31 Ocak 2020 Cuma

Küresel Isınma

Ocak 31, 2020 12
Şu 2020'nin zorlu günlerinden herkese merhaba. Farkındalık Kuşağı son hızla devam ediyor. Sizlerden gelen konu önerilerini sırasıyla paylaşmaya devam ediyorum. Ayrıca yine yorumlar bölümünden ya da iletişim bölümünden gelecek Farkındalık Kuşağı yazılarının konularını belirleyebilirsiniz. 

Bu haftanın konusu da; Küresel Isınma. Duymuşsunuzdur kesin. Daha da duymaya devam edeceğiz böyle gidersek. Dünya yıllardır biz İNSANOĞLUNA ev sahipliği yapıyor. Doğa ona ev sahipliği yapıyor. Peki bu düzen ne zaman bozulacak? Haberleri takip ediyorsanız, daha doğrusu dünya gündemini takip ediyorsanız artık bu düzenin git gide bozulduğunu da görmüşsünüzdür. Dünya git gide bambaşka bir yere doğru gidiyor. Artan sıcaklıklar, yangınlar, depremler, kıtlıklar ve daha fazlası... İnsanoğlu kendi kuyusunu kazmıyor mu sizce?

İnsanoğlu var olduğundan beri dünyaya hükmetme peşinde. Ne savaşlar yaşanmış bir karış toprak için. İnsan, insanla savaşmamış. İnsan doğayla da savaşmış. Hala da bu savaş devam ediyor. Bir belgeselde duymuştum: ''Doğa bize muhtaç değil, biz doğaya muhtacız.''  öyle değil mi? Onun atmosferine, toprağına, ısısına muhtaç değil miyiz? NASA yeni bir yaşanacak gezegen için ilk öncelikleri atmosferin var olması, suyun var olması değil mi? Onlar yoksa hayat da yok.

Fakat bu durumu değiştirmek bizim elimizde. En azından bu durumu daha da kötüleştirmekten vazgeçebiliriz. Yaptığımızı geri alamayız fakat ileriye de götürmemeye çalışabiliriz. Maalesef dünya ülkelerin üst konumlarındaki insanlar bu durumu ne kadar ciddiye almasalar bile bir gün onların da başına gelecek. Su kıtlığının yaşandığı, öldürücü hastalıkların her yerde olduğu bir dünyada yaşamak ister misiniz? Belki siz bu olayları görmeyeceksiniz fakat gelecekteki nesiller? Onlar maalesef bu zamanlardaki yaşananların cezasını ödeyecekler. Bir daha hatırlatmak gerekirse belki birkaç yıl sonra bile bu olay gerçekleşebilir.

İklim aktivisti Greta Thunberg'i belki tanıyorsunuzdur. ''How dare you!?'' sözünü de duymuşsunuzdur. İşte o ve onun gibi iklim aktivistleri maalesef birkaç dünya lideri tanımamakla, alay etmekle uğraşıyorlar. Aslında yapacakları çok da zor bir şey değil. Sen önlemini alırsan, biz önlemini alırsak herkes olur. Aynı kelebek etkisi gibi. Ama dünya liderleri sadece sözle bir şeyler yapabileceklerini sanıyorlar bence. İş sözde değil icraatta da olmalı. Örneğin; fabrikalara filtre takılmalı. Greta şunu da paylaşmıştı. Dünya'ya en çok zehirli gaz salınımı yapan ülkeleri sıralamıştı. Birinci olarak Çin sonra da herkesin bildiği gibi Amerika geliyordu. Üçüncü ve diğerleri de peşlerinden geliyordu. Ne kadar büyük bir toprağın varsa maalesef daha da büyümek amaçlanıyor. İnsanlığın kurtuluşu veya geleceği olarak düşünülüyor fakat sonumuzu da hazırlamıyor muyuz? 



29 Ocak 2020 Çarşamba

Black Mamba

Ocak 29, 2020 8
Maalesef 2020'nin daha ilk ayında böyle kötü haberler alarak devam etmek... Bir taraftan virüs, deprem derken bu dünyadan bir Kobe Bryant geçti. Hala inanamıyorum desem yeridir. Seni çok özleyeceğiz Black Mamba!

En son 2016 yılındaki NBA Allstar maçında izlemiştim. Yine herkesi yerle bir ediyordu. Evet son maçıydı fakat asla basketbolu bırakmayacaktı, bırakmadı da. Basketbolu bütün dünyaya sevdirdi. Sabahın üçünde, okul da olsa usanmadan o tatlı uykumdan kalkıp maçlarını izlerdim. Hala yapıyorum. En son NBA maçında kızıyla birlikte görüntülenmişti. Gigi'yle beraber. O da geleceğin parlak basketbolcular kategorisindeydi. O da babası gibi bir Black Mamba'ydı. 

