31 Mayıs 2020 Pazar

Blogger Gazetesi | 8. Sayı

Mayıs 31, 2020 38
Herkese yeniden merhaba. 8. sayımız da çıktı! Birbirinden güzel bloglarla bu sayımızı da tamamladık. Eğer siz de Blogger Gazetesi'nde yer almak istiyorsanız yorum yapmanız yeterli. Destek veren bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Aşağıdaki linkten blog adreslerine ulaşabilirsiniz. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!





Gerçekten Zamanda Yolculuk Yapılabilir Mi? 

Galata Köprüsü

Yabancı Dizi Önerilerimiz'den En İyi Yabancı Diziler

Bir Kış Gününde Japon Parkı

8 Dakika İçin Güncelleme

29 Mayıs 2020 Cuma

Sırça Köşk | Sabahattin Ali

Mayıs 29, 2020 10
Herkese yeniden merhaba. Sabahattin Ali ile karşınızdayım. Ben bilenler bilir Sabahattin Ali'nin kitaplarını çok beğenerek okurum. Gerçekten ülkemiz adına kalemi kırılmaz yazarlardan birisi. Bu yazımda da bütün eserlerinin yani kısa öykülerinin toplandığı Sırça Köşk'ten bahsetmek istiyorum. Eğer bu kitabı okuduysanız ya da başka kitap önerileriniz varsa yorumlar bölümünden bizlerle paylaşabilirsiniz. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

Sırça Köşk, Sabahattin Ali'nin ölümünden bir yıl önce, 1947 yılında yayımlanır. Romanlarındaki başarısını hikayelerinde de ustalıkla sergileyen Sabahattin Ali'nin hikayeler ve masallar şeklinde kurguladığı bu kısa metinlerde yoğun bir toplumsal eleştiri öne çıkar. Kimi kurumlardaki kofluğu ve çürümüşlüğü, samimiyetsiz çıkar ilişkilerini ve çaresiz insanları buluruz Sırça Köşk'te. Aynı zamanda alegorik bir anlatıma bürülü metinler, dönemin kimi otoritelerini de rahatsız etmiştir.

Öyle ki Sırça Köşk yasaklanan kitaplar arasında da yer almıştır. Fakat yaşamındaki hazin sonun değerinden hiçbir şey götürmediğini, yıllar içinde edebi kıymetinin giderek arttığını gördüğümüz yazar, Sırça Köşk hikayesinde bir öğüt niteliğinde okurlarına şu sözleri miras bırakır: ''Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter.''


Olur, bazen olur... İnsan dedikleri mahlukun, içinde neler kaynaştığını biliyor muyuz? Öyle anlar olur ki, en ummadığımız adam en beklemediğimiz şeyleri yapabilir.

Ama ruhumuz böyle gökyüzünde uçup dururken birdenbire yere inip insan küçüklüğü ile karşılaşmak ne tuhaf oluyor. 

Onlara hiçbir zaman kızamıyor, onlardan nefret edemiyor, sadece zavallılıklarına, daha doğrusu insanlığın bu kadar tiksinecek hale gelmesine acıyordum. 

Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu? Yok! 

Bugünlerde hırsızlık yapasım var. Mesela yaşamdan bir gün çalmak istiyorum, bana suç ortaklığı yapar mısın? 

26 Mayıs 2020 Salı

8 Dakika İçin Güncelleme

Mayıs 26, 2020 14

Herkese yeniden merhaba. Aslında bu bir duyuru ya da güncelleme olarak sizlere sunmak istedim. 

Biliyorsunuz ki ben bir genç-bilimkurgu türünde bir kitap yazıyorum. 8 Dakika hakkında daha fazla bilgi için buraya tıklayabilirsiniz. Doğrusu ben bu aylarda kitabı çıkarmayı planlıyordum. Tabi bu Corona öncesindeki planımdı. Fakat hem salgından dolayı hem de kitabın daha içime sinmemesinden bu süreyi Ağustos-Eylül gibi kaydırmayı düşündüm. Açıkçası kitap yazmakla iş bitmiyor. Ama kesinlikle belirttiğim aylarda çıkarmayı düşünüyorum.

