20 Haziran 2024 Perşembe

Sena Nur Işık'ın Yeni Romanı: Buz Krallığı

Haziran 20, 2024 0

Sena Nur Işık'ın yeni romanı Buz Krallığı okuyucularla buluştu! Buz Krallığı, okuyucularını soğuk ve büyülü bir dünyanın derinliklerine sürükleyen etkileyici bir roman. Sena Nur Işık'ın yeni romanı Buz Krallığı, yalnızca bir macera hikayesi değil aynı zamanda toplumun baskılarına ve zorluklarına karşı direnen güçlü bir kadının destanı.

Buz Krallığı Romanının Konusu

Buz Krallığı'nın arka kapak bilgisi şu şekilde:

Bir kadının çığlığı yeterli değilken, bir erkeğin fısıltısı tüm kapıları açtırabiliyordu.

Megan Maureen Sheran, kadınların erkeklerin gözlerine bakmalarının bile yasak olduğu Buz Krallığı’nda yaşamaktadır. Ülkesindeki kadınlara daha özgür bir hayat sunabilmek için mücadele eden Kitap Kulübü adında bir örgüte üyedir. Kız kardeşinin veliaht prensle nişanı bozulduğunda istemediği bir evliliğin içine sürüklenir. 

Hayatı boyunca her şeye kolayca sahip olan Leonard Ares Henderson, onunla evlenmeyi reddeden bir kadınla karşılaştığında dengesi bozulur. Ülkenin dört bir yanından yükselen örgüt sesleri krallığını iç savaşa sürüklerken, müstakbel eşinin de bir örgüte üye olduğundan habersizdir. 

Ülkesine karşı sorumluluklarını yerine getirmeye çalışan bir veliaht prensle kadınları korumak için korkusuzca savaşan bir leydinin birbirine meydan okuduğu bu krallıkta ikisini de hazırlıksız yakalayan aşk, tüm planları altüst eder. 

Eğer bir gün gökyüzüne bakma cesareti gösterirsen, özgür olduklarında yıldızların ne kadar çok parladığını görürsün. Sen de bir yıldızsın ama parlamaman için özgürlüğünü elinden aldılar.


423 sayfalık etkileyici bir hikayeye hazır mısınız? Yetişkin romantik türünden kitaplar okumayı seviyorsanız Sena Nur Işık'ın yeni romanı Buz Krallığı'nı kaçırmamanızı öneririz.

"Burası Bizim Krallığımız!"

Bu roman, sadece fantastik edebiyat tutkunları için değil aynı zamanda duygusal derinlik arayan ve güçlü kadın karakterlerin hikayelerine ilgi duyan herkes için ideal bir okuma deneyimi sunuyor.

Biz Konumuz Kitap ekibi olarak öncelikle yazar Sena Nur Işık'ı yeni romanı Buz Krallığı için tebrik ediyoruz. Bu güzel romanın da diğer romanlar gibi başarılı olacağı su götürmez bir gerçek. Bol okurlar diliyoruz ve bu macerayı okumak için sabırsızlanıyoruz!

İşin sosyal medya kısmını incelecek olursak, Yazar Sena Nur Işık da sosyal medya üzerinden yeni romanı Buz Krallığı için şu sözleri yazdı:

Kadınların toplum içerisinde yaşadığı zorlukları anlatan ve onların hislerine ışık tutan bir kitap yazmayı hayal ettiğimde aklıma buzdan bir dünya düştü. Soğuk bir ülkede, acımasız bir toplumda, buz gibi bir adamın yanında eşit ve adil şartlarda yaşamayı arzulayan bir kadının hikâyesini yazarken sıkça Megan’la aynı hisleri paylaşan kadınları düşündüm.

Ve şimdi kadınlar hakkında yazdığım bu roman elinize ulaştığı için kendimi çok şanslı hissediyorum. Bana ilham veren tüm kadınlara, özellikle anneme çok teşekkür ederim. Hepiniz iyi ki varsınız!

İlk kitabım yayımlandığı andan itibaren bana şans veren ve bu yolu benimle beraber yürüyen okurlarım, iyi ki varsınız! İlginiz, yorumlarınız, paylaşımlarınız ve desteğiniz paha biçilemez! Sizleri çok seviyorum! Hepiniz Buz Krallığı dünyasına hoş geldiniz! Burası bizim krallığımız!


Sena Nur Işık, güçlü anlatımı ve derin karakter tasvirleriyle okuyuculara unutulmaz bir deneyim sunuyor, bu çok belli. Megan Maureen Sheran’nın hikayesi, her kadının içinde saklı olan gücü ve dayanıklılığı hatırlatıyor. Şimdiden keyifli okumalar dileriz.

Peki Sena Nur Işık'ın yeni romanı hakkında neler düşünüyorsunuz? Buz Krallığı'nın konusunu nasıl buldunuz? Yorumlarda buluşalım!

16 Haziran 2024 Pazar

Asılacak Kadın | Pınar Kür

Haziran 16, 2024 2
Pınar Kür'ün Asılacak Kadın'ı sizleri çok sarsacak! Yayımlandığı ilk günden beri çok ses getiren, toplumun aynası niteliğinde biz okurlara yansıtılan olaylar, gerek anlatım tekniği gerekse kadının toplumda konumlandırılmasına ilişkin cesur tavrıyla Türk edebiyatının klasikleri arasına girmiş bir roman Asılacak Kadın.

Kitap, her yaştan okurun kaldırabileceği tarzda bir kitap değil. Öncelikle bunu belirtmek gerek. Çünkü anlatılanları okurken kimi yerde öfkelenecek kimi yerde de yüreğiniz kaldırmayacak. Gerçekler keşke bu kadar acı ve zalim olmasa... Ama bazı gerçeklerin üstü örtülmemeli, aynı Asılacak Kadın'ın gerçek hikayesini bizlere anlatan Pınar Kür'ün cesur kalemi gibi!

Bu romandan öğreneceğimiz çok şey var. Ama detaylara geçmeden önce aramızda Pınar Kür'ün Asılacak Kadın romanını okuyanlar varsa kitaba dair görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar bölümünden bizlerle paylaşabilirsiniz. Şimdiden yorumlarınızı merakla bekliyoruz!

Asılacak Kadın Romanının Konusu

Pınar Kür'ün 1979 yılında yayımlanan Asılacak Kadın romanı, ilk günden itibaren gerek cesur üslubu gerekse işlediği derin temalarla Türk edebiyatında önemli bir yer edinmiştir. Roman, hasta ruhlu ve cinsel sapkınlıkları olan bir adamla evlenmeye mecbur bırakılan Melek isimli bir kadının trajik yaşam öyküsünü konu almaktadır.

Asılacak Kadın, sadece Melek'in bireysel dramı üzerinden ilerlemez, aynı zamanda onu içine çeken ve yok eden ataerkil toplum düzenini de eleştirel bir bakış açısıyla sorgular. Roman boyunca, Melek'in maruz kaldığı cinsiyetçilik, aile içi şiddet ve toplumsal dışlanma gibi unsurlar, okurun zihninde derin bir etki bırakacak şekilde işlenmekte.

Kür, yalın ve akıcı bir dille kaleme aldığı bu romanda, Melek'in çaresizliğini ve umutsuzluğunu ustalıkla tasvir etmektedir. Hikaye, Melek'in kendi iç dünyası ve geçmişiyle yüzleşmesine paralel olarak ilerlerken, okuru da bu travmatik deneyimin içine çeker. 

Konu Aynı, Kişiler Farklı

Bu romanı üç kişinin ağzından okuyoruz. Ama asıl konumuz aynı, o da Yalı Cinayeti.

Kitap, maalesef gerçek bir hikayeden yola çıkılarak kaleme alınmış olup özgürlüğü olmayan bir kadının cinsel obje olarak kullanılıp suçsuz yere idam kararı verilmesi üzerine Yargıç Faik'in, kurban Melek'in ve onu korumaya çalışan Yalçın'ın düşüncelerinden oluşuyor.

Üç kişinin ağzından anlatılanlar, karakterlerin psikolojileri yer alan bölümlerde kolayca fark edilebiliyor. Örneğin kurban Melek'in bölümünde yazılanlar tamamen noktalama işareti olmadan yazılmış. Yargıç Faik'in bölümünde de bir iç isyan ve kadınlara karşı bir nefret duygusu açığa çıkıyor. Hem Melek'in hem de Yargıç Faik'in bölümleri bilinçakışı tekniğiyle yazılmış. 