Hep sorarım, iyi insanlar bu dünyadan neden erken ayrılıyor diye. Evet neden? Sözleriyle, davranışlarıyla, oyun tarzıyla dünyayı salladı. 17 yaşında NBA'de yıldız takımlarda oynadı. 19 yaşında da Allstar'da oynayarak gelmiş geçmiş en genç oyuncu seçildi. Ona Buz Adam'da denilirdi. Maçın son dakikalarında oyuncular topu hep Kobe Bryant'a verirdi. Çünkü onun eli titremez ve o top basketbol potasına kesinlikle girerdi. 

Çok zamansız oldu gidişi. 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi dediğim bir haberdi bu. Keşke o kaza olmasıydı, keşke... 8 ve 24 numara. Onunla birlikte emekli oldu fakat o efsane unutulmadı. Ve unutulmayacak. Rahat uyu kaptan! Evet bu dünyadan bir Kobe Bryant geçti. Bir efsane, bir baba ve koca yürekli bir adam... Keşke zaman geriye alınabilse, keşke bu olay hiç yaşanmasıydı. Seni asla unutmayacağız Black Mamba! Her zaman kalbimizde yaşayacaksınız...

Hayatınızdaki her şeyin olumsuz olmasında bir fırsat vardır. Tüm baskılara, mücadelelere rağmen yükselmeniz göz alıcı olur.

En önemli şey denemek ve insanlara harika şeyler başarabilmeleri için ilham vermek. 

Başarısızlığın nasıl hissettirdiğini öğrendikten sonra, kararlılığınız başarıyı beraberinde getirir. 

Kazanmak için her zaman çok istekliyimdir ve benimle mücadele edenlere karşılık veririm. Sayı krallığı vs. gibi ünvanlar için mücadel etmem. Çünkü, istersem kazanabileceğimi biliyorum. 

Ailem, her zaman benim zayıf karnım olmuştur, hep öyle. 0 sayı atsam da, 40 sayı atsam da her zaman benimle olacaklarını bilirim. 

Bu hayatta bir şeyde başarılı olmak istiyorsan, yapmak gereken tek bir şey var; diğer her şeyden fedakarlık yapman. Aile vaktin, arkadaşlarınla geçireceğin zamanlar, iyi bir evlat olmak gibi şeylerden fedakarlık yapman gerekir.

28 Ocak 2020 Salı

Ağaç Ev Sohbetleri #22

Ocak 28, 2020 12
2020'nin zorlu günlerinden herkese merhaba. 22. haftaya da girdik. Ne kadar da hızlı geçti değil mi? Bu haftanın konusunu da Barış Doğan'dan geldi.

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Bu haftanın konusunu da Barış Doğan eşlik etti: Blogger ve Youtube hakkında ne düşünüyorsun? İkisi de ayrı sosyal platformlar olmalarına rağmen Youtube'da daha fazla bir büyüme söz konusu.

Güzel bir soru. Blogger ve Youtube gerçekten bu yüzyılın tamamlayıcıları gibi. Diğer sosyal medyaları da öyle fakat bana daha çok ikisi gibi geliyor. Birinci olarak seçersek de bence Youtube yerini alır. Şu son yıllardaki artışı ve artık herkesin tanıdığı bir platform haline geldi. Blogger'ın da büyümediğini söyleyemeyiz. Çünkü o da son yıllarda kullanıcı sayısını epey bir arttırdı. Bana göre Youtube'un daha fazla büyümesinin nedeni şu; daha kolay ve daha fazla özgün içerik üretebiliyorsun. Demek istediğim şu, Youtube'da video çekmen ya da hazırlaman gerekliyken ve eğer bir kopya içerik varsa da hemen engelliyorlar ya da videonun yüklenmesine izin vermiyorlar. Fakat söz konusu Blogger'a gelince de böyle bir şey yok. Biraz değiştiriyor, kırpıyor derken yazacak özgün bir konu da bulunmayınca bırakıyor. Özellikle ülkemizde genişlememesinin nedeni de bu. İnsanımız yorulmayı sevmiyor, yazmayı sevmiyor. Bu da arasındaki farkı açıklıyor bana göre. Peki sizin düşünceleriniz neler? Yorum bölümünden görüşlerinizi bizlerle paylaşmayı unutmayın. Seviliyorsunuz!

