26 Nisan 2021 Pazartesi

Gece Nöbeti | Tess Gerritsen

Nisan 26, 2021 18

Herkese yeniden merhaba. Bugün nedense sizlerle paylaşamadığım bir kitabı paylaşacağım. Öncelikle şunu belirtmem gerekir bu hafta gazetede yayınlanacak. Geçen hafta çok yoğun olduğumdan dolayı gazetemizi hazırlayamadım. Ama bu hafta pazar günü yayında olacak. Mesajlarınız için teşekkür ederim. Bugün polisiye gerilimden çok tıbbi gerilim türünde olan bir kitaptan bahsedeceğim. Tess Gerritsen'i çoğunuz duymuştur. Son dönemde adından çokça söz ettiren yazarımız Tess Gerritsen'i daha çok Rizzoli & İsles serilerinden tanırız. Daha doğrusu benim için öyle oldu. O serileri çok sevdiğimden yazarın kitaplarını okumayı asla bırakmadım. Onun da yorumu birkaç güne gelir. Eğer bahsedeceğim bu kitabın konusu beğendiyseniz ve bu türden kitaplar okumak istiyor fakat nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız Tess Gerritsen'i size kesinlikle tavsiye ederim. Benim yazarı tanıma kitabım ilk Cerrah ile başladı. Onun yorumu için buraya tıklayabilirsiniz. Okudukça okudum diyebilirim. Aynı zamanda yazarımız bir doktor olduğundan kitaplarındaki betimlemeler çok gerçekçi. Eğer kandan filan korkuyorsanız ya da bu tür kitapları okumayı sevmiyorsanız hiç başlamanızı önermem.

Kitabımız oldukça heyecanlı başladığını belirtmem gerek. Başta ölen birisi, ameliyatı cinayete dönen bir doktor ve kaybolan ihtiyar bir adam. Tabi artık yazarımıza alışınca bunların net bir şekilde birleşeceğini anlıyorsunuz. Ama nasıl olacağı konusu hep bir merak içeriyor okura. Bu yüzden oldukça keyifli ilerlediğini belirtebilirim. Ana fikrimiz şu; Sağlıklı oldukları bilinen insanlar var ve bunlar bir anda başta aileleri olmak üzere kimseyi hatırlamıyorlar. Kendilerine ne oldukları bilinmiyor. Bunun çoğalmasıyla durum ciddileşiyor ve araştırmalar da bunun üzerinden yürütülüyor diyebiliriz. Toby Harper bir hastanede acil servis doktoru olarak görev yapmaktadır. Hayatın bütün yükleri omuzlarındadır Toby'nin. Zaten hastanedeki gece nöbetleri başlı başına sıkıntı iken Alzheimer olan annesi ile de ilgilenmek zorundadır. 

Bir gece acil servise yol kenarında çıplak halde bulunan bir yaşlı bir adam getirirler. Adam yaşına göre çok sağlıklı görünmektedir ama bir tuhaflık vardır. Teşhis koyamadan başka bir acil hasta ile ilgilenmek zorunda kalır. O hastayı kaybeder yaşlı adamda ortadan kaybolur. Hastane yönetimi durumdan Toby'i sorumlu tutar. Kaybolan hastasıyla aynı belirtileri gösteren bir vaka ile tekrar karşılaşınca teşhisi (ölümlerin sebebini) araştırmaya başlar. Bu araştırma sürecinde Toby hem aşkını bulacak hem de annesinin ve kendi hayatını tehlikeye atacaktır. Çünkü bir grup araştırmacı doktorun işlettiği zengin yaşlı bakım eviyle ilgili bilinmemesi gereken bazı sırları ortaya çıkarmak üzeredir. Tess Gerritsen tıp diline ait terimleri oldukça sık kullansa dahi çok fazla takılmıyorsunuz. Anlamını bilmediğiniz bu terimler sizi sıkmak yerine daha çok kendine bağlıyor. 

Tıbbi gerilim denilince bence ilk sırada yer alması gereken bir yazar. Nitekim Gece Nöbeti isimli kitabı da bunu gözler önüne seriyor. Dediğim gibi bu türde kitapları seviyorsanız kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

Peki hiç Tess Gerritsen kitaplarını okudunuz mu? Eğer okuduysanız bu kitap hangisi? Yorumlarda buluşalım!

