7 Mart 2021 Pazar

Blogger Gazetesi | 16. Sayı

Mart 07, 2021 30

Herkese yeniden merhaba! Çok uzun bir aradan sonra Blogger Gazetesinin 16. sayısı sonunda çıktı. Zaman olmadığından ve bir haftayı paylaşamadığım için gerisi de gelmedi maalesef. Ama şimdi planlı olarak tekrardan yayınlamayı düşünüyorum. Çünkü Blogger Gazetesini çok beğenmişsiniz. Özellikle de Yazarix'e çok teşekkür ederim. Açıkçası bu hafta yayınlamayı düşünmüyordum ama Yazarix beni teşvik etti. Ben de özlemiştim zaten. 


Bu hafta çoğunlukla blog sayfalarını paylaştım. Gelecekteki gazetelerde yer almak istiyorsanız aşağıdaki yorumlar bölümünden yorum bırakmanız yeterli. Yorumlarınızı dört gözle bekliyorum. Ayrıca aşağıdaki linkten gazetede yer alan sayfaların linkine ulaşabilirsiniz. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!


Blogger Gazetesinin Diğer Sayıları

8 Dakika Tüm Seçkin Kitapçılarda!

Yazarix | Dizi Film Kitap ve Daha Fazlası

Hayat40tansonra | Gezi ve Lezzet Durakları

Aramızda Yeni Arkadaşlar | BilgiLaryum

Duygu'nun Mekanı'na Hoş Geldiniz!

Fenomenolmayangiller'den ReHiTu

Kitap Çıkartmayı Düşünenler Bu Yazıyı Okumadan Geçmesin

Kitap Biti Nedir?

4 Mart 2021 Perşembe

Kitap Biti Nedir? | Kitap Bitinden Kurtulma Yolları

Mart 04, 2021 40

Herkese yeniden merhaba. Bugün hepimizin aklına takıldığı ''Bu kitapların sayfaları neden sararmış?'' sorusunu biraz da olsa gidermeye çalıştım. Kitap biti nedir, onlardan kıymetli kitaplarımızı nasıl koruruz gibi kafaları karıştıran bütün sorular bu yazıda!

Peki kitaplarımı neden ters çevirdim? Açıkçası bu uygulamayı severek takip ettiğim Bookinstagram RüyaKitap sayesinde keşfettim. Kendisini kesinlikle takip edin. Hem kitap önerileri hem de çekilişleriyle göz kamaştıran bir kitapsever. Ben de onun sayesinde bu uygulamayı keşfettim ve sizlere paylaşmak istedim. Çünkü bu konuda birçok soru geliyordu bana. Kitaplar biraz zaman geçtiğinde sayfalarının sararması, kitapların şekillerinde değişmeler gibi fiziksel değişimleri sık sık duyuyordum. Ben de bu vesile ile sizlere bu yazıyı hazırladım. Bakalım sonuçlar nasıl olacak? Ayrıca bu uygulamayı denedikten sonra yorumlar bölümünden deneyimlerinizi de yazın. İşe yaradı mı? Kitapların sararma oranlarında değişiklikler oldu mu? Hep birlikte görürüz böylece. Bunu önceden deneyimleyen varsa aşağıdaki yorum bölümünde yorumlarınızı bekliyoruz.

Kitap Biti Nedir?

Düzenli olarak temizlenmeyen raflarda beliren kitap bitleri değerli kitaplarınıza büyük zararlar verebilir. Kitap biti nemli, sessiz yerleri seven insana zararı olmayan bir böcek türüdür ve düzenli bakımı yapılmayan kütüphanelere ve odalara evlerini kurarlar. Duvar kâğıtlarının ve mobilyaların altına, rafların derinliklerine saklanır ve ortamın uygun olduğunu düşündükleri zaman beslenmeye başlarlar.

Kitap Bitinden Kurtulma Yolları

Gözle göremediğiniz kitap bitleri, kitaplarınıza zarar verir ve sayfalarını sarartan küçük canlılardır. Senede en az 1 kez tüm kitaplarınızı ters çevirip 1 hafta havalanmalarını sağlamalısınız. Bu bir hafta çok değerli. Özellikle de kitaplığınız bir cam kenarına yakınsa bu daha iyi çünkü havalanması daha kolay olacaktır. Kitaplarınızı ters çevirdiğinizde onları daha rahat bir konumda sıralayın. Kitaplarınız sıkışık olmasın. Yoksa bu bir hafta uygulama boşuna gidecektir. Eğer herhangi bir kitabınızın sayfaları sararmış ise bu kitabı diğer kitaplardan ayırın. Ayrılmayan sayfaları sararmış kitaplar diğer kitaplarınıza da geçecektir. Yandaki fotoğrafta da gördüğünüz gibi kitaplarımı ters çevirdim ve aradaki bazı kitapları çıkardım. İkinci rafta sağ taraftaki kitap örneğin sararmış. Kitaplar sadece kitap bitinden değil kaliteli basılmayan kitaplarda bir süre sonra sayfaları sararmaya başlar. Ya da yılların getirdiği karışıklıklar kitaplara da yansır. Kitaplığımı ters çevirdiğimde gördüm ki temizliği iyi yapıyormuşum. Birkaç kitaptan başka diğer kitaplarım hala hayatta. 😄

Evinizde büyük bir temizliğe girişmeden önce kitaplığınızı ters çevirip öyle başlamanızı öneririm. Böylece kitaplığınızı da temizlemiş olursunuz. Ardından kitaplardan toz ve gözle görülmesi zor olan kitap bitleri dağılsın. Zaten kitap bitleri gün ışığı gördüğü an yere düşüp öleceklerdir. Herhangi bir ilaca gerek yoktur. İsterseniz bir gün kitaplığınızı da havalandırabilirsiniz. Araştırdığımda da kitaplıkları temizlerken temizlik suyuna çok az bir elma sirkesi ve karbonat ekliyorlarmış. Bilmiyorum etkisi ne kadardır fakat malum şu günlerde sirkeler ile iç içe yaşarken, sirkenin kokusunu bir kilometre uzaktan alabiliyorken kitaplıklar çoktan sirkelenmiştir bence. Temizlik bitince hemen kitaplarınızı yerleştirmeyin. Birkaç gün kitaplığınız hava alsın. Ondan sonra kitaplarınızı ters çevrilmiş bir şekilde kitaplığınıza yerleştirin. Kitaplarınızın arası çok sıkışık olmasın. Aralardan gerekirse birkaç kitap alın ki iyice havalansınlar.