26 Ocak 2020 Pazar

Kapan | Harlan Coben

Ocak 26, 2020 8
Herkese yeniden merhaba. Okumaktan zevk aldığım, her kitabını merakla sipariş verdiğim bir yazardan, Harlan Coben'den yeni bir klasiği sizlerle paylaşıyorum. Kapan, sizi asla bırakmayacak. Hazır kış aylarındayız, biraz polisiye gerilim kitabı güzel gider bence. Çünkü bu aylarda en iyi bu tür kitapların yer verilmesini tavsiye ederim. Peki sizler neler okuyorsunuz? Yorumlar bölümünden görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz. Farkındalık Kuşağı için de konu önerilerinizi bekliyorum. En kısa zamanda diğer Farkındalık Kuşağı yayınımı paylaşacağım. İlginiz için şimdiden çok teşekkür ederim.

O kırmızı kapıyı açmanın hayatımı değiştireceğini biliyordum. On yedi yaşında, ailesinin gurur kaynağı olan genç bir kız ortadan kaybolmuştur ve üzerinden aylar geçmesine rağmen bulunamamıştır. Kızın başına gelenlerin sırrı ilk günkü tazeliğini korumaktadır. Yaptığı televizyon programlarıyla tacizcileri deşifre edip canlı yayında alenen teşhir eden bir muhabir, bu talihsiz kayıp olayının üzerine gitmek ister ve kızın başına gelenlerden, sorunlu gençlere arkadaşlık eden bir toplum görevlisinin sorumlu olduğunu düşünür. Ancak bu adamın hikayesi kısa bir süre içerisinde hayal edilemeyecek kadar karmaşık bir hâl alır ve olaylar içinden çıkılamayacak boyutlara ulaşır.

Suçlamalar toplum zihninin kanaatleridir. İnsan, masumiyeti ispatlanana kadar suçludur.

Bu dünyada yaşıyoruz, diğer insanlarla zıt düşünüyoruz. İşleyiş böyle. Çarpışıyoruz ve bazen birileri hasar görüyor. 

Dünya, uç nokta olarak düşündüğümüz şeyleri birbirinden ayıran ince bir çizgi grubundan başka bir şey değildi. 

Ben bu adamların adaletin önüne çıkartıldıklarını görmeyi, ailelerin yaşadıkları trajediyi arkalarında bırakmalarını tercih ederim. İntihar kolay bir kurtuluştur. 

Eğer bu adam kendisini eğitip daha iyi bir hale getirmek için çalışmazsa, günün birinde tam bir hayatı kaymış pislik seviyesine düşebilir. 

Suçluyu suçsuzdan ayırmak, doğru ile yanlışı ayırt etmek sandığınız kadar kolay olmayacak; kitabı bitirip kapağını kapatmadan hiçbir şeyden emin olmayın. Publishers Weekly 

24 Ocak 2020 Cuma

Ağaç Ev Sohbetleri #21

Ocak 24, 2020 11
Herkese yeniden merhaba. Evet, yine geciktim. Ama hafta içerisinde paylaşmaya çalıştım. Şu sıralar yoğun bir dönemden geçiyorum. Ama gelecek yayınları kaçırmamanızı öneririm. Kelime-bul.com'dan da yazılarım son hızla devam ediyor. Okumayı ve paylaşmayı lütfen unutmayın. Seviliyorsunuz!

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Gelecek hafta için konu önerim: Yaşadığımız özellikle de son yıllardaki Dünya'nın halini nasıl buluyorsunuz? Avustralya'daki yangınlar, dünyanın dört tarafındaki depremler, Çin'deki virüs ve daha fazlası... Sizce BİZ nereye gidiyoruz? 

Bu haftanın konusuna da Sevgili Deeptone'dan: Yeni mi, eski mi? Yeniyi mi seversiniz, eskiyi mi? Eski düşünceler, müzikler, filmler, kitaplar, eşyalar, duygular mı yoksa yeniler mi? Dün mü bugün mü? Geçmişi mi özlersiniz, bugünü mü yaşarsınız? Nostaljik misiniz, güncel mi? Yeniliklerden yana mısınız, eskiyi mi korursunuz?

İkilemde kaldığım bir konu. Ben eskiden yanayım. Çünkü şuan ki dünya bence gerçek değil. Her şey sahte. Gülen yüzler, sözler, şarkılar, düşünceler, özellikle de kitaplar ve duygular. Say sayabilirsen. Tabi ki de içinden sıyrılanlar var ama çoğunlukla sahtelik var. Sosyal medyaya da bu yansıyor bence. İnsanlar anılarını paylaşıyor. Ama hep güler yüzlü. Bakan kişi sanıyor ki bu kişi hep mutlu. Ama öyle değil. Özellikle değişen bu küresel dünyada. Ekonomi, gelecek derken mutlu olabilmek mümkün mü? Tabi ki HAYIR!

