2 Mart 2024 Cumartesi

Jean Christophe Grangé'nin Yeni Romanı: Kızıl Karma

Mart 02, 2024 1

Jean-Christophe Grangé'nin yeni romanı "Kızıl Karma" polisiye gerilim türünde ve Doğan Kitap etiketiyle okurlarla buluştu!

Paris'ten Hindistan'ın mistik sokaklarına uzanan bir gerilim dolu yolculuğu hazır mısınız? Grangé'nin yeni romanı Kızıl Karma, Paris'ten Hindistan'ın mistik sokaklarına uzanan bir gerilim dolu yolculuğu konu alıyor ve Grangé'nin ustalıklı anlatımıyla kötülüğün sınırlarını zorluyor. Türkiye'deki sıkı okur kitlesi tarafından da ilgiyle karşılandı.

Kızıl Karma Romanının Konusu

Jean-Christophe Grangé, cinayetlerin peşinde koşarken kendi kaderlerini de değiştiren üç çarpıcı karakter ve hiç düşmeyen bir tempoyla, bir kez daha kötülüğün sınırlarını araştırıyor.

Mayıs 1968'de Paris adeta yangın yeriyken, genç bir kadının bir yoga pozisyonunda, çıplak ve parçalanmış cesedi bulunur. Polis Jean-Louis Mersch, cinayeti soruşturmaya başlar. Maktulün arkadaşları Hervé ile Nicole de ona yardımcı olurlar. Bir başka kadın arkadaşları daha cinayete kurban gittiğinde, ölümün kendi çevrelerinde kol gezdiğini düşünmeye başlarlar. Mersch, Hervé ve Nicole bu cinayetlerin Hindistan’la bağlantılı olduğunu anladıklarında Kalküta'dan Varanasi’ye uzanan bir maceraya atılır ve korkunç gerçeği Ganj Nehri'nin kıyılarında keşfederler. Ama karma sonlanmamış, kötülüğün son halkasıyla yüzleşmek için gidilecek son bir durak kalmıştır.

584 sayfadan oluşan roman, şubat 2024 tarihi itibarıyla raflardaki yerini almaya başladı. Jean-Christophe Grangé'nin yeni romanı Kızıl Karma'yı polisiye gerilim sevenler kaçırmasın!

Jean-Christophe Grangé Kimdir?

Jean-Christophe Grangé, 1961 yılında Paris'te doğan Fransız bir yazardır. Gazetecilik ve reklam yazarlığı geçmişine sahip olan Grangé, 1994 yılında yayımladığı ilk romanı "Leyleklerin Uçuşu" ile büyük bir çıkış yakaladı. Bu roman, 2001 yılında aynı isimle sinemaya uyarlanmıştır.

Grangé, gerilim ve polisiye romanları ile tanınır. Romanlarında genellikle gizemli cinayetler, psikolojik gerilim ve karanlık temalar işlenir. Eserleri 30'dan fazla dile çevrilmiş ve dünya çapında 20 milyondan fazla satmıştır.

Grangé'nin en bilinen romanları şu şekildedir: Leyleklerin Uçuşu (1994) Taş Meclisi (1996) Kurtlar İmparatorluğu (2003) Kara Kan (2006) Ölüler Konuşmaz (2008) Son Sığınak (2011) Yabancının Gözleri (2015) Kızıl Karma (2023) Kızıl Nehirler (1997) Siyah Kan (2004

Jean-Christophe Grangé, Fransız edebiyatının en önemli gerilim ve polisiye yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Peki siz Jean-Christophe Grangé'nin yeni romanı Kızıl Karma ile ilgili neler düşünüyorsunuz? Yazarın diğer romanlarını daha önce okumuş muydunuz? Yorumlarda buluşalım!

27 Şubat 2024 Salı

Gece Yolu | Kristin Hannah

Şubat 27, 2024 2

Şubat ayının ikinci kitabı çoksatanlar listesinden asla adını silmeyen Kristin Hannah'ın Gece Yolu romanı oldu.

Ateşböceği Yolu, Kış Bahçesi, Büyülü Fırtına, Kış Bahçesi, Mucizeler Yağarken, Gerçek Renkler gibi birçok çoksatan romanının yazarı Kristin Hannah'ın aşka ve kaybetmeye dair dokunaklı romanı Gece Yolu'nu birlikte inceleyeceğiz.

Kristin Hannah'dan okuduğumuz ilk roman Gece Yolu oldu. Yazarın kalemi öyle etkileyici ki şu an yazarın Büyülü Fırtına romanını okuyoruz. Eğer aramızda Kristin Hannah'ın kitaplarını okumayanlar varsa kesinlikle başlamalı. Pişman olmayacaksınız. Kristin Hannah'ın kitapları genellikle kalın. İlk başıkta gözünüzü korkutabilir. Ama su gibi akıp gidiyor. Konusu ve karakterleri o kadar iyi yazılmış ki sizi alıp götürüyor. Kristin Hannah'ın romanlarına başlamak isteyenler için Gece Yolu çok iyi bir başlangıç olacaktır. Öyleyse geçelim romanımıza...

Gece Yolu Romanının Konusu

Gece Yolu romanının özeti şu şekilde: Kristin Hannah'ın Gece Yolu adlı romanı, aile bağlarını, dostluğu ve yaşamın zorluklarıyla başa çıkmanın gücünü anlatan etkileyici bir hikayedir. Jude Farraday'in çocukları Mia ve Zach, mutlu bir aile yaşamı sürerken Lexi adında bir genç kız da bu ailenin beklenmedik bir parçası olur. Ancak verilen yanlış bir kararın ardından yaşananlar, herkesin hayatını kökten değiştirir ve uzun yıllar boyunca peşlerini bırakmaz.

Jude, çocuklarının refahını her şeyin önünde tutmuş bir annedir. Ancak bir yaz gecesi yaşanan bir olay, ailenin dünyasını altüst eder ve herkesin kırılgan yanlarını ortaya çıkarır. Bu olayın sonuçları, her bir karakteri derinden etkiler ve affetme, iyileşme ve geçmişle yüzleşme üzerine bir yolculuğa çıkarır.
Hayat size bir dizi seçenek sunar. Beklemek... Geçmişe tutunmak... Unutmak... Affetmek... Siz hangi yolu seçerdiniz?

Gece Yolu annelik, kimlik, aşk ve affetmeye dair soruları derinlemesine işliyor. Hem kaybetmenin verdiği şiddetli acıyı hem de ümidin hayret verici gücünü gözler önüne seren aydınlatıcı, yürek parçalayıcı bir roman. Kristin Hannah aile özlemi, insan kalbinin direnci ve sevdiklerimizi affetme cesaretine dair unutulmaz bir hikâyeyi olabilecek en iyi şekilde anlatıyor.

Aile Bağları ve Affetmenin Gücü

Roman, karakterlerin duygusal derinliğini ve birbirleriyle olan ilişkilerini ustalıkla işler. Jude'un koruyucu annelik duygusu, Mia, Zach ve Lexi arasındaki bağlar ve geçmişin hatıraları, hikayenin temelini oluşturur.

Kristin Hannah, okuyucularını bu karakterlerin iç dünyasına çeker ve onların deneyimlediği acıları, umutları ve sevinçleri paylaşmaya davet eder. Gece Yolu, affetme ve ikinci şansın gücünü vurgulayan bir roman olarak öne çıkar.

Roman, affetmenin gücünü vurgulayarak, insanın içsel huzura ve mutluluğa ulaşmasının yollarını araştırır. Her bir karakter, yaşadıkları acıları kabullenme ve geçmişi geride bırakma konusunda bir yolculuğa çıkar. Bu süreçte, birbirlerine verdikleri destek ve sevgi, iyileşme sürecinde kilit bir rol oynamaktadır.