Ters Çevrilmiş Kütüphane Keyfi

Açıkçası ters çevrilmiş kütüphane görüntüsü çok hoş. Kitapların beyaz sayfaları, temizliğin verdiği keyif anlatılamaz. Sizlerin de yorumlarınızı merakla bekliyorum. Bunu denedikten sonra yorumlar bölümünden deneyimlerinizi yazmayı unutmayın. Kitap biti uygulamasını denerken çok heyecanlandım sizlerle paylaşmak için. Kitapları ters çevirdikten sonra iyice bir temizlik sürecinden sonra kitapların rahat bir nefes aldığını gördüm. Zaten sık sık kitaplığımı temizlediğim için çok uzun sürmedi. Hızlıca yaptım bitti.

Şunu da belirtmem gerekir ki Akdeniz bölgesinde yaşadığımdan dolayı nem de fazla yaz aylarında. Bu yüzden sık sık kitaplarımı kontrol ediyorum. Bir de kitaplarımı arkaya kadar itmiyorum. Arkasında da boşluk bırakıyorum. Belki bundan da dolayı kitaplarım sararmamış olabilir. Çünkü arkadan da havalanıyordu kitaplar. Sizler de kitaplarınızı kitaplığınızın sonuna kadar itmeyin. Boşluk olsun ki kitaplar nefes alabilsin. Fotoğrafı tek bir kitaplıktan çektim. Sonuçları daha rahat görebiliriz diye. Bakalım, bunu her ay yapmayı düşünüyorum ben. Peki siz?

Tekrardan bu uygulamayı bizlerle paylaşan RüyaKitap sayfasına çok teşekkür ederim. Sayfasını da dediğim gibi kesinlikle takip edin. Çok faydalı bilgiler ve heyecanlı çekilişler mevcut. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın. Seviliyorsunuz!

1 Mart 2021 Pazartesi

Unutulmayan Kitap Alıntıları | Etkileşim Etkinliği

Mart 01, 2021 24

Herkese yeniden merhaba. Önceki yayında da dediğim gibi yepyeni etkinliklerle birlikte olacaktık. Bu da bunlardan biri. Amacımız hem okuduğumuz kitapları birbirimizle paylaşmak hem de etkileşimi arttırmak. O zaman haydi başlayalım!

Kitap okurken unutmadığınız ya da altını çizdiğiniz cümleler var mı? Bana soracak olursanız bir sürü oluyor. Öyle ki okuduğum kitapları sizlerle paylaştığım için küçük notlar da alıyorum kitabın üzerine. Özellikle de daha felsefi ve günümüze ait olan sorunlara değinildiği cümleleri kaçırmamaya çalışıyorum. Şu an okuduğum ve birkaç güne sizlerle paylaşacağım Babalar ve Oğullar'da değineceğim çok şey var. Bazı kitaplarda bu etki çok oluyor. Değineceğiniz o kadar çok şey oluyor ki. Ama bazılarında da olmuyor. Bu kitaptan kitaba değişiklik gösterebiliyor.

Konu karışmadan size iletmek istediğim asıl konu ise bu etkinliği bir etkileşim aracı olarak kullanmak istiyorum. Yani yorumlar kısmında paylaştığınız alıntının hangi kitaba ve kaçıncı sayfasına ait olduğunu yazacaksınız. İsterseniz kendi sayfanızda da paylaşabilirsiniz. Aynı mim gibi. Orada biriken yorumlarda da eğer birbirimizi takip etmiyorsak edeceğiz ve sayfasına gidip bir yayınına yorum yazacağız. Pandemi döneminden dolayı etkileşimler bir hayli dalgalanmalar oldu. Bu dalgalanmalar daha çok yeni açılan blog sayfalarında. Bu yüzden yeni gelen arkadaşlarımıza hem bir merhaba demek için hem de destek olmak için bir fırsat olabilir. Sizlerin katılımıyla çok güzel olacağına inanıyorum.

Etkinlik Süreci
  • Paylaşacağınız alıntının hangi kitaba ve kaçıncı sayfasına ait olduğunu yazmak. (Sayfasını yazmak zorunlu değildir. Fakat yazarı kesinlikle belirtin.)
  • İstersen bu yayını kendi sayfanda da paylaşabilirsin.
  • Biriken yorumlarda takip edilmeyen blogger arkadaşlarımızı takip etmek ve onların sayfalarına giderek son yayınına yorum bırakmak.
  • İsteyen herkes bu güzel etkinliğe katılabilir.

Süreci de açıkladığıma göre gelelim benim alıntılarıma. Yorumlarınızı dört gözle bekliyorum. Ayrıca önceki yayınıma soracağınız sorular varsa yazabilirsiniz. Birkaç gün sonra onu da ''Sıkça Sorulan Sorular'' çerçevesinde paylaşmayı düşünüyorum. Aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın. Seviliyorsunuz!


