31 Temmuz 2022 Pazar

Ataerkil Toplumda Kadın Olmak | Zeynep Erdun

Temmuz 31, 2022 14

Herkese yeniden merhaba. Ağustos ayının ilk kitabını sizlerle paylaşıyorum. Açıkçası bu kitap geçen yazdan beri okunmayı bekliyordu. Malum sınav maratonuyla ilk kitap Kitap Avcısı'nı okuduktan sonra ikinci kitap Ataerkil Toplumda Kadın Olmak rafta kaldı diyebilirim. 

Bu iki güzel kitabı bana Zeynep Erdun göndermişti. Kendisi hem bu iki güzel kitabı derleyen hem de Instagram'da çok güzel içerikler paylaşan bir bookstagram. İki kitapta da birçok kitapsever buluşup ya kendi hikayelerini ya da kendilerinin ürettiği hikayeleri bizlerle paylaşmış. Her bir yazarın bölümü apayrı bir tat, apayrı bir hayat deneyimi sunuyor. Okurken bir yandan da hayat deneyimi kazanmış oluyorsunuz. Bazı hikayeler yürek burksa da yaşanmışlıkları okumak insanı farklı hissettiriyor. Öyleyse Aterkil Toplumda Kadın Olmak bize neyi anlatıyor, konusu nedir öğrenelim.

Ataerkil bir toplum muyuz? Bu otoriteye bağlı bir sistemde mi yaşıyoruz? Eğer cevabınız ''evet'' ise bu kitabın sayfalarına, güçlü kalmaya çalışan her kadının elinin değmesi gerekiyor! Ataerkil Toplumda Kadın Olmak kız çocuklarına ve kadına yönelik geçmişten gelen olumsuz ve bağnaz tutumların gün yüzüne çıktığı bir proje kitabı. Kitaptaki hikayeler acı da olsa çoğu hikayenin sonu umut ile bağlanmış. Okurken göz yaşlarınızı tutamayabilirsiniz. Çünkü hikayeler ilk kitap Kitap Avcısı'na göre daha dokunaklı ve acı gerçeklerle donatılmış. 

Kadınların isteyince neler başarabileceğini de okudum. Her ne kadar acı dolu bir yolculuk da olsa sonu umut dolu hikayelerle bağlanıyor. Özellikle dikkatimi çeken şey kadınlar hakkında oluşan daha doğrusu oluşmuş bir zihniyetin nesiller boyu devam etmesi. Kız çocukların daha okul yaşlarındayken okuldan alınıp görücü usulüyle evlendirilmesi, bağnaz tutumlarla kız çocuklarının okutulmaması... Kitaptaki en acı verici noktalar diyebilirim.

Zeynep Erdun: ''Bu kitaba elini süren her kadın; Şiddet görmüş, imkansızlıklara boyun eğmiş, eğitimini sadece kadın olduğu için tamamlayamamış her kadına kitap hediye etmiş olacak! Siz bu kitabı satın aldığınızda; kadın sığınma vakıflarındaki kadınlar, güvende ve kitaplarla kalacak! Yazarlarımız öyküleriyle hem sosyal sorumluluk projemize destek oldular hem de yaşanmış ve yaralanmış hayatları anlatarak birçok kadının sesi oldular. Böyle bir projeyi yönettiğimiz için çok gururluyuz.'' sözleriyle bu güzel projeyi biz okurlara sundu. Açıkçası kitabı oluşturan her bir yazara ayrı ayrı teşekkür etmek lazım. Çünkü gerçekten müthiş bir projeye dahil olmuşlar.

Kitap Ladin Yayınları'ndan çıkmış. Zaten ilgimi çeken ve bu güzel projeleri bizlere sunan bir yayınevi. Ayrıca belirtmem gerekirse kitabın basımı ve kapak tasarımı çok başarılı. Özellikle de ikinci kitabın dokusundaki farklılık çok güzel dizayn edilmiş. Kitabı okuyanların birçoğu özellikle de kapağın kaliteli olmasına dikkat çekmiş. Yorumlardan da anlaşılıyor ki okurlardan tam puanı almış kapak tasarımı konusunda.

Kitabı tüm seçkin kitabevlerinde satın alabilirsiniz. Ayrıca kitabın yazarlarına da ulaşarak kitabı temin edebilirsiniz. Ben yukarıda da bahsettiğim gibi RüyaKitap yani Zeynep Erdun'dan gelen güzel kargoyla kitabı temin ettim. Kendisine de tekrardan çok teşekkür ederim. Bu güzel kitabı okuyup sizlerle paylaşmaktan dolayı çok mutluyum. Çünkü özellikle de son yıllarda artan kadına şiddet ve kadını hor görme hat safhada. Her ne kadar benim bu kitabı okuyup sizlerle paylaşıp farkındalığı oluşturmaya çalışsam da bu çok küçük bir adım. Ama hep beraber bunu başarabilirsek, işte bu çok büyük bir adım olur. 21. yüzyıl diyoruz ama zihniyetimiz kaçıncı yüzyılda kaldığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Umarım bu kitabı okuyup en önemlisi de okutup ataerkil bir toplumun parçası olmaktan kaçınırız.

Sizlere aktaracaklarım bu kadardı. Zaten kitap birçok yazarın hikayeleriyle donatılmış. Ana konusu ortak ama farklı acı hikayelerle. Kitaplığınızda mutlaka bulunması hatta başköşede konumlandırılması gerektiğini düşünüyorum. Okuduğum çok özel bir kitaptı. Zaten fotoğraflardan da gördüğünüz gibi her bir satırı not aldım. Kitabın içeriğinde milyonlarca ana fikir var. Her bir cümleden aldığım alıntılar ders niteliğinde. Dediğim gibi okuyun, okutun.

İlk kitap Kitap Avcısı'na ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. 55 öykü 55 hayat hikayesi... Kitap Avcısı'nda, kitapla tanışma maceralarını yazan, kendi yolculuklarında kitapları dost edinmiş ''kitap avcılarının'' yola çıkış hikâyelerini okuyacaksınız. Her hikayede kendinizden bir şeyler bulacağımız güzel bir kitap.

Peki sizler bu kitabı okudunuz mu? Eğer okuyanlar varsa kitap hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce ataerkil bir toplumu oluşturan ana unsur nedir? Yorumlarda tartışalım, olur mu?

O zaman kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

Kadın kadının kurdu değildir, her zaman kadın kadının yurdudur.