Her bir karakter, yaşadığı acıları ve hataları kabullenme yolunda ilerlerken okuyucular da kendi hayatlarına dair derin düşüncelere sürüklenir. Kristin Hannah'ın dokunaklı kalemi ve etkileyici hikayesi, Gece Yolu'nu unutulmaz bir okuma deneyimi haline getirmektedir.

Kristin Hannah Kimdir?

Kristin Hannah, Amerikalı bir yazardır ve genellikle duygusal ve dramatik romanlarıyla tanınır. 1960 yılında Kaliforniya'da doğmuştur. Eserleri genellikle aile ilişkileri, kadın dostlukları, travma sonrası iyileşme ve kişisel büyüme gibi temaları ele alır.

Hannah, Washington Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra hukuk okumak için bir süre çalıştı. Ancak yazma tutkusu ağır basınca, kariyerini yazardan yana kullanmaya karar verdi. İlk romanı "A Handful of Heaven" 1991 yılında yayımlandı ve o zamandan beri onlarca roman ve hikaye koleksiyonu yazdı. En bilinen eserlerinden biri "The Nightingale" (Bülbül) adlı romanıdır.

Hannah'ın diğer popüler eserleri arasında "Firefly Lane" (Ateşböceği Yolu) ve "The Great Alone" (Büyük Yalnızlık) bulunmaktadır. Kristin Hannah, eserlerinde insan doğasının derinliklerine inmeyi ve duygusal bağ kurmayı başaran bir yazardır. Yazdığı romanlar, geniş bir okuyucu kitlesi tarafından sevilir ve saygı görür.

Peki siz Gece Yolu'nu okumuş muydunuz? Kristin Hannah'ın başka hangi romanlarını daha önce okumuştunuz? Yorumlarda buluşalım!

Keder denizinde bir lütuf adası da vardı. İnsanın kaybettikleri yerine geride kalanları düşündüğü anlar...


Yetişkin olmak, hayalleri böylesine törpülemek ve gerçekçi olmak mıydı?


Tepelerindeki karanlık gökyüzü de en az gelecekleri kadar belirsizdi.


"Biz bir aileyiz." dedi Eva.
"Bunun ne anlama geldiğini pek bilmiyorum."


Belki parçalarını bir araya getirebilmen için önce parçalanman gerekiyor.


Bu hayatta bir şey istemek çok tehlikeliydi ama onun aşkını istemek belki hepsinden tehlikeliydi.


Kitap rafları, çocukluğuna dair arkeolojik bir sergi gibiydi...


Bir yeri sevmeye başlamanın ne kadar tehlikeli olabileceğini biliyordu Lexi. Birini sevmeye başlamanın... 



26 Şubat 2024 Pazartesi

Kapan | Harlan Coben

Şubat 26, 2024 7
Şubat ayının ilk kitabı polisiye gerilim türünün günümüzdeki elçilerinden olan Harlan Coben'in Kapan romanı oldu.

Kış ayları genellikle Konumuz Kitap ekibi için polisiye gerilim ayıdır. Biz de bu güzel aya başlangıç için Harlan Coben'in çoksatan romanı Kapan'ı seçtik.

Harlan Coben'den daha önce Altı Yıl ve Yüksek Gerilim romanlarını okumuştuk. Bu listeye Kapan'ı da eklemiş olduk.

Eğer aramızda Kapan'ı okuyanlar varsa aşağıdaki yorumlar bölümünden düşüncelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz. Öyleyse geçelim kitabımıza...

Kapan Romanının Konusu

Harlan Coben'in Kapan romanının özeti şu şekilde: On yedi yaşında, ailesinin gurur kaynağı olan genç bir kız ortadan kaybolmuştur ve üzerinden aylar geçmesine rağmen bulunamamıştır.

İç içe geçmiş hayatları dalgalandıran iftira, suç ve tuzakların gölgesinde kalan masumiyetin sarsıcı öyküsü Kapan, herkese hayata dair öğrenilecek çok şey olduğunu hatırlatacak. (New York Times)

Kızın başına gelenlerin sırrı ilk günkü tazeliğini korumaktadır. Yaptığı televizyon programlarıyla tacizcileri deşifre edip canlı yayında alenen teşhir eden bir muhabir, bu talihsiz kayıp olayının üzerine gitmek ister ve kızın başına gelenlerden, sorunlu gençlere arkadaşlık eden bir toplum görevlisinin sorumlu olduğunu düşünür. Ancak bu adamın hikâyesi kısa bir süre içerisinde hayal edilemeyecek kadar karmaşık bir hâl alır ve olaylar içinden çıkılamayacak boyutlara ulaşır.

Kısacası "Kapan" sıradan bir hayat süren bir adamın, beklenmedik bir anda hayatının tamamen değişmesini konu alıyor. Coben, karakterlerinin derinlikleriyle ve sürükleyici hikayesiyle okuyucularını adeta bir labirentin içine çekiyor.

Gerilimin Ustası: Harlan Coben

Harlan Coben, gerilim türünün ustalarından biri olarak tanınır ve her eseri okurlarını merak içinde bırakmayı başarır. Coben'in kaleminin altından çıkan son romanlardan biri olan Kapan gerilim severler için heyecan dolu bir okuma vaat ediyor.

Roman, baş karakterin yaşadığı olaylarla birlikte giderek karmaşıklaşan bir hikaye örgüsüne sahip. Coben'in ustalıklı kurgusu, her sayfada yeni bir sürprizle okuyucuyu şaşırtmayı başarıyor. Karakterler arasındaki ilişkiler, gizemli olaylar ve beklenmedik dönemeçler, Kapan'ı sürükleyici kılan unsurlardan sadece birkaçı.

Coben'in karakterleri, okuyucuların kendilerini kolayca tanıyabilecekleri ve empati kurabilecekleri özelliklere sahip. Bu da romanın daha gerçekçi ve etkileyici olmasını sağlıyor. Kapan, sadece olay örgüsüyle değil, aynı zamanda karakter derinliğiyle de okurları etkileyen bir eser olarak öne çıkıyor.

Harlan Coben'in Kapan'ı, gerilim türünün sevenleri için kaçırılmayacak bir okuma deneyimi sunuyor. Sürükleyici hikayesi, gizemli atmosferi ve etkileyici karakterleriyle bu roman; okuyucularını başından sonuna kadar ekran başına kilitleyecek nitelikte. Polisiye gerilim sevenler kaçırmasın!

Harlan Coben Kimdir?

Harlan Coben, 4 Ocak 1962'de Amerika Birleşik Devletleri'nde doğmuş bir polisiye gerilim yazarıdır.

Genellikle suç, gerilim ve gizem türlerinde romanlar yazmasıyla tanınır. Çoğu eseri New York Times çok satanlar listesine girmiştir ve dünya çapında milyonlarca kopya satmıştır. Coben, Amherst College'da siyaset bilimi eğitimi aldıktan sonra hukuk okumak için Yale Üniversitesi'ne gitti, ancak sonunda yazarlık kariyerine yönelmiştir.

İlk romanı olan "Play Dead"i yazmadan önce birçok kısa hikaye ve bilinmeyen bir kitap serisi yazdı. Ancak gerçek çıkışını "Tell No One" (Kimseye Söyleme) adlı romanıyla yapmıştır. Bu roman, hem eleştirmenlerden hem de okuyuculardan büyük övgü topladı ve En İyi Yabancı Roman dalında Edgar Ödülü'nü kazandı. Bu başarısından sonra Coben, bir dizi çok satan roman ve diziyle tanınmıştır. Harlan Coben'in eserleri genellikle sıradan insanların hayatlarının içine giren sıra dışı olayları konu alır. Karakterlerinin derinlikli portreleri ve hızlı tempolu kurgusuyla tanınır. 