Canlı egolar yerine ölü bedenlerle uğraşmayı tercih ederim.


Neşter kesiğinin iyileşmiş olduğu parmağına baktı; geride minicik bir yara izi kalmıştı. Bu, kendi ölümlülüğünü, görünüşte zararsız olan olayların insanı nasıl felakete götürebileceğini hatırlatıyordu. Bir kaldırımdan çok erken inmek. Bir önceki uçağa binmek. Yatağa girmeden önce son bir sigara içmek. Ölüm nöbetçisi sürekli izliyor, fırsatını bekliyordu. 


Doğduğumuz andan itibaren, hepimizin son durağı ölüm işte. Sadece o durağa ne zaman ve nasıl ulaşacağımızı bilmiyoruz. 


Hangimiz aynaya bakıp da kendisine bakan yaşlı yüzün kendisi olduğunu kabul etmeye yanaşır?



 

19 Nisan 2021 Pazartesi

Emojilerle Kitap İsimlerini Bulun! #3

Nisan 19, 2021 36

Herkese yeniden merhaba! Bugün en çok beğendiğiniz Emojilerle Kitap İsimlerini Bulun! etkinliğimizin üçüncüsü sizlerle. Önceki etkinlikler için buraya tıklamayı unutmayın.

Özellikle kitaplar ile ilgili yapılan etkinlikleri kaçırmadan takip etmeye çalışıyorum. Ayrıca sizler de bana sosyal medyadan yolluyorsunuz buldukça. Bunun için öncelikle sizlere teşekkür ederim. Emojilerle kitap isimleri özellikle de hem edebiyatımızdan hem de dünya edebiyatından eserler olması bir nevi de bilmediklerimizi öğrenmiş oluyoruz. Eğer bildiğiniz bunun gibi güzel ve eğlenceli etkinlikler varsa ya yorumlar bölümünden ya da iletişim bölümünden bana gönderebilirsiniz. Ama edebiyat ile ilgili olursa daha iyi olur.  Dediğim gibi önerilerinize açığım.

Yandaki fotoğrafta da gördüğünüz gibi on adet eser var. Bu eserlerin isimleri emojilerle gizli. Yapmanız gereken emojinin arkasına saklanan eserin ismini bulup yorumlarda yazmanız. Eğer fotoğraf sizde küçük görünüyorsa üstüne tıklayarak büyütebilirsiniz. Tek seferde hepsini doğru bilenler bu hafta yayınlanacak olan Blogger Gazetesinde yer alacaktır. Bakalım kimler hepsini doğru bilecek...

Spoiler yememek için hızlıca yorumları atlayabilirsiniz. Etkinliğin cevapları Blogger Gazetesinde yer alacaktır. Ayrıca tekrardan belirttiğim gibi bunun gibi eğlenceli etkinlikleri biliyorsanız benimle paylaşmayı unutmayın. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın! Herkese bol şans...

18 Nisan 2021 Pazar

Blogger Gazetesi | 21. Sayı

Nisan 18, 2021 38

Herkese yeniden merhaba! Gazetemizin 21. sayısı fırından çıktı. Önceki sayılar için buraya tıklayabilirsiniz. Bu hafta da birbirinden güzel içerikleri sizlerle paylaşmak istedim. Kitap, film önerileri; birbirinden güzel derleme öyküler ve daha fazlası... Umarım bu sayıyı da beğenirseniz. Eğer siz de gazetede yer almak istiyorsanız aşağıdaki yorum bölümünden belirtmeniz yeterlidir. Ama özel bir yazınızı gazetede olmasını istiyorsanız yorum bölümünde yazarsanız sevinirim. Ayrıca bu hafta gazetemizde yer alan sevgili arkadaşlarımın sayfalarına aşağıdaki linklerden kolayca ulaşabilirsiniz. Sayfalarını ziyaret etmeyi ve yorum bırakmayı unutmayın. Güzel ve sağlıklı bir pazar günü dilerim.