Geçmiş ya da gelecek. Geleceği çok merak etmiyorum açıkçası. Ama geçmişi çok merak ediyorum. Tarih dersinde de hep böyle dünyayı sarsan büyük olaylara karşı ilgim büyüktür. Eğer bir şansım olsaydı yani geçmişi sanal ortamda gezebilseydim kesinlikle o dönemlere gitmeyi isterdim. Mısır Piramitlerinin yapılışına ya da daha da arttırıyorum Göbeklitepe'nin yapıldığı zamana... O insanların nasıl göründüklerine, nasıl yaşadıklarına şahit olmak isterdim. Çünkü tarih bir gizemdir. Savaşlar, beylikler, imparatorluklar yıkılmış ama yine de ayakta duran bir insanoğlu. 

Eskileri korumak da yeniyi de ilerletmek gerekir. Özellikle yaşadığımız bu dünyada bunu uygulamak önemli. Eskiyi unutmamak lazım. Çünkü geldiğimiz yeri unutursak geleceğe emin adımlar atmak zorlaşır. Ne kadar insanoğlu geleceğe meraklıysa gelecekte olacaklardan meraklı. Geçmiş geçmişte kalmakta fakat gelecek her geçen, her geçen saat, her geçen dakika hatta her geçen saniyede değişebilir. Bu değişimi de bizler yani İNSANOĞLU gerçekleştiriyor. Belki şu an insanoğlunun kaderleri birkaç ele bile kalmış olabilir. Kim bilebilir ki? Yani bu konu ucu açık. Ne kadar yazarsak yazalım geçmişi getiremeyiz. Ama geleceğimizi hazırlayabiliriz. Haftaya görüşmek üzere...

21 Ocak 2020 Salı

Arkadaşlık Mimi

Ocak 21, 2020 10
Herkese yeniden merhaba. Mim Günlükleri'ne son hızla devam ediyoruz. Şimdiki gibi güzel ve anlamlı mimler buldukça yanıtlamaya çalışıyorum. Bu mimin de sahibi Kavanozdaki Beyin! Onun da yanıtlarını merak ediyorsanız buradan ulaşabilirsiniz. Bu mimi okuyan herkes yanıtlasın bence.

1) Çevresi geniş biri misindir?
Çevresi geniş birisiyim. Ama o kadar da değil. Daha çok yalnız kalmayı sevenlerdenim. Ama çevrenin de olması hoş bence.

2) Kolay arkadaş edinebilir misin, yakın arkadaş eşiğinden geçmesi için kafanda belli bir olgu var mıdır?
Kolay arkadaşlık kurabilen birisiyim. Kimseyle onunla arkadaş olmam dediğim kişileri yok. Zaten eğer arkadaş olmak istediğiniz birisini çok iyi tanımalısınız. Ben de bu maddeleri gözden geçirerek arkadaşlık ilişkilerini kurarım. Özellikle şu son yıllarda çok dikkatli olunmalı. Çünkü arkadaşını göster, senin kim olduğunu göstereyim diye bir deyimimiz de var. 

3) Arkadaşların seni nasıl tanımlar, taktıkları bir lakap oldu mu?
Arkadaşlarım beni; disiplinli, hırslı, özellikle ruh, enerji getiren, kitap delisi, inek olarak da tanımlıyorlar. Taktıkları lakap da değişebiliyor. Lover, Senorita ya da ismimin tersi olan Meri de diyebiliyorlar. İyi ki varsınız! :)

4) En yakın arkadaşınla ne sıklıkla görüşürsünüz ve buluştuğunuzda neler yapmaktan hoşlanırsınız?
Maalesef ben buluşmaları çok sevmiyorum. Ama buluştuğumuz zamanda birlikte gündemle, kitaplarla ve özellikle antrenman zamanıysa da voleybol hakkında konuşmayı seviyoruz. 

5) Senden farklı siyasi görüşe sahip yakın arkadaşın var mı?
Tabi ki de var. Ama ben arkadaşlık ilişkilerimi seçerken siyasi görüşleri dikkate almıyorum. Çünkü benim için en önemlisi insan olmasıdır. 

6) Daha önce arkadaş olduğun biriyle sevgili oldun mu?
Hiç sevgili işlerine karışmam. Çünkü ilgi odağımın ışık ötesinde. :)

7) Şimdiye dek bir arkadaşın için yaptığın en büyük fedakarlık neydi?
Yapılan daha doğrusu birbirimize karşı yaptığımız fedakarlıkları saymıyoruz. Birimiz birimize ihtiyaç duyduğumuzda her zaman yanında oluyoruz ve bu bize yeterli diye düşünüyorum.