Bu kadar uzamasının da sebebi yazdığımı bin kere silmem oldu. Çok güzel ilerliyor, kurgu tam ama bi' bakıyorum yani dışarıdan bir okuyucu olarak okuduğumda beğenmeyip siliyorum. Ve yeniden yazmaya devam ediyorum yani ediyordum. Özellikle de sizlerden gelen destek ve öneriler beni yazmaya daha da çok itti. Tekrardan çok teşekkür ederim ilginize.

İşte böyle açıkçası. Biraz içini dökmek gibi oldu fakat bunu size duyurmam benim sorumluluğum gibi hissettim. Çünkü bana özelden yazanlar da var. Bu da böyle son dakika güncellemesi gibi bir şey oldu. Önerileriniz ya da sorularınız varsa aşağıya bekliyorum. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

Ağaç Ev Sohbetleri #40

Mayıs 26, 2020 10
Herkese yeniden merhaba. Ağaç Ev Sohbetleri'nin daha ilk sayısını dün gibi hatırlıyorum. Şimdi de 40. haftadayız. Gerçekten zaman çok hızlı geçiyor. Ayrıca sizlere de bir duyurum var. Aslında Taha ve Edischar her hafta bu etkinliğe katılanlarının linkini hafta sonu paylaşıyorlardı. Fakat bir süre aramızda değildiler ve Deep ile ben bu etkinliği yürütüyorduk. Kayıp Fısıltı da bu konuda bize yardımcı olacak. Her hafta aynı Taha'nın da yaptığı gibi bu etkinliği yapanların linklerini bizlerle paylaşacak.

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Bu haftanın konusunu da Hanife Ertaş belirledi: İlk kez bir bayramı ülkece evde ve yalnız kutluyoruz. Bu durum size ne hissettirdi? Eski bayramlarınız nasıldı? En güzel bayram anınız nedir? Bizimle paylaşmak ister misiniz?

İlk olarak herkesin bayramını kutlarım. Aslında benim için çok bir şey değişmedi. Bulunduğumuz bölgede akrabalarımız çok da olmadığı için her bayram sabahı onları arayarak geçirirdik. Bu bayram da böyle oldu. Tabi her bayram da şehir şehir dolaşanlar için büyük bir fark olmuştur, orası kesin. :) 

Bu bayramda evdeydik. Olsun evde olalım fakat hepimiz sağlıklı olalım. En önemlisi de bu. Çünkü sağlık olmadan hiçbir şey olmaz. Umarım insanlar bu durumu iyice anlamışlardır. Gerçekten bu karantina dönemindeyken insanların ne kadar da çevreyi kirlettiklerine de şahit olduk. Hava, su, toprak değişti. Daha da canlandı.

Tabi eski bayramların tadı başka oluyor. Örneğin çocuklar kapı kapı dolaşıp şeker toplarlardı. Bu sene de bu baya bi' azaldı. Değişen şeyler çok aslında. Artık eskisi gibi olmayacağı da belli. Yeniden herkesin bayramını en içten duygularımla kutlarım. Sağlıklı, mutlu ve huzurlu bayramlar dilerim. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

24 Mayıs 2020 Pazar

Blogger Gazetesi | 7. Sayı

Mayıs 24, 2020 28


Herkese yeniden merhaba. Blogger Gazetesi'nin 7. sayısı da fırından çıktı. Bu hafta da diğer haftalar gibi dopdolu! Sizlerden gelen öneriler, paylaşımlar sayesinde gazeteyi daha da ileri bir konuma getirebiliyoruz. Destekleriniz için çok teşekkür ederim. Aşağıdaki linklerden ziyaret etmek istediğiniz bloglara ulaşabilirsiniz. İyi Günler!