Deli olmak, düşünceleri iletmekten aciz olmak demek. Sanki yabancı bir ülkedesin, çevrede olup biten her şeyi görüyor, anlıyorsun ama istediğini anlatmaktan, dolayısıyla da yardım bulmaktan umutsuzsun çünkü orada konuşulan dili bilmiyor, anlamıyorsun. (Veronika Ölmek İstiyor - Paulo Coelho)


Peter F. Drucker'in sevdiğim bir sözü vardır; 'On dokuzuncu yüzyıla kadar, hiç sona ermeyen zorlu görev, insan soyunun ve çevresinin doğal etkenlere karşı korumasıydı. Ama bu yüzyılda yeni bir ihtiyaç doğmuştur: Doğayı insana karşı korumak.' sözü gerçekten de gerçekleşmekte. İşte bu bir savaş. İnsan ve Doğa'nın savaşı.” Söyledikleriyle beni büyülemişti. Yerden göğe kadar haklıydı. Bu, insanoğlunun bitmeyen savaşıydı. (8 Dakika - İrem Can


Osmanlı, Sanayi Devrimi'ne ayak uyduramadığı için koca bir imparatorluk kaybedildi. Ancak önümüzde yeni bir süreç var. Türkiye Cumhuriyeti bu süreçte geri kalmamalıdır. Bilimde, teknolojide, tarımda bu yeni sürece ayak uyduramazsak, Cumhuriyetimizin büyük bir tehditle karşı karşıya kalabilir. sy. 38 (Zeugma Darbesi - Adnan Gökçe)


Shakespeare'in o kutsal replikleri! Hoş ve duygusal replikler! (Unutulmuş Düşler - Stefan Zweig


Olur, bazen olur... İnsan dedikleri mahlukun, içinde neler kaynaştığını biliyor muyuz? Öyle anlar olur ki, en ummadığımız adam en beklemediğimiz şeyleri yapabilir. (Sırça Köşk - Sabahattin Ali

23 Şubat 2021 Salı

1000Kitap ve Yeni Etkinlikler | Biraz Sohbet #2

Şubat 23, 2021 28

Herkese yeniden merhaba! Biraz Sohbet serimizin ikinci yazısı sizlerle. Nasılsınız, nasıl gidiyor hayat? Aslında bu yazımı daha önce yayınlamayı düşünüyordum fakat konuşacağımız konuların daha fazla olmasını istediğim için bugüne kaldı. Sosyal medyadan sıkça soruyordunuz bu seriyi. Bence çok güzel oldu. Kitap önerilerinden sonra hem gündemden hem de diğer konulardan bolca konuşacağız.

İlk konuşacağımız konu ise blog alemine bembeyaz bir sayfa ile giriş yapan sevgili Yazarix. Eğer beni Instagram sayfamdan takip ediyorsanız orada da sayfasını paylaşmıştım. Şu an da yedi tane yazısı var. Blog sayfası dizi film ve kitap önerileriyle dolacak. Eğer dizi film ve kitap önerilerini takip etmeyi seviyorsanız sayfasını kesinlikle takip etmenizi öneririm. Kendisinin de dediği gibi: ''O anda aklımda ne varsa ne yaptıysam ne olduysa yazacağım. Hatta günlük şeklinde de olabilir bloğum her telden her şeyden yazacağım bazen uzun bazen kısa bazen de resim kafama göre olacak yani...''

Sevgili blog arkadaşımı da sizlerle paylaştıktan sonra sıradaki konumuz 1000Kitap. Aslında 1000Kitap sayfasında uzun zamandır üyeliğim vardı fakat aktif değildim. Geçen hafta itibariyle orada da aktif olmaya başladım. Kitap alıntılarımı, hangi kitabı okuyup hangi kitabı okuma listesine aldığımı kolayca görebilirsiniz. Orada da beni takip etmeyi unutmayın. 100 okur puanına erişmeye çalışıyorum bu aralar. Destek olursanız sevinirim. Buradan hesabıma ulaşabilirsiniz. Ayrıca orada bir yayın paylaştım. Sayfamda sabitledim merak etmeyin. Yayını oradan duyurdum. Birkaç yayın sonrasında 8 Dakika ile ilgili sıkça sorulan soruları; hem Instagram'dan hem bu yayının altına hem de 1000Kitap'dan gelen soruları seçip paylaşmayı düşünüyorum. Sadece 8 Dakika ile ilgili değil yayınevi olur, kitaplar hakkında olur yani merak ettiğiniz her şeyi sorabilirsiniz. Sorularınızı merakla bekliyor olacağım.

İki ay önce ilk kitabım olan 8 Dakika'yı çıkardım. Hala aranızda bilmeyenler varsa buradan detayları okuyabilirsiniz. O yayında 8 Dakika'nın satış noktalarını ekledim. BKM, Kitapseç, D&R, Kidega gibi birçok seçkin kitapçılarda kitabım raflardaki yerini aldı. Oradan istediğiniz sayfadan kitabıma ulaşabilirsiniz. Instagram'dan kitabımı okuyup yorum yapan arkadaşları paylaşıyorum. Bunlardan birisi de sevgili canım arkadaşım Kayıp Fısıltı oldu. Kayıp Fısıltı diyor ki; ''İlk kitabı olan 8 Dakika'yı aralık ayında çıkarttı. Ben de daha bu hafta siparişimi verip heyecanla bekledim gelmesini. Cuma sabahı, yani daha dün, kargom geldi ve kitabı elime almamla bitmesi bir oldu! Bir solukta okuduğum bu kitap neyin nesiymiş bir bakalım...'' Devamı için onun blog sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. Yorumlardan ötürü tekrardan çok teşekkür ederim. Onun blog sayfasını da takip etmeyi unutmayın. Çok güzel kitap önerileri, gezi yazıları var. Bu güzel yolculukta o da bana katıldı. Destekleri için tekrardan çok teşekkür ederim. İyi ki varsın...

Bu aralar blog sayfasında pek aktif olamıyorum ama yorumlarınızı kaçırmadan yanıtlamaya çalışıyorum. Bu serinin ikinci sayısı da burada bitsin. Diğer seride hangi konuların konuşulmasını istiyorsanız yorumlarda belirtmeniz yeterli. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın. Seviliyorsunuz!