Melek'in idam davasını yürüten hakim olan Faik İrfan, romanın ikinci bölümünde karşımıza çıkar. Faik İrfan'ın bakış açısıyla, Melek'in cinayete sürüklenişinin arka planı ve toplumdaki adalet sistemi sorgulanır. Faik İrfan'ın vicdan azabı ve geleneksel ataerkil değerlerle modern etik değerler arasındaki çelişkisi de bu bölümde işlenir.

Romanın ana kahramanı olan Melek, yaşadığı trajik olayların merkezinde yer alır. Hikaye, Melek'in kendi iç dünyası ve geçmişiyle yüzleşmesine paralel olarak ilerlerken, okur da bu travmatik deneyimin içine çekilir. Melek'in bakış açısıyla, cinsel istismar, aile içi şiddet, toplum tarafından dışlanma ve umutsuzluk gibi temalar derinlemesine işlenir.

Melek'e aşık olan ve onu kurtarmak için cinayet işleyen Yalçın, romanın üçüncü bölümünde yer alır. Yalçın'ın bakış açısıyla, Melek'e olan derin sevgisi, onu bu suça sürükleyen tutkulu ruh hali ve pişmanlığı ele alınır. Yalçın'ın öyküsü, aşkın ve umutsuzluğun trajik bir örneğini sunar. Yalçın'ın bölümünde de yaptığı her şeyi doğru olarak kabul eden, savunmacı, sorgulayıcı ve düşünen birisi. Yaşadığı olayları analiz etmesi, kendi iç dünyasındaki birtakım çatışmalar çok başarılı bir şekilde yansıtılmış.

Bu üç karakterin farklı bakış açıları sayesinde, okur olayın bütün yönlerini ve karmaşıklığını daha net bir şekilde kavrayabilir. Her karakterin kendi zaafları ve travmaları olsa da, hepsi de toplumun dayattığı rollere ve geleneklere sıkışmış durumdadır.

Gerçek Bir Olaydan Esinlenilmiş!

Ve maalesef anlatılan bu olaylar GERÇEK! Pınar Kür, gerçek hikayeyi öğrendiğinde 21 yaşındaymış. Yazar hikayeden oldukça derinden sarsılmasından dolayı Asılacak Kadın romanını tam 15 yıllık bir çalışmanın ürünü olarak okura sunmuştur. Ancak kitap bildiğimiz gibi "cinsel tahrik" ve "ahlaksızlık propagandası" ile yazıldığı öne sürülerek kaldırılmasına karar verilmiş. Bu bölümü Pınar Kür kitabın sonunda mahkemeye sunduğu dilekçeye de yer vererek dönemin yargısına çarpıcı bir şekilde eleştirmiş. Bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyoruz:

Düşünce özgürlüğünü bir kavram olarak bile ortadan kaldırmanın en iyi yolu, düşünmeyi bilmeyen kuşaklar yetiştirmektir. İşte bu yönden, bir süredir, bu ülkede okuyan, bağımsız düşünebilen insanların sayısını azaltmaya, gittikçe yok etmeye yönelik bir kültür politikası güdülmektedir. Toplumu, yalnızca boğazını düşünen bir koyun sürüsüne dönüştürme amacıyla izlenen bu potikanın yöntemlerinden biri de, kitap düşmanlığı ve okuma korkusu yaratmak; yazarı, sanatçıyı, okuru yıldırmaktır. (Pınar Kür'ün savunmasından, yıl 1988.)

Asılacak Kadın, sadece sürükleyici bir polisiye roman olmanın ötesinde toplumdaki kadına bakış açısını, ataerkil düzenin yarattığı eşitsizlikleri ve adaletsizlikleri sorgular. Romanın çoklu bakış açısıyla anlatımı, okurun olaylara farklı pencerelerden bakmasını ve kendi yorumunu oluşturmasını sağlar.

Peki siz Pınar Kür'ün Asılacak Kadın romanını okumuş muydunuz? Bir zamanlar kitabın yasaklanması hakkında neler düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!

Bütün olanlardan sonra güç değilse öğrenebildim mi onun kim olduğunu? Yoksa hâlâ tam olarak bilmiyor muyum? Uzun yıllar geçireceğim burada. Bir gün bilebilecek miyim?


Sonunda anladım: çocuk değildi o. Belki de hiç çocuk olmamıştı.


Kur-tul-mak, demişti sanki heceleyerek. Yeni öğrenilmiş bir sözcük. Anlamı pek iyi bilinmeyen, hatta belki de hiç bilinmeyen bir sözcük: Kur-tul-mak.


Azad eyleseler uçamaz mısın?

Kırılmış kolların kanadın hani!


Ne çok nefret ettim hayatta. Ne çok kişiden.


Kimi solmuş çiçeklerin başları asılmış bir kadının başı gibi öne sarkar.



15 Haziran 2024 Cumartesi

Ahmet Ümit'in Yeni Romanı Çıkıyor!

Haziran 15, 2024 0

Ahmet Ümit'in sevilen polisiye karakteri Başkomser Nevzat, Ekim ayında yepyeni bir macera ile okurlarıyla buluşmaya hazırlanıyor. Uzun lafın kısası, Başkomser Nevzat, Ekim ayında geri dönüyor! Başkomser Nevzat'ın hayranları bu yeni macerayı sabırsızlıkla beklemeye başladılar.

Ahmet Ümit, yeni romanı hakkında henüz fazla bir detay vermedi. Fakat okurlar, Başkomser Nevzat'ın İstanbul'un arka sokaklarında yine gizemli bir cinayetle karşı karşıya kalacağını ve bu cinayeti çözmek için azimli bir şekilde çalışacağını tahmin ediyor.

Başkomser Nevzat serisi, Ahmet Ümit'in polisiye romanları arasında en popüler olanlarından biri olarak kabul edilir. Seri, Nevzat adlı bir başkomiserin hikayelerini ve onun çözmesi gereken cinayetleri anlatır. Ümit bu seride polisiye romanın klasik unsurlarını ustalıkla işleyerek, okuyucuları derin bir düşünce yolculuğuna çıkartmaktadır. Başkomser Nevzat'ın yeni macerası da Ekim ayında tüm kitapçılarda yerini alacak.

Serinin Hayranları Heyecanlı

Bu güzel haberin yayınlanmasından sonra sosyal medyada yapılan yorumlara bakıldığında, Başkomser Nevzat serisinin hayranlarının yeni macerayı heyecanla bekledikleri görülüyor. Birçok okuyucu, Ahmet Ümit'e yeni roman hakkında sorular sorarken, bazıları da tahminlerde bulunuyor.

Başkomser Nevzat Serisinin Kitapları

Polisiye gerilim türünü seviyor ve bu türden kitaplar okumak istiyorsanız Ahmet Ümit'in Başkomser Nevzat serisini kesinlikle okurlarımıza öneririz. Siz okurlarımız için bu serinin doğru sıralamasını listeledik. Kitap alışverişlerinizde bu sıralamayı dikkate alarak yapabilirsiniz. Şimdiden keyifli okumalar dileriz.


Başkomser Nevzat Serisinin Sıralaması

  1. Agatha'nın Anahtarı (1999): Serinin ilk kitabı Agatha'nın Anahtarı, Başkomser Nevzat'ın ilk macerasını anlatıyor. Bu kitapta Nevzat, Agatha Christie'nin kayıp bir romanı ile bağlantılı bir cinayeti çözmeye çalışıyor.
  2. Şeytan Ayrıntıda Gizlidir (2002): Serinin ikinci kitabında sürükleyici 18 cinayet hikayesini okuyoruz.
  3. Kavim (2006): Serinin üçüncü kitabında Başkomser Nevzat ve ekibi, göğsünde haç saplı bir bıçakla öldürülmüş bir cesedi bulmalarıyla hikaye başlıyor.
  4. İstanbul Hatırası (2010): Serinin dördüncü kitabında olaylar avucunda antika bir sikke bulunan bir cesetle hikaye başlıyor. Ayrıca bu kitapta İstanbul'la ilgili bir sürü gizemli hikayeleri de öğreniyoruz.
  5. Beyoğlu'nun En Güzel Abisi (2013): Serinin beşinci kitabı bir yılbaşı gecesinde Tarlabaşı'nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesediyle karşılaşılmasıyla başlıyor. Bu romanda da Başkomser Nevzat ve ekibi sizi Beyoğlu'nun sokaklarına götürüyor.
  6. Kırlangıç Çığlığı (2018): Serinin altıncı kitabı uzun bir bekleyişin ardından geldi. Bu romanda Başkomser Nevzat ekibi Körebe isimli bir seri katilin peşine düşüyor.
  7. Aşkımız Eski Bir Roman (2019): Serinin yedinci kitabı ise diğer romanlar gibi bir bütün değil, birbirinden farklı üç hikayeye şahit oluyoruz. Karmaşık cinayetler bu romanda da peşimizi bırakmıyor.

