı hareket edin ve bir şeyleri bozun. Bir şeyleri bozmadığınız sürece yeterince hızlı hareket etmiyorsunuzdur. Eğer şimdi başlıyor olsaydım, işleri daha değişik yapardım. Mark Zuckerberg



9 Aralık 2019 Pazartesi

Ağaç Ev Sohbetleri #15

Aralık 09, 2019 15
Herkese yeniden merhaba. 15. haftadayız!!! Ne kadar da hızlı geçiyor yahu? Sizlerin katılımları her geçen gün artmaya devam ediyor. İyi ki varsınız. Sade ve Derin bu haftanın konusunu belirledi. Sizler de gelecek haftanın konusunu belirlemek için önerilerde bulunabilirsiniz.

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Bu haftanın konusunu canım Sade ve Derin' den geldi: Yolda olmayı mı seversiniz, varmayı mı? Süreç mi seversiniz sonuç mu?

Evet, güzel bir soru gerçekten. Böyle soruları yanıtlamayı çok seviyorum. Çünkü hem anılarınız yeniden canlanıyor hem de farklı görüşlere de açık olabiliyorsunuz. Ben en çok yolda olmayı sevenlerdenim. Neden mi? Beni uzun yolcukluklar çok rahatlatıyor. Özellikle uçakla yapılan seyahatler. Uçuş süresi 12 saat bile olsa ya da bir gün sürse bile uçak varsa beni kimse durduramaz. Uçaklar benim için vazgeçilmez bir tutku diyebiliriz. Uçakları dışarıda tutarak, uzun yolculuklar gerçekten çok eğlenceli de oluyor. Yolculuklar eğlenceli olduğundan da insan bitmesini istemiyor. Yani varmak istemiyorum. Daha uzun sürmesini istiyorum. Gezdikçe yeni yerler keşfediyorsunuz ve sanki maceraya atlıyormuş gibi hissiyat veriyor. Ve bu hissiyat gerçekten çok güzel.

Süreç mi sonuç mu bölümüne gelecek olursak yine seçimim süreçtir. Süreç bölümünde birçok şey öğreniyorsunuz bence. O süreç bittiğinde yani sonuç bölümüne geldiğiniz zaman süreçteki yaşadığınız olayları hatırlıyorsunuz. Belki pes ettiniz, belki hayal kırıklığına uğradığınız ama sonuçta güzel bir şey ortaya çıktı. O süreç boyunca artı ve eskilerinizi gördünüz. En büyük kazanç da buradan geliyor. Süreç dediğimiz uzun bir süre ya da kısa bir süre fark etmez fakat kattıkları fark eder. Süreç boyunca neler kazandınız, kazandınız. Bir daha ki başka bir süreçte tecrübelerinizle ilerleteceksin. Önemli olan bu bence. Peki sizin düşünceleriniz neler? Yorumlar bölümünden bizlerle fikirlerinizi paylaşmayı unutmayın. Sizi seviyorum!!! :) Bu arada Sade ve Derin' in yazısındaki süreç ve sonuçla ilgili alıntıya bayıldım. Bakmanızı tavsiye ederim...

6 Aralık 2019 Cuma

Make Love Not War!

Aralık 06, 2019 7
Herkese yeniden merhaba. Farkındalık Kuşağı son hızla devam ediyor. Sizlerin de konu önerileriyle her hafta farklı içeriklerle sizlerle konuşuyoruz. Yorumlar bölümünden siz de konu önerisinde bulunabilirsiniz. 

Bu haftanın konusunu hepimizin hatta dünyanın şahit olduğu fakat yine sustuğu bir konu: SAVAŞ. Fakat günümüzde yavaş yavaş sıcak savaşlar yerine soğuk savaşlar yerini alıyor. İnsanoğlunun birbirine olan kin, güçlü olma isteği ve bunlar gibi saçma sapan konulardan doğan bir kelimedir savaş. Herodot' un da dediği gibi; ''Barışta evlatlar babalarını, savaşta babalar evlatlarını toprağa verirler.'' Peki ne için? Daha da zengin olmak mı, sömürmek mi yoksa adaleti sağlamak için mi? 

Özellikle son zamanlarda dünyanın çivisi çıkmış durumda. Her ülke kendi paçasını toplamak niyetinde. Ne insan hakları umurlarında ne de dünyanın sorunları umurlarında. Sözde yasalar, sözleşmeler imzalanıyor fakat bunların hiçbirisi uygulanmıyor. Sadece süs olması için yazılıyor bence. Kimse barıştan yana değil ki. Barış ne ki?! Sadece boş bir kelime bazıları için. Zaten dünyada barış olsaydı bunun ülkeler toplanıp kararlar almazdı. 

Özellikle Mustafa Kemal Atatürk' ün ''Yurtta sulh; cihanda sulh.'' sözü bizler için bir anlamı olmalı. Savaşmak, ne kadar düşmanın bile olsa bir cana kıymak çok aptalca. İnsanoğlu bu yüzden ilerleyemiyor. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı' ndan sonra ne oldu? İnsanlar öldü, dünyayı kara bulutlar bastı. Hem kendimize hem de dünyaya zarar verdik sadece. Ne yaparsak yapalım eninde sonunda yapılanlar bize fazlasıyla geri dönecek. Peki siz neler düşünüyorsunuz? Haftaya yeni bir konuyla görüşmek üzere...