Eserlerinde sıklıkla aile bağları, sırlar, kayıp kişiler ve suçun doğası gibi temaları işler. Coben'in romanları arasında "The Stranger" (Yabancı), "The Woods" (Orman), "Missing You" (Seni Özledim), "Fool Me Once" (Bir Daha Beni Kandırma) ve "Win" gibi popüler başlıklar bulunmaktadır. Ayrıca, bazı romanları televizyon dizilerine ve filmlere uyarlanmıştır. 

Harlan Coben, gerilim ve suç türündeki romanlarıyla edebi dünyada önemli bir yere sahip olan bir yazardır ve eserleri geniş bir okuyucu kitlesi tarafından sevilmekte ve takdir edilmektedir.

Peki siz Kapan'ı okumuş muydunuz? Harlan Coben'den okuduğunuz başka romanlar var mı? Varsa bunlar neler? Yorumlarda buluşalım!

Eğer en büyük hatayı yapan kişiler dahi affedilebiliyorsa, kim affedilmezdi ki!


Sonuç olarak her ne kadar klişe bir laf olsa da bir insanı belki de hiçbir zaman gerçek manada tanıyamayabilirsin.


Dünya, uç nokta olarak düşündüğümüz şeyleri birbirinden ayıran ince bir çizgi grubundan başka bir şey değildi.


Belki de karanlıklar içerisinde yaşıyorduk, gülümseme ve faziletin aldatıcı görünümüyle gözlerimiz kör olmuştu. Belki de trajedi sadece at gözlüklerini kaldırmaya yarıyordu.


Kendin için çalış. Güvenebileceğin tek patron sensin.


İnsanları kategorilere sokmayı, onları birer canavar ya da melek yapmayı hedeflerseniz ama işler hiç de böyle yürümez.


Bir çocuğu iyi tanıdığını düşünebilirsin. Ama inan bana hepsinin kendisine has sırları var.


Gün geçmiş ve daha çok şey öğrenmiş olsak da aynı hataları tekrarlamak insanların DNA'larında var.


O kırmızı kapıyı açmanın hayatımı mahvedeceğini biliyordum.



19 Şubat 2024 Pazartesi

Sharon M. Draper'in Romanı İçimdeki Müzik Film Oluyor!

Şubat 19, 2024 2
Uluslararası üne sahip yazar Sharon M. Draper'ın dokunaklı ve ilham verici romanı "İçimdeki Müzik", büyük bir heyecanla sinemaya uyarlanıyor. Bu duygusal yolculuk, izleyicileri mücadele, umut ve müziğin gücüyle dolu bir dünyaya götürecek.

Kitap, Draper'ın imza niteliğindeki derinlikli karakterlerini ve güçlü hikaye anlatımını bir araya getiriyor. "İçimdeki Müzik", genç bir kız olan Melody Brooks'un gözünden dünyaya bakıyor. Melody, beyin felci (cerebral palsy) ile doğmuş ve bu durum nedeniyle bedensel olarak kısıtlı olmasına rağmen, inanılmaz bir müzik yeteneğine sahiptir. Ancak, ailesinin ve çevresindekilerin onu anlamadığı ve potansiyelini göremediği bir ortamda, Melody kendi içinde bir mücadele vermektedir.

Sinema uyarlamasında, Melody'nin hikayesi, izleyicilerin duygularını derinden etkileyecek ve onları güçlü bir bağ kurmaya teşvik edecek. Film, Melody'nin içsel gücünü keşfetme yolculuğunu ve müziğin iyileştirici etkisini vurgulayarak, izleyicilere ilham verecek.

İçimdeki Müzik Disney+ Filmi Oluyor!

Film Mayıs 2022'de Daniel Siepleman'in yazdığı, Amber Sealey'in yönettiği ve başrolde Melody'yi canlandıran Phoebe-Rae Taylor'ın yer aldığı Disney+ için romanın bir film uyarlamasının geliştirilmekte olduğu bildirildi. Filmin ilk gösterimi 2024 Sundance Film Festivali'nde yapıldı. Filmin başrollerinde Phoebe-Rae Taylor, Rosemarie DeWitt, Luke Kirby ve Judith Light yer almaktadır.

Yapımcılar, Draper'ın kitabındaki güçlü temaları ve karakter derinliğini sinemaya aktarmak için titizlikle çalışıyorlar. "İçimdeki Müzik" filmi, seyircilere duygusal bir deneyim sunmayı hedefliyor ve izleyicileri, insanın içsel gücünü ve müziğin evrensel dilini kutlamaya davet ediyor.

Filmin galası 19 Ocak 2024'te Sundance Film Festivali'nin Aile Matinesi bölümünde yapıldı ve izleyiciler tarafından iki kez ayakta alkışlandı.

İçimdeki Müzik Romanının Konusu

11 yaşındaki Melody'nin fotografik hafızası vardır. Kafası bir kamera gibi gördüğü her şeyi kaydeder. Ve "stop" düğmesi yoktur. Okulun en zeki çocuğudur ama bunu kimse bilmez. Çünkü Melody konuşamaz, yürüyemez ve yazamaz. Ama bir gün bir mucize olur! Melody kafasının içindeki sesi keşfeder. Sesini asla unutamayacağınız bu cesur kızla tanışmaya hazır mısınız?

İngiltere'nin saygın edebiyat ödüllerinden Coratta Scott King ödüllü yazar Sharon M. Draper'dan hüzün ve umut dolu soluksuz okunacak bir roman. İçimdeki Müzik, gerçek bir yaşam öyküsünden ilham alınarak kaleme alınmıştır. 48 ödüllü kitap, New York Times Bestseller Publishers Weekly Bestseller listelerinde toplam 8 hafta 4. sırada kalmıştır. 

11 yaşındaki Melody'nin hastalığı: Spastik ikili kuadripleji, yani beyin felci. Yürüyemiyor, konuşamıyor, tekerlekli sandalyeye mahkum. Hiçbir uzvuna komut veremeyen bu küçük kızın beyni ise mükemmel işliyor. Hikâye Melody'nin öğretmenlerine, arkadaşlarına, komşularına kısaca dış dünyaya kendini kanıtlama çabasını anlatıyor. İncelikli, naif, akıcı, komik ve ilham verici bir metin.

İçimdeki Melodi Romanının Konusu

New York Times Çok Satan listelerinde aylarca yerini koruyan ve farklı milletlerden milyonlarca okurun kalbinde taht kuran İçimdeki Müzik'in bu çarpıcı devam romanında Melody, tutkusunun peşinden gidebilmek adına korkularıyla yüzleşiyor.

Melody, artık daha büyük ve daha cesur bir genç kızdır. Onun gibi farklı yeteneklere sahip çocuklara yönelik kamplar olduğunu keşfettikten sonra, bir kampa gidebilmek için can atıyor. Ormanda yürüyebileceği, çelik halatla uçabileceği ve hatta ata binebileceği bir yer! Belki de sonunda gerçek bir arkadaş edinebileceği, kendi kararlarını verebileceği hatta kendi başına bir şeyler yapabileceği bir yer - rüya gibi! 

Melody, titreyen kamp ateşinin ışığında ve fırtınaların gücüyle gerçekten ne kadar cesur ve güçlü bir genç kız olduğunu keşfetmek üzere.

Peki siz bu güzel romanın sinema uyarlaması hakkında neler düşünüyorsunuz? Oyuncu seçimlerini nasıl buldunuz? Yorumlarda buluşalım!

16 Şubat 2024 Cuma

Olağanüstü Bir Gece | Stefan Zweig

Şubat 16, 2024 1

Zeplin Yayınlarının Stefan Zweig kutulu serisinin son kitabını sizlerle paylaşıyoruz! Kutulu seride okunmamış tek kitap Olağanüstü Bir Gece kalmıştı. Böylelikle onu da bitirdik.