Peki siz Ahmet Ümit'in yeni romanı için heyecanlı mısınız? Serinin yeni kitabından beklentileriniz neler? En sevdiğiniz Başkomser Nevzat kitabı hangisi? Yorumlarda buluşalım!

8 Haziran 2024 Cumartesi

İhsan Kartoğlu'nun Yeni Kitabı: Koala Olmanın Sırrı

Haziran 08, 2024 1

Öğretmen Yazar İhsan Kartoğlu'ndan yeni bir kitap! İhsan Kartoğlu'nun yeni çıkan kitabı Koala Olmanın Sırrı, kendimiz olmanın ve farklılıklarımızla barışık yaşamanın önemini anlatan bir çocuk kitabı.

Koala Olmanın Sırrı, basit ve anlaşılır bir dille yazılmış, keyifli bir hikaye. Kitap, çocuklara farklı olmanın güzelliğini ve kendi değerlerini keşfetmenin önemini öğretiyor. Ayrıca, önyargı ve dışlama gibi konulara da değiniyor.

Koala Olmanın Sırrı Konusu

Hikaye, Po adında bir koalanın etrafında dönüyor. Po, diğer koalalar gibi hızlı değil, onlarla aynı oyunları oynayamıyor ve bu durum onu mutsuz ediyor. Farklı olduğu için kendini dışlanmış hissediyor.

Koala Po, her koala gibi hareket ediyor. Bir ağaca tırmanması (yüksekçe bir ağaçtan bahsetmiyoruz) tam kırk beş dakika elli iki saniye sürüyor. Bir tas okaliptüs çorbasını mideye indirmesi otuz yedi dakika on altı saniye.

Arkadaşları Tilki Bonfik'le ya da Kurbağa Guruk'la ip atlama yarışına girmesi ise imkânsız. Çünkü Koala Po, onlara göre fazla yavaş. Ama Ho'nun aklı bunu bir türlü almıyor çünkü o da arkadaşlarının fazla hızlı olduğunu düşünüyor. Hangisi doğru? Yoksa hiçbiri mi? Koala arkadaşlarına yetişebilecek mi? Yetişmeli mi?

Koala Olmanın Sırrı Bizlere Neler Öğretiyor?

İhsan Öğretmenimizin yeni kitabı Koala Olmanın Sırrı, çocuklara birçok güzel temayı öğretiyor. Gelin bu özel temaları birlikte inceleyelim:
  • Farklılığın Gücü: Herkesin kendine özgü yetenekleri ve becerileri vardır. Farklı olmak bir engel değil, bir zenginliktir.
  • Özgüven: Kendimizi olduğu gibi kabul etmeli ve kendi değerlerimizin farkında olmalıyız.
  • Önyargı ve Dışlama: Önyargılarımızdan kurtularak ve birbirimize saygıyla yaklaşarak daha güzel bir dünya oluşturabiliriz.
  • Kendini Kabul Etme: Kendimizi olduğu gibi sevmeli ve kendimize değer vermeliyiz.
Koala Olmanın Sırrı, 6 yaş ve üzeri çocuklar için uygun bir kitap. Ailelerin çocuklarıyla birlikte okuması ve farklılık üzerine sohbet etmesi gereken bir eser. Kitap, ayrıca ilkokullarda okumalar ve değerler eğitimi derslerinde de kullanılabilir.

İhsan Kartoğlu Kimdir?

İhsan Kartoğlu, eğitim alanında uzun yıllar görev yapmış, çeşitli okullarda öğretmenlik ve idarecilik pozisyonlarında bulunmuştur.

22 yaşında Kars'ın bir köyünde sınıf öğretmeni olarak görev yapmaya başladı. Köyde öğrencileri ve köy halkı ile kurduğu sıcak ilişkilerle tanınan İhsan Kartoğlu, yazdığı kitaplarda öğrencileriyle başından geçen olaylara yer vermektedir.

İhsan Kartoğlu, yazarlık kariyerine adım atarak kişisel gelişim ve eğitim alanında birçok kitap kaleme almıştır. Takla Bunları Kafana ve Her Şey Bir Öğretmeni Sevmekle Başlar bunlardan en bilinenidir.

Peki siz Koala Olmanın Sırrı için heyecanlı mısınız? Yazarın hem eğitim hem de yazarlık kariyeriyle ilgili neler düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!

27 Mayıs 2024 Pazartesi

Bir Dede Torun Hikayesi: Mona’nın Gözleri

Mayıs 27, 2024 3

Thomas Schlesser'in büyüleyici romanı Mona'nın Gözleri, okurlarıyla buluştu! Kitap, sanat tarihiyle ilgilenen okurlar için de oldukça bilgilendirici. Yazar, her bir sanat eserinin tarihi ve arkasındaki anlam hakkında detaylı bilgiler veriyor. Bu bilgiler, okurun sanat eserlerini daha iyi anlamasına ve takdir etmesine yardımcı oluyor.

Mona'nın Gözleri; Amerika, Kore, İtalya, Almanya dahil olmak üzere kitabın hakları kısa sürede 32 ülkeye satıldı. Fransa'da kısa sürede 36.000 adet satışı yakalayarak çok satan listelerinde üst sıralara kısa sürede yerleşmeyi başardı.

Mona'nın Gözleri Romanının Konusu

10 yaşında görme yetisini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Mona adında zeki bir kızın hikayesini anlatıyor.

Mona'nın dedesi, bu zorlu süreçte ona destek olmak için onu Paris'teki en büyük üç müzeye (Louvre, Orsay ve Pompidou) götürmeye karar verir. Dede ve torun, bu sanatsal yolculuk boyunca sadece sanat eserlerini keşfetmekle kalmaz, aynı zamanda hayatın anlamı, aile, dostluk, aşk ve kayıp gibi evrensel temalar üzerine de derin düşüncelere dalarlar.

Sonuç olarak, Mona'nın Gözleri; sanat, hayat ve görme üzerine ilham verici bir masal. Bu kitabı, sanata ilgi duyan herkese, zor zamanlardan geçenlere ve yeni bakış açıları arayanlara kesinlikle tavsiye ederiz.

Sanatın İyileştirici Gücü!

Roman, sanatın gücünü ve iyileştirici etkisini sıkça vurguluyor. Mona, her bir sanat eserinin arkasındaki hikayeyi ve sanatçının duygularını anlamaya çalışırken, kendi duygularıyla da yüzleşmeye başlar. Sanat, ona zor zamanlardan geçmesine yardımcı olurken, aynı zamanda hayata dair yeni bakış açıları da kazandırır.

Mona'nın Gözleri, sadece bir çocuk romanı değil aynı zamanda yetişkinler için de keyifli bir okuma deneyimi sunuyor. Yazar, sade ve akıcı bir dille, okuru sanat dünyasının büyülü atmosferine sürüklüyor. Romanın kahramanları ile empati kurmak ve onların duygularını anlamak oldukça kolay.

Kalbinizi ısıtacak ve size ilham verecek bir kitap Mona'nın Gözleri. Sanatın ve insan ruhunun güzelliğine dair unutulmaz bir okuma deneyimi yaşamak istiyorsanız, bu kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederiz.

Thomas Schlesser Kimdir?

Thomas Schlesser, çağdaş sanat, sanat tarihi ve eleştiri alanlarında tanınmış bir Fransız akademisyen, yazar ve küratördür.

Kendisi özellikle 19. ve 20. yüzyıl sanat tarihi üzerine yoğunlaşmıştır. Schlesser, sanatın toplumsal ve kültürel bağlamlarını inceleyen çalışmalar yaparak, sanatı sadece estetik bir obje olarak değil, aynı zamanda toplumsal ve politik bir ifade aracı olarak ele alır.

Thomas Schlesser, birçok sanat tarihi kitabı, makalesi ve eleştirisi ile tanınır. Sanat eleştirisi alanında etkili bir figür olup, çeşitli sanat dergilerinde ve akademik yayınlarda yazılar yazmıştır. Eserlerinde, sanatın tarihsel gelişimi ve toplumsal etkileri üzerine derinlemesine analizler yapmıştır.