21 Mayıs 2020 Perşembe

Birbirinden Alakasız Beş Soru Mimi

Mayıs 21, 2020 22
Herkese yeniden merhaba. Mim Günlükleri kaldığı yerden devam ediyor. Sevgili Sanatlı Pencerem'den gördüğüm ve soruları çok güzel olduğu için bununla devam etmek istedim. Bu mimi seven herkesi mimledim! Eğer başka mim önerileriniz ya da bana sormak istedikleriniz varsa ve bunu diğer yayınlarda paylaşmamı istiyorsanız yorumlar bölümünden belirtmeniz yeterli olacaktır. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın...

Koleksiyon yapıyor musun cevabın evet ise ne topluyorsun? Koleksiyonlara hayranlığım var. Özellikle de sonbaharda ağaçlardan düşen yaprakları toplayıp bir defterin içinde kurutup ve onları dikkatlice yapıştırıp, o yaprağın ağacıyla ilgili bilgileri not almayı seviyorum. Bir de kitap ayracı koleksiyonuna sahibim. Hem yayın evlerinden gelen hem de arkadaşlarımın aldığı birbirinden güzel ayraçları saklamaya bayılırım. Peki sizin de var mı?

İlkokul öğretmenlerinden adını unutmadığın biri var mı? Hayır yok. Hepsini sanki dünmüş gibi hatırlarım. İlkokul öğretmenimiz de demişti; ilk öğretmenler ya da sana yazı yazmayı, okutmayı öğretenleri hiçbir zaman unutmazsın diye. Gerçekten de öyle.

Bahar mevsiminin bitmesine az  kaldı. Bu bahar mevsiminin öncekilerden ne farkı oldu? Evet, zaman çok hızlı geçiyor. Bu bahar mevsiminin öncekilerden farkı şuydu; evde geçirdik. Malum salgın nedeniyle baharın tadını da tam alamadık. Zaten dünyanın da çok büyük değişimler içinde olduğunu görüyoruz. Örneğin Antalya bölgesinde bahar diye bir şey yok. Hemen yaz mevsimi. Şu an bile hava 31 derece. Temmuz ve Ağustos'u düşünemiyorum bile...

Yaz mimini başlatacak olsan adını ne koyardın? Kesinlikle şöyle olurdu; Kavurucu Sıcaklar İçerisinde Erimeye Yüz Tutmuş Bir Mim! :)

Pencerenizden dışarı baktığınızda nasıl bir manzara karşınıza çıkıyor? Maskeli Beşler, Teksas'da Bir Gün ya da diğerleri. Maalesef film gibi yaşıyoruz şu günleri.

20 Mayıs 2020 Çarşamba

Ağaç Ev Sohbetleri #39

Mayıs 20, 2020 14
Herkese yeniden merhaba. Ağaç Ev Sohbetleri'nin 39. haftaya da giriş yaptık. Çok hızlı geçiyor artık. :)

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Bu haftanın konusunu da Hayalleri Yaşamak'tan geldi: Sezgilerine göre mi karar verirsin yoksa mantığına göre mi karar verirsin? Yeni biriyle tanıştığında onun hakkındaki izlenimlerine ne kadar güvenirsin?

Aslında ikisinin birleşimiyle karar veririm çoğu zaman. Sezgilerimin güçlü olduğuna inanırım. Aynı zamanda insanları da tanıdıkça tecrübe kazanıyorsun. İyi yoksa kötü bir niyetli mi, güvenilir mi değil mi gibi birçok şeye karar verebiliyorsun zaman geçtikçe. Özellikle de günümüzde insanları tanımak çok önemli. Herkes herkesin kuyusunu kazma peşinde! Tanık olduğum zaman hayrete düşüyorum resmen. Gerçekten insanoğlunu anlamıyorum. Tabi aralarında iyi bir sürü insanlar da var tanıdığım tanımadığım. Ama başka şeylere tanık oldukça inancım da düşüyor.