14 Nisan 2021 Çarşamba

Kitapyurdu'ndan Aldığım Kitaplar #2

Nisan 14, 2021 16

Herkese yeniden merhaba! Bugün yine birbirinden güzel ve dopdolu bir kitap alışverişiyle birlikteyiz. Önceki Kitapyurdu siparişim çok hızlı gelmişti. Fakat bu siparişimde Kitapyurdu kitapları hızlı tedarik etti fakat PTT üç günde getirdi. Sadece kargo konusunda gecikme yaşandı. Gerisi hızlıydı diyebilirim. Olsun, kitaplarıma kavuştum ya... Üç kardeş olduğumuzdan üçümüzün de farklı tercihleri oluyor. Bu tercihler de birçok kitap getiriyor. Önceki kitap alışverişlerimiz için buraya tıklayabilir, kitap önerilerime kolayca ulaşabilirsiniz.

İlayda'nın Aleyna'nın ve benim seçtiklerimi teker teker ayırdım ve fotoğraflarını öyle çektim. Örneğin yandaki fotoğraftaki kitapları Aleyna'nın seçimi. Stephen King'in ilk kitabı olan Göz'den Harlan Coben'in Altı Yıl'ına kadar geniş bir yelpazede bir listesi var. Şu an Harlan Coben'in Altı Yıl adlı kitabını okudu. Dediğine göre çok güzelmiş. Ben de hemen başlamayı düşünüyorum. Çünkü kitabı ilk günden bitirdi. Zaten Harlan Coben'in kitapları hem dil açısından hem de ilginç konular seçmesi okunurluğu arttırıcı etkenlerinden biri. Eğer polisiye gerilim türünü seviyorsanız okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.

Üçümüzün de zevkleri birbirine yakın olduğundan okuyacağım birçok kitabım oldu diyebilirim. Aldıklarıma bakınca okumamak için kendimi tutamıyorum. Şu an İlayda'nın seçiminde olan Nietzsche'nin eseri Deccal'i okuyorum. Şu an güzel gidiyor. Onun da yorumu bugün yarın gelir. Seçtiğimiz kitapların çoğu klasik olduğundan hızlı bitiyor kitaplar. Fakat dediğimiz gibi ''klasik'' olunca sindirerek okumak daha iyi oluyor. Örneğin bir solukta okuyabileceğim bir klasiği iki üç güne yayarak okuyorum. Böylece yazarın anlatmak istediğini daha iyi kavrayabiliyorum. Peki sizler nasıl okuyorsunuz klasikleri? Yorumlarda taktiklerinizi bizlerle paylaşın.

Evet, yandaki fotoğraftaki kitaplar da İlayda'nın seçimi. Klasiklerin yoğun olduğu bir seriyi seçti. Şu an okuduğum Deccal de İlayda'nın seçtiklerinden. İlayda'nın seçimleri daha çok felsefi alanında. Gördüğünüz gibi yine Karbon Yayınlarının cep boy klasiklerini seçtik. Üçümüz de cep boy olarak klasikleri aldık. Çünkü ilk deneyimimizde gayet başarılı ve kaliteliydi. Biz de artık klasikleri bu tür almaya karar verdik. Sizlere de tavsiye ederiz. Diğer cep boy kitaplarına göre daha kaliteli basımı var. Cep boy kitaplar için Karbon Yayınları en iyi seçim diyebilirim. Peki hiç cep boy kitapları kullandınız mı? Eğer kullandıysanız hangi yayınevinin cep boy kitaplarını kullanıyorsunuz? Yorumlarınızı ya da önerilerinizi aşağıdaki bölümde bizlerle paylaşabilirsiniz.

Evet sıra geldi benim seçtiklerime... Gördüğünüz gibi tümü Karbon Yayınlarına ait olan klasik kitaplar. Goethe'den Jack London'a; Ömer Seyfettin'den Franz Kafka'ya kadar geniş bir yelpazede kitaplarımı seçtim. Özellikle de Ömer Seyfettin'in Diyet adlı kitabını belirtmek isterim. Uzaktan eğitimde derslerimize devam ederken saygıdeğer Asuman Öğretmenim, Milli Edebiyat dönemini anlatırken konu Ömer Seyfettin'e gelmişti. Ömer Seyfettin'in bir çocuk yazar olmadığı hakkında konuşurken Diyet adlı kitabını da bizlere anlattı. O dersten sonra hem konusunu merak ettiğimden hem de öğretmenimin anlattıklarından etkilendiğim için almak istedim. Bakalım nasıl bir serüven olacak? Bir diğer değinmek istediğim konu ise Goethe'nin Faust adlı eseri cep boyunda üç cilt olarak birlikte geldi. Yani ayrı ayrı almanıza gerek yok. Aynı şekilde Vadideki Zambak da iki ciltli.

