Okurken fazlasıyla rahatsız eden, sarsan, insanoğlunun ikiyüzlülüğünü acı bir şekilde ortaya çıkaran bir distopya ile geldim.
Geçen yıl yine bu tarz bir kitap okumuştum, Cansu Balat'ın önerisiyle. Leziz Kadavralar'ı da yine kendisinden "2025 Yılı Favorilerim" adlı videosunda keşfettiğim bir kitap oldu.
Detaylara geçmeden önce aramızda Arjantili yazar Agustina Bazterrica'nın Leziz Kadavralar romanını okuyanlar varsa aşağıdaki yorumlar bölümünden kitaba dair görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz. Yorumlarınızı dört gözle bekliyor olacağım.
Leziz Kadavralar Romanının Konusu
Hayvanlara bulaşan ölümcül bir virüsle birlikte yok edilmesi gereken canlılar olarak görülmeye başlanıyor ve "besi" olarak yetiştirilen "insanlar" artık fabrikalarda üretilen, mezbahalarda kesilen bir "besin" haline geliyor. "Özel et" adı altında satılmaya başlayan bu etler diğer insanlar için bir besin kaynağı olmaya başlıyor.
Artık hayvanların olmadığı bir dünyada et ihtiyacını karşılamak da ölecek insanlardan, kendini kurban edenlerden ya da fabrikalarda üretilenlerden karşılanmaya başlanıyor.
Bu süreçte de hikayede bir et tesisinde çalışan başkahramanımız Marcos Tejo tarafından bu "geçiş" dönemini, karakterin hayatındaki kırılma noktalarını okuyoruz. Bu kırılma noktalarından bir tanesi de denetim için gittiği bir çiftlik sahibi Gringo tarafından sunulan "bir dişi bsn" ile yaşanıyor. İşte yazar Agustina Bazterrica da biz okurlara şu soruyla baş başa bırakıyor: "Peki böylesine korkunç bir dünyada insaniyetten bahsetmek ne kadar mümkündür?"
Fazlasıyla Rahatsız Edici Bir Distopya!
Leziz Kadavralar romanında konusu kadar karakterleri de çok çarpıcıydı. İnsanların artık bu "geçiş" ile birlikte ahlaki sınırlarının bir nevi yok olmasından, özellikle de kitapta geçen "insanı satın alıp kullandıktan sonra onu yiyebilmesi", dolayı hiçbir karaktere bağlanamıyorsunuz.
Tanrısal bakış açısıyla yazılan bu romanda Marcos'un kardeşi Marisa ve onun iki çocuğuna o kadar gıcık oldum ki. Özellikle de Marisa karakterine. Hastanede bakıma muhtaç olan babası Bay Armando'ya ve bütün bakımını üstlenen abisi Marcos'a yardım etmemesi, sadece çıkarı olduğu zaman kardeşini araması... Daha neler neler sayabilirim ama spoiler olur.
Kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde bu "geçiş" sürecini ve Marcos'un iş hayatının rutin alışkanlıklarını okurken başkarakter açısından bir kırılma noktası olarak bahsettiğimiz "bir dişi bns" nin evde gizlice bakımını üstlenmesinin ardından ikinci bölüme geçiyoruz.
İkinci bölümde de o kritik kırılma noktası daha da büyüyor ve hikayemiz git gide hız kazanıyor. İkinci bölüm ilk bölüme nazaran daha hızlı ve artık yavaş yavaş sona yaklaştığımızdan dolayı birtakım olaylar yaşanmaya başlıyor. Yine spoiler vermeyeyim.
Herkese "Öneremeyeceğim" Bir Kitap!
Bazı kitapları okumak, cidden "yürek" ister. Anlattıklarıyla bizleri şoka uğratan, tiksindiren, sinirlendiren kimi zaman da kendine hayran bırakan... Leziz Kadavralar'ı bitirdiğimde şunu fark ettim ki en son okurken bu kadar rahatsız olduğum kitaplardan biri Otomatik Portakal diğeri de Eşekarısı Fabrikası'ydı. Üçüncü olarak da Leziz Kadavralar sıralamada yerini aldı.
Konusu olsun, karakterler olsun, yazarın anlatmak istediği mesaj olsun okurken diğer romanlar gibi akıp gitmiyor. Sürükleyici olmamasından bahsetmiyorum, yanlış anlaşılma olmasın. Çünkü saydığım bu kitaplar fazlasıyla sürükleyici. Sadece yaşanan olaylar ve genel kurgu kolayca sindirilebilir tarzda değil.
Sarsıcı distopik romanlar okumayı seviyorsanız Agustina Bazterrica'nın Leziz Kadavralar romanını okumanızı tavsiye ederim.
Peki siz Agustina Bazterrica'nın Leziz Kadavralar romanını okumuş muydunuz? Okuduysanız roman hakkında neler düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!
Hani evcil hayvanlar insan gibi bakar ya, öyle bakıyordu.
Sözlükler orada; kapsüllere yerleştirilmiş duruyorlar. Deliliğin ardında çürüyüp gidiyorlar.
Bazen insanın dünyanın yükünü omuzlarında taşıması gerekiyor.
Kimse insan diyemez söz konusu canlılara çünkü bu onlara kimlik vermek olurdu, ürün diyorlar dolayısıyla veya et ya da besin.

.jpg)
.jpg)