Eğer Stefan Zweig eserlerini toplu bir şekilde satın almak istiyorsanız Zeplin Yayınlarının Stefan Zweig setini sizlere öneririz. Hem basımı hem de çevirisi gerçekten çok güzeldi. Zeplin'den başka Stefan Zweig setleri de var. Onlara da bir göz atabilirsiniz.

Aramızda Olağanüstü Bir Gece'yi okuyanlar varsa aşağıdaki yorumlar bölümünden bizlerle düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz. Öyleyse geçelim kitabımızın ayrıntılarına...

Olağanüstü Bir Gece Hikayesinin Konusu

Olağanüstü Bir Gece'nin özeti şu şekilde: Ravaruska'da çatışmada hayatını kaybeden Friedrich Michael von R.'nin başından geçen tuhaf olaylar dizgesini içeriyor ‘Olağanüstü Bir Gece'.

Genç Baron, 7 Haziran 1913 günü kendini at yarışlarının yapıldığı hipodromda bulur ve bir adamın yere düşürdüğü at yarışı kuponunu sırf muziplik olsun diye çalar. Bu hırsızlıkla birlikte, Baron'un hayatı dönülmez bir yola girecektir.

Olağanüstü Bir Gece, seçkin bir burjuva olarak rahat ve tasasız varoluşunu sürdürürken giderek duyarsızlaşan bir adamın hayatındaki dönüştürücü deneyimin hikâyesidir. Sıradan bir Pazar gününü at yarışlarında geçirirken, belki de ilk kez burjuva ahlakından saparak "suç" işler. Böylece yeniden "hissetmeye" başladığını, kötücül ve ateşli hazları olan gerçek bir insan olduğunu fark eder. İçindeki haz dolu esrime, aynı günün akşamında onu gece âleminin son atıklarının arasına, "hayatın en dibindeki lağımlara" sürükleyecek, varış noktası ise ruhani bir uyanış olacaktır.

Varoluşun Temelini Sorgulamak

İnsan olmanın ne olduğu tutkunun ve en dibe vurmanın yoğunluğu Stefan Zweig'ın derinden düşündüren bu eserinde okurlarla buluşuyor. Hayatını sorgulayarak ruhsal bir dönüşüme giden sıradan bir adamın yaşadığı olağanüstü bir gecesi...

Ailesinden kalan yüklü mirasla rahat ve tasasız bir hayat süren kahramanımız her zaman yaptığı gibi pazar günü gezmesine çıkar. Orada burada dolanırken yolu at yarışlarının yapıldığı hipodroma düşer. Can sıkıntısından ne yapacağını bilmediği için içeri girer ve yarışları izlerken kendinden geçen yarış severlerin abartılı, çılgın tepkilerini kâh gülerek kâh şaşırarak ama keyifle izlemeye koyulur. Bu arada cilvebaz bir kadınla bakışmaya başlar. Kadına oyun yapıp onu kızdırayım derken kendini bir anda hırsız konumunda bulur.

Sonra gelsin bir dizi içsel sorgulama, yargılama, hesaplaşma! Ama buncacık öyküyü anlatan Zweig ise durup biraz düşünmekte yarar var. Çünkü büyük usta, öyküyü tatlı tatlı anlatırken okuru bir dizi amansız sorunun içine sokuveriyor:

  • Burjuva yaşamın kuralları ve standartlarının anlamı nedir?
  • Bol paralı ve rahat bir yaşam insanın mutlu olması için yeterli midir?
  • Halk dediğimiz yığınlardan kopuk, onlara tepeden bakan elitlerin varoluşsal sorunları nelerdir?
  • Neden onlar bir kasap çırağı ya da tezgâhtar kadar mutlu olup hayatı onlar gibi dolu dolu yaşayamaz? 
  • Toplumun tortusu denilebilecek en alttakiler neden burjuvalardan daha fazla saygı duyulası insanlardır? Peki ya gerçek bir insan olmanın sırrı nerededir?

İşte tüm bu soruları Zweig Olağanüstü Bir Gece eserinde sürekli sorguluyor ve sorgulatıyor.

Stefan Zweig Kimdir?

Stefan Zweig (1881-1942), Avusturyalı bir yazar, oyun yazarı ve biyografi yazarıdır. Zweig, 1881 yılında Viyana'da doğdu.

Eserleri genellikle psikoloji, insan ilişkileri ve tarih temalarına odaklanır. Zweig, edebi kariyerinde özellikle kısa öyküler, romanlar ve biyografiler yazdı. Eserleri, döneminin Avrupa kültüründe büyük ilgi gördü. Zweig'in en ünlü eserlerinden bazıları arasında "Satranç," "Amok Koşucusu," "Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu" ve "Korku" bulunmaktadır. Yazarın eserleri, genellikle insan psikolojisi ve duygusal derinlik konularına odaklanarak okuyucuları etkilemiştir.

Zweig, Nazi Almanya'sının yükselişi sırasında politik nedenlerle Almanya'dan ayrılmak zorunda kaldı. 1942 yılında, Brezilya'da intihar etti. Zweig'in eserleri, ölümünden sonra da popülerliğini sürdürmüş ve birçok dilde yayımlanmıştır. Zweig, eserleri ve edebi katkılarıyla modern Avusturya edebiyatının önemli isimlerinden biri olarak kabul edilir.

Peki siz Olağanüstü Bir Gece'yi okumuş muydunuz? Okuduysanız kitaba dair düşünceleriniz nelerdir? En sevdiğiniz Stefan Zweig eseri nedir? Yorumlarda buluşalım!

Kendini bulan insanın dünya üzerinde kaybedecek bir şeyi kalmamıştır. Ve içindeki insanı nihayet anladıysa bütün insanları anlayacaktır.


Nasıl olmuştu da sevinç dağıtmanın bu kadar iyi ve güzel olduğunu çok daha önceleri kavrayamamıştım.


Yeniden hissetmeye başlamıştım, kurumuş dallarım tekrar tomurcuklanıyordu.


Sohbet edip gülüşerek üzerime üzerime gelen kalabalığın arasında kendimi, içimde kaybolan o insanı arıyordum.


Beni bu soğukluktan kurtarıp böylesi bir ateşe yöneltebilecek hiçbir şey yoktu.


Çağlayan sular misali hiçbir şeye tutunmaksızın hiçbir yere bağlanmaksızın yaşayıp gidiyordum.


Sanırım bir kez daha durmak zorundayım. Çünkü tek bir kelimenin birden fazla anlama gelebilme, ikili anlamlar barındırabilme özelliğinden çekiniyorum.



9 Şubat 2024 Cuma

Kayahan Demir'in Yeni Serisi: Kayıp Sırlar Muhafızı

Şubat 09, 2024 2

Pera Palas'ta Onbir Gece, Mona Lisa Senfonisi, Hafıza Koleksiyoncusu, İstanbul Portresi, Evvel Zaman Koleksiyoncusu gibi birçok başarılı eserlerle kitaplığımızı dolduran yazar Kayahan Demir; yeni romanı daha doğrusu yeni serisinin ilk kitabı Kayıp Sırlar Muhafızı'yla geri dönüyor.

Kayahan Demir'in yeni kitabı "Kayıp Sırlar Muhafızı" Timaş Yayınları tarafından yayınlandı. Kitap, Osmanlı'nın son yıllarında geçen bir polisiye serisinin ilk kitabı. Kitapta, Beyoğlulu bir zabit olan ve ketumluğuyla tanınan Demirbey'in, bir harita ve bir grup şüpheli ile yola çıkarak hazineye ulaşma macerası anlatılmaktadır. Gençlik polisiyesinin sevilen ismi Kayahan Demir'in kaleme aldığı "Kayıp Sırlar Muhafızı" kitabı, yeni bir polisiye serisine başlangıç yapmaktadır.