Peki Alışverişteki Kitaplar Neler?

  • Göz - Stephen King
  • Diyet - Ömer Seyfettin
  • İlk Aşk - İvan S. Turgenyev
  • Deniz Feneri - Virginia Woolf
  • Beyaz Diş - Jack London
  • Vanya Dayı - Anton Çehov
  • Genç Werther’in Acıları - Goethe
  • Dönüşüm - Franz Kafka
  • Vişne Bahçesi - Anton Çehov
  • Faust - Goethe
  • Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi - F. Scott Fitzgerald
  • Vadideki Zambak - Honore De Balzac
  • Sokrates’in Savunması - Platon
  • Doktor Jekyll İle Bay Hyde’in Tuhaf Hikayesi
  • Deccal - Friedrich Nietzsche
  • Ecce Homo - Friedrich Nietzsche
  • Böyle Söyledi Zerdüşt - Friedrich Nietzsche
  • Obsesif Kompulsif Bozukluk - David Veale, Rob Wilson
  • Altı Yıl - Harlan Coben
  • Bir Delinin Anıları - Gustave Flaubert
  • Bir Ölümün Defteri - Halid Ziya Uşaklıgil
  • Morgue Sokağı Cinayetleri - Edgar Allan Poe
  • Genç Kız Kalbi - Mehmet Rauf
  • Üç Romantik Hikaye - Kleist - Chamisso - Hoffmann
Peki aralarında okuduğunuz kitaplar var mı? Yorumlarda buluşalım! Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın. Seviliyorsunuz...

12 Nisan 2021 Pazartesi

Altıncı Koğuş | Anton Çehov

Nisan 12, 2021 20

Herkese yeniden merhaba! Bugün yine Rus edebiyatının öncülerinden birisi olan Anton Çehov'un Altıncı Koğuş adlı kitabını inceleyeceğiz. Bir önceki kitap önerimde de yine aynı yazarın üç hikayesinin bulunduğu kitabı incelemiştik. Okumayanlar buradan ulaşabilir. Aslında farklı bir yazara geçmeden elimde olan diğer eserini okumak istedim. İyi ki de başka bir yazara geçmemişim diyorum.

Instagram'dan beni takip edenler bilir. Bundan bir gün önce Kitapyurdu'ndan verdiğim ikinci siparişim de eve geldi. Aşağı yukarı yarın veya bu hafta içinde paylaşmış olacağım. O listede de Anton Çehov'dan birkaç kitap vardı. Yazarın birkaç eserini okudukça diğer eserlerini de merak ediyorsunuz. Açıkçası klasikler benim için bir gölge iken şimdi bir bankta oturup havadan sudan konuştuğum bir arkadaşım gibi. Aslında okudukça klasiklerin mantığı da anlaşılıyor bence. Ayrıca okudukça okuyasınız da geliyor. Benden söylemesi...

Anton Çehov, Rus edebiyatının yapıtaşlarından olmakla beraber modern öykünün de ustaları arasında sayılmaktadır. Ayrıca yazar Puşkin ödülünü de kazanmıştır. Kendisi aynı zamanda bir doktordur. Mesleğini birçok eserinde yansıtmıştır. Altıncı Koğuş'u kısacık özetlemek gerekirse normallik ile anormalliğin ne olduğunu sorgulatan; bunu yaparken de toplumun anormal olarak gördüğü kişilere karşı tutumuna değinen bir kitap. Okuması oldukça kolay ama okunanlardan ders alınması gereken bir eser diye düşünmekteyim. Hatta Lenin'in de yapıtı okuduktan sonra dehşete kapıldığı, ''Kendimi Altıncı Koğuş'a kapatılmış gibi hissettim.'' dediği rivayet edilmektedir. Açıkçası bu rivayet değil bana göre. Çünkü kitap bittiğinde de aynı hissi ben de hissettim.