Savaşta askerler ölür, Krallar konuşulur. Troy 

Barışı ve sevgiyi kendi içinde bulamıyorsan başka hiçbir yerde bulamazsın. Marvin Gaye 

Propagandayla zehirlenmedikleri sürece, kitleler asla savaş düşkünü değildir. Albert Einstein

Savaş; korku ve sefaletten başka bir şey veremez. Yakar, yıkar, öldürür, yok eder. Nazım Hikmet 

4 Aralık 2019 Çarşamba

Ağaç Ev Sohbetleri #14

Aralık 04, 2019 4
Herkese yeniden merhaba. 14. hafta!!! Çok hızlı geçiyor günler... İlk Ağaç Ev Sohbetleri' ni hatırlıyorum dün gibi. Bu sohbetin devam etmesine yardım eden bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Özellikle Sade ve Derin' e... :)

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Bu haftanın konusunu Kaystros Tyrha' dan geldi: Başarılı olmaktan ne anlıyorsunuz? Başarılı olmak için sizce her şey yapılmalı mı? Başarıya giden yolda sizin etik bulmadığınız ve asla kabul edemeyeceğiniz davranışlar nelerdir ve bu yapınızla başarılı olabileceğinizi düşünüyor musunuz?

Bence başarı biraz da öznel bir durum. Kimi bir zaman yaptığınız şey size göre bir başarıysa başkasına göre olmayabilir. Yani bu durumlar biraz karışık. :) Başarıya ulaşmak için iki şey önemlidir; birincisi azim, ikincisi de kararlılık. Başarılı olmak kesinlikle kolay bir şey değil bence. Sonuçta çalışarak, sabırlı olarak başarılı unvanını kazanıyorsun. Zekilikle hiçbir ilgisi yok. Çünkü zeki kişilerin en önemli özelliği disiplinli ve azimli olmasına dayalı. 

Başarıya giden yolda benim etik bulmadığım davranışlar kesinlikle var. Dışarıdan görüyorsunuz, azimli, hedefi olan birisi fakat başkasının onu geçmesine tahammül edemiyor. Bence bu çok yanlış bir davranış. Ama onun yerine birlikte çalışsalar, bilmediklerini ya da bildiklerini birbirlerine anlatsalar çok daha fazla şey kazanacağından habersiz. Böyle yapan birçok kişiyi de tanıyorum. Tabi ki herkes aynı olacak diyemiyorum. Herkesin özellikleri farklı ama ben gördükçe uyarmaya dikkat ediyorum. Başarı bana göre yardımlaşmak, saygılı olmak ve öğretmektir. Sadece başarı çalışmak, azim ve kararlılık olarak kısıtlarsak bence yanlış olur. Başarıya giden yolda hep birlikte hareket etmeliyiz. Çünkü bir kişinin başarısı o grubun ya da o topluluğun başarısı demektir. Öyle değil mi? Sizlerin görüşlerini de çok merak ediyorum. Yorumlar bölümünden güzel yorumlarınızı bizlerle paylaşmayı unutmayın! Gelecek Ağaç Ev Sohbetleri' nde görüşmek üzere...

3 Aralık 2019 Salı

Köpek Kalbi | Mihail Bulgakov

Aralık 03, 2019 6
Herkese yeniden merhaba. Okumaya son hızla devam ediyoruz. Peki siz neler okuyorsunuz, yorumlar bölümünden bizlerle paylaşabilirsiniz. Keşke daha önceden okusaydım dediğim bir kitapla sizi baş başa bırakıyorum. Konusu, özellikle kapağı beni benden aldı. O kadar derin bir mizah var ki şaşıyorsunuz. Kesinlikle bu eşsiz eseri okumanızı tavsiye ederim.

Tanınmış bir bilim adamı olan Filip Filipoviç. Moskova sokaklarından aldığı sahipsiz bir köpeği evine getirir ve ona Boncuk ismini verir. Yapılan bir ameliyatla. bir bar kavgasında ölen yirmi beş yaşındaki bir adamın hipofiz bezini ve testislerini köpeğe nakleder. Operasyon beklenmedik sonuçlar doğurur. Zamanla köpek bir insana dönüşür ve Boncukov ortaya çıkar. Gençleşme deneyi adına yapılan bu ameliyatın sonucunda. köpek içgüdülerinden ve barda ölen suçlunun sahtekar ve hırsız kişiliğinden kurtulamamış yeni bir kişilik ortaya çıkar. Rus Komünist devriminin taze ve hala kendini kabul ettirmeye çalıştığı bir dönemde yazılan bu kitap. kinayeli bir dille devrimin yeni bir insan yaratma amacının nasıl yoldan çıktığını okuyucularına aktarıyor. Kafka' nın Dönüşüm ve Mary Shelly' nin Frankenstein kitabına benzetilen bu eser yazarın ölümünden sonra ancak 1987 yılında Rusya' da yayınlanmasına izin verilmiştir. Postmodern romanın unsurlarını, yazıldığı döneme rağmen içinde saklayan Mihail Bulgakov' un eşsiz eseri Köpek Kalbi; Gogol' un hemşehrisi ve en önemli mirasçısı, Usta ile Margarita' nın yazarı Bugakov' un komünist devrime ve dünyaya bakışını yansıtan küçücük bir roman.

Şunu anlayın ki, asıl korkunç olan artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması.

İnsanın canını en çok sıkan da şu ki, ölçüp biçmeden ve her şeyi bilirmiş gibi konuşuyorsunuz. 

Biliyor musunuz kliniğimde otuz kere gözlem yaptım. Ne sonuca vardım dersiniz? Gazete okumayan hastalar kendilerini harika hissediyordu. 

En önemli şey gözlerdir. Kimin yüreğinde büyük bir kuraklık var, kim kendi gölgesinden bile korkar hepsini ele verir.

Doktor, insanlığın gelişmesinde rol oynayan şey yine insanların kendileridir. Bizler doğayla iç içe yaşayarak değişime uğrarız.