Yeni biriyle tanıştığım insanlarla ilk izlenimlerimin yüzde yetmişi doğru çıkıyor. Özellikle de kişisel gelişim kitaplarından en beğendiğim seri kitabı olan ''Beden Dili'' nden öğrendiğim bir sürü şey var. İnsanların hal ve hareketlerinden, konuşma dilinden, vücut hareketlerinden milyonlarca sonuç çıkarabiliyorsun. İşte yüzde yetmişinin doğru çıkmasının nedeni de bu. Bence herkes bir kişisel gelişim kitabı okumalı. İnsanoğlu hakkında çok çarpıcı örnekler, açıklamalar ve yaşanmışlıklar var.

Peki sizler ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında? Ya da hiç kişisel gelişim kitapları size yardımcı oldu mu? Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

19 Mayıs 2020 Salı

Bir Milleti Baştan Yaratan Nutuk

Mayıs 19, 2020 10
Herkese yeniden merhaba. Bugün 19 Mayıs, Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı. Bu özel günde ben de Nutuk'tan ve kompozisyon yarışmasına teslim ettiğim yazımı sizlerle paylaşmak istedim.

Mustafa Kemal Atatürk; "Efendiler, bu nutkumla, milli varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milletin, istiklalini nasıl kazandığını, ilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan milli ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen milli felaketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir... Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum." diyerek bizlere emanet ettiği Nutuk adlı şaheseri okumayan genç kalmamıştır. Özellikle Atatürk'ün ne gibi zorlukların yaşandığını, Türkiye Cumhuriyetini nasıl kurduğunu bizlere yani gençlere, gelecek nesillere aktarabilmek için bu şaheseri yazmıştır. Bu yıl da 19 Mayıs'ın 101. yıl dönümünü kutluyoruz. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün şehitlerimizi saygı ve özlemle anıyorum...

Ya İstiklal Ya Ölüm
19 Mayıs 1919. Yurdumuzda umudun tükenmeye başladığı bir zamanda Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk milleti için ''Bu millet esir yaşamaktansa ölse daha iyidir.'' diyerek Samsun'a çıkması ve bağımsızlık meşalemizin fitilini ateşlediği bir gündür.

O gün Samsun'da farklı bir güneş doğdu. Milli egemenliğin, iradenin, cumhuriyetin güneşi! Bandırma'dan inerken takındığı tavır ve duruşu daha o zamandan yeni devletin kurulacağını müjdeliyordu sanki. Azim ve kararlılığın vücut bulmuş haliydi.

Samsun'a adımını atar atmaz ülkenin vahim durumunu, Havza ve Amasya genelgelerinde açık açık ortaya döktü. Genelgelerinde yer alam ''Ülkeyi, halkın azmi ve kararı kurtaracaktır.'' maddesiyle bir bir planladı adımlarını. Yeni bir millet doğmalıydı, kendi egemenliğine sahip, aydın bir millet...

Samsun'dan Erzurum'a, Sivas'a, Sakarya'ya uzanan uzun soluklu bir mücadele olacaktı. Sadece kendisi değil, devleti ayakta tutan halkın da mücadelesi olacaktı. Halkta birlik ve beraberlik duygusunu, iradesini uyandırmış olması, onları örgütlemesi, özellikle milli egemenlik ve bağımsızlık kavramlarını her zaman ön planda tutması bir diktatör olmadığının apaçık göstergesiydi.

Mustafa Kemal Atatürk'ün tek istediği mutlak sahibi olacağı bir devlet kurmak değil, destanı yıllar boyu anlatılacak, halkın sözü geçtiği bir cumhuriyeti yaşatmaktı. O gün Karadeniz her zamankinden daha hırçındı; dalgalar kıyılarla mücadele edercesine vuruyordu, martılar o korkunç rüzgara karşı kanat çırpıyor, bulutlar güneş ile savaşıyordu adeta.

19 Mayıs 1919 bir milletin var olma mücadelesinin adıdır. Samsun'la başlayan bu yolculuk Erzurum ve Sivas kongreleri, 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılması ve 29 Ekim 1923'te Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla sonuca ermiştir.