Peki siz Mona'nın Gözleri'ni okumak için heyecanlı mısınız? Romanın konusu ile ilgili neler düşünüyorsunuz? Sizce sanatın iyileştirici gücü var mı? Yorumlarda buluşalım!

26 Mayıs 2024 Pazar

Öğretmen Olmak | Doğan Cüceloğlu ve İrfan Erdoğan

Mayıs 26, 2024 0
Eğitim dünyasının iki önemli ismi, Doğan Cüceloğlu ve İrfan Erdoğan, "Öğretmen Olmak" adlı eserini siz okurlarımıza paylaşmaktan gurur duyuyoruz. Doğan Cüceloğlu'ndan okuduğumuz ilk eser, fakat son eser olmayacak.

Verilen tavsiyeler, öğütler, bakış açınızı genişletecek bilgiler bir sohbet niteliğinde biz okurlara sunuluyor bu kitapta. Altını çizeceğiniz, not alacağınız bir sürü nokta var. Biz de elimizden geldiğince bu önemli öğütleri siz okurlarımıza paylaşmak istedik. Hem öğretmenlerin hem de öğretmen adaylarının mutlaka okuması gereken bir eser. Bu kitap, yalnızca eğitimciler için değil, eğitim sürecine dahil olan herkes için ilham verici bir kaynak niteliğinde.

Kitabımıza geçmeden önce aramızda Doğan Cüceloğlu'nun ve İrfan Erdoğan'ın Öğretmen Olmak kitabını okuyanlar varsa aşağıdaki yorumlar bölümünden kitaba dair görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz. Yorumlarınızı merakla bekliyor olacağız.

Öğretmen Olmak: Bir Can'a Dokunmak

Öğretmen Olmak, öğretmenlerin sadece bilgi aktaran kişiler değil, aynı zamanda birer rehber ve rol model olduklarını vurguluyor. Sayın Doğan Cüceloğlu'nun psikoloji ve insan davranışları konusundaki engin bilgisi ile Sayın İrfan Erdoğan'ın eğitim teorileri ve pratikleri üzerine olan uzmanlığı birleşerek, okuyuculara bütünsel bir bakış açısı sunuyor.

Kitap, öğretmenlerin mesleklerini icra ederken karşılaştıkları zorlukları, bu zorluklarla başa çıkma stratejilerini ve eğitimdeki en iyi uygulamaları ele alıyor. Sadece ders anlatmanın ötesinde, gerçek bir öğretmen olmanın anlamı ve önemi irdeleniyor.

Bu kitabı okurken, öğretmenliğin sadece bir meslek olmadığını, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu hissedeceksiniz. Eğitim dünyasında fark yaratmak isteyen herkes için "Öğretmen Olmak" kesinlikle kaçırılmaması gereken bir eser.

Öğretmen Olmaktan Daha Fazlası...

Kitaptaki ilgi çeken başlıkları siz okurlarımız için sıraladık. Genel olarak her bir cümlenin değeri çok büyük. Bu kitabı okuduğunuzda gözden kaçırılan küçük detayları keşfedeceksiniz.

  • Öğretmen Olmak ve Öğretmenlik Yapmak Arasındaki Farklar: Cüceloğlu ve Erdoğan, bu iki kavram arasındaki ince çizgiyi ustalıkla çiziyor. Öğretmen olmanın sadece bir diploma sahibi olmak değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu vurguluyorlar.
  • Etkin Bir Öğretmenin Nitelikleri: Kitapta, ideal bir öğretmenin sahip olması gereken donanımlar ve beceriler detaylı bir şekilde ele alınıyor. Öğrenciyle iletişim kurma, onu motive etme ve potansiyelini ortaya çıkarma gibi konularda pratik bilgiler sunuluyor. Ayrıca öğretmenlerin sadece ders anlatan bireyler olmadığını, aynı zamanda öğrencilerin hayatlarına dokunan, onların karakter gelişimine katkıda bulunan bireyler olduğunu gösteriyor.
  • Eğitim Sisteminin Eleştirisi: Eser, günümüz eğitim sisteminin bazı eksikliklerine de değiniyor. Yazarlar, ezberci eğitimden ziyade, yaratıcı düşünmeyi ve problem çözmeyi teşvik eden bir eğitim modelinin önemini savunuyorlar.
  • Gerçek Hikayeler ve İlham Verici Örnekler: Kitap boyunca, farklı öğretmenlerin ve öğrencilerin hikayeleri aktarılıyor. Bu hikayeler, okuyucuya ilham verirken, öğretmenlik mesleğinin zorlukları ve güzellikleri hakkında da fikir veriyor.
  • Mesleki Gelişim: Sürekli öğrenme ve kendini geliştirme, öğretmenlik mesleğinin vazgeçilmez bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kitap, öğretmenlere mesleki gelişim için gerekli olan becerileri ve kaynakları sağlıyor.
  • Eğitimde İnsani Yaklaşım: Cüceloğlu ve Erdoğan, öğretmenin öğrencileriyle kurduğu ilişkinin önemini vurguluyor. Sevgi, saygı ve empati, etkili bir eğitimin temel taşları olarak sunuluyor.

Öğretmen Olmak Kitabı Niçin Okunmalı?

Öğretmen Olmak, eğitim dünyasına dair derinlemesine analizler ve pratik öneriler sunan bir başyapıt. Doğan Cüceloğlu ve İrfan Erdoğan, öğretmenlerin mesleklerini daha anlamlı ve etkili bir şekilde icra edebilmeleri için gereken bilgi ve ilhamı bu kitapta topluyor. Kitap, eğitimcilerin yanı sıra, eğitim sürecine katkı sağlayan ebeveynler, yöneticiler ve öğrenciler için de faydalı bilgiler içeriyor.

Bu kitabı okurken, öğretmenliğin sadece bir meslek olmadığını, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu hissedeceksiniz. Eğitim dünyasında fark yaratmak isteyen herkes için "Öğretmen Olmak" kesinlikle kaçırılmaması gereken bir eser.

Öğretmenin görevi, bilgi aktarmak değil, öğrenmeyi teşvik etmektir. (Paulo Coelho)

Öğretmenlerin karşılaştığı zorlukları anlamak ve bu zorlukların üstesinden gelmek için gereken stratejileri keşfetmek isteyen herkes için mükemmel bir rehber niteliğinde Öğretmen Olmak. Bu değerli eseri okuyarak, eğitim dünyasına dair yeni bir perspektif kazanacaksınız.

Öğretmen Olmak, sadece bir kitap değil, bir yolculuk... Bu yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? Eğer cevabınız "Evet!" ise bu eşsiz eseri kesinlikle okumalısınız. Şimdiden keyifli okumalar dileriz!

Peki siz Doğan Cüceloğlu'nun ve İrfan Erdoğan'ın Öğretmen Olmak eserini okumuş muydunuz? Sizce "öğretmen olmak" ne demektir? Yorumlarda buluşalım!

Öğretmen, öğrencilerin sadece dersten derse okulda karşılaştıkları biri değil; onların saygın, onurlu bireyler olarak yetişmelerine baş koymuş yaşam koçudur. (Doğan Cüceloğlu)


Düşünsel yönden güçlü, felsefi ve bilimsel temelleri sağlam, uygar bir dünyanın içinde yer aldığının bilincinde insanlardan kurulu bir eğitim düşünürleri kadrosu, bir eğitim çevresi; Türkiye'nin en hayati ihtiyaçlarından biridir. (Doğan Cüceloğlu)


Ey öğretmenler, öğrencilerinizin güzel davranışlarına ve başarılarına tanık olunuz. (Doğan Cüceloğlu)


Sınıf, "biz bilinci"nin tohumlarının atıldığı ve geliştiği yerdir. (Doğan Cüceloğlu)


Öğretmenin sınıfa girip kapıyı kapatmasıyla birlikte bir dünya kurulur orada. Şuna kesinlikle inanıyoruz ki sınıfın özgül bir psikolojisi, özgül bir sosyolojisi ve özgül bir siyaseti vardır; bir başka deyişle özgül bir kültüre sahiptir sınıf. O yüzden sınıf deyip geçmemek gerekir. (Doğan Cüceloğlu)


Türk milli eğitim sistemi öyle ya da böyle felsefe ile iç içe olmalı ve felsefe ile yoğrulmalıdır. (Doğan Cüceloğlu)