Şiddet, ahlak seviyesi düşük erkeklere her zaman çekici gelmiştir. 


'Töre' kurban aramaktan sıkılmayan bir canavardı.


Belki de dışarıya çiçek açan kadınlar içinde sayısız solmuş çiçek taşıyordu. 


Haklı bir sebep uğruna yaşamıyor ki o sebep uğruna ölmenin büyüklüğünü hissedebilsin. 


Bir sürü putun kol gezdiği bu çağda, anladım ki yaşamak için alışılmış bir eylemi tekrarlamak yetmiyor. Onlardan biri olmak gerekiyor. 


Güzelim Feza'nın narin vücudu sallanıyordu tavandan aşağıya. Neden kimse engel olamadı bu olaya, sizce bu intihar mı yoksa intihara meylettirenlerin katliamları mı? Siz cevap verin, neden herkes susuyor. Neden kadına şiddeti savunanlar sessiz kalıyor fakat bu sessizlik savunma değildir unutmayın. Toplumun hayata bakış açısı değişmedikçe daha çok Feza'lar ölecek.


Toplumsal yasalar maddenin karşısında ezilmişti. Maddenin bunaltıcı güzelliği bir noktadan sonra insanı makineleştiriyordu. 


Sabah sisi nasıl ki güneşin doğuşuna engel değil ise dikenli yollar da mucizelere ulaşmak için engel değildir. 


Onun gözlerinin içine öyle bir baktım ki, bakamadığım günlere inat, canımı bedenimi yaktığı her saniyeye inat, korkmadan baktım.



30 Temmuz 2022 Cumartesi

Konumuz Kitap Kulübüne Sen de Katıl!

Temmuz 30, 2022 18
Herkese yeniden merhaba! Bugün sizlere üzerinde çokça düşündüğüm ve böyle bir kulübün oluşması için adım atmak istediğim projeyi sizlerle paylaşmak isterim. Açıkçası gönderi olarak paylaşmayı düşünmüyordum. Fakat herkese tek tek açıklamaktansa topluca detaylarıyla birlikte açıklamayı tercih ettim. Ayrıca bu yayın kalıcı olacağından dolayı kulübe girmek isteyen diğer arkadaşlar da kolayca grubumuza girebilecekler.

Konumuz Kitap Okuma Kulübü Instagram üzerinden faaliyet göstermekle beraber hem bir etkileşim aracı olarak hem de kitap önerileriyle dolu bir grup oluşturmak istiyorum. Açıkçası ilk başta Instagram'dan mı yoksa Telegram üzerinden mi grubu açsam diye düşünürken Instagram bana daha sıcak geldi. Çünkü hem gönderdiğiniz gönderilerin etkileşimi açısından hem de aramıza yeni katılan blogger arkadaşlar için daha kolay bir platform olması açısından seçtim. Eğer başka önerileriniz varsa da yorumlar bölümünden düşüncelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Konumuz Kitap Okuma Kulübüne Katılmak İçin

  • Konumuz Kitap'ın web sayfasını takip etmek
  • Konumuz Kitap'ın Instagram hesabını takip etmek
  • Blogger, Bookblogger gibi kitaplarla ilgili bir hesabınız olması
  • Gruba gönderdiğiniz gönderi sayısı günde ikiden fazla olmaması
  • Grup içi takipleşme zorunluluğu
  • Gruba katmak istediğiniz arkadaşlar için Konumuz Kitap'ın sosyal medya hesabına mesaj göndermeniz veya mail göndermeniz
  • Grup içi faaliyetlere katılmanız
  • Zorunlu bir kitap seçerek okumak yerine herkesin kendine seçtiği kitaplarla okuma haftamıza katılmanız
  • Okuduğunuz kitaplarla ilgili gönderi paylaşacağınız zaman atıfta bulunmanız
gerekmektedir. Bu şartlar zaman içerisinde yani grubu kurduğumuz zaman gevşetilebilir. Bu durum tamamen kurulan grup içerisindeki faaliyetlere bağlıdır.

Instagram üzerinden açacağımız okuma grubuna katılmak isteyenler aşağıdaki yorumlar bölümünden belirtebilir ve ayrıca Instagram adreslerini bizlerle paylaşabilir. Açıkçası bu okuma grubuyla ilgili çok güzel fikirlerim var. Detaylar çok yakında diyelim. O zaman sizleri grubumuzda bekliyoruz. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

26 Temmuz 2022 Salı

Japon Edebiyatında Okunması Gereken Kitaplar

Temmuz 26, 2022 28

みなさん、こんにち! Değişik bir girişle bu haftaki edebiyat turumuzu tanıtmak isterim. Gelen yorumlar ve istekler doğrultusunda Japonya'nın edebiyatını konuşacağız. Hem Japonya'nın edebiyata bakış açısını hem de çok güzel kitap önerileriyle sizlere bilgiler vereceğim. İlk edebiyat turumuz Kore edebiyatı ile yapmıştık. Kore edebiyatındaki kitap önerilerimiz için buraya tıklayabilirsiniz.

Bu yazımızda seçki olarak kitaplarını okuyan sevgili okurlarımla iletişime geçerek derledim. Bundan dolayı okuyup onları inleyen okurseverlerle bu yazımızı hazırladık. Eğer Japon edebiyatına ilginiz varsa ya da hangi kitapla bu edebiyat dünyasına adım atmak istiyorsanız çok doğru bir yerdesiniz. Ayrıca aralarında okuduğunuz eserler varsa aşağıdaki yorumlar bölümünden görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Özellikle de Japonya animeleriyle ve mangalarıyla tanınan bir ülke diyebiliriz. Pek o türlere ilgim olmasa da Japonya denilince aklıma ilk gelen iki şeydir. Aramızda kesinlikle ilgilenenler vardır. Bize yorumlar bölümünden hem animeler hakkında hem de mangalar hakkında bilgiler verirse çok mutlu olurum. Öyleyse geçelim kitap seçkimize.

Beni Asla Bırakma - Kazuo Ishiguro

Kazuo Ishiguro 1954 yılında Japonya Nagasaki'de doğmuştur. 1983 senesinde Granta dergisi tarafından en genç ve en iyi İngiliz yazarlar listesinde yer almıştır. 2005 yılında yayınladığı Beni Asla Bırakma romanı ise Time'ın İngilizce yazılmış en iyi 100 roman listesinde yer almıştır. Daha sonra Beni Asla Bırakma romanı da sinemaya uyarlanmıştır. 2017 yılında ise tüm dünyanın en büyük ödülü olan İsveç Kraliyet Akademisi tarafından Nobel Edebiyat ödülüne layık görülmüştür.