Kayıp Sırlar Muhafızı Kitabının Konusu

Kayıp Sırlar Muhafızı kitabının arka kapak tanıtım yazısı şöyle:

Beyoğlulu bir zabit olan ve ketumluğuyla tanınan Demirbey, Büyükada’da patlatılan saat dükkânı olayını aydınlatmak için Kadı tarafından görevlendirilir. İnceleme yapmak için Kadı ile birlikte yanına Mucit Macit lakaplı, çılgın zaman tüneli projesini hayata geçirmeye çalışan bilim meraklısı arkadaşını da alan Demirbey, Büyükada'ya doğru yol alır. Büyükada sahilinde incelemelerde bulunan ekibin dikkatini, Mizzi Köşkü'nden gelen sesler dağıtır.

Köşkün sahibi, kendisine bunu yapan kişiyle dükkânı patlatanın aynı kişi olduğunu söyler. Markiz'e göre, şüpheli, İstanbul’un muhafızlarının peşindedir. Bu muhafızların her birinde, Fatih Sultan Mehmet Han'ın hazinesinin yerini gösteren haritanın bir parçası mevcuttur. Hazinenin yer altında kalmasının daha iyi olduğunu düşünenler, kimse hazineye ulaşamasın diye bu haritayı dörde bölmüş ve her bir parçayı bir kişiye teslim etmiştir. Şüpheli, belli ki bu haritayı tamamlamak ve hazineye ulaşmak için yola çıkmıştır. 

Gençlik polisiyesinin sevilen ismi Kayahan Demir, Kayıp Sırlar Muhafızı ile yeni bir polisiye serisine başlangıç yapıyor. Tarihin en sevilen noktalarını ve kişilerini eserlerine konuk eden Demir'in bu serisindeki başkarakteri Demirbey'e, çırağı Agâh ile bilim meraklısı arkadaşı Macit eşlik ediyor.

Kayahan Demir'in Yeni Polisiye Serisinin İlk Kitabı

Evet, gençlik polisiyenin sevilen ismi Kayahan Demir'den yeni polisiye serisi. Açıkçası serinin ilk kitabı bu kadar heyecanlıysa diğer kitapları düşünemiyorum. Eğer aramızda polisiye gerilimi tarihle birlikte seven varsa Kayahan Demir'in kitaplarını sakın okumadan geçmesin. Hem tarih hem de polisiye sevenlere bire bir!

Ayrıca kitap, Türk tarihinin önemli mekân ve olaylarını hatırlatması bakımından zengin bir eser. Kitapta sürprizlerle dolu polisiye kurgusuna şahit oluyoruz. Kayıp Sırlar Muhafızı, İstanbul'un imparatorluk yıllarının son günlerinin havasını da yansıtıyor. Okuyucuya Büyükada, Beyoğlu, Haliç gibi yerlerin geçmişteki havasını tattırıyor diyebiliriz.

Peki siz Kayahan Demir'in yeni polisiye serisinin ilk kitabı Kayıp Sırlar Muhafızı için heyecanlı mısınız? Kayahan Demir'in başka hangi kitaplarını daha önce okumuştunuz? Yorumlarda buluşalım!

7 Şubat 2024 Çarşamba

Işıl Işık'ın Yeni Kitabı: Paranormal Hikayeler 2

Şubat 07, 2024 4


Işıl Işık'ın yeni kitabı Paranormal Hikayeler 2, korku severlerin ilgisini çekecek türden tüyler ürpertici hikayeler içeriyor.

Gizemli bir yolculuğa hazır mısınız? Işıl Işık'ın yeni kitabı Paranormal Hikayeler 2, sıra dışı ve ürkütücü paranormal hikayeler, okuyucuları gerçeklikle fantezi arasında ince bir çizgide dolaştırırken aynı zamanda düşündürücü ve heyecan verici bir deneyim sunuyor.

Işıl Işık'ın Paranormal Hikayeler 2 kitabı, insanın bilinmeyene duyduğu merakı ve keşfetme arzusunu tatmin ediyor. Bu kitaplar, doğaüstü olaylar, ürkütücü varlıklar ve sıra dışı deneyimlerin izini sürerek okuyucuları gerilim dolu bir yolculuğa çıkarıyor.

Paranormal Hikayeler 2 Konusu Nedir?

Işıl Işık'ın yeni kitabı Paranormal Hikayeler 2 kitabının arka kapak tanıtım yazısı şöyle:

Paranormaliçe'nin üç yıldır beklenen yeni korku hikâyeleri ile baş başa kalmaya hazır mısınız? 

Korku hikâyeleri ve videoları denince akla gelen ilk isim olan Işıl Işık, başta Japon efsaneleri olmak üzere dünyaca bilinen efsanelerden inanması zor olaylara, lanetli köylerden hayalet otobüse, Türk korku hikâyelerinden esrarengiz kayıp vakalarına, çözülememiş gizemli cinayetlere ve daha pek çok inanılmaz olaya değindiği, tüylerinizi diken diken edecek kısa öyküleri yeni kitabında topladı.

Paranormal Hikâyeler 2, korku severlerin ellerinden bırakamayacağı, ara vermeden okurken olayların arkasındaki gerilimin müziğini duyacakları türden tüyler ürpertici öykülerle sizleri bekliyor.

Işıl Işık'ın Yayınlanan Kitapları

Işıl Işık'ın şu ana kadar yayınlandığı kitapları siz okurseverlere sıralamak istedik. Kitapların içeriğini incelemek isterseniz kitap adlarının üstüne tıklayabilirsiniz.

Işıl Işık'ın Kitapları
Işıl Işık yeni kitabı Paranormal Hikayeler 2 için YouTube videosunda şunları dile getirdi: "Dostlarım, yeni kitabımız Paranormal Hikayeler 2 sonunda sizlerle birlikte. İlk kitap çıkalı neredeyse 3-4 sene oldu. Bu da aynı ilk kitapta olduğu gibi çoğunlukla YouTube kanalında anlattığım hikayelerden oluşuyor. Şehir efsaneleri, çözülmemiş cinayetler ve gizemli olaylar var. Aynı ilk kitapta olduğu gibi çok çok seveceğinizi düşünüyorum."

Peki siz Işıl Işık'ın yeni kitabı Paranormal Hikayeler 2 için neler düşünüyorsunuz? Korku hikayelerini okumayı seviyor musunuz? Yorumlarda buluşalım!

3 Şubat 2024 Cumartesi

Korkuyu Beklerken | Oğuz Atay

Şubat 03, 2024 10

Edebiyatımızın en önemli isimlerinden birisi olan Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'dan sonra en çarpıcı hikayelerini barındıran Korkuyu Beklerken adlı hikayesini inceleyeceğiz.

Türk edebiyatının önemli isimlerinden Oğuz Atay'ın kaleminin izini sürmek, edebiyat yolculuğunda derin bir keşfe çıkmak demektir. Onun eserlerindeki derinlik, mizah ve sorgulayıcı yaklaşımı, sadece bir yazarın değil; bir düşünürün, bir gözlemcinin ve bir sanatçının işaretlerini taşır. Atay'ın "Korkuyu Beklerken" adlı eseri, bu zengin dünyanın bir başka perdesini aralıyor.

Korkuyu Beklerken, sadece Türk edebiyatının değil, dünya edebiyatının da önemli eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Çünkü Oğuz Atay'ın kalemi, sadece bir roman yazmakla kalmaz, aynı zamanda insanın ruh haritasını da çıkarır.

Korkuyu Beklerken Hikayesinin Konusu

Öncelikle kitap 8 hikayeden oluşmakta. Bunlar sırasıyla: Beyaz Mantolu Adam, Unutulan, Korkuyu Beklerken, Bir Mektep, Ne Evet Ne Hayır, Tahta At, Babama Mektup ve Demiryolu Hikayecileri - Bir Rüya.