9 Şubat 2021 Salı

Veronika Ölmek İstiyor | Paulo Coelho

Şubat 09, 2021 26

Herkese yeniden merhaba! Kısa bir aradan sonra tekrar güzel bir kitap ile birlikteyiz. En son yaptığım kitap alışverişimde aldığım kitaplardan birisi olan Veronika Ölmek İstiyor yine o muhteşem yazar Paulo Coelho'nun kaleminden...

Paulo Coelho'nun Simyacı ve Portobello Cadısı adlı kitaplarını okumuştum. Bu kitaplara ek olarak Veronika da eklendi. Kendisi hızlı ve sürükleyici bir hikaye olmakla beraber aynı zamanda sorgulatan bir kitap da. Kitapta altını çizdiğim yerler, empati kurduğum bölümler olsun tam anlamıyla içe işlenen bir kitaptı. Dana Goodyear'ın da dediği gibi Coelho, sevecen ama etkili bir öğretmen. Eğer Coelho'nun herhangi bir eserini okuduysanız ne dediğimi kolayca anlayabilirsiniz. Kitaba gelecek olursak dediğim gibi çok sürükleyici bir kitaptı. Dili olsun, işlenen konu olsun merak uyandıran bir tarafı vardı. Kitabın ismiyle önyargım şuydu; ''Galiba sadece Veronika'nın hayatından bahsedecek.'' demiştim ilk görüşte. Fakat öyle bir yanıldım ki... Kitap Veronika'dan başlayarak diğer hayatlara da değiniyor. Değindiği gibi de birçok sosyal problemi de gün yüzüne çıkarıyor. İşte altını çizdiğim kısımlar da bunlardı.

Veronika, her istediğine sahip görünen, renkli bir yaşam süren, yakışıklı erkeklerle gezip tozan genç bir kadın olmasına karşın mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Başarısız bir intihar girişiminin ardından, kendine geldiği zaman bir akıl hastanesindedir. Üstelik çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenir. Zaten ölmek isteyen Veronika bu süreçte, başka dünyaların insanlarını tanırken kendisini de keşfetmeye başlar. Kaldığı akıl hastanesinde -Veronika'nın deyimiyle deliler hastanesi- hem kendini tanımaya başlar hem de çevresindeki insanlara ilham kaynağı olur. Kitap Zedka, Mari, Doktor Vitgor ve Eduard'ın bakış açısıyla anlatılıyor. Veronika'nın verdiği ilhamı onlarla keşfediyoruz. Hepsinin hayatlarında birtakım sorunlar var. Onlar kendi hayatlarını anlatıyor. Akıl hastanesine yani Vitriol'e gelmeden önceki hayatlarına da değiniliyor.

Örneğin Veronika arka kapaktaki tanıtım yazısındaki gibi genç ve güzel bir kız. Kütüphanede çalışıyor ve renkli bir yaşama sahip bir genç kız. İlk başta diyorsunuz ki bu Veronika nasıl bu hallere düştü. Ama hayat hikayesine şahit olduktan sonra her şeyi anlayabiliyorsunuz. Veronika hastanede olduğu ve son zamanlarını geçirdiği vakitte piyano çalmasıyla herkesi şaşırtıyor. Buna Eduard da ekleniyor. Aslında piyano çalmasını isteyen kişi de o. Veronika'nın hikayesine gelecek olursak; Aslında Veronika piyanist olmak için dünyaya gelmiş. On iki yaşından beri piyano dersleri alan ve öğretmeni tarafından yeteneği keşfedilmesiyle bu yönde onu yüreklendirmiştir. Fakat annesi tarafından bu yeteneği sadece sanatsal açısından olması ve erkekler eşlerinin yetenekli olmasından hoşlanırlar diyerek bu yeteneği köreltir. Tabii Veronika küçük olduğundan bunu anlayamaz ve annemin bir bildiği vardır diyerek bu olağanüstü yeteneğini göremez. Ama sonradan mezun olup bir kütüphaneden çalıştığı zaman ''Onlara aldırmayıp delice davranmalıydım.'' diyerek hayıflanır. Fakat artık iş çoktan geçmiştir onun için. Sadece bundan bile birçok ders çıkarılıyor bence. Yetenekleri sadece hobi olarak değerlendiren ve ''Ondan mı hayatını kazanacaksın. ''Deli misin sen?'' diyenlere cevap niteliğinde.

Veronika'nın hastanedeki arkadaşı olan Eduard da aynı durumdan muzdarip. Büyükelçinin oğlu olan Eduard çok çalışkan ve yetenekli bir çocuktur. Ama bir o kadar da yalnız ve arkadaşlık ilişkileri kuramaz. Ailesi kara kara düşünür bu durumu. Bazı yanlış arkadaşlıklardan sonra bir kaza sonucu hastanede geçiren o zorlu süreci hemşirenin verdiği kitapla değişir. İyileştiği zaman odasını tuvallerle doldurur. ''Cennet Görüntüleri'' adlı sergisini de hazırlamaya başlar. Fakat ne olur? Tabii ki anne ve babası bu durumdan da şikayetçi olurlar. Babası ilk başta geçici bir heves derse de ressam olmak için doğduğunu itiraf eden Eduard maalesef hayallerine kavuşamaz. Bunun da ilk nedeni tabii ki de annesi ve babasının şöhretidir. Aynı Veronika'da da olduğu gibi. Sonuç olarak da kendisini dışarıya kapatarak konuşamaz olur. Annesi ve babası tedirgin olur ve ünlü Vitriol'e yatırılır.