Yatılı okul Hailsham'ın öğrencileri, bahçe duvarının arkasındaki karanlık ormandan çok korkarlar. Hafta sonları veya tatillerde evlerine gitmez, Hailsham'dan önceki yaşamlarını hatırlamazlar. Dış dünyayla bağlantıları yoktur. Öğretmenler değil, gözetmenler tarafından eğitilirler. Spor ve sanata büyük önem veren gözetmenler, Hailsham öğrencilerine sürekli özel olduklarını hatırlatır ve bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiğini tekrarlar.

Kathy H. de bir Hailsham mezunu. Otuz bir yaşında ve bakıcılık yapıyor. Hailsham'daki en yakın iki arkadaşının yeniden hayatına girmesi üzerine, onlarla paylaştığı geçmişi gözden geçirmek zorunda kalıyor. Onları özel kılan şeyin ne olduğunu ve bundan sonra hayatlarını nasıl biçimlendireceğini daha derinden anlamaya ihtiyacı var. Şu sorunun cevabını da bulması gerek: Sanat ve aşk zamanı durdurabilir mi? Beni Asla Bırakma, yıkıma götüreceğini bile bile kendi kaderini kabullenenlere odaklanmış görünüyor.

Sahilde Kafka - Haruki Murakami

Haruki Murakami'yi duymayan kalmamıştır bence. Çünkü hemen hemen her kitabıyla ismini taçlandıran Murakami'yi bu seçkide eklemesek olmazdı.

Haruki Murakami 12 Ocak 1949 yılında Japonya'nın Kyoto kentinde dünyaya geldi. 1986 yılında 1995 yılına kadar Avrupa ve Amerika’da yaşadı. Çocukluk yıllarından beri edebiyata büyük bir ilgi duyan yazar birçok büyük yazarın kitaplarını da okumuştur. Haruki Murakami 20. Yüzyılın en iyi yazarlarından biridir. Dünya çapında tanınmasını sağlayan eseri İmkansızın Şarkısı 16 dile çevrilmiş ve çok satanlar listelerinde yer almıştır.

John Updike: ''Sürükleyici, akıl çelen bir roman.'' Kafka Tamura on beş yaşına girdiği gün evden kaçar. Uzun zamandır planladığı bu kaçışın nedeni babasının yıllar önce dile getirdiği uğursuz kehanettir. Ama babasının bir "düzenek" gibi içine yerleştirdiği kehanet gölge gibi peşindedir... Kafka ilk kez aşkı ve tutkuyu yaşarken gizemli bir cinayetle kehanetin ve kaderinin düğümleri çözülmeye başlar. Sahilde Kafka, XXI. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran, kitapları bağımlılık yaratan kült yazar Haruki Murakami'den, hayatın yavan gerçekliğine karşı büyülü bir dünyanın kapılarını açan bir roman. Kaçırılmamalı!

Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın - Cuniciro Tanizaki

Cuniçiro Tanizaki Japonya'nın başkenti Tokyo'da 24 Temmuz 1886 tarihinde dünyaya geldi. Modern Japon edebiyatının en önemli yazarlarından birisi olan yazar Natsume Soseki'den sonra en popüler Japon romancısı olarak görülür.

Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın; Fukuko, tam da kocası Şozo ile yeni bir hayata başladığı günlerde kocasının eski karısı Şinako'dan bir mektup alır. Yuvası dağıldıktan sonra ''kırık bir çanak'' bile almayan bu kadın, duygu yüklü mektubunda tek bir şey istemektedir: Şozo'nun deliler gibi sevdiği kedisi Lili'yi. İlk bakışta, masum bir istektir elbette bu. Ne var ki Lili -tüm kediler gibi- girdiği hayatların en olmadık yerlerine kıvrılmıştır ve dâhil olduğu yaşamların karanlık köşelerinde gezinmeye başlar mektupla birlikte. Biten ilişki için umut, diğeri içinse endişe kaynağıdır.  Böylece, başlı başına bir kavram olmayı hak eden ''kedi sevgisi'' nden çok daha fazlasına dokunur Tanizaki.

Zarif, yumuşacık bir üslupla insan ilişkilerinin girift yapısını, küçücük ayrıntıların -bir nesnenin, jestin veya bakışın- insan ruhunda yarattığı dönüşümleri, yalnızlığın ve sevginin türlü biçimlerini gösterir.

Bir Kutup Ayısının Anıları - Yoko Tawada

Yoko Tawada bir kitapçının kızı olarak 23 Mart 1960 tarihinde Tokyo'da dünyaya geldi. Ağırlık noktası Rus edebiyatı olan edebiyat bilimi eğitimini Japonya'da tamamladı. 1982'de Hamburg'da çağdaş Alman Edebiyatı okudu, doktorasını Sigrid Weigel danışmanlığında Zürih'te tamamladı. İlk kitabı 1987 yılında Almanya, 1992 yılında Japonya'da yayınlandı. Hem Alman hem Japon dilinde denemeler, tiyatro oyunları, düzyazılar ve şiirler kaleme almaktadır.

Ödüllü yazar Yoko Tawada'dan buluşlarıyla benzersiz, yaratıcılığıyla ilham veren bir roman: Bir Kutup Ayısının Anıları. Tawada, düş ile gerçeği ustalıkla iç içe geçiren bu metinde üç kuşak kutup ayısının yaşamlarına bakarak ironiden nasibini fazlasıyla almış, alternatif bir Avrupa resmi çiziyor. Kiev'de yaşayan bir kutup ayısı, yazının sağaltıcı gücünü keşfediyor ve sansürden sürgüne varan insanlık marifetleriyle tanışıyor; Doğu Almanya'da gösteri yapan bir kutup ayısı, bir kadına âşık olup ilk öpücüğünü tadıyor; Berlin Hayvanat Bahçesi'nde dünyanın en meşhur kutup ayısı bebek Knut, ilk adımlarını atıyor ve Bir Kutup Ayısının Anıları, bir otobiyografinin nasıl yazıldığını anlatıyor. 