Oğuz Atay'ın hikayeleri, gündelik hayatı kavrayış derinliği, anlatım zenginliği ve okuru alıp götürmedeki enerjileri bakımından romanlarından geri kalmaz. Kitaba adını veren hikayenin korkuyu beklerken kendini evine hapseden kahramanı, Atay'ın edebiyat güzergahındaki farklılığının en büyük kanıtlarından. Yazarın bu kitaptaki ilk hikayeyle var ettiği "beyaz mantolu adam" da öyle.

Korkuyu Beklerken, her bir hikâyesinde karamsar, umutsuz, yalnız ve toplumdaki diğer bireylerle ilişkisi kopuk karakterleri konu almaktadır. Oğuz Atay'ın edebi derinliği, insan psikolojisi ve toplumsal çalkantıları ustalıkla işlediği bu eseri, okuru içsel bir yolculuğa çıkarmaktadır. Yazarın klasik anlatım tarzından uzaklaşarak modern edebiyatın kapılarını araladığı bu eser, Türk edebiyatının önemli yapıtları arasında yer almaktadır.

Oğuz Atay'ın diğer yapıtları gibi gündelik hayatı kavrayış derinliği, anlatım zenginliği ve okuru alıp götürmedeki enerjisi bakımından oldukça etkileyicidir. Yazarın edebi mirasının önemli bir parçası olan bu eser, okurlarda derin izler bırakmakta ve edebi birikimlerini zenginleştirmektedir. Oğuz Atay'ın edebi dehasını en iyi yansıtan eserlerden biri olan "Korkuyu Beklerken", Türk edebiyatının önde gelen eserleri arasında hak ettiği yeri almıştır ve almaya devam etmektedir.

Oğuz Atay Kimdir?

Oğuz Atay, Türk edebiyatının önemli yazarlarından biridir. 12 Ekim 1934 tarihinde, Kastamonu'nun İnebolu ilçesinde doğmuştur. Edebiyata ilgisi ve yeteneği genç yaşlarda belirginleşen Atay, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü'nden mezun olmuştur. Yüksek lisans eğitimini ise ABD'de Purdue Üniversitesi'nde tamamlamıştır.

Oğuz Atay, özellikle modern Türk edebiyatına önemli katkılarda bulunan ve deneysel bir yaklaşımla roman türüne yeni bir soluk getiren bir yazardır. En bilinen eseri olan "Tutunamayanlar" (1972), Türk edebiyatının başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. Bu romanı, çağdaş Türk toplumunun sorgulandığı, bireyin kimlik arayışının ele alındığı bir yapıttır.

Atay'ın diğer önemli eserleri arasında "Tehlikeli Oyunlar", "Korkuyu Beklerken" ve "Bir Bilim Adamının Romanı" bulunmaktadır. Eserlerinde dil ve anlatım teknikleriyle oynaması, okura alışılmadık bir deneyim sunar. Yazar, sadece edebi değil, aynı zamanda felsefi ve toplumsal derinlikte eserler üretmiştir.

13 Aralık 1977'de İstanbul'da hayata gözlerini yuman Oğuz Atay'ın edebi mirası, Türk edebiyatının önemli bir köşe taşıdır ve eserleri hala geniş bir okur kitlesi tarafından ilgiyle okunmaktadır. Oğuz Atay, Türk edebiyatında çağdaş ve yenilikçi bir sesin temsilcisi olarak anılmaya devam etmektedir.

Peki siz Oğuz Atay'ın Korkuyu Beklerken adlı eserini okumuş muydunuz? Eğer okuduysanız hikayeler hakkında neler düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!

Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?


Seni sen olarak yaşamak istiyorum.


Sen olmadıktan sonra sana yazılan mektup ne işe yarar?


Bir türlü öğrenemedik şu tabiatı. Bu yüzden ölüp gidiyoruz işte.


Çünkü sevmek, yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi.


Bir yerden sevmeye devam edebilir miydim?


Devam ettim içmeye, kendimi mahvetmeye. Dumanlı gözlerle, eriyip gidişimi seyrettim. Bütün düzenleri yıkacaktım, onlara gösterecektim... Serserinin biri olacaktım.


Yaşamda dikiş tutturamayan sekiz kişinin, dikiş tutturamayan yaşamın öyküleri bunlar.



1 Şubat 2024 Perşembe

Beyza Doğuç'un İlk Kitabı Koda Çıktı!

Şubat 01, 2024 2

Türkiye'nin dijital sanatın genç öncülerinden biri olarak kabul edilen Beyza Doğuç, ilk kitabı Koda İthaki Yayınlarından okurseverlerle buluştu. Doğuç, Koda'da bir ilki deneyerek ana kahramanlarından birini yapay zekâ aracılığıyla yarattı.

Beyza Doğuç'un ilk kitabı "Koda", ana kahramanlarından birini yapay zeka olan bir hikaye sunmaktadır. Kitap, İthaki Yayınları etiketiyle okuyucuların beğenisine sunulmuştur. Doğuç, hikayede yer alan ana karakterlerden birini yapay zeka olarak tasarlayarak, bilinç aktarımı ve dijital varlık konularını ele almaktadır.

Doğuç, ChatGPT'ye yönelttiği sorularla Koda isimli kahramanının karakterini geliştirdiği ve diyaloglarını oluşturduğu bu novellada, bilinç aktarımının, dijital evcil hayvanların, içine konulan suyun, çiçeğin özünü melodiye dönüştüren müzik aletlerinin var olduğu bir evrene davet ediyor okuru. Kendi müziğini de katıyor bu evrene; Liszt'in, Chopin'in, Beethoven'ın besteleri üzerine yazdığı sözlerle sesleniyor satır aralarından.

Kitapta insan ve yapay zeka arasındaki ilişki, yapay zekanın insan hayatındaki yeri ve yapay zekanın insan psikolojisi üzerindeki etkileri gibi konular ele alınmaktadır. Kitap, kısa bir novella formatında ve okuyuculara farklı bir bakış açısı sunmaktadır.

Beyza Doğuç Kitabının Nasıl Oluşturduğunu Anlattı!

Beyza Doğuç sosyal medya hesabından ilk kitabı Koda'nın oluşturulma sürecini sevenleriyle paylaştı. Kendi öz tarzı ve sanatıyla dikkat çeken Doğuç, edebiyat dünyasına da adım attı. Şimdiden birçok okur Koda'yı çok merak ediyor. Doğuç, kitabının oluşturulması hakkında şunları dile getirdi: "Bir karakterini yapay zekanın yönettiği bir kitap yazdım. Küçük yaşta yazdığım romanların ardından yeniden bu işe girişmek için önce bir evren oluşturmam gerekiyordu. Hikayemi nasıl bir yerde anlatmak istediğimi belirledim. Ardından karakterlerimi oluşturdum. Obsidian ile bir tür zihin haritası çıkardım. Bütün detayları ilgili noktaları birbiriyle işaretledim ve yazma sürecimde bu haritan yardım aldım. Kitaptaki karakterlerden Koda'yı yapay zekanın kontrolüne bıraktım.

Arka plan hikayesini onunla paylaşmadım. Bunun aslında kurguda da önemli bir yeri vardı. Yapay zeka, Koda'nın eylemlerini ve diyaloglarını belirledi. Bu kısımları kitapta kalın olarak işaretledim. Ayrıca kitapta Beethoven, Chopin ve Liszt'in önemli eserlerini uyarladığım üç şarkıma da yer verdim. Kitabı yazdığım dönemde yaptığım parçalar kurguda da yer alıyor. Hatta bölüm başında şarkıların QR'ları da var. İşte böyle! Koda çıkardığım ilk kitabım raflarda!"

"Yapay Zeka, Sanatçının Bir Aracı Olmalı."