Öğretmen öncelikle okur. Okumak zenginleştirir ve özgürleştirir. (İrfan Erdoğan)


Ve diyoruz ki bilimsel duruşun hakim kılındığı bir eğitim sistemi, her halükarda sağlıklı ve başarılı olur. Bilimselliğin ihmal edildiği bir eğitim sistemi ise diğer değişkenler ne olursa olsun çağın gerisinde kalır. (İrfan Erdoğan)


Öğretmen, bir bilim insanı tavrı içinde olabildiği ölçüde başarılı olur. (İrfan Erdoğan)


Bir öğretmen; varoluşuyla, bilgisiyle, eylemi ve estetik anlayışıyla bütünsel tutarlılık içinde tüm varoluşuyla öğretmen olmaktadır. (Doğan Cüceloğlu)


Eskiden bir öğretmen, çalıştığı okulun içinde bulunduğu mahalle ile bütünleşerek o mahallenin sakinleriyle yaşayarak var olmaktaydı. Günümüzde ise zamanının çoğunu yollarda geçirerek vardığı bir okulda sadece öğretmenlik yapabilir. Ben bu sorunun, içinde yaşadığımız dönemin en önemli eğitim sorunlarından biri olduğunu düşünüyorum. (Doğan Cüceloğlu)


Öğretmenin gözünde henüz ilkokuldaki bir çocuk bile, yıllar sonra hayatın içinde yer alacak bir bilim insanı, sanatçı, sporcu, siyasetçi olabilir. Yeni öğretmen olan, yarının büyükleriyle etkileşim kurduğunun bilincindedir.


Öğretmenlik yapmayı aşıp öğretmen olmak gerekir.


Öğretmen, tıpkı bir cümlenin öznesi gibi eğitimin en temel öğesidir ve eğitim, öğretmenle başlar; tıpkı cümlenin özne ile başlaması gibi.


Bence dünyada öğretmenlik gibi hiçbir meslek yok ki sadece bir saatlik dersle bile bir insanın kaderini etkileyebilirsin.



19 Mayıs 2024 Pazar

Ayşe Kulin'in Yeni Romanı: 4 Gün 3 Gece

Mayıs 19, 2024 2

Ayşe Kulin okurları burada mı! Sizlere büyük bir haberimiz var. Ünlü yazar Ayşe Kulin'in yeni romanı 4 Gün 3 Gece çıktı! Everest Yayınları tarafından basılan roman, 160 sayfadan oluşuyor. Ayşe Kulin'in son romanı 4 Gün 3 Gece, 27 Mayıs 1960 tarihinde yaşanan askeri darbeyi farklı bir bakış açısıyla ele alıyor.

4 Gün 3 Gece, ülkedeki vatandaşların askerî darbe haberiyle uyandığı bir sabahı ele almaktadır. Sokaklarda tanklar, radyodan yükselen bültenler, düşmeyen telefonlar ve ulaşılamayan dostlar gibi olaylar romanın atmosferini oluşturmaktadır.

4 Gün 3 Gece Romanının Konusu

Romanın arka kapak bilgisi şu şekilde: 27 Mayıs 1960. Ülkedeki tüm vatandaşlar askerî darbe haberiyle uyanıyor sabaha. Sokaklarda tanklar, radyodan yükselen bültenler, düşmeyen telefonlar, ulaşılamayan dostlar...

Gece ertesi sabaha kavuştuğunda Türkiye Cumhuriyeti’nde yeni bir dönem başlamıştı.

Usta romancı Ayşe Kulin, tek mekânda kurguladığı ve dört gün üç gecelik bir zaman dilimini kapsayan romanında, 1960 darbesini, okurunu sıradan görünen ama içinde hiç de sıradan olaylar yaşanmayan bir apartman dairesine konuk ederek anlatıyor. Her ayrıntısı incelikle işlenmiş Dört Gün Üç Gece, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin unutulmaz hadiselerinden birine farklı bir yöntemle, aşkla, ayna tutuyor.

Tarih ve Kurgu İç İçe

Ayşe Kulin, 4 Gün 3 Gece romanında kurgusal karakterleri ve hikayeleri gerçek tarihi olaylarla ustalıkla harmanlıyor. Darbenin atmosferi ve o dönemdeki Türkiye'nin sosyo-politik durumu romanın sayfalarında canlı bir şekilde hissediliyor. Eğer tarihle iç içe geçmiş kurguları okumayı seviyorsanız 4 Gün 3 Gece'yi kaçırmamanızı öneririz.

Romanın kısa olması, okurun ilgisini çekecek ve sayfaları hızlıca çevirmesini sağlayacak bir temponun olacağına işaret. Ayşe Kulin'in usta kaleminden çıkan bu eser, tarihle ilgilenenler ve o dönemi merak edenler için okunmaya değer bir yapıt.

Ayşe Kulin Kimdir?

Ayşe Kulin, 26 Ağustos 1941 tarihinde İstanbul'da doğmuş, Türk yazar ve romancıdır. Kulin, biyografi ve öykü türlerinde 33'ten fazla kitap yazmıştır.

İlkokulu Ankara Koleji'nde tamamlayan Kulin, daha sonra İstanbul'da Amerikan Koleji'nde eğitim görmüş ve Londra'da London School of Economics'te sosyoloji eğitimi almıştır. Edebiyat kariyerine 1984 yılında yayınladığı "Güneşe Dön" adlı öykü kitabıyla başlamıştır. Ayşe Kulin'in eserleri genellikle akıcı ve yalın bir dille yazılmış olup, tarihsel olayları edebiyat aracılığıyla okuyucularıyla buluşturmuştur.

Ayşe Kulin, Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan ve geniş bir okur kitlesine hitap eden bir yazardır.

Peki siz Ayşe Kulin'in yeni romanı 4 Gün 3 Gece için heyecanlı mısınız? Ayşe Kulin'in diğer romanlarını daha önce okumuş muydunuz? Yorumlarda buluşalım!

Üç Yıl | Anton Çehov

Mayıs 19, 2024 1
Durum hikayesinin öncüsü, Rus edebiyatının en önemli isimlerinden birisi olan Anton Çehov'un çok okunan hikayelerinden birisi olan Üç Yıl'ı siz okuyucularımıza paylaşmak istedik.

Eğer olaydan çok bir durumları, karakterlerin hissettiklerini, diyaloglarını okumayı seviyorsanız durum hikayesinin bir numaralı ismi Çehov'un kitaplarını kaçırmayın derim.

İncelemeye geçmeden önce aramızda Anton Çehov'un Üç Yıl kitabını okuyan varsa kitaba dair görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar bölümünden bizlerle paylaşabilirsiniz. Yorumlarınızı dört gözle bekliyor olacağız.

Üç Yıl Hikayesinin Konusu

Üç Yıl hikayesinin konusu, başkahraman Aleksey Fyodoroviç Laptev'in hayatında geçen üç yıllık bir dönemi anlatır.

Aleksey, zengin bir tüccarın oğludur ve Moskova'da rahat bir yaşam sürmektedir. Eserde, Aleksey'in kendisinden genç ve güzellikten yoksun olmasına rağmen içten ve dürüst bir kadın olan Yulia Sergeyevna'ya duyduğu karşılıksız aşk merkezde yer alır. Aleksey, Yulia'ya evlenme teklif eder ve evlenirler ancak Yulia, Aleksey'i sevmemektedir. Bu evlilik, her iki karakterin de kişisel gelişim ve içsel keşif sürecini başlatır.

Çehov, bu eserde aşk, hayal kırıklığı, umut ve insanın kendini anlama süreci gibi evrensel temaları işler. Yazar, karakterlerin iç dünyalarını ve psikolojik derinliklerini ustalıkla tasvir ederken, Rus toplumunun sosyal ve ekonomik yapısını da gözler önüne serer. Üç Yıl, Çehov'un gerçekçilik anlayışını ve insan doğasına dair gözlemlerini yansıtan bir eserdir.

Anton Çehov'un Üç Yıl adlı eseri, Rus edebiyatının önemli bir örneği olup, Çehov'un insan ilişkilerini ve hayatın karmaşıklığını ele almadaki ustalığını gözler önüne serer. 1895 yılında yayımlanan bu kısa roman, Çehov'un daha kısa öykülerinden ve tiyatro oyunlarından farklı olarak, daha geniş bir perspektif ve derinlik sunar.