Kuzey Kutbu'nun ıssız ufuklarından parlak sirk ışıklarına, eski Sovyetler Birliği'nden yeni Berlin'e uzanan bir roman bu; eli kalem tutan üç kuşak kutup ayısının sayfalarında özgürce gezindiği, yazının tüm olanak ve olasılıklarını zarafetle irdeleyen bir roman. Gerçeküstü olanı şaşılacak bir hakikat duygusuyla kuşatan, Kafka ve Bulgakov'un klasiklerine göndermeler yapan Bir Kutup Ayısının Anıları, yazının sonsuz olanaklarını gözler önüne seriyor. Karşınızda: Buz gibi güzel, kalem kadar keskin ve bir kar tanesi kadar eşsiz bir metin. Kaçırılmamalı!

Batan Günes - Osamu Dazai

Osamu Dazai 19 Haziran 1909 tarihinde Aomori'de doğan Japon yazardır. Asıl adı Şuuci Tsuşima'dır. Ailedeki siyasetçi olma geleneğine karşı çıkarak, yazar olmaya karar vermiştir. Dazai, 1948'de metresiyle birlikte suya atlayarak intihar etti. 

Ölümünün üzerinden bunca sene geçmesine rağmen, Japonya'da hâlâ ilgi gören bir yazardır. Eserlerinin çoğunluğunda yalnızlığı ele alır. Yalnızlık ön planda iken insanın arayış içinde olması ve insanın varoluşunu, içe dönüklüğünü yani temelde insanı ele alır.

Batan Güneş, ''Doğan Güneşin Ülkesi'' olarak bilinen Japonya'nın savaş sonrasına dair çarpıcı bir roman. Hem hayatı hem de yazdıklarıyla Japonların en ilginç yazarlarından biri olan Osamu Dazai'nin en karakteristik eseri Batan Güneş; varoluş, birey ve toplum çatışması gibi sorunları unutulmaz karakterleri üzerinden ele alıyor. Arka planda savaştan çıkmış, sosyal düzeni, ekonomisi, insanları alt üst olmuş bir ülke; özelde ise dağılıp giden bir ailenin hüzünlü öyküsüdür anlatılan.

Ölüm Oyunu - Koushun Takami

Koushun Takami 10 Ocak 1969 yılında Japonya'da doğdu. Özellikle ülkesinde bilinen bir gazeteci ve yazardır. 1991-1996 yıllarında çeşitli alanlarda haber yapan Sikoku Shimbum haber ajansı için çalışmıştır. Yazar birbirini öldürmeye zorlanan liseli çocukları resmettiği yazısı nedeni ile edebiyat yarışması tarafından reddedilmiştir. Birkaç yıl sonra reddedilen eseri kitap halinde basıldı ve çok satanlar listelerine girmeyi başardı. Aynı zamanda kitapları sinemaya da uyarlandı. Yazar Battle Royale serisi ile tüm dünyada kült bir eser yaratan yazar olarak anıldı. Battle Royale serisinden sonra başka bir kitap yayınlamadı.

Varoluş ile vicdanın mücadelesi: Bir adaya hapsedilmiş 21 kız ve 21 erkek öğrenci. Şiddet dolu, kâbus gibi bir oyun. Onlarca silah, psikolojik bir savaş ve tek bir kazanan... Totaliter Büyük Doğu Asya Cumhuriyeti, halkı baskı altında tutmak için her sene acımasız bir askerî program düzenlemektedir. Bu doğrultuda ıssız bir adaya götürülen lise öğrencilerine rastgele silahlar verilmekte ve kuralları çiğnediklerinde patlayan tasmalarla, geriye tek kişi kalana kadar birbirleriyle mücadele etmeleri beklenmektedir. Modern Japon edebiyatının klasikleşmiş eserlerinden sayılan ve aman vermez günümüz dünyasında hayatta kalmanın anlamına dair çok güçlü bir alegori olan Ölüm Oyunu, şiddet kavramını baş döndürücü bir gerilimle işliyor.

Ayrıca Stephen King Ölüm Oyunu için: ''Delicesine keyifli ve dehşet dolu bir nükte. Belki de başlı başına delicedir.''  Kaçırılmamalı!

Peki sizler hangi romanının konusunu daha çok beğendiniz? Açıkçası bana soracaksanız hepsini çok merak ediyorum ama en çok merak ettiğim kitap Bir Kutup Ayısının Anıları oldu. Peki sizin favori kitabınız hangisi? Yorumlarda buluşalım. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

11 Temmuz 2022 Pazartesi

Luna Yayınlarının Kolektif Öykü Kitabı Projesi

Temmuz 11, 2022 8

Herkese yeniden merhaba. Bugün sizlere çok güzel yarışmayı duyurmak istiyorum. Biliyorsunuz ki sayfamıza gelen bir sürü genç kalem var. Onlar ayrıca Konumuz Kitap için içerik üreticilileri. Özellikle de kendini geliştirmek isteyen ve belli bazı mecralarda kendini göstermek için bir sürü yarışmalara katılıyorlar. Bundan dolayı bu çok güzel projeyi sizlere tanıtmak istedim.

Luna Yayınlarını belki önceki yayınlarımdan olan Kitap Basım Sürecini anlattığım yazımda tanıyorsunuzdur. Kendilerine bu süreç hakkında mail atmıştım ve anında cevap almıştım. Ayrıca cevapları da yazarı tatmin eden açıklıktaydı. Bundan dolayı sıkı bir şekilde takip ediyordum yayınevini. Daha sonra Luna Yayınlarının Kolektif Öykü Kitabı Projesi'ni gördüm. Bunu da görür görmez sizlerle paylaşmak hatta katılacaklara da yardım etmek amacıyla bilgiler vermek istedim. Öyleyse geçelim projenin detaylarına...

Luna Yayınlarının Siz Okurseverlere Duyurusu Var!

Hayallerinizi gerçekleştirmek için genç, deneyimli ve uzman kadromuzla sizinle buluşmaktan son derece keyifliyiz. Sizlere yardım etmekten, isteklerinizi karşılamaktan mutlu olacağız. Luna Yayınları, daha iyi bir yazar olmanız ve başarılarınızı arttırmanız için, kitap yayınlatma ve sonrasındaki; tanıtım ve okurla buluşma süreci boyunca her an yanınızda olacak. Sizleri yayınevimizin bir parçası olarak görmekten mutluluk duyarız.

Kolektif Öykü Kitabı Projesi'nin Detayları

Luna Yayınlarının Kolektif öykü kitabı projesi, bir grup yazar ile birlikte kolektif bir öykü kitabını yayına hazırlamaktadır. Proje, Luna Yayınları tarafından yürütülmektedir. Luna Yayınları, kişisel destekli yayıncılık yapan bir kuruluştur.