8) Eski okul arkadaşlarınla görüşüyor musun?
Tabi ki de. İlkokul sıralarından beridir tanıdığım ve 10. yılımızı kutladığımız canım arkadaşım Duygu'yu -herkes tanınır, şu voleybolcu kız- Loverm yani Gülsu, Senoritam yani Şevval, çılgın kızım Işıl'la beraber çok güzel zamanlar geçiyorum. İyi ki varsınız ve iyi ki benim arkadaşlarımsınız!

20 Ocak 2020 Pazartesi

Huysuz Kitapçı Fikry'nin İnanılmaz Hikayesi | Gabrielle Zevin

Ocak 20, 2020 10
Herkese yeniden merhaba. Yoğun bir haftanın geçmesinin zevkini yaşıyorken bu da olur mu? dediğim fakat beni daha da içine çeken bir gribe yakalandım. Bu kadar da olmaz dedirten ve işlerimi aksatan bu gribe karşı soğuk savaş başlattım. Umarım sizler iyisinizdir. Kendinize bu günlerde çok iyi bakın, benden söylemesi. Tatil diye sevinirken şu birkaç gündür kitap okuyamamanın acısını yaşıyorum. :(

Okuduğum en iyi kitaplardan birisi. Konusu kitapçılarda geçen veya kitabevine sahip olan birisi anlatılınca o kitap kesinlikle muhteşem oluyor. Bilmiyorum ama bana hep böyle kitaplar rast geldi. Yorumlar bölümünden eğer siz de bu muhteşem kitabı okuduysanız veya benzerini okuduysanız görüşlerinizi bizlerle paylaşmayı unutmayın. Seviliyorsunuz!

Gabrielle Zevin'in yazmış olduğu Huysuz Kitapçı Fikry'nin İnanılmaz Hikayesi'nin konusu şöyle; karısı Nic'i trafik kazasında kaybetmiş, küçük bir adada sakin bir kitabevi işleten, tekdüze bir hayata sıkışmış bir adamdı A.J. Fikry. Hayatına anlam katan tek şey kitaplarıydı. Ta ki bir gün, sahip olduğu kitabevine küçük bir kız çocuğu bırakılana kadar... Maya, gözlerinden zeka fışkıran sevimli bir kız çocuğu. A.J.'nin hayatına girdiği günden itibaren onu neredeyse bambaşka bir adama dönüştüren bir sihirbaz. A.J., Maya ile birlikte yeniden sevmeye başlıyor; sevilmeyi, gülmeyi, bir başkası için üzülmeyi, ilişkiler için çaba sarf etmeyi yeniden öğreniyor.

Kitaplar bazen karşımıza çıkmak için doğru zamanı bekler.

Hayatında başına gelen her kötü şey, büyük çoğunlukla kötü zamanlamanın sonucudur; her iyi şey de doğru zamanlamanın sonucu. 

Yirmi yaşında etkilendiğimiz şeyler, kırk yaşında etkilendiğimiz şeylerle aynı olmak zorunda değil; bunun tersi de doğru. Bu hem kitaplar için doğru hem de hayat için. 

Ve kitapları seven insanlarla kitaplar hakkında sohbet etmeyi seviyorum. Kağıtları seviyorum. Verdikleri hissi seviyorum, arka cebimde kitap taşıma duygusunu seviyorum. Yepyeni bir kitabın kokusunu da seviyorum.  

19 Ocak 2020 Pazar

Yeniay | Stephenie Meyer

Ocak 19, 2020 16
Herkese yeniden merhaba. Bin kere okuduğum ve halen okumaktan vazgeçmediğim serilerden birisi; Alacakaranlık. Her ne kadar bazılarına göre ergen bir kitap olarak adlandırılsa da benim için vazgeçilmezler arasında yerini koruyor. Yeniay da Alacakaranlık Serisi'nin ikinci kitabıdır. Eğer bu eşsiz kitabı okuduysanız yorumlar bölümünden bizlere görüşlerinizi belirtmeyi unutmayın!

Çok garipti, ikimizin de ölümcül bir tehlike içerisinde olduğumuzun farkındaydım. Yine de kendimi iyi hissediyordum. Kalbim yerinden fırlayacak kadar hızlı atıyor, kanım damarlarımda sıcacık akıyordu. Ciğerlerim Edward’ın teninden gelen tatlı mayhoş bir kokuyla dolmuştu. Sanki göğsümde hiç delik olmamıştı. Harika hissediyordum, iyileşmemiştim ama sanki hiç yaralanmamış gibiydim. Romantik ve gizemli… İmkansız aşkların heyecan dolu hikayesi Alacakaranlık ile başlayan aşk ve heyecan dolu macera, Yeniay’da hız kesmeden devam ediyor. Bella Swan için hayatından daha önemli tek şey vardı: Edward Cullen. Ancak bir vampire aşık olmak Bella’nın hayal bile edemeyeceği kadar tehlikeliydi. Edward onu şeytani bir vampirin elinden bir kere kurtarmıştı ve artık ilişkileri onlara yakın olan ve sevdikleri herkesi tehdit ediyordu. Kabuslar, sırlar, imkansızlıklar, seçimler ve kararlar... Bella ve Edward’ı yine zorlu bir mücadele bekliyordu.