Bu önemli eser, Çehov'un Rus edebiyatındaki büyük ustalığını ve güçlü yazar kimliğini yansıtan önemli bir eser olarak kabul edilir. Üç Yıl kitabı, genellikle Altıncı Koğuş ve şu anda okuduğumuz Bozkır gibi hikayelerle birlikte değerlendirilir ve okuyucuları etkileyici bir deneyime davet eder.

Çehov'un Aile Kavramı ve Evlilik Kurumu

Üç Yıl eserinde, Çehov bizlere mutluluğun sadece aşkla ilgili olmadığını bir kez daha kanıtlıyor. Aleksey ve Yulia'nın ilişkileri birer örnek niteliğinde. Ayrıca Çehov hikayesinde dönemin hayat şartlarını da çok iyi analiz ediyor ve bunu eserine ekliyor. Dönemin Moskova'sı, ekonomisi, çalışma şartları, halkın geçimi gibi birçok sosyal olayı da eserine ustaca değiniyor.

Anton Çehov'un bu önemli eseri, edebiyat dünyasında önemli bir yere sahip olup, yazarın ustalığını ve derinlikli anlatımını gözler önüne serer. Kitap okuyuculara farklı bir perspektif sunarken, Çehov'un karakter analizleri ve insan psikolojisi üzerine derinlemesine bir bakış sunar. Bu eser, edebiyat tutkunları için keyifli ve düşündürücü bir okuma deneyimi sunabilir. 

Eğer siz de Rus edebiyatına başlangıç yapmak istiyorsanız Anton Çehov'un kitaplarını kesinlikle öneririz. Sade anlatımı ve olaylara bakış açısı siz okurlara çok şey katacağına eminiz. Şimdiden keyifli okumalar dileriz.

Peki siz Anton Çehov'un Üç Yıl hikayesini okumuş muydunuz? Okuduysanız kitaba dair düşünceleriniz neler? Anton Çehov'un başka hangi kitaplarını okumuştunuz? Yorumlarda buluşalım!

Ben sadece yaşamak, düş kurmak, umut etmek, her şeye yetişmek istiyorum. Hayat kısa, değerli dostum. Onu dolu dolu yaşamak lazım.


Sürekli aşk hakkında konuşuyoruz. Bir şeyler okuyoruz lakin sevmeye gelince az seviyoruz.


Ancak sevgili Kostya, âşık olmadığım zamanlarda ben de aşkın ne olduğunu oldukça iyi biliyordum.


Bir kadında ihtiyaç duyduğunuz şeyin akıl ve zeka  değil de beden, güzellik ve gençlik olması sadece rahatsız edici, acı bir durum.


Hâlâ hakikate ve adalete inandığım için aklını yitirmiş biriyim ben...


İklim, enerji, zevk ve yaş farklılıklarından dolayı insan­lar arasında eşitlik fiziksel olarak mümkün değildir. Lakin kültür sahibi bir insan, nasıl bataklıklar ve ayılarla baş ede­bilmişse bu eşitsizliği de zararsız hale getirebilir.



17 Mayıs 2024 Cuma

Maymunlar Gezegeni | Pierre Boulle

Mayıs 17, 2024 0
Bilimkurgu klasikleri dendi mi akla ilk gelen yayınevlerinden birisi olan İthaki Bilimkurgu Klasiklerinden siz okurlarımıza çok güzel bir kitap seçtik. Beyazperdeye defalarca kurgulanan, çok satan bilimkurgu klasiklerinden birisi olan Maymunlar Gezegeni'ni inceleyeceğiz.

Detaylara geçmeden önce aramızda Pierre Bouelle'nin çok satan bilimkurgu klasiği Maymunlar Gezegeni'ni okuyanlar varsa kitaba dair görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar bölümünden bizlerle paylaşabilirsiniz. Yorumlarınızı merakla bekliyor olacağız. Öyleyse romanımıza geçelim!

Öncelikle bu soruyu cevaplamaya çalışalım: Düşünme yetisinin biz insanlardan, maymunlara verildiği bir gezegen hayal edin. Nasıl olurdu? Sizce insanlar bu rol değişimine nasıl adapte olurlardı?

Maymunlar Gezegeni Romanının Konusu

Pierre Boulle'nin 1963 yılında kaleme aldığı Maymunlar Gezegeni, bilimkurgu türünün en ikonik eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu eser, birçok filme ve diziye de ilham kaynağı olmuştur.

Roman, zengin bir uzay yolculuğu temasıyla başlar. Ana karakter Ulysse Mérou, Profesör Antelle ve Fizikçi Arthur Levain ile birlikte, insan benzeri yaşam formlarını araştırmak amacıyla uzay yolculuğuna çıkar. Ekip, Betelgeuse sistemindeki bir gezegen olan Soror'a iniş yapar. Burada, insanların ilkel bir yaşam sürdüğü ve maymunların gelişmiş bir uygarlık kurduğu bir toplumla karşılaşırlar. Bu karşılaşmayla da olaylar daha ilginç bir hal almaya başlar...

Eser, sadece heyecan verici bir macera öyküsü olmanın ötesinde, insanlığın kibri ve açgözlülüğü üzerine derin bir sorgulama sunmakta. Gezegendeki baskın tür haline gelen maymunlar, insanlığın yok ettiği değerleri ve barışı temsil ederken, insanlar ilkel ve vahşi bir varoluşa sürüklenmiştir. Bu tersine dünya düzeni, okuru insanlığın geleceği ve doğayla olan ilişkisi üzerine düşünmeye teşvik etmekte.

Maymunlar Gezegeni: İnsanlığın Aynası

Romanda en çok dikkatimizi çeken şey Soror gezegenindeki toplumsal sınıflaşma oldu. Soror Gezegenindeki maymun hiyerarşisi, üç ana türden oluşur: orangutanlar, şempanzeler ve goriller. Orangutanlar bilimsel ve dini liderler, şempanzeler entelektüel ve yaratıcı sınıf, goriller ise askerler ve işçiler olarak toplumsal rolleri paylaşırlar. Bu düzen gezegenimizde de yok mu? Yöneten ve yönetilenler.

Saygıdeğer başkan,
Soylu goriller,
Bilge orangutanlar,
Kültürlü şempanzeler,
Ey maymunlar!
Bir insanın size hitap etmesine izin veriniz.

Maymunlar Gezegeni'ni okurken insanlığın zalimliğine, maymunların bilgiliğine şahit olacaksınız. Açıkçası bu gezegen hiç de yabancı gelmedi. Belki bambaşka bir samanyolunda, bambaşka bir gezegende maymun türünün ya da çok farklı ve bizim bilmediğimiz bir türün hakim olduğu bir yer vardır?

Kusursuz Bir Kurgu!

Boulle, romanında kusursuz bir kurgu ve sürükleyici bir anlatım dili kullanarak okuru hikayenin içine çekmekte. Bu bağ ile romanla kalkıp romanla uyuyorsunuz. Karakterler özenle işlenmiş ve her birinin hikayeye katkısı çok büyük. Özellikle astronot Ulyses ve dişi maymun Zira arasındaki ilişki, romanın en etkileyici ve düşündürücü yönlerinden biri bizce. Bir İnsan'la bir İnsanımsı'nin ilişkisi!

Maymunlar Gezegeni, ilk kez 1968 yılında sinemaya uyarlanmış ve büyük bir başarı elde etmiştir. Bu ilk filmden sonra dokuz film ve iki dizi daha çekilerek, Maymunlar Gezegeni popüler kültürün önemli bir parçası haline gelmiştir. Çoğu kişinin izlediği Maymunlar Cehennemi de Maymunlar Gezegeni'nden ilham alınarak çekilmiştir.

Ayrıca romana başlarken Kutlukhan Kutlu'nun "Türün Kadar Konuş!" ön sözünü okumadan geçmeyin. Not alacağınız ve romana hazırlık konusunda bilgileneceğiniz önemli bilgiler mevcut. Okumadan geçmeyin, bizden söylemesi.

Maymunlar Gezegeni, sadece bir bilimkurgu romanı olmanın ötesinde, günümüz toplumuna dair önemli mesajlar içeren bir başyapıttır. Eser, okuru insanlığın geçmişini ve geleceğini sorgulamaya teşvik ederek daha iyi bir dünya için düşünmeye ve harekete geçmeye motive etmektedir. Uzun lafın kısası, alın, okuyun. Şimdiden keyifli okumalar dileriz.