Siz de öykünüz ile kitapta yerinizi almak istiyorsanız projenin detayları aşağıda belirtilmektedir. 👇
  • Luna Yayınları yazarlarının da projeye katılmaları mümkündür. 
  • Yazarlar en fazla 1 (bir) öykü ile katılım sağlayabilirler. Ancak daha sonra devamı gelecek farklı projelerde farklı eserleri ile katılım sağlamaları mümkündür.
  • Yazarlar, diledikleri takdirde ''Küçürek Öykü'' ile de katılabilirler.
  • Gönderilecek öykülerin daha önce başka bir mecrada ödül almamış ve herhangi bir kitapta yer almamış olması gerekmektedir.
  • Öyküler Word formatında, A4 ölçülerinde, Times New Roman fontu ile 12 punto yazılacak; 1,5 satır aralığı ve sayfanın dört bir tarafından da 2 cm kenar boşluğu bırakılacaktır. Öyküler en fazla 10 sayfa olacaktır.
  • Konu serbesttir ancak çocuk öyküleri kabul edilmeyecektir.
  • Projeye her yaştan yazar katılabilir. Yaş sınırlamamız yoktur.
  • Gönderilecek olan Word dosyasının adı, ''Öykü Adı-Yazar Adı- Kolektif Öykü Kitabı'' şeklinde yazılacaktır. Cep telefonu bilginizin de mailde belirtilmesi gerekmektedir.
  • Word dosyasının içinde yazarın adı-soyadı, öykünün adı, yazarın e-posta adresi ve telefon numaraları bulunacaktır. Ayrıca 50 kelimeyi geçmeyecek şekilde kısa bir özgeçmiş gönderilmesi istenmektedir. 
  • Yayınlanacak olan kitapta, (yazarın isteğine bağlı olarak) her bir yazarın öyküsünün sonunda gönderdiği bu özgeçmişe yer verilecektir.
  • Başvurular e-posta yoluyla kabul edilecek olup son başvuru tarihi 31/07/2022'dir. Öykü dosyalarının Luna Yayınlarının mail adresine gönderilmesi gerekmektedir.
  • Gönderilen öyküler Luna Yayınları Yayın Kurulu tarafından değerlendirilecek olup uygun bulunanlar projeye dâhil edilecektir. Öykü başvurunuzun projeye kabul edilip edilmediğine dair karar, başvurunuzu yaptığınız tarihten itibaren 3 (üç) iş günü içerisinde tarafınıza mail yoluyla bildirilecektir.
  • Projeye katılım ücretlidir. Yazarlar, öykülerinin Yayın Kurulu'nca basıma uygun bulunması halinde, taraflarına onay mailinin gönderilme tarihinden itibaren 3 (üç) iş günü içinde 800-TL'yi mailde belirtilecek olan, yayınevimize ait banka hesabına gönderecektir. Yazarlara basım sonrası onar adet kitap gönderilecektir.
  • Tüm öyküler editoryal çalışmadan geçirilecek, dizgi, kapak tasarımı, arka kapak vb. tüm adımlar profesyonel bir ekip tarafından yürütülecektir.
  • Kitabımız internet üzerinden tüm kitapçılarda, D&R, İdefix, BKM, Trendyol, Amazon, Hepsiburada vb. satışa açılacaktır. (Kitapyurdu hariç) Kitabın çıkışıyla birlikte hazırlanan tanıtım bülteni, Türkiye'nin seçkin kitapçılarına gönderilmektedir. Genellikle, web satışlarında ilgi görmesi halinde kitapçılar fiziki olarak raflara koymaktadır. Bu noktada, kitabın rafta olup olmaması kitapçının inisiyatifindedir.
  • Kitabın Ağustos ayı (2022) içerisinde basımı öngörülmektedir.
  • Kitabın telif ücreti etiket fiyatı üzerinden %20 olarak hesaplanacaktır. Yazarlara telif dağıtılmayacak olup, telif geliri Darüşşafaka Cemiyeti'ne bağışlanacaktır.
  • Kitabın satışa çıkma tarihinden itibaren 6 ayın sonunda, yazarlar bağış hakkında bilgilendirilecektir.
Evet detaylar bunlar. Luna Yayınlarının web sayfasından başvuru yapabilirsiniz. Detayları oradan da inceleyebilirsiniz. Katılmak isteyenler ya da önceden katılmış olanlar yorumlar bölümünden bizlere deneyimlerini anlatabilirler. Öyleyse kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

5 Temmuz 2022 Salı

Kore Edebiyatında Okunması Gereken Kitaplar

Temmuz 05, 2022 18

다시 안녕하세요 여러분! Herkese yeniden merhaba! Bugün edebiyat dünyasına yolculuk yapıyoruz. İlk durağımız ise Kore edebiyatında okunması gereken kitaplar. Bu ilk serimiz olduğu için Kore'den başlamak istedim. Eğer sizin de merak ettiğiniz ülkelerin edebiyat dünyasını daha yakından tanımak istiyorsanız yorumlar bölümünden belirtmeniz yeterlidir. En çok istek alan ülkenin edebiyatını da bir sonraki yayınımda sizlerle paylaşacağım.

Bu yayınımızın seçkisi Doğan Kitap. Özellikle de farklı edebiyat dünyalarını bize tanıtan Doğan Kitap, bu sefer de Kore Seçkisini biz okurlara sundu. Birbirinden farklı türde seçilen dokuz eseri sizlere tanıtacağım. Aralarında okuduğum bir kitap yok fakat bu yazımızdan sonra kesinlikle okumayı düşünüyorum. Zaten hep merak etmiştim Kore edebiyatını. Zaten müzik sektöründe bir dev olan Kore'nin, edebiyat alanında neler yaptığını görmek istiyordum. Bu sayede hem onların edebiyatlarını hem de bir kenara not alıp okuyacağımız yeni kitapları tanımış olacağız. Öyleyse geçelim Doğan Kitap'ın Kore edebiyatı seçkisine.

Doğan Kitap her yıl Kore edebiyatından seçme eserleri okuyucuları ile buluşturuyor. Ülkemizde Kore kültürüne karşı ilgi her geçen gün artıyor. Korece şarkılar, Kore dizileri, Kore kitapları ile yoğun bir K-POP kültür etkileşimi yaşanmakta. Kore edebiyatı özellikle Güney Kore'yi ve insanlarını daha yakından tanımak ve onları daha iyi anlamak için büyük katkı sunuyor. Güney Koreli yazarların romanları ve öyküleri, edebiyat dağarcığını zenginleştirmek isteyenler için alternatif eserler sunuyor.

