1 Ağustos 2018 Çarşamba

Hayatın Kıyısında | Jennifer Niven

Neden nefes alıyoruz? Neden bir ailemiz var? Neden sorunlarla mücadele ediyoruz? Kimin için yaşıyoruz? Neden bu dünyaya A kişisi olarak geldik? Neden yaşamak gibi bir amacımız var? Neden hayatlarımızda cevaplanamaz neden soruları var? Ölümle dans etmeyi seven Theodore Finch ve ölümle sarmalanmak isteyen Ulrtaviolet’in hikâyesiydi. Ablası Eleanor’u kendisinin de bulunduğu bir trafik kazasında kaybeden Violet, son bir yılını azap ve vicdan azabı çekerek geçiriyordu. Violet için nefes almak sanki bir azaptı. Kendisinin bir hayatı yaşamayı hakkı olmadığını kendince kabullenen Violet okulun Çan kulesine çıkarak intihar etmeyi düşünmüştür. Ama yalnız değildir. Çünkü Finch’ de aynı sebepten ötürü Çan kulesinde dikilmektedir. Atlamayı düşünürken ona engel olan şeyler oldu. Mesela hemen yanında okulun popüler ve örnek öğrencisinin de atlayacak olması gibi.


Finch, Violet ’in hayatını kurtarmasının yanı sıra onu kahraman ilan ederek kendi hayatını kurtardığını savundu. Ve böylece Violet’i okuldakilerin ağzına sakız etmedi. Lakin kendi yine ucubeye dönüşmüştü. Kimse Finch’i sevmezdi. Çünkü o sürüde ki aykırı olan insandı. Kafasına estiğini yapar kurallara uymazdı. Rahattı çoğu insana göre ama asıl olan en zordu onun hayatı. Ailesinin darmadağınıklığının yanında ki yaşanmış trajedik olaylar onu bu hale getirmişti. Ve şimdi ruhu ölmüş olan bu çocuk Violet’e âşık olmuştu. Violet'in ilgisini çekebilmek için her yolu deneyen Finch, amacını ortak oldukları proje sayesinde gerçekleştirebilecekti. Proje Indiana’da ki gezilecek ve önemli olan 3 yeri gezip, rapor çıkarmak olacaktı. Violet fazla gönülsüzdü yolun başında çünkü içinden bir ses Finch’in başına bela olacağını biliyordu. Ama zaten Finch belanın ta kendisiydi. Finch haritada yirmiden fazla yer işaretlemişti. Acaba hepsini Violet ile beraber tamamlayabilecek miydi?



Bugün için yaşar yarın için plan yaparız. Ama bir bakmışsınız dünde ölmüşsünüz. Violet kazadan sonra arabaya hiç binmemişti haliyle araba da sürmemişti. Eleanor ile kendisine ait olan online dergilerini kapatmak zorunda kalmıştı çünkü artık yazı yazamıyordu. Ama Finch gerçekten her şeyi değiştirdi ve Violet gerçek benliğini bularak daha da güçlü biri haline geldi. Zaten Hayatın Kıyısında kitabında Finch ve Violet’i tanıyorsunuz. İkisinin o gezilerinde ki anlarına tanıklık ediyorsunuz. Gittikleri her yere kendilerinden bir parça bırakıyorlar. Kendilerine ait olan bir eşya… İleride oraya gelen herhangi biri veya birileri o eşyaları bulup onların orada olduklarını bilsinler diye. Violet için tamamen sıkıcı olan Indiana bir anda eğlence merkezine dönüşmüştü. Eski tiki arkadaşları bırakmış ve depresyondan da kurtulmuştu. Eleanor’un geride bıraktığı boşluğu Finch ile doldurmuştu. Artık her şeyi Finch olmuştu. Ölümle yaşayan bir çocuktan yaşamayı öğrenmişti Violet. Mutluydu ve  huzurluydu. Ailesi her ne kadar Finch ile olan ilişkilerine karşı çıksa da Violet, Finch’den asla vazgeçmemişti. Ama Finch bırakıp gitmişti. Gitmeyi seçmişti. Daha yeni kendisine gelebilen Violet ise bu sefer paramparça olmuştu. Korkular suyun yüzeyinde çıkıyordu ve karakterlerin yanı sıra okuyucuları da boğuyordu.



Ölüm bazıları için kaçınılmaz bazıları için seçimdi. Finch’i anlamayanlar bir seçim olduğuna yorumlayabilirdi. Ama asıl olan kaçınılmadı. Bu Çan kulesinde dikildiği zaman mesajı vermişti. Sadece Violet araya girip bu işi ertelemişti. Yazar büyükbabasını da intihar yüzünden kaybetmişti. İntihar, gerçeklerden kaçanların kaçınılmazıydı. Korkak olanların. Finch fiziksel olarak cesur olabilir ama hayattan korkuyordu. 



Yazar ne olursa olsun korkmayın demek istemiş her satırda. Ölü olan insan bile mutlu ve âşık olabileceğini göstermiş. Her şeye rağmen de tozpembe bir son ile de bitirmemiş. Hayatın Kıyısında, duygularınızın allak bullak olacağı bir kitap... Ve emin olun ergen klişelerinden uzak tamamen gerçeklik payı hesaba katılarak yazılmış bir kitap.  Bu kitabı okuyan varsa yorumlarınızı eksik etmeyin. İyi Okumalar... :)


4 yorum:

  1. Kitabı orijinal dilinde okuma fırsatı bulmuştum çok güzeldi ama bir o kadar da ağır bir roman. Dil olarak değil konusu. Pegasus basarken aslında bence filmlerde olduğu gibi yaş sınırı etiketi koymalı. :) Küçük yaştaki kardeşlerimiz etkilenebilir beni bu kadar etkilediyse. :D Yazınız çok güzel olmuş bu arada :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Kesinlikle size katılıyorum :)

      Sil
  2. Okumayı dört gözle beklediğim kitaplardan.. Elinize sağlık. :)

    YanıtlaSil

Yorumun için çok teşekkür ederim.