Milletimiz Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde bu mücadeleyi büyük fedakarlıklar ve başarılarla süslemiştir. 19 Mayıs aynı zamanda ''milli egemenlik'' kavramının da ortaya atıldığı bir sürecin ilk adımıdır. Bu tarihten sonra Türk milleti geleceğini yine kendisinin belirleyebileceğini iyice kavramış ve millet olarak topyekün bir kurtuluş mücadelesi başlatılmıştır.

Başkamutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet var olması için en büyük desteğin gençlerden geleceğini çok iyi bildiğinden dolayı 19 Mayıs'ı bizlere, yani gençlere armağan etmiştir.

İşte Atatürk, ''doğum günüm'' dediği 19 Mayıs'ı halk egemenliğine sağlam bir temel üzerine oturttuğu Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve ilelebet yaşatmak bizlerin elinde. Bu nedenle bizler Türk gençliği olarak bu görevi layıkıyla gerçekleştirmeliyiz ki Türkiye Cumhuriyeti Atatürk'ün de dediği gibi ilelebet payidar kalsın...

Ne Mutlu Türk'üm Diyene!


18 Mayıs 2020 Pazartesi

E-Kitap Okumak?

Mayıs 18, 2020 20
Günümüzde kitap almak git gide zorlaşmakta. Özellikle de kalemi güçlü yazarların kitaplarını okumak da bir hayli zorluyor insanı. En ucuz kitabı nasıl bulabilirim, güncel kitaplar var mı, e-kitap nasıl indirilir gibi birçok soruların yanıtları bu yazımda!

"Ne kadar pound o kadar  sound.'' denirmiş müzik aletlerinin pahalılığı yüzünden. Günümüzde bu söz kitaplar içinde geçerlilik kazanıyor maalesef. Kitap almaya göz kırptığında cebine varan el yanıyor adeta. Yalnızca romanlar değil, ders kitapları, makaleler, araştırma kitapları ve daha niceleri...

Peki çözümü? Yılların getirdiği eski alışkanlık olan kitabı ele alıp okuma yerini PDF şeklinde okumaya bıraktı. Hatta bunun için tabletler dahi çıkarıldı. Her ne kadar klasik okur ruhu devam etse de e-kitaplar birçok kaynağa erişimi kolaylaştırıyor. Buna örnek olarak birçok kütüphanede de dijital kitaplara erişimi sağlamak amaçlı tabletler yerini almaya başladı.

Aslında birçok yazar e-kitap ile ilgili eleştirileri de olsa, kabullenmeseler de çoğu yazar kitaplarını PDF şeklinde paylaşmaya başladı. İlk önce telif haklarıyla ilgili bazı sorunlar olsa da kullanıcıların yüzde doksanı beğendi. Sonuçta her an yanımızda taşıdığımız akıllı cihazlar potansiyel bir kitaba dönüşüyor. Sanal bir kütüphane oluşturmanın erişilebilirliği sonsuz kitap arasında kaybolabilmeyi sağlıyor.

Ben de her ne kadar kitabı elime alıp okumayı sevsem de, e-kitap indirmek hem pratik hem de ekonomik. Örneğin; Stephen King'in bir romanını okumak istiyorsanız fakat bildiğiniz gibi bir King romanı satın almak iki kere düşünmeyi gerektiriyor. Sonuçta ünlü ve ses getiren bir yazarın kitabında serim aynen şu şekilde oluyor: Kitap çıkıyor, basılıyor, farklı dillere çevriliyor, dağıtıma başlanıyor derken  ne mi lazım koyulan kdv' yle birlikte fiyatlar uçmuş, gitmiş!