Çehov bir taşra kasabasındaki akıl hastanesinde geçen bu novellasında, eğitimli bir hasta olan İvan Dmitriç ile Doktor Andrey Yefimıç arasındaki felsefi çatışmaya odaklanmaktadır. İvan Dmitriç maruz kaldıkları adaletsizliğe, içinde yaşamaya zorlandıkları berbat koşullara karşı çıkarken Andrey Yefimıç bunları görmezden gelmekte ısrar eder ve durumu değiştirmek için kılını bile kıpırdatmaz. Doktor sonunda içine düştüğü ''felsefi'' yanılgının farkında vardığında ise artık iş işten geçmiştir. Çehov'un bu eserinde vurgulamak istediği Rusya'nın ve ülkenin sorunlarıyla ilgilenmek yerine onları uzaktan izlemeyi tercih eden elit, aydın Rus kesiminin ''deliliği''nin simgesidir adeta. Okurken de vurgulamak istediğini kolayca anlayabilirsiniz. Özellikle de hasta ile doktorun konuşmalarında.

Doktor Andrey Yefimıç'ın “Benim hastalığım, yirmi yıl içinde bütün kasabada tek bir akıllı adam bulabilmemdir. Ama o da bir deli!” sözü bu hikayenin tek başına özeti aslında. Aslında Anton Çehov'un Kara Keşiş hikayesine de benziyor diyebilirim. Onda da delilikle dahilik arasındaki ince çizgiyi vurguluyordu. Dediğim gibi bir yazarın eserini okuduktan sonra daha çok hangi konuya hakim olduğunu az buçuk tahmin edebiliyorsunuz. Kesinlikle iki kere okunulması ve okutulması gereken muazzam kitaplardan. Bir çırpıda okuyup rafa kaldırmayın. Okuyun ve düşünün. Zaten Çehov da bunu istiyor. Okuyup düşünmek ve sorgulamak...

Peki sorum sizlere gelsin: Anton Çehov'un Altıncı Koğuş'unu okudunuz mu? Eğer okuduysanız doktor ile hastanın diyaloglarını nasıl buldunuz? Kendinizi hiç Altıncı Koğuş'a kapatılmış gibi hissettiniz mi? Yorumlarınızı merakla bekliyorum!

İnsan topluluğu tekdüzeliğe, toplum tarafından bize dayatılana, bencilliğe, duyarsızlığa ve kayıtsızlığa o kadar alışmış ki tam tersini yapan bir insan görünce hastalıklı ve anormal olarak adlandırılıyor. Binlerce insanın içinde bir kişi farklı olsa; belki sadece o kişi doğru olsa bile maalesef sorunlu olarak adlandırılıyor. Kitap, bize şu soruyu soruyor; Akıl hastası olanlar aslında kim?

Sürükleyici ve bir o kadar da sorgulatan nadir klasiklerden birisi Altıncı Koğuş. Okurken altını çizdiğim o kadar cümle var ki... Kitabı bitirdikten sonra bir daha okudum. Size de öneririm. Özellikle de bu şaheseri bir kez değil birkaç kez okumanızı öneririm. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

Acıyı küçümsersiniz, ama parmağınızı kapıya sıkıştırdığınız vakit en yüksek perdeden inlersiniz!


İnsanın huzuru ve memnuniyeti dışarda değil içerdedir.

Nasıl yani?

Sıradan bir insan iyiyi ya da kötüyü dışardan, düşünen bir insan da kendinde bulur.


Elimizin altında kitaplar var ama bu canlı bir sohbetin, karşılıklı ilişkinin yerini tutmuyor. Bence kitaplar notaya, sohbet ise şarkı söylemeye benziyor.


Alçaklar iyi beslenip giyinirken dürüst olanlar kırıntılarla beslenmekteydi.


Acıyı küçümseyebilmek, her daim memnun olmak ve hiçbir şeye şaşırmamak için ya da her türlü duyarlılığı yitirmek için sonuna kadar acıyla yoğrulmak, başka bir deyişle, artık yaşamamak gerekir.


Hayatı idrak etmeye çabalayan özgür ve derin düşünce, saçma dünyaevi kaygıları tamamıyla hor görme; işte bu iki şey, insanın daha yükseğini göremeyeceği iki lütuftur.


Maddi ve manevi pisliği bir yerden kovsanız o mutlaka oradan kalkıp bir başka yere konar.