Tanıdık Şeyler - Hwang Sok-yong

Öncelikle yazarımız Hwang Sok-yong, 1943'te Çin'de doğmuştur. Ailesi 1945 yılında Kore'ye geri döndü. Dongguk Üniversitesi'nde felsefe öğrenimi gören yazar, Vietnam Savaşı'na katılmıştır. Yazarlığının yanında, ülkesinde insan hakları ve demokrasi savaşı vermiştir. Eserlerinde sıklıkla yurtsuzluk temasını işleyen Hwang Sok-yong, hem güneyde hem de kuzeyde çok sevilen bir yazardır. Seul'de yaşayan yazarın kitapları pek çok ulusal edebiyat ödülüne de değer görülmüştür.

Tanıdık Şeyler, eşyaya meftun kentlilerin kullanıp attıklarından kendilerine yeni bir dünya kuranların olağanüstü hikayesini anlatıyor. Çiçek Adası'nda zorlu bir gün daha başlıyordu. Çöplükteki mahallenin sakinleri, ateşin çevresinde toplandılar. Üzerlerinde çöplerin içinden seçtikleri kıyafetler, boyunlarında bezden maskeleri; teneke kutulara koydukları yiyecekleri atıştırdılar. Sonra kapkara bir bulut çöktü. Bu, bir sinek sürüsü değildi. Daha karanlık bir şeydi.

Prenses Bari - Hwang Sok-yong

''Hwang Sok-yong, Asya'nın en güçlü sesi.'' Kenzaburo Oe boşuna dememiş. Evet ikinci kitabımızda Hwang Sok-yong'a ait. Öyleyse hemen kitabımızın konusuna geçelim!

Kuzey Kore'nin kasvetli bir kentinde, yıllardır erkek çocuk hayaliyle yanıp tutuşan bir çiftin yedinci kızları dünyaya gelir. Deliye dönen baba, bebeği ormanda ölüme terk eder. Büyükanne yardımına koşup bebeğe Bari adını verir. Efsaneye göre bu, abıhayatı aramak için yollara düşen bir prensesin adıdır. İnsanların geçmişlerini okuyabilme yeteneğini büyükannesinden alan Bari, efsanedeki gibi kendi kaderini çizecek bir yolculuğa çıkacaktır. 

Göçmenlerin, kentlerin bu yeni paryalarının yaşadıklarını tüm gerçekliğiyle yüzümüze çarpan roman, bir Kore efsanesini günümüze taşıyor. Prenses Bari, Kore edebiyatının büyük ismi Hwang Sok-yong'dan çağımıza ışık tutan bir masal.

Lütfen Anneme İyi Bak - Kyung-Sook Shin

Kyung-Sook Shin, Güney Kore'nin en çok okunan yazarlarından birisidir. 1963 yılında doğdu. Manhae, Dong-in, Yi Sang edebiyat ödüllerinin yanı sıra Asya'nın en prestijli edebiyat ödülünü ve Man Asian Literary Prize edebiyat ödüllünü de almıştır. Yazar halen Seul'de yaşamaktadır.

Kore'de 1 milyondan fazla satan, 16 dile çevrilen Lütfen Anneme İyi Bak, anneliğe eşsiz bir ağıt. Yetişkin çocuklarını ziyaret etmek için geldiği Seul'de kaybolan bir annenin ardından, aile üyelerinin yaşadığı pişmanlıkların ve iç hesaplaşmaların öyküsü bu. 

Kore kültürü fonunda derin aile ilişkilerinin ele alındığı yürek burkan bir hikaye. Sadece Kore'de 1 milyonun üzerinde satan ve Amerika'da yayımlanır yayımlanmaz büyük ilgi gören Lütfen Anneme İyi Bak, okuru sadece bir arayış hikayesine ortak etmekle kalmıyor, insan yüreğinin derinliklerine sarsıcı bir yolculuğa da çıkarıyor. "Annelik" kavramının en detaylı işlendiği, ruhsal çözümlemelerin derin yapıldığı, insanı gözyaşlarına boğan, eşsiz bir Kore Edebiyatı eseri. Kesinlikle okunmalı!

Küller ve Kızıl - Pyun Hye-young

Yazar Pyun Hye-young, 1972 yılında başkent Seul'de doğdu. Hanyang Üniversitesi'nde Kore edebiyatı ve yaratıcı yazma üzerine öğrenim görmüştür. Yapıtlarında modern hayatta yabancılaşma ve yaşanan bir felaket sonrası hayata devam etme gibi konuları, grotesk öğelerle bir arada işleyen yazarın Çukur romanı 2017 yılında ABD'de Shirley Jackson Ödülü'nü kazanmıştır. Öyküleri, New Yorker, Harper's Magazine ve Words Without Borders gibi prestijli yayınlarda da yer almıştır.

Yapabileceği tek şey, şimdiki dünyası mazide bir hatıra oluncaya dek hayatta kalmaktı. Onu yurtdışında bir göreve terfi ettirdiler, çünkü fare öldürmekte üstüne yoktu. Yolculuk günü geldiğinde eski eşini, sıkıcı işyerini, sevimsiz arkadaşlarını, huysuz köpeğini ve sırlarını geride bıraktı. Salgın hastalığın ve kaosun pençesindeki C ülkesinin çöp dağları altındaki Y kentine ayak bastı. Ne var ki, havaalanına iner inmez gözaltına alınacaktı. 

Çağdaş Kore edebiyatının yüz akı Pyun Hye-young, ilk romanıyla Franz Kafka'ya bir selam gönderiyor. 

Küller ve Kızıl, isimsiz bir kahramanın, hiç tanımadığı, dilini bile konuşamadığı bir ülkedeki yaşam mücadelesini anlatıyor. Kaçırılmamalı!

Çukur - Pyun Hye-young

Küller ve Kızıl adlı romanın yazarı Pyun Hye-young, Çukur adlı ilk romanıyla edebiyat dünyasına adımın atmıştır. Çağdaş Kore edebiyatının önde gelen yazarlarından Pyun Hye-young’un 2017'de Shirley Jackson Ödülü'nü almıştı.