Aslında PDF şeklinde kitap indirme sayfaları bir hayli fazla fakat ben hem güncel olması hem de birçok türün bir arada bulunması nedeniyle ekitappdfoku'dan yararlanıyorum. Özellikle de ders kitapları, TYT AYT veya LGS sınavlarına hazırlanan öğrenciler için de çok uygun. Ücretsiz olarak PDF kitap indirebileceğiniz ve rahatlıkla okuyabileceğiniz, klasikten çocuk kitaplarına, ders kitaplarına kadar geniş yelpaze kategorilerdeki binlerce kitap sayesinde aradığınızı kolayca bulabileceksiniz. Seçtiğiniz kitabı indirebilmek ise çok kolay. İndirmek istediğiniz kitabın sayfasında gerekli linki bulabilirsiniz. Binlerce kitaba ulaşmak için yapmanız gereken bir ''tık''...

Aynı zamanda sayfada en beğendiğim noktalardan birisi de Telif Hakkı Bildirimi bölümü. Yukarıda da bahsettiğim gibi şikayetleri olan yazarlar, iletişim kurarak siteden kitaplarını kaldırabiliyor. Ayrıca yazdığınız kitabı PDF kitap olarak okurlarınıza yaymak istiyorsanız da Siteye Kitap Ekle bölümünden başvuruda bulunabilirsiniz. Eğer bir okuyucu iseniz ve okumak istediğiniz bir kitap varsa, fakat sitede bulunmuyorsa Kitap İstek Formu'nu doldurarak istekte bulunabilirsiniz. Sizlerin kullanımıyla birlikte sitenin kitap yelpazesi daha da genişleyecektir. 

Hemen bi' göz atmayı unutmayın! Aşağıdaki linkten siteye ulaşabilirsiniz. Evde kalın, kitapla kalın...



17 Mayıs 2020 Pazar

Blogger Gazetesi | 6. Sayı

Mayıs 17, 2020 36
 
Herkese yeniden merhaba. Blogger Gazetesi'nin 6. sayımız da fırından çıktı! Bu sayımızda daha çok yeni katılan blogger arkadaşlarım var. Onları takip etmeyi unutmayın. Eğer siz de bu gazetede yer almak istiyorsanız yorumlar bölümünden belirtebilirsiniz. Kendinize çok iyi bakın!









16 Mayıs 2020 Cumartesi

Ağaç Ev Sohbetleri #38

Mayıs 16, 2020 14
Herkese yeniden merhaba. Ağaç Ev Sohbetleri'nde 38. haftadayız. Seri bir şekilde ilerliyoruz... Kusura bakmayın bu sohbetimiz bazı sebeplerden dolayı geçikti.

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Bu haftanın konusunu da Aysu belirledi: Kelimeleri çok değerli buluyorum, kendimizi ifade etmemizi sağlıyorlar ve günlük hayatımızda çok önemli bir yer kaplıyorlar. Bu yüzden sorularımı kelimeler ve kelimelerle bir yönden ilişkili olan dil hakkında seçeceğim. Dil konusuna girmişken ilk olarak olmazsa olmaz bir soru sormak istiyorum: Dilimizin içerisinde bulunan yabancı sözcüklerle ilgili ne düşünüyorsunuz? İkinci ve son olarak da sizin için değerli olan, ister günlük hayatta sıkça kullandığımız ister dilimizin derinliklerinden gelen, bilinmedik bir sözcük söylemenizi istiyorum. Bu sözcük hakkında bir şeyler de duymak isterim! Sizin için neden değerli olduğu gibi :)

Çok uzun ve güzel sorularla Aysun bizleri karşılıyor. Evet dilimizde pek çok yabancı sözcük var. Onları da sık sık kullanıyoruz. Örneğin; selfie, story gibi kelimeler dilimize yapıştı. Çoğumuz onların Türkçe karşılığını bile bilmiyoruz. Örneğin ben de Türkçe'sini kullanmıyorum. Çünkü alışmışız öyle kullanmaya. Dil çok önemli bir iletişim aracıdır. Teknolojinin gelişmesi, artık dünyanın küçüldüğü bir dönemdeyiz. Dünya'nın uçtan uca her yeriyle iletişim halindeyiz. Bundan dolayı da dilimizde pek çok yabancı sözcüklerde evimize konuk oluyor.