 

11 Nisan 2021 Pazar

Blogger Gazetesi | 20. Sayı

Nisan 11, 2021 32






Herkese yeniden merhaba! Blogger Gazetemizin 20. sayısı da çıktı. Ayrıca gazetemiz 1 yaşında! Bu serüvende emeği geçen herkese tekrardan çok teşekkür ederim. Bu hafta bol bol kitaplarla ilgili konuştuk. Bu yüzden bu haftaki gazetenin ana teması da kitapla üzerine. Umarım beğeneceğiniz bir sayı olur. 20. sayı da çok güzel oldu bana göre. Gazetede yer alan arkadaşlarıma tekrardan teşekkür ediyorum güzel yazıları için. Eğer siz de gelecek gazetede yer almak istiyorsanız aşağıdaki yorumlar bölümünde yorum yapmanız yeterlidir. Özel bir yayını gazetede yer almasını istiyorsanız da lütfen belirtin. Ayrıca bu hafta gazetede yer alan arkadaşlarımızın yazılarına ulaşmak istiyorsanız aşağıdaki linklerden kolayca ulaşabilirsiniz. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!


Kelime-Bul Kelimeler Dünyası

Kitap Okumak Üzerine | Hayat40tansonra

Şekersiz Tatlı Tarifleri | Gamzeli Kız

Kitap Keşfi'nden Kitap Önerileri | Madalyonun İçi

Kingdom Dizi Tanıtım ve Yorumu | Okurix

Reading Slump Nedir ve Çıkış İçin Öneriler | Beş Senede Devri Alem

Japonya'nın İntihar Sorununa Yalnızlık Bakanı Hamlesi | Yazmasyon

Sputnik Sevgilim 8 Yorum | Cahil Okur

Tukoni Oyun İncelemesi | Kayıp Fısıltı

1 Nisan 2021 Perşembe

Edebiyat Yarışmaları | Yazma Yeteneğinizi Geliştirin

Nisan 01, 2021 22

Herkese yeniden merhaba! Bugün hem biraz sohbet hem de bu yazı yazma yeteneğinin geliştirilmesi hakkında konuşalım dedim. Çünkü bu konuda bana birçok soru geliyor. İlk kitabını nasıl yazdın, yazma yeteneğini nasıl geliştirdin gibi. Ben de bu yayınımda aklınızda takılan soru işaretlerini elimden geldiğince silmeye çalışacağım. Eğer sormak istediğiniz farklı sorular varsa bu yayında geçmeyen, aşağıdaki yorumlar bölümünden veya sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşarak sorularınızı gönderebilirsiniz. Seve seve yardımcı olurum.

Bu yazımda diğer yazılarımdan farklı olarak edebiyat yarışmaları üzerinden yazma yeteneğini ele alacağım. Bir diğer yayımında da sizlerin sıkça sorduğu soruları maddeler halinde yanıtlayacağım. Yani bu yazımın altında gelecek sorular bir diğer yayında paylaşılacaktır. Bu yüzden sormak istediklerinizi buradan sorarsanız size daha hızlı bir dönüş sağlayabilirim. Ayrıca yazımda da yayınlayacağım için daha detaylı bilgiler verebilirim. O zaman her şeyi açıkladığımıza göre gelelim edebiyat yarışmalarına...

Beni yakından tanıyanlar bilir. Edebiyat yarışmaları neredeyse ben oradayımdır. Şu pandemi döneminde biraz uzak kalsam da elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. Bu dönemde de edebiyat yarışmalarını takip ettiğim bir web sitesi var. Sitenin adı da edebiyatyarismalari.com. Bu web sitesi Türkiye'nin her bir bölgesinde ya bir üniversitenin ya bir derneğin ya da bir belediyenin başlattığı deneme, kompozisyon, şiir, makale gibi her türden yarışmalar mevcut. Tabii ben de bu siteyi keşfettikten daha doğrusu 1000Kitap ile tanıştığımız bir kitapsever sayesinde keşfetmiş olduğum sitede her bir yarışmaya didik didik inceledim. Bu arada 1000Kitap'taki 100 okur puanını sizlerin sayesinde ulaşmış oldum. Birkaç güne Kütüphaneci olarak okurseverlerle buluşacağım. Konumuza tekrardan dönecek olursak eğer yazma yeteneğinizi geliştirmek istiyorsanız edebiyat yarışmalarına katılmanızı şiddetle tavsiye ederim.