Beyza Doğuç, kitabının yapım aşaması ile ilgili paylaştığı reels videosunda ayrıca şunları dile getirdi: "Yapay zekanın sanatçının yerine geçmek yerine onun bir aracı olması gerektiğini düşünüyorum. Yapay zeka destekli sanatın ve sanatçının özünün korunduğu çalışmaların olması bu yeni çağda çok önemli. Bu kitapta amacım bu dengeyi sunabilmekti. Umarım okurken keyif alırsınız. Yorumlarınızı benimle paylaşmayı unutmayın!"

Özellikle de son bir yıl içerisinde yapay zeka, her yerde karşıma çıkmakta. Her ne kadar sanat üzerinden derin tartışmalara yol açsa da Beyza Doğuç'un da dediği gibi denge çok önemli. Biliyorsunuz ki birkaç gün önce Japon yazar Rie Kudan'ın ChatGPT itirafını sizlerle paylaşmıştık. O yazımızı da incelemek isterseniz buradan ulaşabilirsiniz.

Peki siz Beyza Doğuç'u daha önce tanıyor muydunuz? Sosyal medya hesabından hem sanatı hem de yapay zekayla ilgili paylaştığı içerikleri nasıl buluyorsunuz? Koda için heyecanlı mısınız? Yorumlarda buluşalım!

29 Ocak 2024 Pazartesi

Romanın Ardındaki Gerçek: Japon Yazarın ChatGPT İtirafı

Ocak 29, 2024 0

Ünlü Japon yazar Rie Kudan, ülkesindeki en prestijli edebiyat ödüllerinden birisi olan Akutagawa Ödülü'nü kazandıktan sonra yapay zekadan yardım aldığını itiraf etti.

Hatırlıyorsanız bir yıl önce sizlere "ChatGPT Geleceğin Yazarı Olabilir!" yazısını paylaşmıştık. Okumak isteyenler yukarıdan yazımıza kolayca ulaşabilirler.

En iyi kurgu eseri dalında Akutagawa Ödülü'ne layık görülen 33 yaşındaki yazar Rie Kudan "Yaratıcılığımın kendini sonuna kadar ifade etmesine izin verirken, romanlarımın yazımında yapay zeka kullanımından yararlanmaya devam etmeyi planlıyorum." dedi.

Japonya'nın en prestijli edebiyat ödüllerinden biri olan Akutagawa Ödülü'nü kazanan yazar Rie Kudan, Tokyo-to Dojo-to eserini yazarken yapay zekadan yardım aldığını doğruladı. Kudan, romanının yaklaşık %5'inin doğrudan ChatGPT tarafından üretildiğini ve yaratıcı sürecinde yapay zekâdan yararlandığını açıkladı.

Roman Tokyo-to Dojo-to; Tokyo'da kanunları çiğneyenlerin rehabilite edildiği konforlu, yüksek katlı bir hapishane inşa etmekle görevlendirilen bir mimarın ikilemlerine odaklanıyor ve tema olarak yapay zekayı öne çıkarıyor. Kudan, romanı yazarken kendi hayatında kimseye anlatamayacağını düşündüğü sorunları ChatGPT'ye danışacağını söyledi. Ardından yazar bu söylemini şöyle dile getirdi: "Yapay zeka beklediğimi söylemediğinde bazen duygularımı ana karakterin satırlarına yansıttım."

Yazarlıkta Yeni Bir Dönem Başlıyor!

Ünlü Japon yazarın ChatGPT itirafından sonra edebiyat dünyasında tartışmalara yol açtı. Biliyorsunuz ki çoğu yazar (George RR Martin, Jodi Picoult ve John Grisham gibi yazarlar) geçen yıl ChatGPT'nin yaratıcısı olan şirket OpenAI'ye karşı dava açmışlardı. Yapay zeka, son yıllarda edebiyat alanında da kullanılmaya başlandı.
ChatGPT gibi yapay zeka uygulamaları, yazarlara ilham kaynağı olmakta ve yaratıcı süreçte yardımcı olmaktadır. Ancak, yapay zekanın edebiyat alanında kullanımı, bazı tartışmalara da neden olmaktadır.

Bazı eleştirmenler, yapay zekanın yaratıcılığı ve insan duyarlılığını yansıtamayacağını savunurken, bazıları ise yapay zekanın edebiyat alanında kullanımının yaratıcılığı artırabileceğini düşünmektedir.

Ödül Komitesi ChatGPT Kullanımını Kabul Etti!

Seçici kurulun Kudan'ın ChatGPT kullanım konusundaki açıklamalarını sorunlu olarak algılamadıklarını açıkladı. Seçici kurul ayrıca üretken yapay zekâdan söz edilmesinin romanın anlatısının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.

Her ne kadar yapay zeka bir ilham kaynağı olarak kullanılsa da herkes bu duruma sıcak bakmıyor gibi gözüküyor. Pek çok kişi bu uygulamayı ahlaki açıdan sorgulanabilir olduğunu dile getiriyor ve Kudan'ın Japonya'nın en önemli edebiyat ödülünü hak edip etmediğini sorguluyor.

Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce yapay zekadan yararlanmak, etik mi? Yorumlarda buluşalım!

24 Ocak 2024 Çarşamba

Çok Satan Gerilim Romanı Paris Apartmanı Raflarda!

Ocak 24, 2024 4

Lucy Foley'in kaleminden çok satan gerilim romanı "Paris Apartmanı" Türkçeye çevrilmesinin ardından raflardaki yerini aldı!

Paris Apartmanı, Epsilon Yayınlarından geçtiğimiz ay çıkış yaptı. İngiliz günlük gazetesi olan The Guardian, yazar Lucy Foley için de şunları dile getirdi: "Çağımızın Agatha Christie'si..."

Lucy Foley'in "Paris Apartmanı" romanı, gizem ve suç türünde bir eser olarak dikkat çekmektedir. Kitap, No.12 rue des Amants'da geçen bir cinayeti konu almaktadır. Yazarın diğer eserlerinde olduğu gibi, bu kitabında da okuyucuyu sürükleyici bir hikayenin içine çekmeyi başardığı ifade edilmektedir. Roman, 380 sayfadan oluşmaktadır ve Türkçe dilinde okuyucularla buluşmaktadır 

Paris Apartmanı romanı, Lucy Foley'nin çeşitli eserlerinden biri olarak, çok sayıda okuyucuya ön plana çıkmıştır. Kitap, çeşitli yayınevi ve online platformlarda satın alınabilmektedir.

Paris Apartmanı Yorumları

Kitap, çeşitli yorumlar ve yorumları içerir, bazı okuyucular "çok basit yazılmış" ve "daha ortasında zaten kitabı çözdüm" ifade ederek, kitabın içeriğine ve hikayesine dikkat çektiğini ifade etmektedir. Ancak, bazı okuyucular "sürükleyici bir hikaye" ve "çok iyi bir gerilim romanı" ifade ederek, kitabın içeriğine ve hikayesine dikkat çektiğini ifade etmektedir.

Özetle, Lucy Foley'in Paris Apartmanı romanı, gizem ve suç türünde bir eser olarak dikkat çekmektedir. Kitap, çeşitli yorumlar ve yorumları içerir, bazı okuyucular "çok basit yazılmış" ve "daha ortasında zaten kitabı çözdüm" ifade ederek, kitabın içeriğine ve hikayesine dikkat çektiğini ifade etmektedir. Ancak, bazı okuyucular "sürükleyici bir hikaye" ve "çok iyi bir gerilim romanı" ifade ederek, kitabın içeriğine ve hikayesine dikkat çektiğini ifade etmektedir.

Romanın arka kapak tanıtım yazısı ise şöyle:

rue des Amants, No.12'ye hoş geldiniz...

Eyfel Kulesi’nin parıltılı ışıklarından ve Seine Nehri'nin hareketli kıyılarından uzakta, eski bir apartman... Herkesin bir hikâyesinin olduğu gizemli bir yer. Meraklı bir kapıcı, sosyetik bir kadın, alkolik bir koca, korkak bir oğul, depresyondaki bir kız ve istenmeyen bir misafir... 