Benim kullanmayı en çok sevdiğim kelime Reputation. Ün, şöhret demek. Aslında bu kelime Taylor Swift'in albüm ismiydi. Şimdiden önerimde bulunayım; dinlemeyi unutmayın. Son yıllarda en güzel albümlerden birisi diyebilirim. Aslında birden çok da olabilir ama aklıma şuan bir şeyler gelmiyor. Çok sık kullanıyoruz da aslında. Peki sizler neler düşünüyorsunuz?

10 Mayıs 2020 Pazar

Blogger Gazetesi | 5. Sayı

Mayıs 10, 2020 30
Herkese yeniden merhaba. Blogger Gazetesi'nin 5. sayısı çıktı! Birbirinden özel, birbirinden farklı içeriklere sahip bloglarla beraberiz. Aşağıdaki linklerden blog sayfalarına ulaşabilirsiniz. Eğer siz de katılmak istiyorsanız yorumlar bölümünden belirtmeniz yeterli. Seviliyorsunuz!








7 Mayıs 2020 Perşembe

Emojilerle Kitap İsimlerini Bulun! #2

Mayıs 07, 2020 25
Herkese yeniden merhaba. Emoji serimiz devam ediyor. Öncekini görmek için buraya tıklayınız. Yine birbirinden farklı kitapları bulmaya çalışacağız. Bazıları kötü espriler de içerse çok eğlenceli bir etkinlik.

İlk olarak bulduğunuz cevapları aşağıdaki yorumlar bölümünden paylaşabilirsiniz. Böylece bulamayan arkadaşlarımıza yardımcı olabiliriz. Eğer sizin de bildiğiniz emojilerle ilgili kitap isimleri varsa bizlerle paylaşabilirsiniz. Cevaplarını ise yorumlardan doğrulayarak vereceğim. Bakalım hepsini tek bir seferde kim doğru yapacak? Çok merak ediyorum açıkçası. Bunun gibi başka etkinlikleri de sık sık paylaşmayı düşünüyorum. Sizlerin de önerilerini aşağıya bekliyorum. Özellikle de mim sorularını bundan bir ya da iki yayın sonrası paylaşacağım. Okuduğum çok özel bir mim var. En kısa zamanda sizlerle paylaşacağım.

Tek seferde doğru cevaplayan kişi veya kişileri her pazar yayınladığım Blogger Gazetesi'nde duyuracağım. Şimdiden herkese başarılar diliyorum...

6 Mayıs 2020 Çarşamba

Neden Dan Brown Okumalıyız?

Mayıs 06, 2020 6
Herkese yeniden merhaba. 1 Soru 1 Cevap bölümüne hoş geldiniz! Bu haftanın konuğu da Dan Brown...

Sizlere soruyorum; Neden Dan Brown Okumalıyız? Dan Brown'un kitapları (eğer okuduysanız) gizemli yolculuklarla çıkıyorsunuz. Örnek olarak Başlangıç'ı verebilirim. Efsane bir kitaptı. Eğer hiç Dan Brown kitaplarını okumadıysanız ve bir başlangıç yapmak istiyorsanız Başlangıç tam da size göre bir kitap olacaktır. Hayatını ve kitaplarını merak ediyorsanız kelime-bul sayfamızdan yazarlar bölümünden Dan Brown'a ait her şeyi bulabilirsiniz.

Benim cevabım da şöyle: Bir gizemin peşinden koşarken hem dünyadaki farklı şehirler, ülkeler hakkında hem de sanat bilim tarih alanlarında bilgi edinmek ve gizemin bütün bunların eşliğinde zevkle çözülmesine eşlik etmek, okurken yaşatan, öğreten, sürükleyen, araştıran ve her olay örgüsüyle nefes kesen bir kaleme sahip olduğu için Dan Brown okunmalı. Çünkü onunla farklı düşünmeyi, ipuçlarının peşinden koşmayı ve yaptığı ters köşelerini okumayı çok seviyorum.

Peki sizler? Sıradaki yazarımızı yorumlar bölümünden bizlerle paylaşabilirsiniz. Kendinize çok iyi bakın!