Peki neden öneriyorum? Çünkü yazdıkça yazma yeteneğinin geliştirilebileceğine inanıyorum. Aslında bu yeteneğimizi blog yazarak da geliştirebiliriz. Önemli olan yazmaya devam etmek ve bol bol okumak. Kitap okumak olur, blog yazılarını okumak olur, karikatür okumak olur. Dediğim gibi yazmak çok önemli. Örneğin kompozisyon yarışmaları olacağı zaman hemen eğer bir konu üzerinde ise onu ilk başta araştırıp ondan sonra birinci taslağımı hazırlardım. Benim için o taslak bir önizleme değerinde olurdu. Ondan sonra öğretmenlerim ya da ben üzerinden tekrardan kontrol ederek düzgün bir şekilde temiz bir kağıda geçirirdim. Ama hiçbir zaman taslaklarımı da atmadım iş bittikten sonra. Nedeni ise ne kadar ilerleyebildiğimi görmekti. Peki olmazsa olmaz dediklerim neler? Gelelim hep birlikte bunlara bakalım;

Bir Amacınız Olsun

Amaç olmadan hedef olmaz. Eğer yazma yeteneğinizi geliştirmek ve bunu değerlendirmek istiyorsanız amaç çok önemli. Çok büyük hedefler koymayın. Yavaş ama emin adımlarla ilerleyin. Bu süreç belki sizi yorabilir belki de bıktırabilir ama asla vazgeçmeyin. Yazın, yazın ve sadece yazın.

Öğrenmekten Asla Vazgeçmeyin

Sonuçta dünyadaki bütün bilgileri bilmemiz beklenmez. Fakat yazacağınız konuyu daha ayrıntılı yazmak istiyorsanız araştırmaya açık olmalısınız. Yeni bilgileri harmanlayıp bunu yazıya geçirmelisiniz. Bundan dolayı da öğrenmekten asla vazgeçmemelisiniz. Bilmediğiniz bir konu hakkında eğer üzerinde yoğun bir çalışma yaparsanız yazmamanız mümkün değil. Önemli olan araştırmacı bir ruh ile öğrendiklerinizi yazıya geçirmek.

Fikir ve Yardım İstemekten Çekinmeyin

Örneğin bu konuyu kendim üzerinden cevap verecek olursam ilk kitabım için birçok kişiden fikir ve yardım istedim. Bu konuda deneyimli olanlardan fikirler ve öneriler aldım. Aynı şekilde siz de bunu yapmalısınız. Özellikle bana sosyal medyadan ulaşıp fikir almak isteyen birçok arkadaşım oldu. Yukarıda da belirttiğim gibi bana her zaman yazabilirsiniz. Bu konuda size seve seve yardımcı olurum.

Pratik, Pratik ve Yine Pratik!

Nasıl bir şeyi öğrenmek istediğimizde veya bir dili öğrenirken kelimeleri unutmamak için yaptığımız pratikler yazma konusunda da geçerlidir. Yazdıkça bu yetenek gelişir. Yazdıkça düşüncelerimizi kâğıtlara dökebiliriz, kendimizi daha rahat açıklayabiliriz. Bu konuda ister Instagram üzerinden ister Blogger üzerinden isterseniz de kağıt üzerinde fark etmez. Önemli olan yazmak ve bunu alışkanlık haline getirmek.

Bol Bol Okuyun

Okumak, bir sihirli anahtar gibi. Okudukça yazma yeteneğiniz gelişir. Farklı cümleler ve sanatlarla her karşılaştığımızda öğrenir ve gelecek yazılarımızda bunu uygulamaya çalışırız. Tabii ki ilk başta bunu doğru bir şekilde kullanmayabiliriz fakat yine de denemiş oluruz. Sonuçta denemekten bir zarar gelmez. Ben neler neler denemedim bir bilseniz. Bundan dolayı farklı türlerinden -özellikle de bunu vurgulamak isterim okumak- çok önemli. Hep aynı türden kitap okumak yerine farklı türleri de denemek bu süreçte size en faydalı uygulama olacaktır.

Peki sizler neler yapıyorsunuz? Yazma yeteneğinizi nasıl geliştiriyorsunuz? Farklı teknikleriniz de var mı? Yorumlarda buluşalım!

Beş başlık altında toplamaya çalıştım. Eğer sizin de merak ettiğiniz ya da eklemek istediğiniz maddeler varsa yorumlarda belirtmeniz yeterli. Dediğim gibi bu konuda bana her zaman ulaşabilirsiniz. Seve seve yardımcı olurum. O zaman klasik bitirişimizi yapalım: Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!