Paulo Coelho'nun ülkemize yakın bir coğrafyada, Bosna ve Slovenya'da geçen Veronika Ölmek İstiyor adlı romanı, var oluşumuzun her dakikasına yaşam ile ölüm arasında bir seçim olarak yaklaşıyor. Toplumun alışılmış kalıplarının dışına çıkan, farklı düşünceleri yüzünden önyargıları göğüslemek zorunda kalan insanları anlatıyor. ''Deli misin sen?'' kavramını bir kez daha sorgulatıyor Coelho. Özellikle de verdiği örneklerle bunu ispatlıyor. Açıkçası ben hem hikaye açısından hem de yazarın kendini saklamaması çok doğru bir davranış bence. Bilmiyorum, ben daha çok bu tür kitapları okumayı daha çok seviyorum. Sosyal sorunları çekinmeden aktarıp ve bunu alayca bir tavır sergileyerek anlatması bence takdire şayan. 

Peki sizler neler düşünüyorsunuz bu konuda? Yazar, eserde kendini gizlemeli mi? Yorumlarınızı dört gözle bekliyorum.

Eğer Veronika Ölmek İstiyor eserini okumadıysanız kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Çok akıcı ve sade bir dille yazılan bu eşsiz eseri okumadan geçmeyin bence. Coelho'nun en beğendiğim yönlerinden birisi olan ''sorgulatma'' eylemini çok güzel bir şekilde işliyor. Bu kitap da bunun bir örneği. Bence daha fazla konuyu açmadan ve size spoiler vermeden buraya noktayı koyalım. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın. Seviliyorsunuz!

Dünyanın bütün dağlarında, ormanlarında, bir tek yaprağı bile bir başkasının tıpkısı olarak yaratmamıştır Tanrı. Oysa siz farklı olmayı delilik sayıyorsunuz.


Çok yorgunum, ama uyumak istemiyorum. Yapacağım çok şey var, hayatın sonsuza dek süreceğini sandığım günlerde hep ertelediğim şeyler bunlar, sonra hayatın yaşanmaya değmeyeceğine inanmaya başlayınca da unuttuğum.


Deli olmak, düşünceleri iletmekten aciz olmak demek. Sanki yabancı bir ülkedesin, çevrede olup biten her şeyi görüyor, anlıyorsun ama istediğini anlatmaktan, dolayısıyla da yardım bulmaktan umutsuzsun çünkü orada konuşulan dili bilmiyor, anlamıyorsun. 


Yeniden yaşamaya başlamak istiyorum, Eduard. Hep yapmak istediğim ama cesaret edemediğim hataları yapmak... 


Deli olmak ne demek, bilmiyorum, diye fısıldadı. Ama deli olmadığımı biliyorum. Başarısız bir intihar girişimi benimkisi, hepsi bu. Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir. Şizofrenler, psikopatlar, manyaklar. Yani, başkalarından farklı olanlar.


20 Ocak 2021 Çarşamba

Paranormal Hikayeler | Işıl Işık

Ocak 20, 2021 18

Herkese yeniden merhaba! Bugün çok güzel bir kitapla karşınızdayım. YouTube Türkiye'nin bana kalırsa en iyi korku-gerilim kanalı olan Işıl Işık'ı tanımayan yoktur. Kendisi de birkaç ay önce Paranormal Hikayeler adlı bir kitap çıkarttı. Tabii ki de bunu duyunca hemen sipariş verdim. Kendisini ilk YouTube kanalını açtığı zamandan beri takip ediyorum. Serilerinden şehir efsaneleri, lanetli bebekler ve açıklanamayan olaylar favorilerimden sadece birkaç tanesi. Yediveren Yayınlarından çıkan Paranormal Hikayeler de videolarında anlattığı ya da anlatmadığı hikayeler resimleriyle birlikte bize sunuluyor. Açıkçası korku ve gerilimi seven okurseverlerimize kesinlikle bu eşsiz kitabı öneririm.

Arka kapak yazısı çok ilgi çekici. Zaten Işıl Işık'ı tanımayan birisi bile arka kapaktaki yazıyı okusa hemen ilgisini çeker diye düşünüyorum. Arka kapakta da şunlar yazılı; Siz hiç yaşlanan bir oyuncak bebek gördünüz mü? Ya da kafatasında gerçek bir insan beyni taşıyan kukla? Peki çocukları kaçırdığı iddia edilen Slender Man efsanesini biliyor musunuz? Tavşan adamı gülen köpekleri lanetlenmiş sandalyeyi ağzı yırtık kadını boşluktaki kızı hiç duydunuz mu? Paranormal ve korku hikayelerinin ünlü ismi Işıl Işık birbirinden ürkütücü ve merak uyandırıcı paranormal hikayeleri sizler için derledi. Gizemli olaylardan lanetli bebeklere şehir efsanelerinden korku dolu hikayelere kadar birçok tüyler ürpertici hikâye sizleri bekliyor.

Açıkçası kitabı okurken özellikle de yağmurlu bir günde kitabı okurken biraz ürkebiliyorsunuz. Dediğim gibi kitap üç bölümden oluşuyor. Birinci Bölüm Lanetli Bebekler, İkinci Bölüm Şehir Efsaneleri ve Üçüncü Bölüm Açıklanamayan Gizemli Olaylar. Hepsi birbirinden ilgi çekici. Özellikle de Açıklanamayan Gizemli Olaylar bölümü daha da efsane bana göre. Soranlar olmuş, hikayeler sadece yurtdışından değil ülkemizden de örnekler var. Biraz ürkütücü de olsalar. 😳

Kitap 288 sayfa ama bir oturuşta bitebilecek bir kitap. Eğer Işıl Işık fanıysanız ne dediğimi anlamışsınızdır. Ayrıca kitaptaki her bir olay gerçek resimleriyle süslenmiş. Sadece ve sıkıcı değil, aksine çok sürükleyici bir kitap. Dediğim gibi korku ve gerilim severler için bu kitap bire bir. En beğendiğim bölüm olan Açıklanamayan Gizemli Olaylar bölümünde en dikkat çekici olay bana göre Dyatlov Geçidi oldu. Olay da şu; 1959 başlarında Rusya'daki dokuz üniversite öğrencisi Ural Dağlar'na çıkması ve kısa bir süre sonra bütün iletişimleri kesilmesiyle başlıyor. Olayla ilgili daha fazla spoiler vermeyim bence. Ama çok ilginç ve ürkütücü bir olay.