Tek bildiğim, sevginin bazı insanların gücünü bitirebildiğiydi. Tamir edilemeyecek kadar çok kırılmıştım.

Hatırlamanın yasak, unutmanın korkunç olduğu zor bir çizgide yürüyordum. 

Yaşayabilmek için tek bir şeye ihtiyacım vardı; onun var olduğunu bilmek. Hepsi bu kadar. O var olduğu sürece diğer her şeye katlanabilirdim. 

Arabasına bindi ve ben orada hiç kıpırdamadan dikilirken uzaklaştı.Yağmur yağdığını sonradan fark ettim. Bekledim, neyi beklediğimi bilmeden bekledim. 

Senden önce hayatım tıpkı aysız bir gece gibiydi. Çok karanlık;ama yıldızlar vardı, sebepler.. Ve sen, gök yüzüme bir meteor gibi girdin. Parlaklık vardı, güzellik. Sen gittiğinde ve meteor ufka düştüğünde, her şey simsiyah oldu. Hiçbir şey değişmedi ama gözlerim ışık yüzünden kör olmuştu. Yıldızları da göremiyordum. Ve artık hiçbir şeyin anlamı yoktu. 

Ağaç Ev Sohbetleri #20

Ocak 19, 2020 16
Uzun bir aradan sonra herkese merhaba. Yaklaşık iki buçuk haftadır aktif olamadım. Sınav haftası derken günler su gibi akıp geçti. Tekrardan blog sayfasına döndüğümde de çok sevindim. Çünkü etkinliğin devam etmesi ve özellikle Sade ve Derin'in yönetmesi beni çok memnun etti. İyi ki varsın!

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Bu haftanın konusunu da Mavi Lale belirlemişti: Ölüm kavramı sizin için ne anlam ifade ediyor, hissiyatı sizce nedir?

Ölmek kimine göre var olmak, kimine göre de bitiş. Ölüm kavramı her insan açısından farklı yorumlanmakta. Bazıların göre ölüm soğuğu ifade ederken bazılarına da yeniden doğmayı çağrıştırıyor. Tabi ki de bu çağrışımların çoğu dinsel açıdan bakılanlar. Örneğin reenkarnasyona inananların ölümle ilgili bağlantıları çok farklı. Ölen bir insanın yeniden doğup geçmişini hatırlamadığına ve bu bir döngünün içinde olduğuna inanılır. Kimilerine göre bu çok saçma kimilerine göre de çok mantıklı bir inanma sistemi. Bu inanış kişiden kişiye değişebilir. Sonuçta kimse ölüp de geri gelmedi değil mi?

Ne kadar hayatın gerçeği olsa bile insanın tüylerini diken diken edecek bir konu. Tarihten de görebileceğimiz gibi kimi insanlar ölmemek için neler yapmamışlar ki? Fakat her varlığın bir sonu vardır. Aynı Güneş'in de bir gün söneceği gibi... :)

4 Ocak 2020 Cumartesi

Yıl Sonu Kitap Mimi

Ocak 04, 2020 24
Herkese yeniden merhaba. Mimlerimize devam ediyoruz. Sizlerden gelen mimler sırasıyla paylaşmaya çalışıyorum. Aralarından beyin fırtınası yapacağımız çok güzel konular var. Gelecek mimleri kaçırmamanızı tavsiye ederim. Bu güzel mimi de Blogger Ajandası'ndan! Yorumlar bölümünden görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz. Seviliyorsunuz...

1) 2019'da seni en çok şaşırtan kitap?
Beni en çok şaşırtan kitap kesinlikle Mihail Bulgakov'in yazdığı Köpek Kalbi'dir. Çünkü konusu beni çok etkilemişti. Daha doğrusu bu kitabın konusuyla benzer bir kitap okumamıştım. Kesinlikle tavsiye ederim.

2) 2019'da sevmediğin üç kitap nedir?
İlki kesinlikle Sunay Akın' ın yazdığı Ay Hırsızı. Bu kitapla ilgili yazıyı daha yazmadım. Çünkü beğenmediğim kitapları bir daha okumayı tercih ediyorum. Belki beğenebilirim. İkincisi; Ann Leary'nin yazdığı Yalnız Bir Evin Kahkahası.  Üçüncüsü; Elizabeth Kelly'nin yazdığı Benim Çılgın Ailem

3) 2019'da seni en çok hayal kırıklığına uğratan kitap var mı?
Dediğim gibi beğenmediğim kitaplara bir kez daha şans veririm. Maalesef Sunay Akın'ın yazdığı Ay Hırsızı beni en çok hayal kırıklığına uğratan kitaptı. Konusu muhteşemdi ama bilmiyorum. İkinci bir şans vermeyi düşünüyorum.