Çukur, geçirdiği kazadan sonra yatağa bağımlı kalan bir profesörün yaşadıklarını, çevresindeki isimsiz kadınlarla ilişkileri aracılığıyla anlatmaktadır. Gözlerini yummuş olmasına rağmen kendini dumanlı bir ışık içinde hisseden Ogi, her şeye rağmen yaşamayı isteyip istemediğini düşündü.

Karısını kaybettiği trafik kazasından beri Ogi'nin bedeni kıpırdamıyor ama zihni gücünü yavaş yavaş topluyordu. Ona hayattaki tek yakını olan kayınvalidesi bakıyordu. Ogi, yattığı yerde eski günleri hatırlamaya başladı. 

Derken başucundaki telefon ortadan kayboldu, giden hastabakıcının yerine yenisi başlamadı, fizyoterapist hiç gelmez oldu, evin bahçesine bakan penceresini sarmaşıklar sardı... Ogi'nin içindeki boşluk git gide büyüyordu.

Komplocular - Kim Un-Su

Yazar Kim Un-Su, 1972 yılında başkent Seul'ün güneyindeki Busan kentinde doğdu. Kyung Hee Üniversitesi'nde Kore edebiyatı öğrenimi gördü. İlk öyküsü 2002 yılında yayımlandı. Fransa'da 2016 yılında polisiye edebiyat ödülü Grand Prix de Littérature Policière için kısa listeye alınan Komplocular ile adını uluslararası alanda duyurdu. Yarattığı çarpıcı, hatta abartılı karakterlerle tanınan yazarın romanları, ülkesinde saygın edebiyat ödüllerine değer görüldü.

''Endişelenme. İnsan kolay kolay ölmez. Kafasından vurulup beyninde kurşunla otuz yıl hayatta kalan da var. Cenazeci, tabutun kapağına çivi çakarken dirilen de... Yaşamak, böyle şaşırtıcı, zalim ve iğrenç bir şey!''

Reseng bir çöp kutusunda bulundu, belki de orada doğdu. Seul'de, gizli bir teşkilatın yönettiği bir kütüphanede, kimsenin okumadığı kitapların arasında büyüdü. Bir suikastçı olarak yetiştirildi. Hayatı, komplolar, cinayetler ve kedileri arasında geçiyor. Ama her şey evinin banyosunda bulduğu bombayla değişmek üzere. Hangi komplocu onu öldürmek istiyor? 

Kim Un-su'nun kaleme aldığı Komplocular, yükselen Kore edebiyatından gerilim türüne nadide bir dokunuş.

Mucize Çocuk - Kim Yeon Su

Kim Yeon-su, 1970 yılında Güney Kore'nin Gimcheon kentinde doğdu. İngiliz edebiyatı öğrenimi gördü. Roald Dahl ve Raymond Carver'ın eserlerini Koreceye çevirdi. İlk romanı 1994 yılında yayımlandı. 2000'den bu yana Güney Kore'nin en çok sevilen ve okunan yazarlarından biri oldu. 

Gim Conghun, babasının öldüğüne inanamıyor. İnsanların düşüncelerini okuyabildiğine de. Belki Albay onu biraz rahat bırakırsa annesini bulabilir. Belki de annesi yıllar önce göçmüş bir kuşun kanadındadır, kim bilir. 

1984, Güney Kore'nin çalkantılı zamanları. On beş yaşındaki Gim Conghun, hastane odasında gözlerini açtığında başkalarının düşüncelerini okuyabildiğini fark eder. Trafik kazası geçirmiş, babasını kaybetmiştir. Hayatta kaldığı için, ülkede büyük üne kavuşur. O artık Mucize Çocuk'tur; gazetelere, televizyon programlarına çıkar, yeteneği devletin de dikkatini çeker. Oysa onun tek istediği hiç görmediği annesini bulmaktır. 

Mucize Çocuk ile Güney Kore'nin yakın tarihine yolculuk yapmaya hazır mısınız? Eğer cevabınız ''Evet!'' ise bu eşsiz eser sizi bekliyor.

İyi Evlat - Jeong You Jeong

Jeong You Jeong, 1966 yılında Hampyeong'da doğdu. 35 yaşındayken mesleğini bırakarak yazmaya odaklandı. İlk romanı, Güney Kore'nin prestijli Segye Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. İyi Evlat ise ABD'de çoksatar listelerine girmiştir. Romanlarından ikisi filme uyarlanmıştır.

İyi Evlat, Güney Kore'nin uluslararası alanda öne çıkan yazarlarından Jeong You Jeong'dan edebiyat ile gerilimi ustalıkla harmanlayan bir roman. 

Kan kokusu beni uyandırdı. Başımın üzerinde bir yerlerde bir şarkı çalıyordu. Neler olduğunu idrak etmem uzun sürmedi. Bu, gerçek değildi. Elbette bir rüyadan geriye kalan bir hayal de değildi.

Yirmi beşinci kattaki dairede, ağabeyi Hecin’in telefonuyla uyanan Yucin, önceki geceyi hatırlamaya çalıştı. Annesiyle ne konuşmuştu? Hecin ne zaman dönecekti? Burnuna gelen koku gerçek miydi? Yoksa yine çocukluğundan beri geçirdiği bildik nöbetlerden birinin habercisi miydi? Nefesleri kesecek bir roman. Kaçırılmamalı!

Cennetten Kaçan Çocuk - Jung Myung Lee

Jung Myung Lee, 1965 yılında Güney Kore'de doğdu. Kyungpook Ulusal Üniversitesi'nde Kore edebiyatı okuduktan sonra birkaç yıl dergi ve gazetelerde muhabir olarak çalışmıştır. Popüler bir tarihi kurgu yazarı olan Lee Jung-Myung'un kitapları milyonlarca satmıştır.

Ünlü yazar Jung Myung Lee Cennetten Kaçan Çocuk'ta okuyucuyu iyi ile kötü, gerçek ile yalan, esaret ile özgürlük arasındaki çizgiyi sorgulamaya davet ediyor...

Pyongyang'da yaşayan genç matematik dehası Gilmo'nun sakin hayatı, doktor babasının gizli bir Hıristiyan olduğunun öğrenilmesiyle altüst olur. Babasıyla birlikte acımasızlığın hüküm sürdüğü bir çalışma kampına gönderilen Gilmo burada neşeli Yonge ile tanışır. Yonge çalışma kampından kaçmayı başardığında, Gilmo da onu bulmak için kaçar. Dünyayı sayılar, formüller ve matematiksel teorilerle yorumlayan Gilmo, yeteneklerini Doğu Asya'nın yeraltı dünyasında gezinmek için kullanır. Maceraseverler için birebir bir roman. Kaçırmayın!