Kısacası böyle konulara ilgiliyseniz Işıl Işık'ın Paranormal Hikayeler kitabını okumanızı kesinlikle öneririm. Ayrıca YouTube kanalında da çok güzel ve ilginç bir o kadar da ürkütücü hikayeler var. Buraya tıklayarak kanalına ulaşabilirsiniz. Eğer bu kitabı okuduysanız aşağıdaki yorumlar bölümünden görüşlerinizi bizlerle paylaşmayı unutmayın. Hangi bölümü daha çok sevdiniz? Ya da kitap hakkındaki görüşleriniz neler bunları da eklemeyi unutmayın. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın. Seviliyorsunuz!..


5 Ocak 2021 Salı

Kitap Bastırmak İle İlgili Her Şey | Platanus Yayınevi

Ocak 05, 2021 64

Herkese yeniden merhaba! Bugün önceki yayınlarımdan da duyurduğum ve merakla beklediğiniz kitap bastırma ve yayınevleri ile ilgili tecrübelerimi anlatacağım. Eğer aramızda yazar adayları varsa bu yazıyı dikkatle okumalarını tavsiye ederim. Bu arada bilim kurgu - aksiyon türündeki kitabım 8 Dakika raflardaki yerini aldı. Detaylı bilgiler için buraya tıklayabilirsin.

Çok zorlu bir süreç ve ardından gelen o rahatlama hissi. Eğer beni takip ediyorsanız biliyorsunuzdur. Bir yıldır 8 Dakika'yı oluşturmaya çalışıyordum. Özellikle de pandemide evde kalmak benim için büyük bir avantaj sağladı. Çünkü okuldan dolayı zamanımı tam olarak ona veremiyordum. Açıkçası 8 Dakika'nın bir çok paralel evren ve değişik sonları oldu. Yaz sil, yaz sil olarak ilerlediğim kitapta en sonunda içime sinen ve düzgün olanı ilerlettim. Eski dosyaları karıştırırken diğer metinleri de bir inceledim ve şunu fark ettim; bir önceki günden tamamen farklı düşünebiliyorsunuz. Fikrimiz hemen değişiyor. Özellikle de genç yaşta kitap çıkartmak bence bundan dolayı zor.

Kitabımı yazarken sevgili Sibel Yıldız namı diğer Bir Yıldızın Hikayesi'nin katkıları göz ardı edilemez. Çünkü kendisi de çok güzel bir kitap çıkardı. Adı Solmayan Ümit. Eğer okumadıysanız kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Konumuza gelecek olursak ben Sibel ablaya mail üzerinden mesaj yolladım. İlk başta yazdıklarım hem onun kitabıyla ilgili hem de yayınevinden memnun olup olmadığıydı. Teker teker Sibel abla açıkladı. Kitabının kaç kelimeden oluştuğu ve yayınevinin nasıl olduğu ile ilgili. Tecrübelerini uzun uzun yazdı. Gerçekten bana yol gösteren bir ışık gibiydi. Çünkü ilk kitabım ve birçok sorum oluyor. Bu açıdan Sibel abla bana çok yardım etti. Tekrardan çok teşekkür ederim. 

Sibel abladan bilgileri aldıktan sonra ona göre bir şekil vermeye başladım kitabıma. Zaten ben kendim kapağımı hazırlamıştım. Yayınevine vermeden önce çoğu hazırlıklar tamamdı. Yazım imla kuralları, kapak, görsel derken kitabımı bitirdim. Dediğim gibi pandemiden dolayı hızlandırabildim. Bu yazı da aramızda yazar adayları ya da kitap bastırmak isteyip de yayınevi arayan arkadaşlarımıza gelsin.

  • Kendinize Bir Saat Ayarlayın

Evet dediğim gibi saat ayarlamak ve buna uymak çok önemli. Saat ayarlamak hem disiplinli çalışmanızı oluşturacaktır hem de kitabınıza daha da çok bağlanmanıza yardımcı olacaktır. Örneğin ben ilk başta saat belirlemeden yapıyordum. Fakat bazı zamanlarda boş geçiyor ya da diğer günlere atıyordum. Bunlar artmaya başladıkça ve ilerlemediğimi fark ettiğimde buna bir dur demek gerektiğine karar verdim. Aramızda yeni yazar adayları varsa bunlar kulağınıza küpe olsun. Örnek bir saat verecek olursam orası size kalmış bir şey. Ama ben akşam saat sekizde başlıyordum yazmaya. Belki siz sabah rahat yazabilirsiniz orası sizde. Fakat bir saatiniz muhakkak olsun.

  • Konunuza Hakim Olun ve Bol Bol Kitap Okuyun
Konuya hakim olmak ve ne yazmak istediğiniz çok önemli. Konu tamam saat de tamam diyorsanız bol bol araştırma yapmanızı öneririm. Özellikle de kitabınız bir bilim kurgu ise. Benzer yapıtları okuyabilir ve bilgi sahibi olabilirsiniz. Bu süreçte kitap okumak çok önemli. Nasıl yazmış, olayları nasıl bağlamış ya da nasıl sonlandırmış gibi sorularınızı okuduğunuz kitaplar üzerinden cevaplandırmaya çalışın. Gizem duygusunu ön planda tutan kitapları açıkçası çok seviyorum. Bunu yapmak da gerçekten çok zor. Öyle göründüğü gibi değil. Eğer siz de gizemler dünyasına katılmak istiyorsanız kitabınızın konusunu kapa taslak oluşturmaya çalışın. İlla bu olacak diye değil, sonunu istediğiniz gibi bitirin. Burada önemli olan kapa taslak olarak gözünüzün önünde durması. Bir fikir sahibi olmanız.