5 Mayıs 2020 Salı

Ağaç Ev Sohbetleri #37

Mayıs 05, 2020 6
Herkese yeniden merhaba. Ağaç Ev Sohbetleri'nde 37. haftadayız. Her hafta birbirinden farklı ve eğlenceli konularla bu etkinlik adı altında düşüncelerimi paylaşmayı çok seviyorum. Bence siz de eğer hiç bu etkinliğe katılmamışsanız çok şey kaçırıyorsunuz demektir. Kendinize çok iyi bakın!

Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız, katılın derim! Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Şimdiden iyi okumalar...

Bu haftanın konusunu da Barış Doğan belirledi: Salgın belli bir ölçüde kontrol altına alındıktan sonra sence global dünyayı ve bizi nasıl bir düzen bekliyor, ekonomide ve uluslar arası düzende nasıl yeni bir düzen olur?

Aslında gerçekten de zor bir soru. Açıkçası küçücük bir virüs insanları maymuna çevirdi diyebilirim. Bu olay aslında dünya için bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. Artık eskisi gibi de olmayacağını da biliyoruz bence. Yönetenlerin akıllanması da lazım. Corona insanlığa iyi bir ders veriyor bence. Fakat binlerce insan da bundan nasibini alıyor. Başkaların yaptığı sorumsuzca davranışlarını masum insanların çekmesi... Maalesef dünyanın düzeni bu!

Corona ile ilgili birçok senaryo var aslında. Bizim senaryomuzda eğer salgın belli bir ölçüde kontrol alınması ve global dünyayı nasıl değiştireceği hakkında. Bana göre dünya apayrı bir yere doğru gidiyor. Corona birçok büyük devletlerin ekonomisini çökertmiş durumda. Herkes normalleşmeye doğru adımlar atmaya çalışıyor fakat ipin ucu her an kaçabilme olasılığı da var. Ekonomiye baktığınızda Dolar Euro uçmuş durumda. Özellikle de ülkemiz adına kötü günler yaklaştığını söyleyebiliriz bence. Sanayi ve arabanın başkenti olan Almanya bile en büyük uçak şirketini kurtarmaya çalışıyor. Aynısı Amerika, Rusya ve Çin'de de var. Özellikle de petrol sahibi ülkeler kara kara düşünüyor. Çünkü şimdi hiç kimse petrol almıyor. Neden alsın ki?

Bence herkes bunu anlamıştır; Sağlık her şeyden önce gelir. Anlamayanlar da vardır elbette. Özellikle devletleri yönetenlerin bunu anlaması lazım. İnsanoğlu hep bir acı, bir kayıp olmasıyla anlıyor. Neden? Neden bunu acı çekerek anlıyoruz? Hala anlamadık mı? Hala doğanın üstünlüğünü, sadece insanların bu dünyada yaşamadığını anlayamadık mı? Bence hayır...

Komple teoriciler hep söylüyorlardı; ''Yeni Dünya Düzeni'' İşte Corona'dan sonra bizi yeni bir dünya düzeni bekliyor. Nasıl olacağını bilmiyorum fakat her şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyorum. Kendinize çok iyi bakın, sizlerin de düşüncelerini merak ediyorum. Yorumlar bölümünden bizlerle düşüncelerinizi ya da önerilerinizi paylaşabilirsiniz.

3 Mayıs 2020 Pazar

Blogger Gazetesi | 4. Sayı

Mayıs 03, 2020 30


Herkese yeniden merhaba. Gazetemizin 4. sayısı da fırından çıktı! Özellikle şunu belirtmek isterim; eğer bir yazınızı tanıtmak ya da yeni blogger arkadaşlarımız varsa yorumlar bölümünden yazarsanız çok mutlu olurum. Yeni arkadaşlar da bu gazetemize katılırlarsa daha geniş kapsamlı yapabiliriz. Şimdiden ilginiz için çok teşekkür ederim, kendinize çok iyi bakın!