4) 2019'da yeni tanıştığın yazar?
Kesinlikle blogumu takip ediyorsanız biliyorsunuzdur, ben polisiye gerilim kitaplarını çok beğeniyorum. 2019'da yeni tanıştığım ve keşke önceden bilseydim dediğim yazar; Jean Christopher Grange. Kitapları muhteşem! Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.

5) 2019'da seni en çok düşündüren kitap?
Beni en çok düşündüren ve kendine hayran bırakan kitap Ray Bradbury'nin yazdığı Fahrenheit 451. Bilim kurgu olması ve akıcı bir şekilde karşısındakine mesajı bolca verdiğini düşünüyorum. Sadece bir bilim kurgu olmadığını, ondan daha fazlası olduğunu söyleyen bir kitaptı benim için. Kesinlikle okumalı ve okutulmalı!

6) 2019'da "konu güzel ama daha sağlam bir kurgu ile bu kitap şahane olurdu" dediğin bir kitap?
Kesinlikle var. Sunay Akın'ın yazdığı Ay Hırsızı. Konu çok güzel fakat ben okurken bunu işlemediğini düşünüyorum.

7) 2019'da hayatında ufakta olsa bir şeyleri değiştirmene neden olan bir kitap?
Okuduğum birçok kitap benim için farklı bakış açıları kazandırıyor. Yani bu soru da genelleme yaparak yanıtlayacağım. :)

8) 2019'da okurken seni hayatından bezdiren bir kitap?
2019'da okurken hayatımdan bezdiren bir kitaba rastlamadım. Umarım 2020'de de rastlamam. En korktuğum senaryolardan birisidir.

9) 2019'da en sevdiğin kitap karakteri?
2019'da en sevdiğim kitap karakteri Ray Bradbury'nin yazdığı Fahrenheit 451'in başkarakteri Guy Montag'dı. Düşüncelerinin nasıl değiştiğini ve sorgulayıcı bir karakterden dolayı ona hayran kaldım diyebilirim.

10) 2019'da seni en çok rahatsız eden karakter?
Bu yıl için böyle bir karakter yoktu. Fakat Paula Hawkins'in yazdığı Karanlık Sular'daki spoiler vermek istemem ama katil olan karakterden fazlaca rahatsız olmuştum. Özellikle cinayet romanlardaki katillerin de düşünceleri geçmesi bence çok etkileyici kılıyor.

11) 2019'da sürekli okuma listesine giren ama hala okuyamadığın bir kitap ve ya da bir yazar var mı?
Kesinlikle çok var. Dan Brown'dan tut Stephen King'den giden bir yolum var. Bu yıl kesinlikle okumak için can atıyorum. 

12) 2019'da kalbini ısıtan kitap?
Kalbimi ısıtan kitap; A. J. Steiger'den Kalbim Binlere Katıldığında diyebilirim. Çok tatlı bir hikayesi vardı benim için. Tabi bunu 2019 için kısıtlıyoruz. Yoksa daha neler var...

13) Ve son olarak yılın favorileri?

3 Ocak 2020 Cuma

2019'un Enleri | Okuduklarım

Ocak 03, 2020 18
Herkese yeniden merhaba. 2019'un enleriyle karşınızdayım. Okuduk, eğlendik ve bir yılın da sonuna geldik. Peki bu yılın enleri neler? Dikkat dikkat bu enler genel bir değerlendirme değil kişisel görüşlerle hazırlanmıştır. Bu duyuruyu yapmazsam olmazdı. :) Sıralamayla değil de aklıma geldikçe yazdım. Peki sizin için 2019' un enleri neler? Yorumlar bölümünden görüşlerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. Bu yıl okumak istediğim bazı kitapları okuyamadım. Bu seneye aitmiş...

Operadaki Hayalet, tüylerinizi diken diken yapacak bir aşk hikayesi...
Benden korkuyorsun! Üstelik ben gerçekten kötü kalpli biri bile değilim. Beni seversen, anlayacaksın! Tek istediğim olduğum gibi sevilmekti!
Hayvan Çiftliği, 1940' lardaki 'reel sosyalizm'in eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında 'yergi' türünün başyapıtlarından biridir.

İnsan üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de tüm hayvanların efendisidir.