  • Asla Yazmaktan Vazgeçme!
Bence en önemli şey vazgeçmemek. Özellikle de bazı zamanlar geliyor (saat belirlemediğin için) sıkılıyor ya da yapamayacağına inanıyorsun. Bunların başlıca sebebi de bu; düzensizlik. Ama kendine bir saat belirler ve düzenli bir şekilde adımlarını atarsan gerisi kesinlikle gelir. Örneğin ben nasıl gelişmeye geçerim ya da sonuç bölümüne nasıl bitiririm diye kara kara düşünürdüm. Fakat hiç düşünmeye gerek yok. Önemli olan hikayeni tamamlamak. Birkaç paragraf yazdıktan sonra gerisi kesinlikle geliyor. Ayrıca kendini tutamıyorsun, o kadar. Püf noktası yazmaya başlamak, sadece bu! ''Çok saçma, bunu kim okur!'' diyerek yazmayı bırakma. Olsun saçma olsun, ne olacak ki? En azından bir sonraki kitabına örnek olur, ondan bir şeyler kazanırsın. Bir de öyle düşün. O yüzden saçma da olsa asla yazmaktan vazgeçme! Sonuçta hepimiz hemen birden Stephen King olamayız. Bu yazarak gelişir.

  • Doğru Bir Yayınevi
Bu adımları yaptıktan sonra sıra geliyor yayınevi araştırmaya. O kadar heyecanlısın ki o emeklerin karşılığı çok yakın bir zamanda sana gelecek. Açıkçası ben bu noktadayken çok heyecanlıydım. Bazı günler uyuyamıyordum bile. Çünkü o emek var ya her şey. Akşamları bilgisayarın başına geçip saatlerini harcıyorsun ve bir bakmışsın elinde onu tutuyorsun. Gerçekten çok güzel bir duygu bu. Sizin de bildiğiniz gibi birçok yayıneviyle görüştüm. Özellikle de bu noktada babamın yardımları esirgenemez. Tek tek yayınevlerini arayıp soruşturduk. Komşum olan Adnan Gökçe'nin kitaplarını çıkaran Cinius Yayınlarından Luna Yayınlarına, Sokak Kitapları Yayınevinden Elpis Yayınlarına ve Ateş Yayınlarına dek geniş bir yelpazede ele aldık babamla.

Cinius Yayınları; Adnan amca dediğine göre çok başarılı bir süreç geçirmiş fakat dağıtım aşamasında yeterli değilmiş. D&R gibi köklü kitapçılarda dağıtılmamış söylediğine göre. Benim de ilk kitabım olduğundan dolayı yayınevini listeden çıkardık. Dağıtımı ve kapak tasarımı dışında bir problem yok.

Luna Yayınları; Luna'dan hem Instagram adresimden hem de mail üzerinden iletişime geçtim. Açıkçası iyi bir yayınevine benziyor. Kapak tasarımları gördüğüm kadarıyla kaliteli. Dağıtım aşamasını tam olarak bilmiyorum. Mail de yazdığı kadarıyla iyi bir yayınevine benziyor.

Ateş Yayınları; Sibel Yıldız'ın kitabı bu yayınevinden çıktı. Açıkçası ben de ilk başta Ateş diye düşünüyordum fakat öyle olmadı. Hiçbir sebebi yok, denk gelmedi. Fakat Ateş Yayınları da iyi bir yayınevi. Instagram'da yazarlarla yaptıkları canlı yayınlar ve pandemi döneminde yaptıkları sanal kitap fuari gibi etkinlikler göze çarpıyor. Daha detaylı açıklamalar Sibel Yıldız'da.

Elpis Yayınları; Google'da karşıma çıktığı için mail attığım bir yayınevi. Tam olarak iyi mi kötü mü bilmiyorum. Fakat değerlendirebilirsiniz.

Gelelim kitabımı çıkarttığım yayınevine... Platanus Yayıneviyle çok güzel bir süreç geçirdim ve geçirmeye devam ediyorum. İki haftada kitabım 8 Dakika çıktı. Çok hızlı oldu açıkçası. Ben bir ay bekliyordum. Ama çok hızlı bir şekilde kitabım basıldı ve hemen dağıtılmaya başlandı. Özellikle pandemi döneminde artan online alışverişlerden dolayı büyük ve köklü kitapçılar daha çok rağbet gördü. Ben de bundan dolayı D&R, BKM, Kitapseç, Kitapyurdu ve Babil gibi kitapçılara dağıtım yapan bir yayıneviyle anlaşma yaptım. Hiç pişman değilim. Hızlı ve güvenilir bir yayınevi bence. 2019 yılında kurulmasına rağmen bazı köklü yayınevlerinden daha iyi bir hizmet veriyorlar.

Önceki yayınımda da dediğim gibi emeklerinden dolayı Yayın Koordinatörü Arzu Betül Çuhacıoğlu'na çok teşekkür ederim. Ricalarımı asla geri çevirmeyerek çok güzel bir süreci benimle birlikte geçirdi. Biraz yorsam da tamamladık. Her şey çok hızlı gelişti. Kitabımın taslağını ve kapağımı gönderdikten sonra ışık hızında gelişti her şey. İlk önce onaylandı ve çalışmalara başlandı. Kitap formatına getirildikten ve kapak tasarımı düzenlendikten sonra bana geri yollandı. Birkaç değişiklik yaptıktan sonra onaylayıp basım aşamasına geçildi. Burada demek gereken önemli şey ise matbaa kendilerine ait olduğu için basım işlemi çok hızlı oldu. Çarşamba günü basıma verilen kitabım pazartesi günü bitti ve dağıtıma başlandı. Ertesi gün kitapçılarda teker teker yayınlanmaya son hız devam etti. Dediğim gibi Platanus Yayınlarını kesinlikle tercih ederim. Eğer siz de kitap bastırmak istiyorsanız Platanus Yayınlarına bakmanızı öneririm. Çok hızlı ve her yerde satışa çıkarılıyor. Benden söylemesi.