Peki sizler hangi romanının konusunu daha çok beğendiniz? Aralarında okuduğunuz romanlar var mı? Kore edebiyatı hakkında neler biliyorsunuz? Yorumlar bölümünden görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!

2 Temmuz 2022 Cumartesi

Bodrum Katı | Işıl Işık

Temmuz 02, 2022 24

Herkese yeniden merhaba! Temmuz ayının ilk kitabını sizlerle paylaşıyorum. Açıkçası uzun bir aradan sonra tekrardan kitaplara dönmek benim için ilk başta çok zor olacağını düşünmüştüm. Fakat hiç de öyle olmadı. Özellikle de kitaplarımı okuyup sizlerle paylaştığım zamanları hatırladıkça ne kadar özlediğimi de fark ettim. Öyleyse çok uzatmadan Temmuz ayının ilk kitabına geçelim.

Biliyorsunuz ki Işıl Işık'ın Tünelden Önceki Beyaz Ev'in ikinci hatta serinin üçüncü kitabının da var olduğunu duyurmuştu. Bu duyurunun ardından 22/02/2022 tarihinde serinin ikinci kitabını ''Son'a az kaldı...'' sözüyle sevenleriyle buluşturdu. O zamandan bu zamana okumak için can attığım bir ikinci kitap oldu. Açıkçası Tünelden Önceki Beyaz Ev'in gerilimiyle ikinci kitabının konusunu çok merak ediyordum. Olayların nasıl bağlanacağını, bağlanırsa ne şekilde olacağını dört gözle bekliyordum. Ve o beklentilerimi Bodrum Katı fazlasıyla karşıladı diyebilirim.

Kitabımız yukarıda da bahsettiğim gibi Bodrum Katı, Tünelden Önceki Beyaz Ev serisinin ikinci kitabı. İlk kitapta yaşanan olayların zamanı paralel olarak Bodrum Katı'nda da geçmekte. Yani ilk kitapta var olan olaylar paralel olarak Bodrum Katı'nda da yaşanıyor. Bu paralellik ile birlikte ilk kitapta yaşanan olaylar hakkında daha fazla bilgiye sahip oluyorsunuz. Bir nevi başka bir gözle bakıyorsunuz ilk kitaptaki olaylara. Açıkçası bu anlatım gerçekten olağanüstüydü benim için. Olayların paralelliği açısından tarafsız bir bakış açısı gelişiyorsunuz. Ve aynı zamanda yaşanan olayların nasıl farklı kişiler açısından yorumlandığını görebiliyorsunuz. Bu durum da en güvendiğiniz kişinin bilinmeyin sırlarını da açığa kavuştuğuna şahit olabiliyorsunuz.

Bodrum Katı, İstanbul Boğazı'nın kıyısında, boynunda altın bir kolye ile çarmıha gerilmiş şekilde duran bir kadın cesedinin bulunmasıyla başlıyor. Kısa sürede tüm ülke bu gizemli cinayeti konuşmaya başlıyor. Aradan geçen günlerde ise farklı yerlerde benzer cesetler bulunmaya devam ediyor. ''Çarmıha Gerilmiş Kadının'' boynundaki kolye ise kitabımızın başkahramanı Atlas'ın ikiz kardeşi Talya'nın kolyesinin birebir aynısıdır. Atlas, kardeşi ile cinayetler arasındaki ilişkiyi bulmaya çalışırken, hayatları babaları Enzel'in çeşitli sanrılar görmeye başlaması ve tuhaf davranışları nedeniyle altüst olmaya başlıyor. Atlas ve arkadaşları araştırmalarına devam ederken yolları tarihi gizemli Beyaz Ev ve evin yeni sahibi ile kesişiyor. İşte bu noktada ilk kitap Tünelden Önceki Beyaz Ev ile kesişiyor. Cinayetler, Beyaz Ev ve Enzel arasındaki bağlantıları çözmek ve olayların perde arkasını deşifre etmek ise hiç kolay olmuyor. Peki ürpertici gizemlerle dolu Tünelden Önceki Beyaz Ev'e başka bir gözle bakmaya hazır mısınız?

Kitaptaki bir beğendiğim yön ise karakter oldu. İlk kitapta karakter sayısı sinirli iken ikinci kitap yani Bodrum Katı'nda ise ilk kitaba göre daha fazla karakterle karşılaşıyoruz. Aynı zaman da birinci kitapta yaşanan olaylar Bodrum Katı'nda yaşanan olaylarla bağlantısını keşfettikçe gerilim ve aksiyon dur durak bilmiyor.

İlk kitap, ikinci kitap derken serinin son kitabı Işıl Işık Temmuz-Ağustos aylarında kitapseverle buluşacağını duyurdu. Açıkçası üçüncü yani serinin son kitabını çok merak ediyorum. Kitabının ismi ne olacağı, olaylar bu kitapta nasıl şekillenecek, üçüncü kitap Komiser Emris ve Atlas arasında nasıl yol izleyecek gibi birçok sorunun da cevabını bize serinin son kitabı verecek. Çıkar çıkmaz alıp bu güzel hikayeyi sizlerle paylaşmak için can atıyorum.

Peki siz bu seriyi okudunuz mu? Eğer okuduysanız nasıl buldunuz? Üçüncü kitapla ilgili teorileriniz var mı? Varsa bunların hepsini yorumlar bölümünden bizlerle paylaşmayı unutmayın!

Karanlıkta yalnız olduğum için değil; yalnız olmadığımı bildiğim için korkuyorum.


Sarıl bana, senin gibi kokana kadar bırakma. 


Risk yoksa hikaye de yoktur. 


İnsan oğlunun en büyük zaaflarından birisi ise kaygı ile korkuyu sürekli olarak karıştırmasıdır. Tıpkı hayal ile gerçeği karıştırması gibi... 


Bir korku filminin içinde gibiydi; kurbansa kendisiydi. 


Ahtapotun kolları gibi. Nereye el atsak bambaşka bir yere çıkıyor. 


Her şey o adamın yüzünden... Babamın... O bulaştırdı ilk kanı bana. O bulaştırdı ilk lekeyi ruhuma. O bulaştırdı sarı gözleri karanlıklarıma...


Attığı her adımın altından farklı bir sürpriz çıkıyor ve bir sonraki hamlesinin yönünü tamamen değiştiriyordu.