Peki siz Maymunlar Gezegeni'ni okumuş muydunuz? Eğer okuduysanız Maymunların ve İnsanoğlunun karşılıklı rol değişikliği hakkında neler düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!

Ben, Ulysse Mérou, kaderin bu gezegene insanları yeniden hayata döndürmesi için yolladığı bir aracı değil miydim?


Zekanın elde edilebileceği gibi, kaybedilebileceğini de görüyorsun.


Zamanında bir fizikçinin dediği gibi: "Tanrı zar atmaz." Evrende tesadüf yoktur. (1927 yılında Solvay Konferansı'nda Albert Einstein'ın Kuantum Kuramı üzerine konuşurken söylediği cümledir.)


Fikirlerimizi paylaşmayı geçtim, acımızı bile dile getiremiyorduk. Tüm konuşma çabalarımız öylesine tehditkar karşılanıyordu ki acı bir sessizliğe razı oluyorduk. Ve üstelik bu varlıklar bizim gibi insandı.


Hiçbirini bir diğerinden ayırt edemiyordum. Hepsi aynı giyinmişti ve yüzlerinde aynı maske, deliliğin maskesi vardı.


Zavallı küçük insan, ne kadar da garipsin!


Sizin güneşiniz de bizimki kadar güzel mi?



13 Mayıs 2024 Pazartesi

Kızıl | Stefan Zweig

Mayıs 13, 2024 2
Konumuz Kitap okurları birer Stefan Zweig hayranlarıdır, desek yanlış bir şey söylemiş olmayız. Kısa ve öz hikayelerin ustası olarak bilinen Stefan Zweig'dan bambaşka bir hikayesini sizlerle paylaşıyoruz.

Kitabımıza geçmeden önce aramızda Stefan Zweig'ın Kızıl kitabını okuyanlar varsa aşağıdaki yorumlar bölümünden kitaba dair görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Stefan Zweig'in Kızıl adlı eseri, yazarın en önemli romanlarından biridir. Ayrıca Kızıl, Stefan Zweig'ın 1911 yılında yazdığı ve ilk romanı olarak kabul edilen eseridir. Zweig, bu eserinde de insanın iç dünyasını ve duygularını ustalıkla işlemiştir.

Kızıl Hikayesinin Konusu

Roman, Viyana'ya tıp eğitimi almak için taşradan gelen genç bir adam olan Bertold Berger'in hikayesini anlatır.

Tıp öğrenimine başladığında tek arkadaşı, hukuk diplomasını almak için uğraşan oda komşusu Schramek'tir. ailesinden uzakta soğuk bir odada yapyalnız bulan bu "çocuksu" genç adam, zamanla girdiği bunalımın etkisiyle hayallerinden, başlangıçta büyük bir hevesle sarıldığı tıp eğitiminden vazgeçme noktasına gelmiştir. Tam da o günlerde kızıla yakalanan ve yardımına ihtiyaç duyan bir kız çocuğu onu hayata geri çağırır.

Berger, büyük şehrin karmaşası ve cazibesiyle boğuşurken, aynı zamanda yetişkinliğe ve aşka geçişin zorluklarıyla da yüzleşmek zorundadır. Kızıl, bir gencin yetişkinliğe geçişinin zorluklarını ve sancılarını anlatan bir romandır. Conrad, roman boyunca kimlik arayışı içindedir ve kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmeye çalışır.

Rahatsız Edici İkilem (Spoiler İçerir!)

Arkadaşlar, biz uyarımızı yaptık. Eğer hikayeyi okumayı düşünüyorsunuz şu an sayfayı kapatabilirsiniz.:) 

Hikayeyi okuyanlar bilir, başkarakterimiz asosyal bir tip. Bu asosyalliği de kızıla yakalanan ve yardımına ihtiyaç duyan bir kız çocuğuyla birlikte bir nevi yok oluyor. Özellikle kitabı okurken, diğer okurların yorumunu çok merak etmiştik. Çoğu kişi "kız çocuğuna yardım" başlığı altında aslında bir istismar olduğunu düşünmekte. Hatta başkarakterimiz Berger'in hasta kız çocuğunu öpme sahnesini pedo*ili içerik olabileceğine dair yorumlar vardı.

Şimdi bu konuya gelirsek, birçok okuyucu bu durumdan rahatsız olmuş ancak Stefan Zweig'ın kalemini tanıyan okurlar da bu durumun dönemin şartlarına göre değerlendirilmesinin doğru olacağını dile getirdi. Bu ikilemi de sizlerle paylaşmak istedik. Çünkü bu konu hakkında detaylı yorumlar yazan, video çeken çok okur var. Biz de bu tartışmayı sizlere sunmak istedik. Okuyanlar varsa bu konudaki düşüncelerinizi çok merak ediyoruz.

Stefan Zweig Kimdir?

Stefan Zweig (1881-1942), Avusturyalı bir yazar, oyun yazarı ve biyografi yazarıdır. Zweig, 1881 yılında Viyana'da doğdu.

Eserleri genellikle psikoloji, insan ilişkileri ve tarih temalarına odaklanır. Zweig, edebi kariyerinde özellikle kısa öyküler, romanlar ve biyografiler yazdı. Eserleri, döneminin Avrupa kültüründe büyük ilgi gördü. Zweig'in en ünlü eserlerinden bazıları arasında "Satranç" "Amok Koşucusu" "Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu" ve "Korku" bulunmaktadır. Yazarın eserleri, genellikle insan psikolojisi ve duygusal derinlik konularına odaklanarak okuyucuları etkilemiştir.

Zweig, Nazi Almanya'sının yükselişi sırasında politik nedenlerle Almanya'dan ayrılmak zorunda kaldı. 1942 yılında, Brezilya'da intihar etti. Zweig'in eserleri, ölümünden sonra da popülerliğini sürdürmüş ve birçok dilde yayımlanmıştır. Zweig, eserleri ve edebi katkılarıyla modern Avusturya edebiyatının önemli isimlerinden biri olarak kabul edilir.

Peki siz Stefan Zweig'ın Kızıl kitabını okumuş muydunuz? Tartışılan konu ile ilgili düşünceleriniz neler? En sevdiğiniz Zweig eseri nedir? Yorumlarda buluşalım!

Incipit vita nuova. (Yeni bir yaşam başladı.)


... Çünkü yaşamı henüz başlamıştı, umutsuz gecede şimdi yıldızlar parlamaya başlamıştı.


Hiçbir şey anlamıyorum, bilmiyorum, yapmıyorum, işe yaramamaktan tükeniyorum. Günlerce hiçbir şey yaşamıyorum, tanıdık bir yüz görmüyorum; binlerce insanın arasında yapayalnız olmanın ne anlama geldiğini bilemezsin.


Binlerce insanın arasında yapayalnız olmanın ne anlama geldiğini bilemezsin...



11 Mayıs 2024 Cumartesi

2023 Yılının En Çok Konuşulan Romanı Tom Lake Türkçede!

Mayıs 11, 2024 2

Ann Patchett'in 2023 yılında yayımlanan son romanı Tom Lake; aile, aşk ve büyüme temalarını işleyen duygusal bir hikaye. Roman, üç kız kardeşin anneleri Lara'nın geçmişinden bir adam olan Tom Lake'i anlattıklarında kendi hayatlarını ve anneleriyle ilişkilerini sorgulamaya başlamalarını konu alıyor.

Dünyanın en büyük okur platformu Goodreads'te "En İyi Roman" dalında yüzbinlerce oy alan, yıl boyunca New York Times Bestseller listesinin zirvesini bırakmayan ve 2023'ün en çok konuşulan romanlarından Tom Lake artık Türkçede! The Kitap Yayınları tarafından basılan Tom Lake'i kaçırmak istemeyeceksiniz.

Tom Lake Romanının Konusu

Hikaye, Lara'nın kızlarının onu kiraz toplamak için ailenin yazlık evine sürüklemesiyle başlıyor. 2020'nin bahar aylarında Lara'nın üç kızı, pandemi nedeniyle ailelerinin Kuzey Michigan'daki meyve bahçesine geri döner.

Anılarını paylaşmaya teşvik edilen Lara, onlara Tom Lake adında bir aktörden ve yaz tiyatrosu topluluğunda geçirdiği romantik yazdan bahsetmeye başlar. Kız kardeşler, annelerinin bu gizemli geçmişine dair daha fazla şey öğrenmek için meraklı hale gelirler ve Lara'nın anlattıklarını kendi deneyimlerinden yola çıkarak yorumlamaya başlarlar.