Benim yazım bu kadardı. Eğer başka sorularınız varsa aşağıdaki yorumlar bölümünden iletmeyi ya da sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşmayı unutmayın. Ayrıca aşağıdaki linklerden kitabıma ulaşabilirsiniz. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın. Seviliyorsunuz!

2 Ocak 2021 Cumartesi

Kitap Sayfalarında Kaybolmak Mimi | Farklı Diyarlar

Ocak 02, 2021 34

Karşınızda çok güzel bir mim! Farklı Diyarlar'ın mimi olan Kitap Sayfalarında Kaybolmak adlı mimi yapmayan kalmasın bence. Eğer sizin de böyle güzel mimleriniz varsa aşağıdaki yorumlar bölümünden bana iletmeyi unutmayın. Bu mimi yapmak isteyen herkesi mimliyorum! Ayrıca kitapların üzerine tıklayarak ayrıntılı analizlerime ulaşabilirsiniz.

Bu arada bilim kurgu - aksiyon türündeki kitabım 8 Dakika raflardaki yerini aldı. Satış noktalarına buradan ulaşabilirsiniz. Liste her gün güncellenmektedir. Birkaç gün sonra da ''Kitap Bastırmak İle İlgili Her Şey'' adlı yayınımı sizlerle paylaşacağım. İçerisinde anlaştığım yayıneviyle ve süreç ile ilgili her şey ayrıntılı bir şekilde anlattım. İçimizdeki yazarlara duyuralım bence. Çünkü bu süreci anlatan detaylı bir yazı bulamadığım için ben de yakın arkadaşlarımdan yardım alıyordum. Örneğin Sibel Yıldız yani Bir Yıldızın Hikayesi bunlardan birisi. Kendisi bu süreçte bana çok yardım etti. Ne kadar teşekkür etsem azdır. Dediğim gibi birkaç gün sonra yazım yayında olur. Beklemede kalın, kitapla kalın!

1) Tekrar tekrar okumak istediğiniz kitabın adı nedir?
Fahrenheit 451 | Ray Bradbury: Açıkçası bilim kurgu türündeki en iyi kitap bence. Okurken alıntılamadığım bir yer yoktu. Çok güzel ve anlamlı bir kitaptı. Okumayanlar varsa kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. İthaki Yayınlarının bilim kurgu serisi kesinlikle göz atılmalı.

Yabancı | Stephen King: Stephen King olmazsa olmaz! Çıkardığı son kitabı olan Yabancı ayrı zamanda HBO dizisi olarak da yayınlanmaya başladı. Dizisi de muhteşemdi. Zaten dizi eleştirmenleri en iyi Stephen King dizisinin Yabancı olduğunu da yazdılar. Diğerlerine göre (örneğin IT) daha iyi ve kurgusu muhteşemdi. Zaten polisiye gerilim ve korku severler Stephen King'i okumadan geçmez.

Adalet Savaşçısı | Robert Bidinotto: Konusu beni baya bir etkilemişti aldığım zaman. Farklı ve hiç kitaplarını okumadığım bir yazarın kitabı olan Adalet Savaşçısı tam bir film tadında. O kadar sürükleyici ki anlatamam... Bir oturuşta bitirilen bir kitap. Sepetinize eklemeyi unutmayın!

2) Konusuyla sizi içine çekmiş bir kitabı bitirdikten sonra yazara olan övgünüzü ya da hayranlığınızı nasıl gösterirsiniz?
Benim bu konuda üstüme yok. Özellikle de Instagram'da yazarlara fikrimi belirtiyorum. Zaten bu blog sayfam da bunun için var. Size bir olay anlatayım o zaman; Lauren James adlı çok tatlı bir yazar var. Kitaplarını da burada paylaşmıştım: Bir Sonraki Hayatımız ve Son Başlangıç. İkisi de muhteşemdi. Ona hemen Instagram'dan mesaj attım. Ayrıca bu mesajı attığım zaman ikinci kitap Son Başlangıç yoktu. Ben de hemen bunu sordum. İşte Türkiye'ye ne zaman gelir gibi. O da hemen yanıt verdi ve Türkiye'den bir okuyucusu olduğuna çok sevindiğini söyledi. Tabii ben ilk başta inanamadım. Mesajlar geldi ben şok! Çok güzel bir anıydı benim için.

3) Unutamadığınız sizde iz bırakan kitap karakteri ya da karakterleri var mı?
Çok vardır ya... Kitap okurken özellikle de ben karakterlere çok bağlanıyorum. Sanki o olayları ben yaşıyormuşum ki. Karakterler zaten bir kitabı kitap yapan en önemli unsurlardan birisi. Unutamadıklarım ve bende iz bırakan karakterler; Kürk Mantolu Madonna'dan Maria Puder ve Raif Efendi, Küçük Prens, Sherlock Holmes, kitabımdan da Tom Johannesson :) Bu liste uzar dostlar!

4) Okurken kendinizi üzgün, hüzünlü ve ağlarken bulduğunuz bir kitap var mı?
Ağladığım olmadı fakat hüzünlendiğim kitaplar tabii ki oldu. Örneğin; Şeker Portakalı, Sefiller, Karanlık Sular açıkçası daha çok vardır ama aklıma şu an gelen bunlar. Peki sizin?

5) Çocukken okuduğunuz sizi etkileyen fakat konusunu silik olarak hatırladığınız bir kitap var mı?
Silik olarak hatırladığım kitap Mutlu Prens. Özellikle de ilkokulda okutulan ve daha yeni okumayı çözen bir çocuğa verilen kitaplar silik olarak hatırlanır. Benim de bu olmuştu. Tabii sonra tekrardan okudum kitabı. Bir diğeri de klasik olan 80 Günde Devri Alem. Açıkçası çoğu kitap Jules Verne'den oluyor. 😋

Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın. Ayrıca kitabımı okumayı ve yorumlarınızı bana iletmeyi unutmayın. Seviliyorsunuz!