Dün gece üçüncü kata biri girdi ve bir adam kayboldu. Herkes komşu... Herkes şüpheli... Herkes bir sır saklıyor... Peki üçüncü katın anahtarı kimdeydi?

Lucy Foley Kimdir?

İngiltere, Sussex'te yaşayan Lucy Foley, İngiliz çağdaş, tarihi kurgu ve gizem romanları yazarıdır. The Paris Apartment ve The Guest List adlı romanları New York Times'ın en çok satanlar listesine girmiştir.

Ayrıca yazar Goodreads hesabından kendini şöyle tanıtıyor: Londra'da yaşıyorum ama seyahat etmeyi seviyorum - hem gerçek hayatta hem de sayfada (bu nedenle yazılarımda çok uzak yerler görünüyor). 

Son romanım Davet; 1950'lerin film dünyasında, İtalyan Rivierası'nda geçiyor. İlk romanım Kayıp Eşyalar kitabı, 2015'in başlarında yayınlandı. 

Ayrıca yazarın muhteşem bir tarihle dolu efsanevi şehrimiz İstanbul'da geçen, yasak aşkın kargaşasını canlı bir şekilde yakalayan destansı bir hikâyesi de mevcut. Romanın adı da İstanbul'dan Son Mektup. Açıkçası bu romanını çok merak ettik. Eğer aramızda okuyanlar varsa yorumlarda görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Peki siz Paris Apartmanı hakkında neler düşünüyorsunuz? Yazarın bir diğer kitabı olan İstanbul'dan Son Mektup'u daha önce okumuş muydunuz? Yorumlarda buluşalım!

21 Ocak 2024 Pazar

Yirmi Dokuz Buçuk Neden | Denise Grover Swank

Ocak 21, 2024 4

Ocak ayının ilk romanını uzun bir aradan sonra siz okurseverlerle paylaşıyoruz. Peki sizlerin kitap okuma maceranız nasıl geçiyor? Ocak ayı için herhangi bir hedefiniz var mıydı? Aşağıdaki yorumlar bölümünden görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Dediğimiz gibi Ocak ayının ilk kitabı Rose Gardner Gizemleri serisinin ikinci kitabı olan Yirmi Dokuz Buçuk Neden'i sizlerle inceleyeceğiz.

Kitabı elinize alıp incelediğiniz zaman tek kitapmış gibi geliyor. Açıkçası kitabı okurken de seriden bağımsız okuyabilirsiniz. Özellikle de herhangi bir kitabın kapağına -seri olan kitaplara- bakarsanız çoğu, kitaba dair herhangi bir bilgilendirme yapmıyor. Bu bilgilendirmenin olmaması da maalesef seri olan kitapların tam ortasında bırakılan bir okur oluyor. En azından kitap kapaklarında bilgilendirme yapılsa, serinin kitapları yazılsa bu tür durumlar daha da azalacaktır. 

Tabii ki 1000Kitap, Goodreads gibi uygulamalara bakarsanız okuyacağınız herhangi bir kitabın seri mi yoksa tek kitap mı olduğuna kolayca ulaşabilirsiniz. Ama kitapların kapaklarında da en azından bilgiler mevcut olmalı. En azından biz böyle düşünüyoruz. Eleştirimiz bittiyse kitaba dair yorumlarımıza hemen geçelim:

Yirmi Dokuz Buçuk Neden Romanının Konusu

Romanın arka kapak tanıtım yazısı şöyle:

Her kararımız bir risk. Yine de hayat, tüm ihtimalleri göze almaya değer. 

Rose Gardner, yeni bölge savcısı yardımcısı Mason Deveraux ile yaşadığı talihsiz karşılaşmaya rağmen bir cinayet davasına jüri üyesi olarak seçilir. Dava sürecinde, girmek zorunda kaldığı erkekler tuvaletinde şahit olduğu telefon konuşmasının ve gördüğü görüntünün, sanığın suçsuz olduğunu işaret ettiğini fark eder. Fakat bu konuda yapabileceği hiçbir şey yoktur.

Yoksa var mıdır?

İşler yeterince kötü değilmiş gibi bir de ablası Violet, erkek arkadaşı Joe ile görüşmesine son verip şansını başka erkeklerden yana kullanması konusunda kendisine baskı kurmaya başlar. Diğer yandan Joe ona birlikte yaşamayı teklif eder. Rose'un bu teklifi kabul etmesi için yirmi dokuz, reddetmesi için ise küçük ama önemli bir nedeni vardır! Kafası karışan genç kadının, şimdiye dek başına gelen en muhteşem şeyin ellerinden kayıp gitmesine izin verip vermeyeceğini ise zaman gösterecektir.

Rose Gardner Serisi Kaç Kitaptan Oluşuyor?

Evet, bu çok önemli bir soru bizim açımızdan. Çünkü biz de serinin ikinci kitabını okuyarak başladık. Aramızda seriyi merak edenler varsa yazarın kişisel web sayfasında yer alan serinin sıralamasını takip edebilirler. Seriye baktığınızda daha dilimize çevrilmemiş kitapları görebilirsiniz. Dilimize çevrilen serinin ilk dört kitabı mevcut.

Orijinal seri ise toplamda dokuz kitaptan oluşmakta. Ayrıca serinin arasında novella tarzı diyebileceğimiz kısa hikayeler mevcut. Bu hikayeler de serinin bir nevi devamı gibi gözükse de seride yer alan karakterlerin bakış açılarını inceleyebiliyorsunuz. Açıkçası yazarın web sayfandan incelediğimiz kadarıyla çok güzel ve akıcı bir seriye benziyor.

Kendinizi okuyamama durumu, bilinen adıyla "reading slump" da hissediyorsanız bu seriyi kolaylıkla okuyabilirsiniz.

Denise Grover Swank Kimdir?

Denise Grover Swank kendi web sayfasından kendini şöyle tanıtıyor: New York Times ve USA Today'in çok satan yazarı Denise Grover Swank, Kansas City, Missouri'de doğdu ve on dokuz yaşına kadar bu bölgede yaşadı. Daha sonra göçebe oldu; köklerine dönene kadar on yıl boyunca beş şehirde, dört eyalette ve on evde yaşadı.

İngilizce konuşuyor ve Nick Jr.'ın yoğun bir eğitim sürecinden öğrendiği az miktarda İspanyolca ve Çince konuşuyor. Hobileri arasında esprili Facebook yorumları (kendi aklından) ve mutfağında çocuklarıyla dans etmek yer alıyor. (Onun soyuna inanıyorsanız oldukça kötü.) Gizli yetenekler arasında kendini haklı çıkarma yeteneği ve çok miktarda kafein içip yine de iki dakika içinde uykuya dalma yeteneği yer alıyor. Koku alma duyusunun olmaması, ağza alınmayacak birçok görevi yerine getirmesine olanak tanıyor. Altı çocuğu var ve akıl sağlığını kaybetmemiş. Ya da sizi öyle inanmaya yönlendiriyor. Denise'i JABberwocky'de edebiyat ajanı Eddie Schneider'i temsil ediyor.

Peki siz Rose Gardner serisini okumuş muydunuz? Seri hakkında neler düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!

Geçmişinin geleceğini kontrol etmesi gerekmiyor.


Kötülük, sıklıkla en iyi niyetlerle başlar, onun kötülük olduğunu bile bilemezsiniz.


Gerçek şu ki hayatta hiçbir şeyin garantisi yoktu. Her karar bir riskti. Sadece ihtimallerin benim tarafımda olduğunu bilmeye ihtiyacım vardı.

Tüm telif hakları Konumuz Kitap web sayfasına aittir. İzinsiz hiçbir şey kopyalanamaz, yayınlanamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.