Patchett, Tom Gölü'nde aile dinamiklerini ustalıkla tasvir ediyor. Roman, ebeveynlerin ve çocukların arasındaki karmaşık ilişkileri, sevginin ve ihanetin doğasını ve geçmişin geleceği nasıl etkileyebileceğini inceliyor. Lara'nın hikayesi, geçmişte yapılan seçimlerin ve bunların aile üyeleri üzerinde yarattığı kalıcı etkilerin üzücü bir örneğidir.

Ancak roman aynı zamanda umut ve bağışlanma mesajı da veriyor. Lara'nın kız kardeşleri, geçmişi olduğu gibi kabul etmeyi ve annelerini affetmeyi öğrenirler. Kendi hayatlarında da hatalar yapmış olsalar da, sevgi ve anlayışın gücüne inanırlar.

Duygusal, Gerçekçi ve Etkileyici...

Tom Lake, duygusal derinliği ve karakterlerinin gerçekçiliği ile etkileyici bir roman. Aile, aşk ve geçmişle hesaplaşma temalarını işleyen, kalıcı bir etki bırakacak bir hikaye.

Ayrıca Tom Lake, Ann Patchett hayranları ve edebiyatseverler tarafından merakla beklenen bir kitap olarak öne çıkıyor. Yazarın başarılı geçmişi ve okurlar üzerindeki etkisi, bu yeni romanın da ilgi görmesini sağlıyor. Eserinde Patchett'in karakterleri ve duyguları işleme ustalığını yansıtan yeni bir eser olarak edebiyat dünyasına kazandırılmış durumda.

Tom Lake, hem umutlu hem de hüzünlü olan bu roman. Şimdiden bu romanı okuyacak okurlarımıza keyifli okumalar dileriz. Kitaba dair görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar bölümünden bizlerle paylaşabilirsiniz.

Ann Patchett Kimdir?

Ann Patchett, çok sayıda ödüllü roman, deneme ve çocuk kitabı yazmış Amerikalı bir yazar. 1963 yılında Los Angeles'ta doğmuştur.

Altı yaşındayken ailesiyle birlikte Tennessee'ye taşınmış ve orada büyümüştür. Yazarlık kariyerine kısa öykü yazarak başlamıştır. Romanları ise kendisini edebiyat dünyasında zirveye taşımıştır. Romanları eleştirmenlerce beğenilmiş ve kendisi birçok ödüle layık görülmüştür.

Bunlar arasında en prestijlisi olan PEN/Faulkner Award ve Kadın Kurgu Ödülü (Women's Prize for Fiction) de bulunuyor. 2012 yılında Time Dergisi tarafından dünyanın En Etkili 100 İnsanından biri olarak da seçilmiştir. 2016 yılında ise ABD Başkanı tarafından Amerikan kültürüne katkılarından dolayı Ulusal Beşeri Bilimler Madalyası ile ödüllendirilmiştir.

Şu anda Ann Patchett Nashville'de yaşamaktadır ve Parnassus Books adında bir kitapçı dükkânının sahibidir.

Peki siz Tom Lake romanını okumuş muydunuz? Goodreads 2023 yılının en çok konuşulan romanı hakkında neler düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!

10 Mayıs 2024 Cuma

Ay Bahçesi | Kristin Hannah

Mayıs 10, 2024 0
Öncelikle Kristin Hannah'ın romanlarına başlayınca kendinizi durduramıyorsunuz, bizden söylemesi. Ay Bahçesi, Kristin Hannah'dan okuduğumuz üçüncü kitap oldu. Eğer bu aralar "reading slump" yani "okuyamama durumu"nda iseniz Kristin Hannah'ın romanlarını okumanızı tavsiye ederiz.

Romanımıza geçmeden önce aramızda Ay Bahçesi'ni okuyanlar varsa kitaba dair görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar bölümünden bizlerle paylaşabilirsiniz. Yorumlarınızı merakla bekliyor olacağız.

Ay Bahçesi, sürükleyici bir olay örgüsü ve duygusal karakterlerle dolu, kalıcı bir etki yaratan bir roman. Aşk, aile ve fedakarlık temalarını keşfetmek isteyen okuyucular için ideal bir seçim.

Ay Bahçesi Romanının Konusu

Kristin Hannah'ın Ay Bahçesi romanı, kim olduğunu ve nereden geldiğini bilmeyen genç bir kadın olan Selena'nın hikayesini anlatan duygusal bir romandır. Selena, Maine kıyılarında ıssız bir plajda bilinçsizce bulunur ve onu bulan nazik bir aile tarafından evine alınır. Aileye uyum sağlarken Selena, geçmişini ve kim olduğunu keşfetmeye çalışır.

Eskiden son derece başarılı bir doktor olan Ian, insanları iyileştirme arzusundan vazgeçmesine neden olan telepati yeteneği yüzünden toplumdan uzak bir yaşam sürdürmeye karar vermiştir. Ancak Ian bu doğaüstü yeteneğini Selena'nın üzerinde kullanamaz. 

Genç kadın, masumiyeti ve güzelliğiyle Ian'ın aklını başından almakla kalmayıp karanlığı ışıkla, sessizliği kahkahalarla yok eder. Onun sayesinde Ian hayata ve kendine yeniden inanmaya başlar. Fakat geçmişten çıkagelen gizemli bir gölge, bu büyük aşkı ve Selena ile Ian'ın kurduğu hayalleri yıkmakla tehdit edecektir.

Roman, Selena'nın geçmişiyle yüzleşirken aile ve sevgi bulma mücadelesini inceliyor.

Aşk, Aile ve Fedakarlık Üzerine Bir Roman

Hannah, Selena'nın karmaşık duygularını ve travmasını ustalıkla tasvir ediyor ve okuyucuları onunla empati kurmaya teşvik ediyor. Aynı zamanda aile bağlarının gücüne ve sevginin iyileştirici gücüne de değiniyor.

Ay Bahçesi, Kristin Hannah'ın en popüler romanlarından biridir ve dünya çapında milyonlarca okuyucu tarafından beğenilmiştir. Aşk, aile ve fedakarlık üzerine güzel ve dokunaklı bir hikaye arayan herkese bu romanı tavsiye ederiz.

Kristin Hannah Kimdir?

Kristin Hannah, Amerikalı bir yazardır ve genellikle duygusal ve dramatik romanlarıyla tanınır. 1960 yılında Kaliforniya'da doğmuştur. Eserleri genellikle aile ilişkileri, kadın dostlukları, travma sonrası iyileşme ve kişisel büyüme gibi temaları ele alır.

Hukuk eğitimi alan Hannah, bir reklam ajansında çalıştıktan sonra yazarlık hayalinin peşinden gitmeye karar vermiş. İlk yazdıklarını kaybettikten sonra, bebeğinin doğumundan sonra eşinin desteğiyle yazmaya tekrar başlamış. İlk başlarda yayıncı bulamayan Hannah, daha sonra başarılı bir yazar olarak tanınmıştır. 

Kadınları merkezine alan ve sürükleyici anlatımlarıyla bilinen Hannah'ın en çok bilinen kitapları arasında Ateşböceği Yolu, Gece Yolu, Büyülü Fırtına, Bülbül ve Kış Bahçesi'dir.

Peki siz Ay Bahçesi'ni okumuş muydunuz? En beğendiğiniz Kristin Hannah romanı nedir? Yorumlarda buluşalım!

Ian yavaşca gözlerini açtı ve içini sızlatacak kadar büyük bir sevgiyle Selena'ya baktı. "Ah tanrıçam" dedi boğuk bir sesle. "Sonunda müziği duyuyorum."


"Yardıma ihtiyacım var, Doktor Carrick."
"Hepimizin yardıma ihtiyacı var, Andrew. Hepimizin..."


Ve değişim acı verirdi. Tıpkı beklentilerin, hayal kırıklığına uğramanın acı verdiği gibi...


Dünya tüm ışıltısı ve affediciliğiyle kapılarını ona açmışken ruhunu ne yapacaktı ki?


İyileşmenin bilimsel olacağını düşünüyorsun. Ama öyle değil, hiç bir zaman da öyle olmadı. Bundan sonra da olmayacak. İyileşme, spiritüel bir sanattır. Bedeni kurtarmak için yürek ve ruh gerekir.



Tüm telif hakları Konumuz Kitap web sayfasına aittir. İzinsiz hiçbir şey kopyalanamaz, yayınlanamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.