Adalet Savaşçısı, birbirlerini tutkuyla seven ancak ölümcül sırları bulunan iki insan... Kendi aklındaki adaleti savunan bir adam ve kimliği bilinmeyen suikastçının peşindeki bir kadın...

İnsanlar inanmak istedikleri şeylere inanırlar. Bu yüzden sen de onlara duymak istedikleri şeyleri söylersen onların efendisi olursun.

 Güzel Bir Gün, Kısacası karmakarışık hayatları konu alan bir kitap. Fakat güzel bir kitap.

Bu dünyada bir yerde onu özleyen birileri olduğu için kendini mutlu hissetmeyi seçecekti.

Kalbim Binlere Katıldığında, Asperger sendromlu bir kız ve kalbinin etrafındaki kabukları kırmak için uğraşan, kronik hastalığı olan bir çocuk... İkisinin de hayatlarında eksik veya yarım kalan bir sevgi vardır.

Söylediklerine odaklanmaya çalışıyordum fakat hayallere dalmıştım, kendimi sesine kaptırmıştım.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Etkileyici bir yönü ve sizi derinden sarsan bir eser. Kaçırılmamalı!

Sabret sevgilim, sana her şeyi, hepsini en baştan anlattığım için, anlatacağım için, senden rica ediyorum, beni dinleyeceğin bu çeyrek saat yüzünden yorulma, çünkü ben seni bütün bir hayat boyunca sevmekten yorulmadım.

Kızıl Nehirler, İki sıradışı insanın çevresinde gelişen olaylar: biri enerji dolu, tecrübeli bir polis, diğeri sokaklardan gelme Mağripli bir çaylak. Sizi sıkı sıkı saracak...

İnsan kendi karanlıklarda boğulurken, başkasına nasıl ışık dağıtır? Nasıl? Nasıl?

Fahrenheit 451, Fahrenheit 451, yeryüzünde tek bir kitap kalacak olsa, o kitap olmaya aday.

İyi yazarlar genellikle hayatın gerçeklerine dokunuyorlardı. Bu bakımdan kitaplardan neden bu kadar nefret edildiğini, korkulduğunu anlıyor musunuz? Hayatın gerçek yönlerini veriyorlar.

Köpek Kalbi, Gogol' un hemşehrisi ve en önemli mirasçısı, Usta ile Margarita' nın yazarı Bugakov' un komünist devrime ve dünyaya bakışını yansıtan küçücük bir roman.

Şunu anlayın ki, asıl korkunç olan artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması.

2 Ocak 2020 Perşembe

Ağaç Ev Sohbetleri #18

Ocak 02, 2020 10
Herkese yeniden merhaba. Yeni bir yıl ve yine ağaç sohbetleri. 18. haftanın da sonuna doğru yaklaştık. Biraz geç kaldım denilebilir. :) Yapmaktan keyif aldığım serilerden biri Ağaç Ev Sohbetleri. Sizler de yorumlar kısmından gelecek haftanın konusunu belirleyebilirsiniz.

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Bu haftanın konusunu ben belirledim. :) : 2019 senin için nasıl geçti, zor veya kolay bir yıl mıydı? 2020 yılı için beklentilerin neler?

2019 benim yılım değildi denilebilir. Ama 2020' nin çok güzel geçeceğini düşünüyorum. Ne kadar da hızlı geçiyor. 365 gün... Hızlı geçiyor yıllar. Bu yüzden kimseyi kırma, üzme. Keşkelerin olmasın ki hayattan keyif al. Değil mi? Her yıl kendine bir hedef belirle. Neler yaptığına hayran kalacaksın. İster yıllar zor veya kolay geçsin, bu yıl sana bağlı. Belki istediğin gibi geçmedi, belki de çoğu kişiyi kaybettin. Olsun, sen kendinden vazgeçme. Yıllar seni yorabilir, sen yorulduğunu gösterme. Çünkü maalesef yaşadığımız bu dünya, böyle bir yer. Ne duygular kaldı ne de gerçeklik. Sosyal medyada gördüğün mutlu suratlar gerçek hayatta da öyle mi? Bir düşün! Pes etmek, kime göre kısa yol, kimilerine göre de kurtuluş. Önemli olan sensin. Kendi kararların doğrultusunda adımlarını at. Keşke şunu yapsaydım diye cümleler duymamaya başlayacağına eminim. 

2020' de herkesten de sıkça duyduğumuz dileklerinden birisi de şu; ''Savaşların, cinayetlerin olmadığı bir dünya diliyoruz.'' Tamam söz uçar yazı kalır ama... Yapılan bir şey var mı bunlarla ilgili. Daha sayamadıklarımız var bir de. Ama ümitler hiçbir zaman sönmez. Umarım dilediğiniz her şey bu yıl gerçekleşir. İyi ki varsınız!